18 Ekim 2017 Çarşamba
  • Altın151,481
  • BIST106.991
  • Dolar3,6762
  • Euro4,3196
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,8356
  • İstanbul17 °C
  • Ankara1 °C
  • İzmir10 °C
  • Konya6 °C
  • Adana13 °C
  • Antalya15 °C
  • Diyarbakır11 °C
  • Bursa11 °C
  • Kayseri1 °C
  • Kocaeli4 °C
  • Şanlıurfa13 °C
  • Gaziantep11 °C
  • İçel18 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
AK Parti'ye yeni bir kapatma davası mı açılıyor?
'İrtica ile mücadele eylem planı'nın arkasında ne var?
AK Parti'ye yeni bir kapatma davası mı açılıyor?
23 Haziran 2009 / 18:37 Güncelleme: 00 0000 / 00:00

Türkiye gündemine bomba gibi düşen 'İrtica ile mücadele eylem planı' nın arkasında AK Parti'ye karşı yeni bir kapatma davası açılması mı var?


Taraf Gazetesi'nden Yasemin Çongar yazdı


Yeni bir kapatma davası mı hazırlanıyor


Avrupalılar diyormuş ki, “En vahim seçenek, AKP ve Fethullah Gülen’i bitirme belgesinin Türk Silahlı Kuvvetleri içinde, komuta kademesindeki generallerin bilgisi dahilinde hazırlandığının ortaya çıkması olur.”
Zira “böyle bir durumda müzakere süreci olumsuz etkilenir”miş.


Radikal’den Murat Yetkin adını vermediği bir Avrupa Birliği diplomatının görüşlerini böyle aktarmıştı geçenlerde.


Dün Yeni Şafak’taki “Taha Kıvanç” imzalı köşede ise galiba, bu adsız diplomatın Yetkin üzerinden verdiği mesaj kadar, Yetkin’in meramını da özetleme amacıyla yazılmış şu cümleyi okudum:


“AB sürecinin olumsuz etkilenmesini istemiyorsanız bu işi dallandırıp budaklandırmayın, hele en tepeyi suçlayacak hale asla getirmeyin.”


Ve Taha Kıvanç bu mesaja haklı olarak isyan ediyordu:


“AB diplomatının aklından zoru mu var? Türkiye yanlış iş yapanlarla hesaplaşırsa AB üyesi olabilecek demokratik olgunluğa erişmiş sayılmaz mı?”


***


Endişelenmeyin; Avrupalı diplomatların akıllarından zoru yok.


Taraf’ın başarılı diplomasi muhabiri


Ezgi Akın’ın, Avrupa Birliği dönem başkanlığını üstlenmeye hazırlanan İsveç’in Ankara Büyükelçisi ile yaptığı söyleşiyi okuyun, göreceksiniz.


Büyükelçi Christer Asp’ın mesajı gayet açık:


“Türkiye, modern bir demokrasiye sahip olmak için çok çaba harcıyor. Bu dönüşümün tek aktörü de seçilmiş hükümettir. Sivil toplum, askere değil, demokratik olarak seçilmiş hükümete ve parlamentoya bağlıdır. Toplumun nasıl yönetileceğine seçilmiş hükümet karar verir. Bu kadar basit... Uzmanların İrticayla Mücadele Eylem Planı konusundaki kararına göre, seçilmiş hükümet konunun ne kadar önemli olduğunu ve nasıl bir yol izleyeceğini belirler.”


Bu kadar basit...


AKP’ye ve Gülen cemaatine karşı plan, ordu içinde emir komuta zinciri dahilinde mi hazırlandı yoksa bu iş bir cuntanın marifeti de Genelkurmay Başkanı kendi karargâhı içinde olup bitenden bihaber mi?


Planla ilgili sivil soruşturmanın önü kesilmezse, bu sorular er geç yanıtlanacak.


Ya da bu plan Ergenekon çetesinin mi işi? Emniyet içi bir komplonun mu ürünü?


Bu soruların kesin cevapları da yine sivil yargı yoluyla ortaya çıkar.


Sanayi Bakanı Nihat Ergün’ün geçenlerde söylediği gibi “hukuk ve teknoloji” ve tabii, Başbakan Erdoğan’ın dün dediği gibi Türkiye’nin “demokratik kararlılığı” galebe çalarsa, endişeye mahal yok.


Konunun üzerine teknoloji, hukuk ve demokratik kararlılıkla gidildiği taktirde, bu planın arkasındaki güç de deşifre olacaktır.


Ve bu, Murat Yetkin’in yazısındaki iddianın aksine Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerini zayıflatmaz, güçlendirir.


Zira Türkiye’nin sivilleşme mücadelesini yakından takip eden her Batılı diplomat, darbe planlarının, andıçların, muhtıraların, kara propaganda belgelerinin Türkiye’nin “uzak geçmişi”nde kalmadığını gayet iyi biliyor.


Batılılar, bu karanlık girişimlerin tekrarlanabilmesinin, seçilmişlerin bu girişimler karşısında susup sinmesi, işlenen suçun üzerine gitmemesi ve sorumlularını cezalandırmaması nedeniyle mümkün olduğunun farkındalar.


Bunun içindir ki, on altı ay aradan sonra dün Başbakan Erdoğan’la topluca buluşma fırsatı bulan Avrupa büyükelçileri, AKP hükümetinin söz konusu planla ilgili suç duyurusunu “Türkiye’nin demokratik olgunlaşması” adına olumlu karşıladılar.


Bunun içindir ki, aynı diplomatlar Erdoğan’ın kendilerine hitaben, “Partimize ve hükümetimize yönelik bu tür girişimler, bizi demokratikleşme ve reformlar konusunda daha fazla teşvik ediyor” demesinden memnun oldular.


***


Bizler kadar, Batılı diplomatlar da farkı fark ediyor.


Başbakan Erdoğan’ın gündemdeki meşum belge konusunda baştan itibaren çok kararlı davrandığı gözden kaçmıyor.


Erdoğan’ın, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ’dan ve Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarı Taner’den bilgi aldıktan sonra, “Devletin istihbaratı elde etmiştir” diyerek belgenin üstüne gittiğini ve gerçeği ortaya çıkarma konusunda sorumluluk altına girdiğini, Türkiye’yi yakından izleyen her göz görüyor.


Ve AKP cenahında fark edilen bu ciddiyet, siyasi kulislere hâkim söylentiyle birleşince ortaya büsbütün hassas bir tablo çıkıyor.


AKP’li Dengir Mir Fırat’la, hafta sonunda ATV’deki Siyaset Kazanı programı vesilesiyle yaptığımız sohbet, bu tablonun arka planında “AKP aleyhine yeni bir kapatma davası” olduğunu düşündürdü bana.


AKP çevreleriyle konuşunca, Emniyet’in Ergenekon operasyonu sırasında ele geçirdiği ve Taraf’ın kamuoyuna yansıttığı belgenin, “hükümete karşı daha geniş bir planın parçası” olduğu izlenimini de edindim.


Yayımladığımız belgenin, kapsamlı bir “darbe” çalışmasının eki olduğu söylentisini birçok kişi gibi ben de işittim.


“İrticayla Mücadele Eylem Planı’nın daha da vahim bir şemsiyesinin, bir kapağının bulunduğu ve er geç ortaya çıkacağı” fısıltısını ben de duydum.


Ve bu fısıltı, Dengir Mir Fırat’ın ima ettiği “ikinci yargı darbesi” beklentisiyle birleşince, Erdoğan’ın, İrticayla Mücadele Eylem Planı konusundaki kararlılığını daha iyi anladım.


Dün Avrupa Birliği büyükelçilerine yaptığı konuşmayı dinlerken, bana öyle geldi ki Başbakan da bir “darbeyi bitirme planı” yapıyor ve kurtuluşu reformlarda görüyor.


Eğer bu izlenimim doğruysa, vahim belgelere ve daha da vahim fısıltılara rağmen diyebilirim ki endişeye mahal yok.

MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler