YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
27 Nisan ve 5 Mart bildirileri demokrasiye müdahal
27 Nisan ve 5 Mart bildirileri demokrasiye müdahal
27 Nisan ve 5 Mart bildirileri demokrasiye müdahal
06 Mart 2008 / 12:26 Güncelleme: 06 Mart 2008 / 00:00

Kanal A Televizyonu’nda dün yayınlanan Görüş Farkı programında Genel Kurmay Başkanlığı’nın sınır ötesi harekatı eleştiren CHP ve MHP’yi ‘hainlerden daha tehlikeli’ bulan bildirisi ve yankıları değerlendirildi.
Programa Çankaya Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ramazan Gözen, Gazi Üniversitesi’nden Doç. Dr. Erdinç Yazıcı ve Doç. Dr. Vedat Bilgin katıldı.

 


Tecrübeli gazeteci Ömer Şahin’in yönettiği programda konuklar birbirinden çarpıcı şu değerlendirmelerde bulundular.


 

 

 

  

ABD İSTİKRARI BOZACAK MÜDAHALELERE KARŞI

·      Sınır Ötesi Harekat ABD baskısıyla mı sonlandırıldı?


Ramazan Gözen: Türkiye ile ABD arasında 5 Kasım’da başlayan işbirliğiyle Amerika, PKK’nın terör örgütü olduğunu yinelemiş ve PKK’ya dönük mücadelede Türk ordusuyla her türlü istihbarat paylaşımında bulunacağını taahüt etmişti. Operasyonun başlama ve bitiş tarihleri üzerinde TSK ve Amerikan askeri yetkileleri daha önceden anlaşmışlardı. Ama operasyon sürecinde Türk kamuoyunda PKK unsurların tamamının Kuzey Irak’tan temizlenmesine dönük beklentisi ve terör saldırılarını kontrol altına almayı sağlayacak bir tampon bölge isteği ABD’yi telaşlandırdı. Sınırlı bir operasyonu kabul eden ABD, geniş kapsamlı bir harekata ise karşı çıktı. Zira bu çapta bir operasyonun Irak’ın istikrarını sağlayacak en büyük imkan olan Kuzey Irak’taki dengeleri bozmasından korkuldu. Bunun üzerine ABD Başkanı Bush, Türk ordusunun bir an önce Irak’tan çekilmesini istedi.


PSİKOLOJİK BASKIYI AŞMAK İÇİN HAREKAT YAPILDI


·      Operasyon amacına ulaştı mı?


Gözen: Öncelikle amacın ne olduğu kesin değil. Amaç PKK’yı etkisiz hale getirmek ise 300 PKK’lının öldürülmesi bunu sağlamaya yetmedi. Aslında bu operasyonun arkasındaki gerçek şu: 2002 yılından bu yana sınır ötesi harekat yapılmayan bir Türkiye’de terör saldırıları artarak birçok askerimizin şehit olmasına sebep oldu. Özellikle Dağlıca baskınıyla terör örgütüne olan öfke kamuoyunda arttı. Harekattan geri duran hükümet, acizlikle ve dış mihrakların uydusu olarak suçlanmaya başlandı. İşte bu psikolojik baskıdan kurtulmak için harekat düzenlendi.


MEDYA OPERASYONUN BAŞARILARINI ÇARPITTI


·      Operasyon hangi kazanımları elde etti?


Erdinç Yazıcı: ABD’nin himayesinde olan bir Kuzey Irak’a Türk ordusunun giremeyeceği zannediliyordu. Operasyon başlangıcından bitişine kadar sınırlı alanları kapsıyordu. Bazı siyasi çevreler bu ortamdan rant elde etmek  için bir kısım medyayı da yanına alarak operasyonun aslında başta Kandil dahil olmak üzere PKK’nın bütün unsurlarını hedef aldığını ama ABD’nin baskısına dayanamayarak varsıyalandan daha erken bir zamanda harekatı sonlandırmak zorunda kaldığı tezini kamuoyuna pompalayarak askerin bütün zorluklara rağmen elde ettiği kazanımları –bilerek veya bilmeyerek- boşa çıkarmaya çalıştılar. Ama somut veriler bize harekatın başarıyla sonuçlandığını gösteriyor. İlkbahar’da saldırılarına hız verecek olan PKK’nın bilhassa sınıra yakın kamplarının tümü imha edilerek hazırlıkları sekteye uğratılmış oldu. Ayrıca TSK gerek gördüğünde Kuzey Irak’a tekrar girmekten çekinmeyecektir.


27 NİSAN VE 5 MART BİLDİRİLERİ DEMOKRASİYE MÜDAHALEDİR


·      Muhalefeti hedef alan askeri bildiriyi nasıl okumalıyız?


Vedat Bilgin: 27 Mayıs 1960 darbesinden-27 Nisan e-muhtıraya kadar Türkiye’deki sivil irade peryodik aralıklarla askeri vesayet altına alınmaya çalışılmıştır. Zamanla bu süreç doğal görülmüş. Hatta buna demokrasi adına itiraz edenler sert bir dille uyarılmışlardır. Ama günümüz Türkiye’si vesayetçi ideolojiyi aşan bir olgunluğa erişmiştir.


28 Şubat, 27 Nisan ve 5 Mart bildirileri aslında özünde benzerdiler. Her ne kadar ilk ikisi iktidara, sonuncusu ise muhalefe verilmiş olsa da demokrasiyi hedef aldığı için içerik olarak benzerdirler. Demokrasiye, sivil iradeye müdahale kimden gelirse gelsin, kimi hedef alırsa alsın mutlaka karşı çıkılmalıdır.  Aslında bu askeri müdahaleler herkesi demokrasideki inancının samimiyetine dair testten geçiriyor. Bu testi geçemeyenlerin halk nezdindeki itibarlarının yerlerde sürünmesinden herkes ders çıkarmalı.


TÜRKİYE’SİZ BİR İSTİKRAR MÜMKÜN DEĞİL


·      ABD, Türkiye’yi desteklemeye devam edecek mi?


Gözen: Irak’taki istikrarsızlık ABD’nin her geçen gün kan kaybetmesine sebep oluyor. Irak’ın üçe bölünmesi ise kaosu daha da derinleştirecektir. İşgalle birlikte Ortadoğu’da Anti-Amerikancılık ivme kazandı. İran, Irak üzerinde en etkili ülke konumunda. Bunda Irak’ın çoğunluğunun Şiiler’den oluşmasındann ziyade bölgede ABD’ye kafa tutan tek ülkenin İran olmasının büyük payı var. ABD aleyhinde gelişen bütün bu faktörleri lehine dönüştürmek için daha önce BOP kapsamında belirlediği Irak’ı bölme siyasetinden vazgeçerek istikrarı yeniden sağlamak istiyor. Yanına Türkiye’yi almadan bunları gerçekleştirmesinin mümkün olmadığını gördü. PKK’ya karşı Türkiye’ye destek vererek bu doğrultuda ilk adımı attı. ABD, Türkiye’nin bölgeye dönük müdahalelerini daha esnek karşılayacaktır. Tabi bu müdahaleler Amerika’nın menfaatlerine zarar vermediği sürece kabul görülecektir.


Kerkük Türkmenleriyle ilişkilerimiz ayrılıkçı siyaset üzerinden değil, Irak’ın üniter bütünlüğü içinde gerçekleştirilmeli. Türkmenler sahiplenilirken Kürtler ötekileştirip uzaklaştırılmamalı. Irak’taki bütün unsurlarla eşit mesafede ilişkiler kurulmalı.


ABD BARZANİ KONTROLÜNDE BİR PKK İSTİYOR


·      ABD PKK’nın niçin yok edilmesini istiyor?


Bilgin: ABD, Irak işgalinde başarısız oldu. Bu başarısızlığın üstesinden gelmek için Kuzey Irak’a ayrı bir önem vermeye başladı. Talabani’nin devlet başkanı seçtirilmesi ve yerel Kürt yönetiminin güçlendirilmek istenmesi bu önemin somut göstergeleri. PKK, Barzani’nin hakimiyetini sarsıyor. ABD bölgede tam istikrarı sağlamak için PKK’nın örgütsel yapısının bozulmasını böylece Barzani’nin kontrolüne geçmesini istiyor. Nitekim bu harekat sonucunda 1500’ü aşkın PKK’lının Irak ordusuna katılmasıyla nisbeten bu hedefe ulaşılmış oldu. Ayrıca ABD, PKK içinden devşirdiği unsurlarla PEJAK’ı daha da güçlendirip İran’a karşı etkili bir kart olarak kullanmak istiyor. ABD, Barzani kontrolündeki bir PKK’dan rahatsız değil. Askeri harekat biraz daha sürseydi Barzani’nin bölgedeki prestiji sarsılacaktı. Bu riski göze alamayan ABD, Türk askerinin çekilmesini istedi.


TÜRKİYE KENDİ SENARYOSUNU YAZMAK ZORUNDADIR


·      ABD, Türkiye’ye neden yakınlaşmak istiyor?


Yazıcı: Bölgedeki radikal dönüşümler Türkiye’nin etkinliğinden mi yoksa ABD’nin siyaset değişiminden mi kaynaklanıyor? İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad, ABD’nin işgali altında bulunan Irak’ın kalbi olan Bağdat’ta “Amerika, Irak’tan çekilsin” dedi. İran, bunları söyleyebilecek kadar Irak’ta etkin. ABD, İran’a karşı bölgede kaybettiği etkinliğini Türkiye’yi yanına alarak tekrar sağlamak istiyor.


·      Türkiye nasıl bölgesel bir güç haline gelebilir?


Bilgin: Türkiye kendi senaryosunu yazmassa, başka senaryoların figüranı olmaya mahkum olur. Figüranlar, özne olmanın sorumluluğundan kaçarak, başka güçlerin planlarının bir uydusu olmayı tercih ederler. Soğuk savaş boyunca yaptığımız bu idi. Fakat artık Türkiye’nin kaybedecek zamanı yok.        Talabani ve Barzani ile Amerika üzerinden değil, aracısız direk görüşmelidir.


ÜNİVERSİTELER DİYARBAKIR VAROŞLARINDA ARAŞTIRMALAR YAPMALI


·      Terör nasıl çözülür?


Erdinç: Üniversiteler sorun üzerinde saha araştırmaları yapmalı. Newyork, Paris, Londra’dan ziyade Diyarbakır, Batman vb. doğu illerinin varoşlarına gidilerek oradaki dramatik havayı solumalı, sorunların sebepleri yerinde araştırılarak çözüme dönük somut projeler geliştirilmeli.


İnsanlar iki yolla devlete bağlanır: Eğitim ve iş. Bu imkanlardan yoksun bir iklimde terörün kullanımına açık doğal bir insan kaynağı oluşuyor. Türkiye devlet olarak teröre karşı her alanda psikolojik olarak üstün durumda. Sahip olduğu potansiyel bu sorunun üstesinden gelmeye yetecektir.


Hazırlayan: Mehmet Toprak

MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler