YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Kemal Sunal'ın 40 yıllık itirafı gün yüzüne çıktı!
Kemal Sunal'ın 40 yıllık itirafı gün yüzüne çıktı!
06 Kasım 2015 07:54
Bunan tam 15 yıl önce aramızdan ayrılan Kemal Sunal'ın duygusal bir adam olduğunu biliyor muydunuz? Bu özelliğini Sunal kendisi 40 yıl önce bakın nasıll açıklamış...

Herkesin yüzünü görünce güldüğü, insanlara dertlerini, sıkıntılarını unutturup, umut ve neşe veren Kemal Sunal özel yaşamında çok duygulu ve hassas... En basit olaylarda bile göz pınarlarına yaşlar birikiyor ve başkalarının acılarını yüreğinde hissediyor...

Dünya sinemasında en komik yüz, Fernandel'inki miydi? Kuşkusuz ikincisi de Kemal Sunal'ınkidir... Gösteri sanatları için bu denli elverişli bir mask, yalnız oyuncuya oyun olanağı sağlamakla kalmaz, seyirci ile arasındaki sempati bağını da kolayca kuruverir. Diğer ünlü komedyenler, örneğin Jerry Lewis'ler, Norman Wisdam'lar, Luis de Funes'ler ve Peter Sellers'lar mimiklerini kullandıkları anda güldürürler seyirciyi... Bu Şarlo'da da böyledir, Lorel'le Hardi'de de.

Oysa Fernandel ile Kemal Sunal tanrı vergisi yüzlerine çok az mimik katarak, karşılarındaki kişileri kahkahadan kırıp geçirebilirler. İşte Türk sinemasının Fernandel'i de bu doğal mirası kullanıyor... Önce tiyatro, ardından sinema ve afişlerin baş köşesine oturtulan Kemal Sunal adı...

Kemal SunalFransızcadan Türkçeye ithal edilen ve sözlük anlamı «genç» olan jön kelimesi, Yeşilçam'da yakışıklı kişiler için kullanılır. Oysa bir filmin başrolünde oynayan erkek oyuncuları tanımlamak için ödünç alınmıştır. İşte bu terminolojik yanlıştan yararlanıp, kelimenin doğru anlamını  vere Sunal, «Ben de jönüm» diyor...

- «Başrollerde oynadığıma göre yadırganacak bir şey yok bunda...»

Sonra söz gülmeye, güldürmeye geliyor. Çok bilinen palyaço fıkrasını burada tekrarlamayalım. Ama Sunal da özel yaşamında bol bol gülen bir kişi değil. Hatta şaşıracaksınız belki ama, çok sık ağlıyormuş.

Neden mi? Onu ünlü komedyenden dinleyelim:

- «Duygulu ve hassas bir insanımdır. Başkalarının üzerinde bile durmayacağı olaylar, beni cok etkileyebilir. Bir çocuğun ağlamasına ya da bir kedinin açlığına, kısaca tüm canlıların çaresizliğine, umutsuzluğuna onlardan fazla üzülürüm. Doğal olan da bu... İnsanları güldürmek için, acılarına da ağlayabilmek gerek»

(Ses Dergisi - 24 Ocak 1976)
 

KEMAL SUNAL KİMDİR?

emal Sunal, 11 Kasım 1944 tarihinde Türkiye'nin Malatya ilinde doğdu. Ailenin üç çocuğunun en büyüğüydü. Annesi ev hanımı, babası Mustafa Sunal Migros'ta işçiydi. Fizik olarak babasına çok benziyordu. Sunal, çocukluk yıllarını Küçükpazar'da geçirdi. Çekingen biri olan Sunal, bazen dış düya ile irtibatını kesiyordu. İlkokula başladığı gün, okula annesi ile beraber gitti. Annesi o gün sınıftaki bütün çocukların ağladığını ancak Kemal Sunal'ın hiçbir şey söylemeden yanında durduğunu söyledi. Ortaokul yıllarında efendi ve utangaç bir insan olarak tanınınsa da lisede çekingenliğinden kurtuldu.Ortaokulu bitirdikten sonra Vefa Lisesi'ne yazıldı.

Lisede, ortaokul yıllarının aksine neşeli biri olarak tanındı. Arkadaşları ile birlikte haylazlık yapmaktan çekinmedi. Yine de sınıf başkanı olduğu için sorumluluk alan Kemal Sunal, bu sayede arkadaşları gibi zıvandan çıkmadı. Öğretmenlerine karşı daha saygılı ve mesafeliydi. Ama muzipliğe karşı olmadı. Tiyatrocu olmak istediği için okulda müsamereler düzenledi. Tiyatroya olan ilgisi Felsefe öğretmeni Belkıs Bakır'ın dikkatini çekti. Bakır, Kemal Sunal'a onu bu profesyonel oyunculuğa başlamasını sağlacak kişiler ile tanıştırabileceğini söyledi. Ancak babası Mustafa Sunal, oğlunun tiyatrocu olma isteğine başlangıçta karşı çıktı. Belkis Bakır bir süre sonra Mustafa Sunal'ı ikna etti. Neticede babası, Kemal Sunal'a tiyatrocu olması için izin verince, Belkis Bakır onu Kenter Tiyatrosuna götürdü ve Müşfik Kenter ile anlaştı. Sunal'ın yer aldığı ilk tiyatro oyunu Deli İbrahim'di. Bu oyunda cellatın yardımcısını oynadı. Sunal'ın hiçbir diyaloğu olmamasına rağmen seyirci ona yine de gülüyordu. En başta Kemal Sunal ve Müşfik Kenter bu duruma pek anlam veremedi. Kenter Tiyatrosu'nda fazla kalmadı. Pendik Tiyatrosu'nun kurulacağını haber alınca oraya gitti. Uzun yıllar arkadaşlık yapacağı Bülent Kayabaş ile burada tanıştı. İkisi de oldukça fakirdi. Bazen pazardan domates çalmak zorunda kalıyorlardı. Pendik Tiyatorsu'ndaki göteriye de fazla ilgi gösterilmeyince tiyatro kapatıldı. Ardından Kemal Sunal, Ayfer Feray ve Ulvi Uraz, Devekuşu Kabare Tiyaroları'nda yer almaya başladı. Devekuşu Kabare tarafından sahnelenen Dün Bugün adlı oyunu izleyen Münir Özkul, Kemal Sunal'ın oyunundan etkilenip yanında Ertem Eğilmez'e "Bak Ertem, dikkat bu çocuğa, iş var bunda" dedi. Özkul'un tavsiyesini dikkatede alıp kendi yöneteceği Tatlı Dillim adlı sinema filminin oyuncu kadrosuna aldı.

Acemi birliğini Ankara Etimesgut Zırhlı Birlikler Okulu`nda, 1981 yılında Ankara'da KKK Armoni mızıkasında vatani görevini yaptı.Sanat hayatı, "Zoraki Tabip" adlı tiyatro oyunuyla başladı. 1 yıl kadar Kenterler Tiyatrosu'nda çalıştıktan sonra Devekuşu Kabare Tiyatrosu'nda görev aldı. 1973 yılında Ertem Eğilmez'in yönettiği Tatlı Dillim filmiyle sinemaya adımını attı ve kalabalık kadrolu filmlerde rol almaya başladı. İnek Şaban,Süt kardeşler, Çöpçüler Kralı, Davaro ve Sakar Şakir Filmlerinde canlandırdıgı karakterler sayesinde 7'den 70'e herkesin sevgisini kazanarak unutulmaz bir sanatçı olmuştur. Kemal Sunal, peşpeşe çevirdiği filmlerle ticari açıdan büyük başarı kazandı. Filmlerde çoğu zaman saf, şanslı ama iyi yürekli karakterlerin rollerine girdi.1974 yılında evlendi. Ali Sunal ve Ezo Sunal adlarında, biri erkek diğeri kız iki çocuğu oldu. 1977'de Antalya Film Festivali'nde En İyi Erkek Oyuncu ödülünü aldı.12 Eylül öncesi dönemde yarım bıraktığı üniversiteyi, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü'nden mezun olarak 1995 yılında bitirdi ve yüksek lisans yapmaya başladı. Yüksek Lisans tezi komedyen kimliği ile Kemal Sunal'ın ve filmlerinin incelenmesidir. Yüksek lisans tezi 2005 yılında ailesi tarafından "TV ve Sinemada Kemal Sunal Güldürüsü" ismi ile kitap haline getirilip yayınlanmıştır. Hayatı boyunca toplam 82 filmde rol aldı. 3 Temmuz 2000 tarihinde Balalayka adlı filmin çekimlerine başlamak için Trabzon'a gitmek üzere bindiği uçakta kalkıştan hemen önce geçirdiği kalp krizi nedeni ile hayatını kaybetti.

 

MAGAZİN Kategorisindeki Diğer Haberler