YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
İkinci Abdülhamit'ten sonra Erdoğan
Ünlü sanatçı Murat Kekilli, "Bana göre 2. Abdulhamit’ten sonra gelmiş en yetenekli insanlardan birisidir" dedi.
İkinci Abdülhamit'ten sonra Erdoğan
16 Şubat 2015 / 08:47 Güncelleme: 16 Şubat 2015 / 17:47

Sanatçı Murat Kekilli, ülkemizde özgürlük olmadığını söyleyen ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret eden, diktatör diyen sanatçılara tepki gösterdi. Kekilli; “Erdoğan’a diktatör diyorlar. Ya, Erdoğan gerçekten diktatör olsa sen Erdoğan’a böyle sövebilir misin? Eski Türkiye’de Cumhurbaşkanına sövseler bunları idam ederlerdi” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkındaki düşüncelerini anlatan Murat Kekilli; “Bana göre 2. Abdulhamit’ten sonra gelmiş en yetenekli insanlardan birisidir. Bugüne kadar medeniyetimizin başına gelmiş en nadir insanlardan birisidir. Dünyada Müslümanlardan sanatçı, sporcu, siyasetçi, doktor, mühendis olamayacağı konuşuluyordu ama Erdoğan bu algıyı yıktı. Tam tersine dünyadaki bütün Müslümanlara umut verdi. Bu adamdan korkan insanları anlayamıyorum” diye konuştu. Kekilli; “Osmanlı yedi düveli rahatsız eden bir kelimedir. Çünkü hakkaniyetten, doğruluktan, dürüstlükten ve özgürlükten küresel güçler rahatsız olur. Emperyalistler rahatsız olur. Sömürücüler böyle bir şeye razı olmazlar. Çünkü Osmanlı ruhu dirilirse dünya kurtulur” şeklinde konuştu.

2000 yılında “Bu Akşam Ölürüm” adlı albümüyle adından söz ettiren Sanatçı Murat Kekilli, sanat camiası, sosyal sorumluluk projeleri, Gezi Parkı olayları ve Fetullah Gülen grubuyla ilgili Yeni Akit'ten Hüseyin Kulaoğlu'na çarpıcı açıklamalarda bulundu:

“İSRAİL. BÜTÜN DÜNYAYI SÖMÜREN, ÇOCUKLARI ÖLDÜREN BİR REJİMDİR”

İsrail’in Gazze’ye saldırması üzerine İstanbul’da İsrail Başkonsolosluğu’nun önündeki eyleme katıldınız. Sizi, İsrail Başkonsolosluğu’nun önündeki eyleme getiren duygu nedir?

Filistin’de insanlar yıllardır açlığa, yokluğa mahkum edildi. İsrail, bütün dünyayı sömüren bir rejimdir. Gazze’de sahilde oyun oynayan çocukları öldüren bir rejimdir. Bir sanatçı olarak bu sömürüye karşı durmak için eyleme katıldım. Orada haksıza karşı dik durdum. Bu noktada ben duyarlı olmayacağım da kim duyarlı olacak?

Sanatçıların Filistin, Suriye gibi konularda değil de genelde hayvan hakları ve çevre hakları konusunda eylemlere katılmasını nasıl görüyorsunuz?

Sanatçılar genelde bu tür eylemlere nedense katılmıyorlar. Müziğini yap, paranı kazan ve kenara çekil mantığındadırlar. Sanatçıların bilinç altına bu durum işlenmiştir. Çevre ve hayvan hakları konusunda çalışma yapabilirler. Bu noktada bir sıkıntı yoktur. Bunlar asıl sorunlarımızı görmezlikten gelmek için yapılmış küçük oyunlardır.

“MEDYA BÜTÜN DÜNYADA YAHUDİ LOBİLERİNİN ELİNDEDİR”

Ortadoğu ve Afrika gibi konulara ise giremezler. Bilindiği üzere medya bütün dünyada Yahudi lobilerinin elindedir. İsrail Başkonsolosluğu’nun önüne giden bir sanatçı için muhtemelen bu Müslümanlardan taraftır, bunun ipini kesin denir. Bu durumda ne dizilerde, ne de filmlerde rol alamazlar ve popülerliğini korumaları engellenir yani popülerliğini kaybetmesi sağlanır. Sanatçıların özgür olduğunu düşünmeyin. İçlerinde neler kopar, ama yapamazlar. Hiç kimse inancını rahat rahat deklare edemez. Sanatçılar, her türlü milliyetçilik akımının arkasına saklanıp fikirlerini söylediğinde desteklenir ama “Müslümanım” dediğinde ciddi problemler oluşur, medya ile anlaşma bozulur ve savaş başlar.

“SANAT CAMİASINI, DEPREM BÖLGESİNDE GÖRMEYİ İSTERİM”

Van depremi olduğunda da İHH aracılığıyla Van’a gittiniz. Van’da neler yaptınız?

Van depremi sırasında iki arkadaşımla beraber bir hafta Van’da kaldık. Depremde zarar görmüş insanların dertleriyle dertlendik. Beraber yemek yedik, yattık, üşüdük, kamyonlardan yük indirdik. Van’da televizyonlarda sanatçıların yardım kampanyalarını izledik. Sanatçılar, evlerinde, sıcak yataklarından televizyonlara telefonla bağlanarak, Van’a para gönderdiklerini söylüyorlardı. Ben ise sanat camiasını, direkt deprem bölgesinde görmeyi isterdim. Bu arada çok gariptir, o paraların Van’a geldiğine de şahit olmadık.

İsrail Başkonsolosluğu ve Van’daki deprem gibi başka ne tür sosyal sorumluluk alanlarında yer aldınız?

Suriye’ye yardım konvoyuna katıldım ve Cilvegözü Sınır Kapısı’na kadar konvoya eşlik ettik. Filistin’e düzenlenen konvoya da eşlik ettim. Hatta Mavi Marmara gemisini yolcu edenlerden birisiydim. Mavi Marmara gemisinde yolculuk yapmak istedim ama nasip olmadı. Ben Mavi Marmara’da hayatını kaybedenlere şehit dedim. Başka birileri de, “İsrail otoritedir, otoriteden izin almak gerekir. Hatta bazıları da boşu boşuna öldü” şeklinde açıklamalar yaptı. Bunlara da katılmıyorum.

“ŞÖHRET AFET GETİRİYOR”

Sanatçılar arasında alkol ve uyuşturucu kullanımının yaygın olmasının sebebi nedir?

Özellikle sanat camiasının bilinçaltına, “İçkisiz ve dumansız olmaz” anlayışı yerleştirilmiştir. Örneğin; Hollywood filmlerinde oyuncuların elinden sigara, puro, alkol ve uyuşturucu eksik olmaz. Dikkat ederseniz Kovboy filmlerinde hep bar sahnesi vardır. Ellerinde viski kadehleri vardır. Dans eden kadınlar ve üst katta uyuşturucu sahneleri vardır. Bunlar neredeyse her filmin değişmez kareleri olmuştur. Bu bilinçaltı ile beraber çevrenin de etkisiyle sanatçılar alkol ve uyuşturucu kullanıyor. Bir de şöhrete ulaşınca bunu çoğu insan taşıyamıyor. Şöhret afet getiriyor.

“PRESTİJİM İÇİN GEZİ PARKI'NA GİTMEMİ İSTEYENLER OLDU”

Birçok sanatçı Gezi Parkı olaylarına katıldı. Siz Gezi Parkı olayını nasıl görüyorsunuz?

Gezi Parkı olayını, 31 Mart Vakası’na benzetiyorum. Benim için Gezi Parkı olayları, tarihteki 31 Mart Vakası’ndan zerre kadar farkı yoktur. Elin sömürgeci İngiliz’inin, Alman’ının, Yunan’ının ne işi var lan benim ülkemde? Gezi Parkı’na giden sanatçıların çoğunun daha sonra şov dünyasında çok daha özel yeri oldu. İş arkadaşlarımın içinde bile prestijim için Gezi Parkı’na gitmemi isteyenler oldu. Gezi’ye katılmamın şahsıma prestij getireceği söylendi. Ben ise onlara, “Aman, Allah’ın yanında prestijli olalım” dedim. O prestijin peşinde koşsaydım bunu en başında yapardım. Hatta benim için ortalama bir yaşam, elime de, yüzüme de çoktur.

“BUGÜN MÜSLÜMANLAR BOYNU BÜKÜK DEĞİL”

Tamer Karadağlı ve Emre Kınay, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan korktuğunu söyledi. Siz bu açıklamaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bence bu sanatçılar korkmak için yanlış yeri ve yanlış kişiyi seçmiştir. Bu sanatçılar korkmak için Batı’ya baksın… Yeryüzünde 2 milyara yakın insan şu anda emperyalizme karşı dik duran Erdoğan’a teşekkür ediyor. Erdoğan sayesinde bugün Müslümanların boynu bükük değil. Sürekli yurtdışına gidip gelen bir kişiyim. 2000 yılındaki yurtdışına çıkışım ile bugünkü çıkışım arasında fark var.

Bu fark nedir?

2000 yılında Yunanistan’a gittiğimde bir kadını Yunanlıların tartakladığını gördüm. O an orada kaos çıkardım. “Benim insanıma nasıl bağırırsınız” dedim. Arkadaşlarım vizem iptal olur diye karışmamamı söylediler. Eskiden böyleydi. Bugün ise Yunanistan’a gittiğimizde, “Hoşgeldin komşu” diyorlar. Aradaki farkı farkedebiliyor musunuz?

“MEDENİYETİMİZİN BAŞINA GELMİŞ EN NADİR İNSANLARDAN BİRİSİDİR”

Siz Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bana göre 2. Abdulhamit’ten sonra gelmiş en yetenekli insanlardan birisidir. Bugüne kadar medeniyetimizin başına gelmiş en nadir insanlardan birisidir. Dünyada Müslümanlardan sanatçı, sporcu, siyasetçi, doktor, mühendis olamayacağı konuşuluyordu ama Erdoğan bu algıyı yıktı. Tam tersine dünyadaki bütün Müslümanlara umut verdi. Bu adamdan korkan insanları anlayamıyorum.

Erdoğan’ın Çankaya’da düzenlediği ilk resepsiyona da katıldınız. Ne hissettiniz?

Çankaya’da bir davete katılacağım daha önce aklımın ucundan bile geçmiyordu. Kimse bizi o güne kadar oraya davet etmemişti. Sayın Erdoğan ise bize hem kalbimin, hem de Köşk’ün kapılarını açtı. Bu arada inancımla ilgili yaptığım açıklamalarımdan dolayı olsa gerek CHP’li belediyeler tarafından, yaklaşık 10 yıldır yasaklıyım.

“ERDOĞAN NE YAPMIŞ Kİ DİKTATÖR OLMUŞ”

Mehmet Ali Alabora ve Levent Üzümcü gibi sanatçılar, Erdoğan hakkında hakarete hatta küfre varacak düzeyde sözler sarfediyor. Bunları nasıl yorumluyorsunuz?

Bu kişiler yıllar boyunca boyunduruk altında yaşamaya alışmış olduğu için özgür kalmanın ne demek olduğunu bilmiyorlar galiba… Erdoğan’a diktatör diyorlar. Ya, Erdoğan gerçekten diktatör olsa sen Erdoğan’a böyle sövebilir misin? Erdoğan ne yapmış ki diktatör olmuş. Müziğini mi engellemiş, programlarını mı engellemiş? Rahat rahat da şeytanı bile kıskandıracak şekilde Erdoğan’a sövüyorsun… Eski Türkiye’de Cumhurbaşkanına sövseler bunları idam ederlerdi.

“OSMANLI RUHU DİRİLİRSE DÜNYA KURTULUR”

Erdoğan için, 2. Abdülhamid’den sonra gelen bir lider dediniz. Osmanlı kelimesi konuşulduğunda insanlar ürküyor. Bunun sebebi nedir?

Osmanlı yedi düveli rahatsız eden bir kelimedir. Çünkü hakkaniyetten, doğruluktan, dürüstlükten ve özgürlükten küresel güçler rahatsız olur. Emperyalistler rahatsız olur. Sömürücüler böyle bir şeye razı olmazlar. Çünkü Osmanlı ruhu dirilirse dünya kurtulur.

“PENSİLVANYA'YA DAVET ETTİLER AMA GİTMEDİM”

Fetullah Gülen grubuyla ilişkiniz nasıl… Pensilvanya’ya gittiniz mi?

Çevremde o gruba mensup birçok arkadaşım var. Hatta birkaç kere beni Pensilvanya’ya davet ettiler ama gitmedim.

17 Aralık’tan sonra ilişkiniz nasıl oldu?

Bu gruba mensup kişiler tarafından “Bize bu olayda destek olur musun?” dediklerinde olaya çok hakim olmadığım için destekte bulunmadım.

Fetullah Gülen grubu sizi bir davete ya da toplantıya çağırsa gider misiniz?

Muhtemelen gitmem. Çünkü Gezi Parkı olayları ve 17 Aralık sürecinde ülkeme, Müslümanlara, polisimize, askerimize, belediyemize, kısacası insanımıza verilen zarar çok büyüktü. Bu durum bende derin izler açtı. Kim gitmek ister ki?

“ÜLKEM YIKILIRKEN, BAYRAĞIM İNDİRİLİRSE TABİİ Kİ TARAF OLACAĞIM”

Gülen veya Erdoğan arasında yaşanan bu olayda taraf olmanız gerekirse kimden yana taraf olursunuz?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu konuda haklı olduğunu düşünüyorum. Mısır, Suriye ve diğer ülkeler gibi karışıklığa sebep vermeden ülkeyi derleyip, toparladı, kaosa götürmedi. Ülkeme, vatanıma, milletime zeval gelmesin diyorum ve bu konuda da kendilerini destekliyorum.

Erdoğan’ın, “Bîtaraf olan bertaraf olur” sözüne önceden katılmıyordum ama şimdi düşündüğümde yerden göğe kadar haklı olduğunu anladım. Ülkem yıkılırken, vatanım elden gidip, bayrağım indirilirken tabii ki taraf olacağım. Mısır’da, Suriye’de, Filistin’de zulüm olurken, tabii ki taraf olacağım.

“KOYU CHP'Lİ BİR AİLEDEN GELİYORUM”

Nasıl bir çevrede büyüdünüz, aileniz nasıldı, muhafazakâr mı, solcu mu?

Solcuydu. Koyu CHP’li bir aileden geliyorum. O zaman herkes Bülent Ecevit’çiydi. Adana’da bizim mahallede zaten başka bir parti tutman söz konusu değildi. Tek parti gibiydi.

“RIZKIMI VEREN ALLAH'TIR”

Sanatçıların medya ile savaşından bahsettiniz. Bu nedir?

Şimdi 2000 yılında “Bu Akşam Ölürüm” albümümün ardından o dönemde medyanın birçok kanadından bana ciddi ve büyük teklifler geldi. İlk teklif getiren kişiler, bir çanta dolusu dolarla geldiler. Bir dizi çekeceğimizi ve bölüm başına 50 bin dolar vereceklerini söylediler. Bu paranın bugüne kadar verilmiş en büyük miktar olduğunu söylediler. Bende boyunduruk altına girmeyi istemediğim için ne bir dizi film, ne de herhangi bir görüşün içinde yer almak istemediğimi belirttim. Çünkü kabul etseydim onlar ne derlerse onu yapmak zorunda kalcaktım. Kısaca rızkımı veren Allah’tır, kula mihnet eylemem dedim. O medya grubunun gazetesi birkaç ay sonra Buca’daki konserim kalabalık olmasına rağmen konserden önce veya sonra salondaki boş yeri çekerek, “Murat Kekilli’nin balonu söndü” diye haber yaptı. Onların dümen suyuna girmediğim için beni yıpratmaya çalıştılar.

Başka neler yaşadınız?

Bir gün Taksim’de eşimle beraber sinemaya gitmiştik. Sinemanın çıkışında magazin muhabiri, şak şak şak fotoğraflarımızı çekiyor. Ben de latife olsun diye, “Baba niye çekiyorsun fotoğraflarımızı, namahrem diye bir şey kalmadı” dedim. Bunun üzerine muhabir, “Murat Kekilli seni biz yarattık. Niye böyle mırın kırın diyorsun” dedi. “Höst, ağzını topla. Beni kimin yarattığını ben çok iyi biliyorum” dedim.

“ALLAH'TAN TEK İSTEĞİM MÜSLÜMANLARA İYİLİK VE GÜZELLİKLER İHSAN ETMESİDİR”

İslami hassasiyetlere yönelik dönüşünüz nasıl oldu, eskiden beri mi böyleydiniz?

Yok eskiden beri değil. Konservatuar yıllarımdan sonra Murat Göğebakan ile beraber bir grup çalışmamız oldu. Adana’nın en ünlü barlarında beraber çalıyorduk. Her ne hikmetse dedelerimizin, ninelerimizin duasını mı aldık nedir daha sonra Allah lutfetti. İstanbul’a geldikten sonra çok iyi insanlarla karşılaştım. Bu durum; Allah’ın bana bir lütfuydu. Şimdi, Allah’tan tek isteğim Müslümanlara iyilik ve güzellikler ihsan etmesidir.

sancaktarlar
 // erkekarpali
Murat kardes, Siz toplumun onunde gidenlerdensiniz. onun icin sizin destekleriniz ses getirip, islam alemini motife eder.Saglamsin, dirisin hamdolsun....
16 Şubat 2015 Pazartesi 11:40
MAGAZİN Kategorisindeki Diğer Haberler