YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Tuğçe Kazaz'dan Aydın Doğan'a tavsiyeler
Tuğçe Kazaz'dan Aydın Doğan'a tavsiyeler
09 Kasım 2015 07:34
Tuğçe Kazaz, AK Parti'ye olan sempatisi nedeniyle kendisini eleştiren Doğan medyası ve patronu hakkındaki görüşlerini dile getirip tavsiyelerde bulundu. 7 Haziran'da başlayıp 1 Kasım'a kadar süren sancılı dönem hakkında konuştu

Seçim öncesi yaptığı "Yüzde 48 ile AK Parti tek başına iktidar olacak" tahminiyle dikkat çeken, bu sözleri nedeniyle Hürriyet yazarları tarafından eleştirilen Tuğçe Kazaz ile 1 Kasım seçimleri sonrası Point Hotel'de buluştuk. Kazaz, AK Parti'nin tek başına iktidar olmasından Doğan medyasının tavrına kadar pek çok konuda çarpıcı açıklamalarda bulundu.

7 Haziran-1 Kasım arasında yaşanan seçim sürecinde Doğan medyasını ve size yönelik eleştirilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dünyada bir süre önce para ve güce dayalı sistemler kuruldu. Maalesef bu kurulmuş olan sistemlerin bazıları da hastalıklı olan eski Türkiye'ye çöreklendiler. Amaç, bu sistemler ile insanımızın duygularından tutun da damarlarındaki kanına kadar sömürmekti. Nitekim bu kan emicilerin para akışına ve amaçlarına hizmet eden eski Türkiye vardı. Bu tarz insanlar kimliksizdir, çünkü vatansızdırlar. İnandıkları tek şey para ve paranın gücüdür, bu güce ulaşmak için harcamayacakları hiçbir şey yoktur. Gerekirse entrika ve algı operasyonları ile, kazanç elde ettikleri ülkelerine zarar verecek kadar ileri giderler. Hedef, kasalarını doldurmaktır ve bu uğurda her türlü masumiyeti yok edebilirler. Dilerim ki Aydın Doğan bu hastalığın pençesinde değildir. Şayet bu hastalığa yakalanmışsa, Allah bunların karşısında dimdik duran AK Parti'yi hiç eksik etmesin. Yoksa bu milletin hali nice olur.

Bu vesileyle buradan Aydın Doğan'a sesleniyorum! 1 Kasım seçimlerinden sonra AK Parti'ye karşı takındığı sevecen ve sempatik tavrında samimiyse bir teste girmeli. Benim ona bir tavsiyem olacak. Doğan, tetikçilerini susturmalı ve yazdıkları yazılarla insanların itibarsızlaştırılmalarına izin vermemeli. Çünkü yazarları, yaşanan süreç boyunca olayları doğru okuyamadılar, yanıldılar, yanılttılar. Bundan sonra siyasetçisi, medyası, sanatçısı, sağcısı, solcusu birbirimize saldırarak kendimizi ifade etmek yerine, sanırım karşılıklı diyalog ile birbirimizi dinleyebilmeli, anlayabilmeli ve uzlaşabilmeliyiz.

İNSAN OMURGALI OLMALI

1 Kasım seçimleri öncesinde AK Parti'nin yüzde 48 oy alacağını söylemiştiniz. Hatta oy kullanma işlemi devam ederken, attığınız tweet'le AK Parti'nin iktidarını kutlamıştınız... Seçim sonrasında ise Doğan grubuna ait kanallardan birinden size "Doğru tahmin yaptınız, gelin bu konuyu konuşalım" teklifi geldi mi?

Evet geldi ama gitmedim. O programın ismini şimdi söylemem etik olmaz. Yıllar sonra öğrendiğim bir gerçek varsa, o da insanın omurgalı bir duruşu olmalı. Çok şükür ki; insanlar, beni her ne kadar küçük düşürmeye çalışırsa çalışsın, ben haklı çıktım ve yolumda sağlam bir şekilde yürüdüğüme inanıyorum Allah'ın izni ile...
 

O YAZARLARI UNUTMAYALIM

Bence toplum olarak bu süreç içerisinde bu sisteme hizmet etmiş olan yazarları unutmamamız gerekir. Her zaman onlardan aynı tehlikenin geleceğini beklememiz gerekir. Bu süreç bizlere gösterdi ki; o yazarlar ülkeyi kendi at gözlüklerinin ötesinde okutmadılar. İnsanları yanlış bir inanç etrafında döndürdüler. En kötüsü de bir insanın en mahremi olan inanç dünyasını anlamadan ve bilmeden yargıladılar ya da dalga geçtiler. Kaldı ki inanca saygısı olmayan insanların, aydın adı altında ülkeyi ve insanları aydınlatması mümkün değildir. Bugüne kadar bütün basın yayın organlarına eşit mesafede yaklaştım. Çünkü derdim her zaman bildiklerimi insanlara doğru aktarmak oldu. Zaten kendileri hakkındaki düşüncelerimi bana yaptıkları saldırılardan hemen sonra Twitter hesabımdan yazmıştım. Ama onların da bu toprakların insanı olduğunu ve verilen ömür içerisinde hatalarını fark edip dönme şansları olduğunu unutmamak gerekir. Tıpkı benim gibi...

BİRLİK OLMA VAKTİ GELDİ

Peki Doğan medyasında bir değişim görüyor musunuz?

Seçim öncesi kırılan camları için mağduru oynayan, AK Parti karşıtı, PKK'ya tavır koyamamış olan HDP'yi destekleyen bir Doğan medyası varken, şimdilerde ise artık devletin gücünü kabul etmiş bir Doğan medyası görüyorum. Seçim sonuçları benim için sürpriz olmadı ama onlar kazanmak yerine saldırmayı seçtikleri için maalesef bu süreci okuyamadılar. 1 Kasım'a kadar olan süreçte ülkenin etrafına, düşmanın artık nüfuz etmeyeceği bir biçimde ağ örüldü. Hz. Muhammed, düşmandan kaçarken Sevr mağarasına saklandığında, nasıl ki örümcekler onu korumak için ağını ördüyse; ağzı dualı annelerimizin, babalarımızın ve inananların dualı ağızları sayesinde, ülkemizin üzerini korumak için tıpkı o Sevr mağarasındaki gibi bir ağ örüldü. Çok şükür ki; bu ağ sayesinde 1 Kasım seçimlerini ülkemiz kazandı.

Bundan sonraki süreç için neler düşünüyorsunuz?

Şimdi yükselişe geçmek için bu ağı yırtma zamanıdır. Düşmanın tehditi geçmiş durumda... Artık bir ve birlik olma vaktidir. Şimdi bir inşa sürecine girdik; yükselişe geçme, kendi içerisinde, dışarıya bağımlı olmadan kendi kendini yöneten ve Ortadoğu'da ve Balkanlar'da, İslam coğrafyasının kaynaklarına ve insanlarına sahip çıkan bir süreç başlıyor. Artık kardeşi kardeşe kırdırmak isteyen sistemlerin ülkeyi iç çatışmalara sürükleyemeyeceği bir süreç olacaktır. Umarım ki kendi öz değerlerine sahip çıkan, insanların huzur ve refah içerisinde yaşayacağı bir Türkiye olacaktır. Ama burada sorumluluk hepimizindir. Gerçek benliğimizi hatırlamamız ve güçlü bir devlet olduğumuzu idrak etme ve buna yakışır davranma zamanıdır. Artık birbirimizi yermek, negatiften beslenerek birbirimize saldırmak, birbirlerimizi fikirlerimiz ya da ideolojilerimiz uğruna ötekileştirmektense, birbirimizi anlama ve sevme zamanıdır. Ayrıca bu dört yıllık süreçte bugünkü mevcut bir sürü siyasi aktörlerin yüzde 70'inin değişeceği ve yerlerine yenilerinin geleceği kanaatindeyim.

HERKES BENİM GİBİ BİR GÜN ASIL AŞAĞILANAN KARANLIKTAN ÇIKABİLİR

Maalesef, son yıllarda sosyal medyanın etkinleşmesi ve medya organlarının dış güçlerin hizmetinde yaptıkları bilinçli eylemlerle, tıpkı Gezi Parkı eylemlerinde olduğu gibi toplumun bir kısmı dış güçlerin tetikçileri elinde gezen silahlara dönüştü. İstikrar sağlanmış bir Türkiye'de, önlerine engel olan ilk isim Erdoğan ve AK Parti hükümeti olmuştu. Ancak burada acı olan, Türkiye'nin jeopolitik önemini ve dış güçlerin insanımız üzerindeki etkisini yanlış okuyanların tepkisiydi. Olabilir, insanlar yanlış davranabilir ama yine de bu toprağın insanıdır, kaybolsa bile karakterini bulur. Bunun en büyük örneği de benim. Ruhuma aykırı ne kadar yanlış varsa yaşamış biri olarak nasıl ki karanlıktan aydınlığa çıkabildiysem, bu ülkede yaşayan insanlar da bunu yapabilir.

ASIL AŞAĞILANAN KARANLIKTAN ÇIKABİLİR YÜZDE 50 AKILLI

Ben bugüne kadar konuşurken adaletsiz davranamazdım. Son 13 yılda ülkenin geldiği nokta belliydi. Yoksullar okutuldu, tarımda dünya sıralamasındaki yerimiz değişti, tarımın milli gelire olan katkısı 70 milyar arttı. Cumhuriyet'ten bu yana ilk defa on binlerce kilometre yol yapıldı. İthalat, ihracat olanakları geliştirilerek ülkenin ekonomisine katkı sağlandı. Amerika ve İsrail'den sonra, insansız hava aracını üreten üçüncü ülke olduk. Bakü-Ceyhan boru hattı ile birlikte, dünyanın en önemli enerji dağıtım merkezlerinden biri haline geldik. SSK ve Bağkur alanında yenilikler yapıldı... Bizler medyanın bize verdiği, aslında uyutmak ve oyalamak için hapları yuttuğumuz esnada, bazıları bu yapılanların görünmesini istemedi.

Aziz Nesin'in söylemini de işin içerisine katıp yüzde 60'lık bir cahil kesimden bahsediliyor. Açık söylemek gerekirse; AK Parti'ye oy veren yüzde 50'lik kesimden bahsediyorum. Aklıma takılan soru ise kendini üstün ve AK Parti'ye oy veren yüzde 50'yi cahil gören zihniyet, madem ki bu kadar zekiydi, niye yüzde 50'den oy alamadı? O yüzde 50'den oy alamadılarsa, bu da o yüzde 50'den daha cahil olduklarının ispatı. Onların cahil dediği Anadolu insanı; ilim, irfan, inanç ve feraseti ile tarihten bugüne değin ülkemizi girmiş olduğu çıkmazlardan hep çıkartmışlardır. Zaten bu şekilde yaklaştıkları için hiçbir şeyi doğru okuyamadılar ve her şeyi ellerine yüzlerine bulaştırdılar."

ARTIK MANKENLİĞİ VE MODELLİĞİ BIRAKTIM

Modellik yapmayacağınızı biliyoruz. Peki oyunculuğa devam edecek misiniz?

Evet bundan sonra mankenlik ya da modellik yapmayacağım ama çok özgün bir proje gelirse ve içinde şu anki Tuğçe'den de bir şeyler bulursam oyunculuk kariyerimi sürdürmek istiyorum.

1 KASIM'DA ŞEYTANİ PLAN BOZULDU

Hiçbir zaman tek parti iktidarı ve iktidarın da AK Parti olması gerektiği hususunda ikileme düşmedim. Türkiye'nin artık dışa karşı bağımsız hale gelmesi, iç politikalarını dışarıdan hiçbir etki ya da yaptırım altında kalmadan hayata geçirilmesi, kutuplaşmaların ve iç çatışma ortamının son bulması, savunma sanayi, ekonomi, ithalat, ihracatta ülkenin gücünün daha yukarılara taşınması noktasında çok sesli olmak, hiçbir zaman bize bir şey kazandırmadı. Kaldı ki artık bizden yardım bekleyen, batıl sistemler tarafından ezilen mazlumların da güçlü bir Türkiye'ye ihtiyaçları vardı. 7 Haziran seçimlerinde çıkmış olan koalisyonun amaçlarından biri de, bütün yukarıda belirtmiş olduğum maddeleri engelleyerek birçok alanda büyüyen Türkiye'yi sekteye uğratmaktı. Bütün bunların arkasında dış güçler olarak tabir edilen, tek parti iktidarını istemeyen güçler birleşerek kirli bir ittifak oluşturdu. Bu kirli ittifakın hedefi Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı tasfiye etmekti. Burada amaç, dıştan Türkiye'yi kendi çıkarları doğrultusunda yönetmekti. Bu yüzden 7 Haziran seçimlerinden sonra Amerika, Almanya, İngiltere ve İsrail başta olmak üzere dış basında sevinç gösterileri yapıldı.

7 Haziran ve 1 Kasım arasında toplum olarak zor bir dönemden geçtik. Ülkeyi tekrar koalisyona sürüklemek için, masum insanları katletme noktasına gidebilecek kadar ileri giden bir zihniyet ile karşı karşıya kaldık. Eğer bu şeytani zihniyet amaçlarına ulaşıp ülkeyi bir kez daha koalisyona sürükleseydi, tamamen kendi emelleri doğrultusunda zayıf bir Türkiye yapılandıracaklardı. Kanla sulanarak alınmış bu topraklar bir hiç uğruna bölünmüş olacaktı. Bunun da asıl nedeni, Türkiye'nin yer altı ve yer üstü kaynakları açısından çok zengin olmasıdır.

 

GÜNAYDIN

helal olsun
 // gülnihal deveci
Bastan sona katılıyorum karakterli hidayete ermiş bir bayandır tuğçe...
12 Kasım 2015 01:16
MAGAZİN Kategorisindeki Diğer Haberler