27 Temmuz 2017 Perşembe
  • Altın143,369
  • BIST107.206
  • Dolar3,5533
  • Euro4,1312
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,6415
  • İstanbul24 °C
  • Ankara15 °C
  • İzmir21 °C
  • Konya18 °C
  • Adana26 °C
  • Antalya27 °C
  • Diyarbakır26 °C
  • Bursa22 °C
  • Kayseri15 °C
  • Kocaeli19 °C
  • Şanlıurfa27 °C
  • Gaziantep25 °C
  • İçel27 °C
"MÜBAREK BELDELERİMİZİ KORUMAK İMAN MESELESİDİR"
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
27 Mayıs’ın bilinmeyenleri Gündem Ankara’da aydınl
27 Mayıs’ın bilinmeyenleri Gündem Ankara’da aydınl
27 Mayıs’ın bilinmeyenleri Gündem Ankara’da aydınl
31 Mayıs 2008 / 15:24 Güncelleme: 03 Haziran 2008 / 00:00

27 Mayıs darbesini Türk Silahlı Kuvvetleri mi yaptı? İsmet İnönü’nün darbedeki rolü neydi? 27 Mayıs’a giden süreç ve zemin nasıl hazırlandı? Alparslan Türkeş neden 27 Mayıs darbesinde yer aldı? 27 Mayıs Türk toplumunda hangi travmalara sebep oldu? 27 Mayıs’tan günümüze hangi dersleri çıkarmalıyız?


Kanal A Genel Yayın Yönetmeni Alper Tan’ın hazırlayıp-sunduğu Gündem Ankara’ya konuk olan Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) Başkanlarından Eski Milletvekili Rasim Cinisli ve Gazi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Atilla Özer 27 Mayıs’ın kayıp yılların nelere mal olduğunu çarpıcı tespitleryle değerlendirdiler.





ATATÜRK’ÜN ORDU-SİYASET YORUMU



Bir ordunun özü (cevheri) ne olursa olsun politikaya karışırsa, birlikte hareket ve savaşma yeteneğini temelinden yitirir. Ve yurdun savunma gücünü hiçe indirir. Siyasete karışmış bir ordunun, karışmadan önceki disiplini ve savaşma yeteneğini yeniden kazanabilmesi için çok uzun zaman ister. Ordu, devletin siyasasına bağlıdır. Yoksa genel siyasası orduya değil.


27 MAYIS’I TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ YAPMADI




  • 27 Mayıs ne idi, kim tarafından, niçin yapıldı?

Rasim Cinisli: 27 Mayıs darbesini Türk ordusu yapmadı. 27 Mayıs’ın gerçekleşmesinde askeri bir cunta var. AmaTürk Silahlı Kuvvetlerinin iradesi yok. Çünkü o günün Genel Kurmay Başkanı Rahmetli Rüştü Erderhun, Hava Kuvvetleri Komutanı Tekin Arıburun Paşa ve birçok kuvvet komutanı, darbeciler tarafından tevkif edilmiş ve Yassıada’ya gönderilmiştir. 27 Mayıs 1960’ta orduda bulunan toplam 260 generalin 233’ünü darbeciler emekli ediyorlar.


27 MAYIS’TAN SONRA 5000 SUBAY EMEKLİ EDİLDİ




  • Bu bir bakıma ordunun tasfiyesi anlamına mı geliyor?

Cinisli: Tarihte 27 Mayıs kıyımı kadar büyük bir kıyım yaşanmamıştır. Çeşitli kademelerdeki 5000 kadar subay emekli edilmiştir. Bu olay “Emekli Subaylar”ın kısaltılmışı olan “Eminsular” olarak anılmıştır.


İÇ ÇATIŞMADAN ÇEKİNDİKLERİ İÇİN PAŞALAR DARBEYE RAZI OLDULAR




  • Buradan hangi sonuca varıyorsunuz?

Cinisli: Burada ordu iradesi yok, cunta iradesi var. Erzurum 1. Ordu Komutanı Ragıp Gümüşpala gibi paşalar baştan beri bu cunta hareketinin içinde yer almadı. Ama iç çatışma çıkmaması için zoraki bu sürece boyun eğdiler.


12 EYLÜL’Ü TSK YAPTI




  • Peki, 12 Eylül, ordunun yaptığı bir darbe mi?

Cinisli: 12 Eylül darbesinde “emir-komuta zinciri” olduğu için bunu ordu yaptı diyebiliriz. Genel Kurmay Başkanı Kenan Enver Paşa komutasında yapılmış bir darbedir.


TÜRKİYE’DE DARBEDE BAŞARILI OLURSANIZ “DEVLET BAŞKANI”, BAŞARAMAZSANIZ İSE “KİTAP YAZAR” ZENGİN OLURSUNUZ




  • Darbelerin arkasında hangi zihniyet var?

Atilla Özer: Türkiye’nin yaşadığı sancı bugünün bir problemi değil. Bu süreç Tanzimat hareketiyle başladı. Batı hayranı bir gurup Osmanlı kendilerini halka rağmen iktidar kaynağı gören, bu ülkeyi “ben yönetirim düşüncesine” kapıldılar. Aynı gurup Osmanlı İmparatorluğunun cenazesini kaldırdı. Atatürk, bu seçkinci gurubun aksine “egemenlik kayıtsız-şartsız milletindir” sözüyle yönetimin kaynağı olarak milleti göstermiştir. Ama Atatürk adına darbeler ve muhtıralar yapanlar halka rağmen bu ülkeyi yönetmeye kalkışmışlardır. Dünyanın her yerinde ihtilalciler yargılanmıştır. Ama Türkiye’de ihtilale teşebbüs edip başarılı olursanız “devlet başkanı” olursunuz, başaramazsanız “kitap yazar” zengin olursunuz.


27 MAYIS’LA MİLLETİN YÖNETİME KATILIMI SONA ERMİŞTİR




  • 27 Mayıs, Türk toplumunda nasıl bir travma yarattı?

Cinisli: Devletimize kural dışı ağır bir darbe indirilmiştir. Demokrasimizin beli kırılmıştır. Rejimi yıkmışlardır. Çok partili hayat sona ermiştir. Milletin, devlet yönetimine katılımı sona ermiştir. Yönetime katılım mahallelerden alınıp Ankara’ya taşınmıştır. Kimlerin seçileceğini tek bir kişi karar verir duruma gelmiştir.


48 SAATTE MİLLETVEKLİ LİSTESİ HAZIRLAMAKLA ÖVÜNEN PARTİ LİDERİ


Özer: Bir buçuk yıl önce yapılan Temmuz Genel Seçimlerde, bir parti lideri “48 saat evden dışarıya çıkmadım, listeyi hazırladım” diyor. Bu diktatörlüklerde bile olmadı. Siyasi Partiler Kanunu (SPK) bu şekli ile kaldığı sürece Türkiye’de demokrasinin gelişmesi mümkün değildir. SPK’yı askerler yaptı. Çünkü bir kişiyi kandırmak, korkutmak kolaydır. Aksi durumda yönetim il, ilçe olarak dağıtılırsa, asker hangi birine sözünü dinletebilecektir?


27 MAYIS, KAMUOYUNU ORTADAN KALDIRDI


Cinisli: 27 Mayıs’tan sonra Türkiye’de kamuoyu kalmamıştır. Hâlbuki demokrasilerin olmazsa olmaz şartı kamuoyudur. Türkiye’de kamuoyu Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Genel Kurmay Başkanı’ndan oluşuyor. Kamuoyunu razı etmeniz için bu üçü ile anlaşmanız yeterli. Demokrasinin gerekliliklerinden bir diğeri ise muhalefetin varlığıdır. Muhalefet terbiyesini oluşturmak lazım. Her şeye “hayır” demek muhalefet değildir.





      İSMET İNÖNܒDEN DARBE TARİFİ



      Propaganda eğer müsait saha bulursa bir memlekette, bir millette yıkılmayacak zannolunan bir binayı dahi yıkabilir. Muntazam, şuurlu ve muayyen bir hedef aleyhine tevcih edilen propagandanın zamanla sarsmayacağı hiçbir kuvvet yoktur. Eğer bir cemiyetin hayatı mutlaka fena görmek ve gösterilmek isteniyorsa, onun her muvaffakiyetli işini ters tarafından veya eksik tarafından göstermek mümkündür. Ne kadar şuurlu ve anlayışlı olursa olsun hiçbir millet muntazam, müstemir ve daimi bir propagandanın tesirlerine tahammül edemez.



      Türk milleti Kore milletinden daha az haysiyetli değildir. Şartlar tamam olduğu zaman milletler için ihtilal meşru bir haktır.



      27 MAYIS’TAN ÖNCE GAZETELERDE ÇIKAN ASPARAGAS HABERLER



      Yüzlerce üniversite öğrencisi öldürüldü. Cesetleri kıyma makinelerinde kıyıldı. Bu cesetlerden hayvan yemi yapıldı. Pek çok gencin cesedi buzhanelerde buz kalıplarının içinde saklanmaktadır. Öldürülen gençlerin bir kısmı da yollara gömülüp, üstlerine asfalt dökülmüştür. 1500 Harbiyelinin imha planı ele geçirildi. Reisicumhur Celal Bayar, 103 milyonu İsviçre bankalarına kaçırmıştır. Her görkemli bina Demokrat Parti ileri gelenlerden birinindir. Demokrat Parti taraftarlarını silahlandırarak kardeş kavgasını hazırlamaktadır. Kars, Ardahan gizli anlaşmalarla Moskova’ya satılmıştır.



  • İsmet İnönü’nün sık sık dile getirdiği “öldürülen gençler”e dair bir bulguya ulaşılabildi mi?

Cinisli: Darbeden sonra İsmet İnönü’nün, “öldürülen öğrencilere dair yeni bilgiler edindiniz mi” sorusuna karşılık cuntanın Adalet Bakanı Amil Artus, “Hayır Paşam! Sekme bir kurşunla ölen Turan Emeksiz ve tankların paleti altında can veren ortaokul öğrencisi haricinde ölen yok” cevabını verir. İnönü, darbeden önce öldürüldü denilen gençleri araştırmak için bir komisyon kurduklarını ama bu iddiayı destekler herhangi bir bulguya ulaşamadıklarını söyler.


TÜRKEŞ OLMASAYDI 27 MAYIS’TA ÇOK KAN AKARDI




  • Alparslan Türkeş, neden 27 Mayıs cuntasının içinde yer aldı?

Özer: Türkeş ve arkadaşları daha önce başka guruplar tarafından tezgâhlanmış olan 27 Mayıs darbesinde zamanında yer almamış olsaydılar çok büyük kanlar dökülürdü.


“TÜRKEŞ’İ ÖLDÜRÜRSENİZ, ABD SİZE BÜYÜK YAPTIRIMLARDA BULUNUR”




  • Peki, cuntayla araları neden açıldı?

Özer: Darbeden bir müddet sonra Türkeş için idam kararı verilir. Bu idamı durdurmak için CIA’nın Özbek asıllı Türkiye Şefi Ruzi Nazar, ABD Büyükelçisini yanına alarak Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel ile görüşürek “Türkeş’i öldürürseniz ABD size büyük yaptırımlarda bulunur” uyarısıyla Türkeş’i kurşuna dizilmekten kurtarır. Ruzi Nazar, Türkiye’ye ve Türk insanına olan sevgisinden hareketle bunu gerçekleşmiştir. Yani burada CIA’nın merkezi bir yönlendirmesi yok. Türkeş gerçek bir vatansever ve millete inanan bir insandı. Ama ihtilalde bildiriyi okumasından dolayı bir türlü yüksek oranda oy alamadı. Çünkü Türk milleti ihtilallere hep karşı olmuştur.




  • 27 Mayıs darbesinden sonra Türkiye’de ne değişti?

Cinisli: Darbeyi yapan cuntacılar, Menderes hakkında ne iddia ettilerse bunların 5 katı fazlasını kendileri yaptılar. Menderesin idamından 29 gün sonra yapılan seçimde CHP yüzde 36, Demokrat Parti istikametindeki partiler ise yüzde 60’ın üzerinde oy aldı. Cuntacıların terör uygulamalarına rağmen bu millet kendi iradesini göstermiştir. 1961 Anayasası’nı yapanlar yine kendileri “Yıldız Protokolü” ile Anayasa’yı ihlal ettiler.


CUNTANIN SEÇİM PLANI SUYA DÜŞÜYOR




  • Yıldız Protokolü nedir?

Cinisli: 1961 Anayasası yüzde 60 oyla kabul edilmişti. Anayasa’ya evet diyen yüzde 60’ın CHP’ye de oy verirle beklentisi ile hemen seçime gidildi. Ama umdukları kadar millet CHP’ye oy vermedi. Yıldız’da bir araya gelen 37 General ve üst düzey subay, seçimlerin iptali ve vatanın “ aydın ve gerçek evlatları”na yönetimin teslim edilmesi için bildiri yayınladılar. İşe bu bildiriye “Yıldız Protokolü” deniliyor.


“EMİRLERİNİZ BİZİM İÇİN DAİMA PEYGAMBER BUYRUĞUDUR PAŞAM”




  • 27 Mayıs darbesinin baş aktörü kim?

Cinisli: Darbeyi askeri cunta, üniversite ve bürokrasi ortaklaşa yapıyorlar. Bunları bir araya getiren, buluşturan ise İsmet İnönü’dür. Cemal Gürsel’in İsmet İnönü ile olan ilişkisi çok ilginçtir. Darbeden hemen sonra 28 Mayıs’ta Gürsel, İsmet İnönü’ye hitaben, “Emirleriniz bizim için daima Peygamber buyruğudur Paşam” demiştir. Numan Esin hatırasında “Komitedeki general ve albayların hemen hepsi iktidarın süratle CHP’ye intikaline zemin hazırlamak yanlısıydı” der. Turan Güneş ise “İsmet amacı 27 Mayıs’ı ordu içindeki bir cuntanın malı olmaktan çıkarıp bunu tüm silahlı kuvvetlere mal etmekti” diyor. Sıtkı Ulay Paşa’nın yanına oturan Amerika Türkiye Askeri Ataşesi, “Darbe yapacağınızı biliyoruz. Bize gününü ve saatini söyler misiniz” sorusuna karşılık Ulay, “Biz bunu İsmet Paşa’ya bile söylemedik” cevabıyla şaşkınlığını dile getirir. Yani başımızdaki İsmet Paşa bile bundan haberdar değilken size nasıl söyleriz demek istiyor. Bütün bu sözlerden İsmet İnönü’nün darbenin baş mimarı olduğunu görüyoruz.


“TÜRK ORDUSUNU BİR AVUÇ MACERAPERESTE KURBAN EDEMEYİZ”




  • ·Demokrat Parti Eski Milletvekili Gıyaseddin Emre, Zaman Gazetesi’ne verdiği mülakatta, “Yassıada'daki gibi bir siyasî cinayet dünya tarihinde az görülür. Fakat o acıları çekenler öylesine necip çıktı ki, oradan ayrıldığımızda kimse bu eziyetlerden bahsetmedi. Çocuklarımızla askerler arasına soğukluk girmesin diye anlatmamaya söz vermiştik aramızda. Acılarımız o günlerde efkâr-ı umumiye intikal ettirilse de, bu ordu ile millet arasında bir daha köprü kurmak mümkün olamazdı” dedi. 27 Mayıs mağdurları neler yaşadı?

Cinisli: Yalnız Yassıada’daki mahkûmlar değil, dışarıda da birçok insan tarifi imkânsız birçok çile çektiler. Bunların içinde en fazla acı çekeni Berrin Menderes Hanımefendidir. İyi gününde mütevazı, kötü gününde ise oldukça vakur bir Türk anasıdır. Yüksel Menderes’in taziyesi vesilesi ile Berrin hanımı ziyaret etmiştik. Bu esnada Fatin Rüştü Zorlu’nun annesi Güzide Hanım askere suçlayan ağır ithamlarda bulundu. Bu sözler üzerine koca ve evlat acısını yüreğinin derinliklerinde hisseden Berrin Hanım, “ Abla, haksızlık etmiyor muyuz? Şerefli Türk ordusunun içinden bir avuç maceraperest çıktıysa onu bütün orduya teşmil etmeye hakkımız var mı? Allah memleketi ordusuz bırakmasın! Ordusuz ne günümüz var?” dedi. Büyük çileler yaşayan Berrin Hanım bunlardan hiç kimseye bahsetmemiş ve kocası Başbakan Menderes’i asan cuntacılara rağmen askere karşı söz sarf edenlere sert tepkiler göstererek vakarını korumuştur.


KANALAHABER.COM

MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler