YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Ak Parti kendini feshetmeli"
"Ak Parti kendini feshetmeli"
"Ak Parti kendini feshetmeli"
27 Mart 2008 / 12:45 Güncelleme: 27 Mart 2008 / 00:00

Ak Parti’ye karşı açılan kapatma davası, iddianamenin dayandığı gerekçeler, parti kapatmaya karşı neler yapılması gerektiği, Ergenekon konuları Ankara Ak Parti Milletvekili Haluk Özdalga, Prof. Dr. Yavuz Atar ve Doç. Dr. Mustafa Şentop’un katıldığı Görüş Farkı’nda değerlendirildi.


Yapımcılığını ve sunuculuğunu tecrübeli gazeteci Ömer Şahin’in yaptığı programda katılımcılar şu çarpıcı tespitlerde bulundular.


“KAPATMA GEREKÇELERİ ASLINDA DEMOKRASİNİN GEREKLİLİKLERİDİR”




· İddianamenin gerekçeleri ne kadar gerçekçi?


Yavuz Atar: Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın Ak Parti aleyhine hazırladığı iddianamede parti kapatmaya gerekçe olarak gösterdiği kanıtlar aslında liberal bir demokratik yönetimde insan hakları adına her demokratın yapması gereken söylem ve eylemlerdir. İddianame, milletvekillerinin bir kısmı sırf mecliste kullandıkları oydan dolayı siyaseten yasaklı olmaları isteniyor. Bu durum milletvekillerinin dokunulmazlıklarını sağlayan 83. maddeye aykırıdır. Hiçbir milletvekili mecliste kullandığı oy ve dile getirdiği fikirlerden dolayı suçlanamaz.




· “Laiklik karşıtı odak olmak” ne demek?


Atar: Bir siyasi partinin laiklik karşıtı odak olabilmesi için çok sayıda üyesinin laiklik karşıtı eylemde olması ve bu hallerinin yöneticileri tarafından onaylanması gerekiyor.


“SEÇİLMİŞLER İLE SEÇKİNLER ARASINDA MÜCADELE VAR”




· Partiler kapatılmalı mı?


Atar: Batı’da sadece şiddeti, terörü ve ırkçılığı benimseyen partiler kapatılıyor. Parti kapatılmalar bu gerekçelerle sınırlandırılmalıdır. Türkiye de Batı tipi demokrasi normlarını baz almalı.


Haluk Özdalga: Türkiye’yi kim yönetecek kavgası var. Milletin seçtiği temsilcileri mi yoksa kendini devletin esas sahibi olarak gören jakoben seçkinler mi? Bu seçkinlerin son çırpınışları olacak. Batı’da son 50 yılda 4 parti kapatıldı. İspanya’da üyeleri terör örgütü mensubu olduğu için kapatılan Batusana Partisi bunların sonuncusudur. Türkiye’de ise kapatılan siyasi parti sayısı 40’a ulaştı.


Mustafa Şentop: 27 Mayıs 1960 darbesinden bu yana Türkiye’de seçilmiş iktidarı kontrol etmek üzere oluşturulmuş yargıçlar iktidarı var. Yüksek yargı organları yürütme ve yasamanın bazı yetkilerini ele geçirmek istiyorlar. Parti kapatma davası da bu yolda atılmış bir adımdır. Kısa süre önce yüzde 47 oy alarak iktidara gelmiş bir partiyi kapatmak istemek, hakimiyetin kaynağını tartışmalı hale getirmek anlamına geliyor. Siyasi partiler sadece “terör” suçundan kapatılmalı.




· Yüzde 47 oy alan Ak Parti iktidarı çoğunluk diktatörlüğünü mü kullanıyor?


Özdalga: Demokrasi çoğunluğun yönetimi, azınlığın ise haklarının korunması sistemidir. Ak Parti iktidarlığı süresince hiçbir azınlığın hakkını yememiştir. Varsa bunun aksini iddia edenler delilleriyle göstersinler.




· Kapatma davası Anayasa Mahkemesi’nce kabul edilir mi?


Atar: Siyaset ve partiler üstü bir statüde olan Cumhurbaşkanı’nın adının siyasi yasaklılar arasında geçmesi tek başına Anayasa Mahkemesi’nin bu davayı reddetmesi için yeterli bir gerekçedir.


“PARTİ KAPATMA DAVASI YASAMAYA ENGEL DEĞİLDİR”




· Parti kapatma davasının muhatabı olan Ak Parti Milletvekilleri yasama görevine devam edebilirler mi?


Atar: Yasamayı siyasi partiler değil, TBMM ve Cumhurbaşkanı yapar. Kapatılmak istenen meclis değil, bir siyasi partidir. Meclis yasama görevine devam eder. Oy vermek için herhangi bir partinin mensubu olma zorunluluğu yoktur. Partileri kapatılsa dahi Ak Parti milletvekilleri yasama görevlerine devam edebilirler.




· Hazırlayanlar içinde sizin de bulunduğunuz Anayasa taslağında parti kapatmaya dair yeni düzenlemeler var mı?


Atar: Parti kapatmayı zorlaştırdık. Parti kapatılmadan önce ihtar şartı getirdik. Böylece siyasi partiler kapatma gerekçesi olabilecek yanlışlıkları düzeltme imkânı bulmuş olacaklar. Odak olma için de süreklilik, yoğunluk ve ciddi tehditlerin bulunması şartı getirdik. İstediğiniz kadar kanun ve yasa düzenlemeleri yapın, bunları objektif yorumlayacak yüksek yargıçlar olmadıkça hukuki açıdan sağlıklı işleyen bir sisteme sahip olmayız.




· Ne yapmalı?


Şentop: Davanın siyasi yönü ağır basıyor. Siyasi bir hesaplaşma var. Bu sebeple Ak Parti iddianamedeki iddialara tek tek cevap vermemeli. Teknik hukuki savunma haricinde birşey yapmamalı. Anayasa değişikliği diğer partilerle uzlaşılarak yapılmalı. Referanduma gidilmesi taraftarıyım. Halkın vereceği karar demokrasimize taze kan getirecektir.


“AK PARTİ KENDİNİ FESHETMELİ”




· Ak Parti’yi kurtaracak bir formül var mı?


Atar: Parti kapatılma davasından dolayı ülke siyasal ve ekonomik olarak ciddi bir krizin eşiğinde. Bu krizi aşmanın bir yolu var. Siyasi Partiler Kanunun 108. maddesinde, “Bir siyasi partinin kapatılması için dava açıldıktan sonra o partinin yetkili organı tarafından verilen kapanma kararı (fesih kararı), Anayasa Mahkemesinde açılmış bulunan kapatma davasının yürütülmesine ve kapatma kararı verilmesi halinde doğacak hukuki sonuçlara hükmedilmesine engel değildir” kararı gereğince bir parti kendini feshederse açılmış olan davanın görülmesi ve sonuçlarından etkilenmesinin önüne geçmiş olur. Ak Parti kendini feshetse bile bu hüküm nedeniyle üyeler yasaklı olmaktan kurtulamıyor. Bu okuduğum SPK Madde 108’in Anayasa’da dayanağı yok. Dolaysıyla bu bir kanun hükmüdür ve bunun bir günde meclis tarafından kaldırılması mümkündür. Ülkeyi belirsizlikten kurtaralım diyerek Ak Parti şöyle bir fedakârlık yapabilir; 108. madde ilga edilip, ardından da kendini feshedip yeni bir parti kurumasıdır. Böylece Anayasa Mahkemesi’ndeki dava düşer. Bundan sonra yapılacak ilk iş Sivil Anayasa’nın hayata geçirilmesi olmalıdır. Hükümete yöneltebileceğimiz tek eleştiri Sivil Anayasa’yı hazırlamada geç kalmalarıdır. Kapatma davası ile endişeler ortadan kalktıktan sonra hemen hazırlanmış olan bu Sivil Anayasa taslağı ele alınmalı ve bu yeni Anayasa’nın özü de “yargının yeniden yapılandırılması” olmalıdır. Mevcut Anayasa’ya göre bile kapatma davası açılmaması lazım. Ama açılıyor. Bunun önünü almak için Yargıçlar hükümetini engelleyecek mekanizmalar kurulmalı. Yargının eksik olan demokratik meşruiyeti sağlanmalıdır.


“SEÇİLMİŞLER YARGI ORGANLARININ OLUŞUMUNDA YETKİ SAHİBİ OLMALI”




· Bu nasıl olur?


Atar: Yasama ve yürütme, yetkisini halktan alıyor. Ama yargı almıyor. Batı demokrasilerinde yüksek yargısal kurulların oluşumunda seçilmiş organların yetkisi var. Türkiye’de de buna benzer bir düzenleme yapılmadığı sürece parti kapatma davaları, Anayasa değişikliğinin esas bakımından iptali gibi sorunları yaşamaya devam ederiz.


“BAYKAL ÇETELERİ SİYASETİN ARACI OLARAK KULLANIYOR”




· Ergenekon davasına hükümet müdahale ediyor mu?


Özdağ: Mesele Ak Parti meselesi değil, demokratik rejim meselesidir. Çeteler bir taraftan devleti kurtaracağım derken diğer taraftan cinayetler, komplolar ile demokrasiyi sabote ediyorlar. Sosyal demokrat olma iddiasında olan Baykal’ın çeteleri savunması beni şaşırtıyor. Demokrasi tarihimiz açısından ileride kara bir leke olarak hatırlanacaktır. Çeteler siyaset yapmanın aracı olarak görülmemeli. Baykal’ın gözünü iktidar hırsı bürümüş.


 

MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler