YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Aydın Doğan’ı Bab-ı âli Patronu yapan tesadüfler!
Aydın Doğan’ı Bab-ı âli Patronu yapan tesadüfler!
Aydın Doğan’ı Bab-ı âli Patronu yapan tesadüfler!
27 Eylül 2008 / 12:27 Güncelleme: 27 Eylül 2008 / 00:00

Hürriyet'in satılması öncesinde iki farklı zamanda tesadüf yaşandı. Birisi Milliyet'in satışı öncesindeki tesadüfün aynısı idi. Diğeri en az o kadar şaşırtıcı.


Türkiye’nin medya devi olan Aydın Doğan’ın, Milliyet ve Hürriyet gazetelerinin sahip olduğuna ilişkin ayrıntılar, bir dizi tesadüfün yaşandığını ortaya koyuyor.


Bu tesadüflerden ilki Milliyet’in satışında yaşanmıştı. Babıali dışında hiçbir patronun gazete sahibi olmadığı dönemde, Ercüment Karacan’ın Milliyet’i satmak istemesiyle farklı talipler ortaya çıktı. Bunlar işadamı Kemal Derinkök ve Aydın Doğan idi.


Gazetenin güçlü Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi, Milliyet’in her iki işadamına da satılmasına karşı idi. İpekçi, “Babıali dışından birine satmasının” sakıncalarını anlatıyordu. Buna ilişkin görüşlerini yazı işlerindeki arkadaşlarına aktarıyordu.


Abdi İpekçi, 1 Şubat 1979’da bir suikast sonucu öldürüldü. Tartışmalar sürerken, Aydın Doğan, 8 Ekim 1979’da önce Milliyet’in yönetim kuruluna girdi, ardından gazetenin çoğunluk hissesini ele geçirdi.


Milliyet'in yeni sabihi Aydın Doğan, gazeteci yazar Uğur Mumcu'nun ortaya attığı iddialardan ve İpekçi'nin katili Mehmet Ali Ağca'nın ifadeleri üzerine yargılandı ve delil yetersizliğinden beraat etti.


ÖNCE İPEKÇİ ARDINDAN ÇETİN EMEÇ


Gazete satışı öncesi bir başka tesadüf daha yaşandı. Bu kez tesadüfün adresi Hürriyet, kurbanı ise Genel Yayın Yönetmeni Çetin Emeç idi. Hürriyet’in patronu Erol Simavi, dönemin Başbakanı Turgut Özal’a hitaben yayınladığı “açık mektup”la açık bir savaş başlattı, ardından gazeteyi satmayı gündemine getirdi.


Simavi’nin bu düşüncesinin karşısına yine bir genel yayın yönetmeni dikildi. Çetin Emeç, gazetesinin satılmasını istemiyordu. Simavi de “yorulduğunu” ve “sağlık sorunlarını” gerekçe göstererek yurt dışında sakin bir hayat sürme düşüncesinde idi.


Hürriyet’in Genel Yayın Yönetmeni Çetin Emeç 7 Mart 1990 tarihinde uğradığı bir saldırı sonucu öldürüldü.


Tesadüf bu kez Hürriyet’in kurucusu Sedat Simavi’nin 38. ölüm yıldönümünde 11 Aralık 1991’de yaşandı. Simavi’nin Kanlıca’daki mezarı başında bir anma töreni düzenlenecekti. Gazetenin Başkan Yardımcısı Vahit Alpata, gazete yöneticisi ve çalışanlarından Hami Alkaner, Oktay Ekşi, Orhan Birgit, Hasan Yılmazer, Semai Şatıroğlu, Suat Yatmaz’ın da aralarında buluduğu ekip anma yerine önceden gitmişti.


Gazetenin mensupları Yaşar Eroğlu, Ertuğrul Özkök, Rıdvan Yelekçi, Şadan Yolaşan’ı taşıyan araç ise yağan karın oluşturduğu zeminde kayıyor ve yoldan çıkıyordu. Araçlarında yaşanan sorundan dolayı ikinci ekip başlama saatinde tören yerinde hazır olamadı.


İkinci ekip mezara yaklaşırken birden büyük bir patlama yaşandı. Kanlıca Camii’nin eski imamı İsmail Hakkı Dalkavuk’un mezarına konulan bomba büyük bir gürültü ile infilak etti. Patlama, saat 10.01’de yaşandı. Bu sırada Simavi’nin mezarı başında bulunanlar etrafa savruldu. Gazetenin Başkan yardımcısı Vahit Alpata ve eski muhabir Hami Alkaner, savrulan taşların isabet etmesi sonucu başlarından yaralandı. Mezarda, bir metrelik bir çukur oluştu.


İkinci grubun mezar başına gelmesi ile tören gecikmeli olarak yapıldı.


BABA KOÇ, HÜRRİYET’İ ALMAYA KARŞI ÇIKTI


Bu yaşananlardan sonra Erol Simavi, kesin kararını verdi. Hürriyet artık alıcısını bekliyordu. Hürriyet gibi gazeteyi almak için o dönemde birçok işadamının adı geçti. Önce Koç ve Sabancı gruplarının adı geçti. Rahmi Koç, almadan yana bir politika izliyordu. Baba Vehbi Koç’un net karşı koyuşu sayesinde Koç Grubu yarıştan çekildi.


Bu iki grup da gazete almayı düşünmediğini kamuoyuna açıkladı. Sonunda Hürriyet 28 Haziran 1994’te yeni sahibini buldu. (Haber 7)



AYDIN DOĞAN NASIL GAZETECİ OLDU...


TOFAŞ ve AYGAZ bayisiydi. Abdi İpekçi cinayetinden sonra Milliyet'i satın aldı.


Bugün Türkiye'nin en büyük medya devi olan Aydın Doğan, işadamları Babıali'ye prensip olarak giremezken çok istediği Milliyet'i nasıl satın aldı? İşte çarpıcı bilgilerin ışığında, Apdi İpekçi cinayeti dosyasına kadar giren gazete satışı ve Aydın Doğan'ın medyadaki yükselişi...


1979 yılında kadar Türk basınında Babıali dışında medya patronu yoktu. Patronluk babadan oğla geçer, dışarıdan kimsenin gazete patronu olmasına izin verilmezdi. Gazeteler de patronları ile değil yayın çizgileriyle anılırdı. Bu çizgiyi belirleyenlerse genel yayın yönetmenleriydi. Milliyet Gazetesi’nde bu isim Abdi İpekçi’ydi. Milliyet’in patronu Ercüment Karacan rahatlığı sebebiyle gazeteyi satmak istiyordu fakat Genel yayın Yönetmeni İpekçi buna karşı çıkıyordu. İpekçi’ye büyük güveni olan karacan Milliyet’i satmadı ancak idareden elini eteğini çekti. Ta ki, 1979 yılında o korkunç cinayet gerçekleşene kadar. Abdi İpekçi düzenlenen bir suikast sonucu öldürüldü. İşte bu süreden sonra Babıali’de dengeleri alt üst ederek, gelenekleri yok sayacak bir olay gerçekleşti. İpekçi’ni ölümünden kısa bir süre Milliyet en büyük talibi olan Aydın Doğan’a satıldı. “Buzdolabı fabrikası da kurabilirdim. Ancak bu iş bana statü kazandırdı” diyen Aydın Doğan, TOFAŞ ve AYGAZ bayisi iken bir anda medya patronluğuna yükseldi.


Mehmet Ali Ağca Roma’da verdiği ifadede: "Kemal Deringök’ün Milliyet Gazetesi’ni satın almak istediğini biliyordum. Bir başka şahıs daha yani gazetenin şimdi sahibi Aydın Doğan da o zamanlara gazeteyi satın almak istiyordu. İpekçi, gazetenin her ikisine de satılmasına şiddetle karşıydı.” dedi...
Katil Ağca, Aydın Doğan'ın adını verdi!


Abdi İpekçi cinayeti yıllarca konuşuldu. Türk basının önemli kalemleri meslektaşlarının ölümün arkasında siyasi bir olayın değil, ticari sır olduğunu öne sürüyorlardı. Bu isimlerin başın da, tıpkı İpekçi gibi suikaste kurban giden Uğur Mumcu geliyordu. Mumcu iki yazısında, cinayet dosyasındaki ifadelere dayanarak bu konuya dikkat çekti ve İpekçi’nin Milliyet’in satışına engel olduğu için öldürülmüş olabileceğini yazdı… Uğur Mumcu, İpekçi’yi öldüren Mehmet Ali Ağca’nın ifadesine, “Papa Mafya Ağca” kitabında yer verdi.


Mehmet Ali Ağca, İstanbul Sıkı Yönetim Komutanlığı Müşaviri Hava Yargıç Önder Ayhan ve Tunç Okan’a 17 Haziran 1983 günü Roma’da verdiği ifadede şöyle diyordu: Kemal Deringök’ün Milliyet Gazetesi’ni satın almak istediğini biliyordum. Bir başka şahıs daha yani gazetenin şimdi sahibi Aydın Doğan da o zamanlara gazeteyi satın almak istiyordu. İpekçi, gazetenin her ikisine de satılmasına şiddetle karşıydı.”


Uğur Mumcu ve Aydın Doğan mahkemede karşı karşıya…


Uğru Mumcu’nun yazılarını ihbar kabul eden Sıkı Yönetim Komutanlığı 1983 yılında dosyayı yeniden açtı. Mahkemeyi çağrılan en önemli isim, adı Ağca’nın ifadesinde işaret ettiği Aydın Doğan oldu. Uğru Mumcu’nun da ifade verdiği mahkeme sonunda Aydın Doğan delil yetersizliğinden suçsuz bulundu.


Yine cinayet yine bir satış...


Bu davadan delil yetersizliğinden dolayı aklanan Milliyet’in patronu Aydın Doğan daha sonra gözünü Simavi ailesinin, 'babadan oğlu geçen yönetimle' idare ettiği Hürriyet’te dikti. Acı tesadüfler bu satışta da Aydın Doğan’ın yakasını bırakmadı. Türk basının saygın gazetecilerinde Çetin Emeç, Genel Yayın Yönetmeni olduğu Hürriyet’in satılmasına şiddetle karşı çıkıyordu. Milliyet’in satışındaki sır perdesi burada da iniyordu. Aydın Doğan, Hürriyet’e de Çetin Emeç’in 1990 yılında bir suikaste kurban gittikten 4 sene sonra sahip olabildi…(Haber 7)


İşte Doğan'ın 60 MİLYON dolarlık kağıt vurgunu!
 

MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler