YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
11'inci yılında 28 Şubat, Görüş Farkı’yla tartışıl
11'inci yılında 28 Şubat, Görüş Farkı’yla tartışıl
11'inci yılında 28 Şubat, Görüş Farkı’yla tartışıl
28 Şubat 2008 / 13:37 Güncelleme: 28 Şubat 2008 / 00:00



Kanal A Televizyonu’nda dün akşam (çarşamba) yayınlanan Görüş Farkı programında 28 Şubat’tan-Ergenekon’a Darbeler ve Çeteler konusu işlendi. Programa Radikal Gazetesi yazarı Hasan Celal Güzel, Star Gazetesi Ankara Temsilcisi Şamil Tayyar ve Zaman Gazetesi yazarı Prof. Dr. Mümtaz’er Türköne katıldı.


 


Usta gazeteci Ömer Şahin’in sunduğu Görüş Farkı’nda konuklar birbirinden önemli şu açıklamalarda bulundular:


 


28 Şubat’ta Rejim Tehlikede miydi?


 


Hasan Celal Güzel: 1908 31 Mart Vakıası’ndan günümüze dek dile getirilen “irtica” söylemi yersiz bir korkudur. Türkiye tarihinde hiçbir zaman irtica tehdidi yaşamadı. Türkiye’de bir takım egemenler iktidara demokratik yollardan sahip olamayınca irtica ve bölünme korkularını dillendirerek anti-demokratik yollarla yönetimi kontrol altına almaya çalışıyorlar.


 


Refahyol Hükümeti'nin Başbakanı Erbakan’ın hataları olmakla birlikte bunların hiçbiri darbe gerekçesi gösterilecek nitelikte değildi.


 


28 Şubat’ın baş aktörü zamanın Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ise 1960 ile 1997 yıllar arasında 37 yıl boyunca demokrasi rolü oynadı. 28 Şubat’ta ise bu maskesi düştü.


 


“Kamil Kalk! Manşet Yürüyor!”


 


Şamil Tayyar: 28 Şubat postmodern darbenin psikolojik savaş cephesinin merkez karargâhı medya idi. Genel Kurmay Başkanlığını ise Sabah gazetesi yürütüyordu. Gazete yöneticileri 3 Şubat günü askerî yetkililerden Sincan’da tankların yürütüleceği istihbaratını alır. Muhabirlerine bu konu hakkında hiçbir bilgi vermeksizin Sincan’a gönderirler. Haber açısından hiçbir önem arzetmeyen Sincan’a niçin gönderildiklerini bilmeyen muhabirler, tarihi bir olaya şahit olacaklarından habersiz arabada beklemeye başlarlar. Uykusuzluğa fazla dayanamayan Kamil uyuya kalır. Güneşin ilk ışıklarıyla tanklar boy göstermeye başlar. Tankları gören muhabir, uykudaki arkadaşını heyecanla dürterek: “Kamil kalk! Manşet yürüyor”.


 


Bu olayı kaçıran Hürriyet gazetesinin isteği üzerine tanklar aynı gün saat 16:00’da tekrar yürütülmüştür.


 


Çevik Bir: “Ak Parti’den Memnunum”


 


Tayyar: 28 Şubat’ın askeri kanattan baş mimarlarından olan Emekli Orgeneral Çevik Bir ile 2002 yılında görüştüm. Bu görüşmede Çevik Bir, Ak Parti hakkında şu çarpıcı ifadelerde bulunur: “ 28 Şubat’tan herkes gibi bizler de ders çıkardık. Koalisyon hükümetlerinde ülke iyi yönetilemedi. Ak Parti’nin tek başına iktidar olmasından memnunum. Güçlü hükümet istikrar demektir. İstikrarın hâkim olduğu bir ülkede herkes kazanır.


 



“Marjinal Fikirli Askerler İhraç Edilmeli”


 


Mümtaz’er Türköne: Darbe özleminde olan çeteciler daha çok ordu içindeki marjinal görüşte olan paşalar etrafında kümelenmektedirler. Son günlerde İstiklal Marşı’ndan rahatsız olduğunu dile getiren 28 Şubat’ın ideologlarından Emekli Tümgeneral Doğu Silahçıoğlu bu marjinaliteye örnek gösterilebilir. Bu girişimleri boşa çıkartmak için uç fikirlere sahip bu askerlerin YAŞ kararlarıyla ordudan ihraç edilmesi gerekir.


 


28 Şubat’ın Etkisi Devam Ediyor mu?


 


Türköne: Ordu içinde 28 Şubat’la bağlantılı askerlerin çoğu ya emekli oldu ya da daha pasif mevkilere alındılar. Bugün 28 Şubat’ı Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök haricinde sahiplenen kalmadı.


 


“İrtica Bahane, Hırsızlık Şahane”


 


Güzel: Türkiye tarihinde en büyük kayıpları 28 Şubat’ta yaşadı. 2001’de yaşan ekonomik krizin sebeplerine bakıldığında postmodern darbenin gerçek sebepleri daha açık görülmektedir. Hırsızlık için irtica hep bahane yapıldı.


 


“Darbelerin Değişmeyen Tahrikçisi CHP”


 


Güzel: Türkiye’de 27 Mayıs 1960 tarihi ile sahne alan ve 27 Nisan “e-muhtira” ile devam eden darbelerin arkasındaki tahrikçilere baktığımızda her zaman CHP karşımıza çıkmaktadır. Bugün de aynı geleneğin sıkı takipçisi olan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, “-Yok mu bir babayiğit?” kışkırtmasıyla askeri göreve davet etmekten çekinmemektedir. Bu davete karşılık Orgeneral Yaşar Büyükanıt ise “-Gölge etme başka ihsan istemez!” cevabıyla darbe özlemlerini kursaklarında bırakmaktadır.


 


“Darbe İhtimali Çok Az”


 


Güzel: Vatan savunması ve dış politikada TSK ve Hükümet uyum içerisinde çalışıyor. Ergenekon çetesi üzerine hükümet kararlı bir şekilde gidiyor. Asker ise bu süreçte sivillere kolaylık sağlıyor. Bütün bu olumlu faktörler olası bir darbe ihtimalini asgari düzeye düşürmüştür.


 


Demirel: “Demokrasiyi Kurtardım”


 


Güzel: 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra zamanın Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve üst düzey Demokrat Parti yöneticileri siyasetten men edilmişlerdi. Siyasi özgürlüklerine kavuşmaları için 1969 yılında meclise yasa tasarısı verildi. Bu yasanın çıkmasını engelleyen zamanın Başbakanı Demirel: “Bu kararımla demokrasiyi kurtardım. Yoksa askerler darbe yapacaktı” dedi. Demirel'in bu mantığı, aklıma çok bilinen bir fıkrayı getirdi. Hani, açık denizde yol alan bir geminin kaptanı, yolculardan bir kadınla birlikte olmak istemiş; kadın kabul etmeyince gemiyi batırmakla tehdit etmiş; sonunda kadın hâtıra defterine 'Bana sahip olmasına izin vererek Gemiyi batmaktan kurtardım' diye yazmış. Demirel'in ki de aynı hesap. Üstâd, her defasında kendini feda edip gemiyi kurtarmıştır.


 


“Tayyip Erdoğan’a Suikast Girişimi”


 


Tayyar: 2002 ile 2007 yılları arasında Başbakan Tayyip Erdoğan’a 12 kez suikast girişiminde bulunuldu. Sadece suikast girişimleriyle değil, medya eli ile yürütülen psikolojik savaşla da Başbakan yıldırılmaya çalışılıyor. Kendisine dönük basında çıkan fıkra ve karikatürlere verdiği sert tepkiyi bu yürütülen psikolojik savaş bağlamında ele almak lazım.


 


“Ergenekon Çökertildi mi?”


 


Tayyar: Ergenekon çetesinin sadece safrası atıldı. Çete tahmin edilenden çok daha büyük. Siyasi iktidar suçluların cezalandırılmasında kararlı. Emniyet istihbaratı ve savcılar olay üzerinde titizlikle çalışıyorlar. Orgeneral Yaşar Büyükanıt sivillerle uyum içerisinde. Ergenekon’a adı karışan askerler ya emekli edildi ya da konumları değiştirildi.


 


Bir Numara Kim?


 


Tayyar: Bir numara, Ordu içinde nüfuzu çok büyük olan emekli bir paşa. Ortalıkta çok fazla görünmüyor. Medyatik olmayan bir isim. Bir numaranın ismini açıklamıyorum. Hukuki bir delil oluşturacak verilere ulaştığım gün bu bilgiyi herkesle paylaşıp, gereğinin yapılması için savcılığa başvuracağım.


 


Çeteleşmenin Önü Nasıl Alınır?


 


Türköne: Güvenliğin gerekliliklerinden olan “gizlilik” ilkesi ülkemizde kimi zaman çeteleşme riskine yol açıyor. Çeteleşme, mafyadan daha ağır bir suç. Çünkü çetelerin aktif olduğu bir devlet saygınlığını ve milletin kendisine olan güvenini yitirir. Çeteleşmenin önüne demokratik zeminde oluşturulacak denetim mekanizmalarıyla geçilebilir. Şeffaflık ve demokrasi vazgeçilmez ilke olmalı.


 

Derleyen: Mehmet Toprak

 

MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler