YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"AK Parti ders çıkarmalı"
Taha Akyol: AK Parti iktidarının hatalarından ders alması lazım
"AK Parti ders çıkarmalı"
25 Şubat 2010 / 17:46 Güncelleme: 25 Şubat 2010 / 17:52

Gazeteci-Yazar Taha Akyol, AK Parti iktidarının Demokrat Parti'nin (DP) geçmişte yaptığı hatalarından ders çıkarması gerektiğini söyledi.
 

O dönem oy sahibi olması halinde oyunun muhakkak DP'nin olacağını belirten Akyol, "O ayrı bir olay ama DP'nin de hatalarını mutlaka belirtmek gerekir. DP bürokrasiyle, sırf halka dayanmayı yeterli görmüş, bürokrasiyle ilişkilerinde çok ciddi hatalar yapmıştır. O da Hakimler Savcılar Kanunu'nun aksine seçilmişlerin otoriterliğini takviye edecek şekilde müdahalelerde bulunmuştur. Ama ana çizgiye baktığımızda Cumhuriyet eğitimi, Cumhuriyetin kadrolaştırdığı bir yargı ama bu Cumhuriyet, bugünkü anladığımız demokratik Cumhuriyet değil, jakoben, otoriter bir Cumhuriyet. Beri tarafta da seçilmiş iktidarın çatışması, DP döneminde." dedi.
 

Stratejik Düşünce Enstitüsü tarafından düzenlenen "Demokratikleşme Sürecinde Hukukun Üstünlüğü ve Yargı" konulu konferansın açılış oturumunda konuşan Akyol, demokrasinin tabiatında çekişmeli bir rejim olduğunu ve önemli olanın aracın içindekilerin aracı devirmemesi olduğunu ifade etti.

Akyol, Türkiye'nin 1923'ten itibaren yaşadığı yeni bir Cumhuriyetçi toplum, Cumhuriyetçi ulus inşa etme probleminin oluşturduğu hukuk sisteminden, evrensel liberal demokratik hukuk düzenine geçişin sancılarını yaşadığını kaydetti.
 Bir kısmının bunu Cumhuriyet'in yıkılması olarak gördüğüne işaret eden Akyol, çünkü onların eğitimini aldığı Cumhuriyet'in daha çok tek sesliliğe, daha çok cahil halkın vesayet altında bulundurulmasına dayandığını vurguladı.
 

1930'ların üniversitesinde tek üniversite olduğunu anlatan Akyol, "O üniversitede de profesör neredeyse parmakla sayılacak kadar az. 120 profesörü bunlar 'inkılapçı değil' diye tasfiye etmiş. Bunlar içerisinde de Almanya'da kürsü sahibi olan, kanser profesörleri, uzmanları var. Bunlar inkılapçı olmamaları, gerici olmaları anlamında değil. Adam kendisini kansere, fizik, kimya, hukuka, tarihe vermiş. Onun dışında bir şeyle ilgilenmiyor, hakiki bilim adamı. Sen Halk Fırkası'na gelmiyorsun diye yapılan bir tasfiye.
 

O dönem Türk ocakları, Mason locaları kapatılıyor. Bunların hepsi birisi iyi birisi kötü anlamında değil, hangi esprinin bu kararları aldığı açısından bakmak lazım. O dönemde ta Osmanlı'dan beri devam eden liberal eğilimli bağımsız kadın dernekleri de kapatılıyor. En önemlisi budur, kadına hak hürriyet veriyorsun ama bir taraftan da kadın derneklerini kapatıyorsun. 1930'lardaki Yargıtay Kanunu, bu anlayış 1950'lerde DP ile çatıştı. DP'nin silah zoruyla devrilmesine, 27 Mayıs darbesinin meşruiyetine fetva veren profesörler, daha ayıbı geçmişe dönük ceza kanunları çıkarılır diye fetva veren ceza hukuku profesörleri ve hukuk fakültesi dekanları böyle bir silsilenin devamı. 27 Mayıs'ın yaptığı ikinci tasfiye." diye konuştu.
 

YARGI BAĞIMSIZ DİYOR TARAFSIZ DENİNCE SUSUYOR
Mutlak anlamda bağımsız, ancak tarafsızlığa gelince suskun kalan bir yargı sisteminin olduğunu vurgulayan Akyol, şöyle devam etti;
 

"1950-2006 arasında Yargıtay başkanları adli yıl açılış konuşmalarında tam 439 defa yargı bağımsızlığını vurgulamışlar. Tarafsızlığa gelince; tarafsız ve yansız yargı kavramı kullanımı ise 138. Bunun 49 tanesi tek başına Sami Selçuk'a ait. Sami Selçuk'u kaldırırsanız bizim yargı başkanları 1950-2006 arasında adli yıl açılış konuşmalarında 439 defa yargı bağımsızlığı demişler, sadece 84 defa yargının tarafsızlığı kavramını kullanmak akıllarına gelmiş."
 

 Milliyet gazetesinin 1997-1999 yılları arasındaki yayınlarını incelediğini dile getiren Akyol, yargıdan bahsedilirken tarafsız ve bağımsızlık kavramından yargının bağımsızlığı vurgusunun yüzde 98 nisbetinde olduğunu, sadece yüzde 2 yargıdan bahsedildiğinde yargının tarafsızlığı kavramının kullanıldığını söyledi.
 Bu dönemin 28 Şubat'a denk geldiğine dikkat çeken Akyol, 2007-2009 yıllarına bakıldığında ise büyük bir oransal değişim görüldüğünü kaydetti.
 

 Akyol, "Yargıyı tarafsızlaştıracak reform, tek sesli kurumlar, tek fikirli kurumlar tarafsız olamaz. Tarafsızlığın yolu, çok sesliliği, çok fikirliliği kurumlar içinde sağlamaktır. Bu AK Parti'nin sesi olan bir yargı da demek değildir. Bu Cumhuriyet geleneğinin sesi olan bir yargı da demek değildir." şeklinde konuştu.
 

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin öngördüğü, Avrupa belgelerinin öngördüğü yargı reformunun yapılması gerektiğini vurgulayan Akyol, karmaşık konularda evrimci yaklaşmak gerektiğini tersinden devrimci yaklaşmanın yanlış olacağını belirtti.
 

Akyol, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül gibi kendisinin de bu parlamentonun yeni anayasa yapma şansını kaçırdığını düşündüğünü; ama önümüzdeki dönem Meclis'in yeni anayasa yapacağını iddia etti. CHA

HÜKÜMET HANGİ (OLAN) FIRSATI KAÇIRDI SÖYLERMİSİNİZ ?
 // BATUHAN
AKP.Hangi kanunu değiştirse Baykal anayasa mahkemesine iptal ettirdi.AKP.vekil sayısı 337,önünde 367 engeli var.411 le çıkan yasa bile iptal edildi.Milletin iyiliğini isteyen muhalefet yok,yardımcı olmuyor,yasa nasıl çıkacak ? Anayasanın 67,68,69 unda değişmesi lazım duruyor.Yandaş yargıç devleti anayasanın değişmesini istemiyor iptal ediyor.Hangi olan fırsat kaçtı ? Referandum kaçmadı.Bu değilde niçin gelecek meclis farkeden ne olacak kalıp,şablon aynı ?...
10 Mart 2010 15:15
T.C.D.ini yaralıyabilecek kuvvet batıdır.
 // ibrahim çelikoğlu
Zarar bize yanlız batıdan gelir.Tekneloji üstünlük,etrafımızdaki haçlı
kalkanı,yetmiyor birde İsrail tehlike saçıyor.Bu kesim bizim hayırımızı istemiyor.En başarılı oldukları "insan psikolojisi"ni çok iyi bilmeleri ve devletleri içten yıkma becerileridir.Bize göre Türk'lerin kurtuluşu AB ine girmektir.Gireceksek onların hukuklarını örnek almamız gerek.
Giremezsek; Ankara müdessebatına yamamak,AB hukuk'u bizleri kurtarmak için yetecektir....
25 Şubat 2010 20:43
MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler