YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Zayıf bir Müslüman ülke, Müslüman komşu ülke için
"Zayıf bir Müslüman ülke, Müslüman komşu ülke için
07 Kasım 2008 14:51
"Zayıf bir Müslüman ülke, Müslüman komşu ülke için

Başkent Tahran’dan çıkanlar için Kum ve İsfahan aynı güzergâhta. Bizdeki Ankara-Konya-Adana gibi.. Tahran’dan Kum 3; İsfahan 7 saat.


KUM DİNÎ EĞİTİM-ÖĞRETİMİN MERKEZİ


Bütün İslam ülkelerinin Şia mensuplarına hizmet eden din adamları ve âlimleri Kum’da okuyorlar. Din adamı yetiştirilen yükseköğretim kurumlarına “Huze” deniyor. Üniversitelere ise “Danişgâh”.


Danişgâhlarda da tıpkı bizim üniversitelerdeki İlahiyat Fakülteleri gibi din adamı yetiştiriliyor. Huzeler ise üniversitelerden farklı yükseköğretim ve eğitim kurumları. Danişgâhlarda 2 bin, huzelerde 30 bin öğrenci öğrenim görüyor.


AYETULLAH ERDEBÎLİ’Yİ ZİYARET


Ayetullah Erdebîli Hazretleri, Sahabe-i Kiram devrinden kalma bir abide gibi. Müşekkel, müheykel, heybetli bir güven abidesi.. Bize öyle geliyor ki gözlerinde insanı teshir eden bir nazar var. 


Başındaki özenli, koyu-siyah sarığın altında nur fışkıran bir yüz.. 


Huzurlarında sadece yol arkadaşlarım Ali Ekber Esedî, Mehmet Turabî  ve biz varız. Bizi böyle baş başa kabul ediyor.


Mektebi, içinde toplu sohbet yapılan mütevazı bir salon, idare ve kabul odaları, dershaneler bulunan bir külliye.. 


Temiz, tertipli, gönüllü ve gönülden hizmet ehli müeddeb ve saygılı.. İkramlar görkemli.. Her çeşit meyve ve zengin sofra..


Erdebili Hazretleri Türk dostu, Türkçe konuşuyor. İlk sorusu nereden geldiğimiz.


 “Türkiye” sözünü duyunca, bize ülkemiz hakkında uzun bir sohbet lütfediyorlar..


“Türkiye’nin geçmişi çok parlak. Osmanlı bütün Müslümanların güvencesi idi. Şarkta ya da garpta bir Müslüman’ın başı ağrısa ona sığınırdı. Küffar ondan korkardı. Müslümanların tarihinden Osmanlı dönemini çıkarırsanız geriye bir şey kalmaz. Bugün Müslümanlar başsız ve dağınık. Bir araya gelsek yine güçlü olacağız. Bir Müslüman ülke kendini ne kadar güçlü de hissetse yalnız başına zayıftır. Bir Müslüman ülke yanına başka Müslüman ülkeleri alsa zayıf da olsa güçlüdür. Güçlü bir Müslüman ülke, komşu Müslüman ülke için de yararlıdır. Zayıf bir Müslüman ülke, Müslüman komşu ülke için de zararlıdır


Bu çok anlamlı ve gerçek bir rehber din âlimine yakışan telkinlerden sonra bize “Türkiye nasıl?” diye sordu. Biz Türkiye’nin sözünü ettikleri o güçlü tarihî mirasın üzerinde oturduğunu ve o yükün ağırlığını hissetiğini; -bu vadide söyleyebilecek çok şeyi olmayanların mahcubiyeti içerisinde- anlatmaya çalışıyoruz. İlahiyatlarımızdan, Diyanetimizden tarihî kurum ve kürsülerimizden bahsediyoruz. O mu, bizi dinlerken sadece tebessüm ediyorlar. Bizden daha çok şey beklediklerini bize hissettiriyorlar.


FATİME-İ MA’SUME


Kum şehrine dini rengini veren en güçlü merkez “Fatime-i Ma’sume” külliyesi. Fatime-i Ma’sume, Hz. Hüseyin Efendimizin 4’üncü batından torunu. Kum kentinin Tahran-Kaşan istikameti girişinde bir muhteşem yapılar topluluğu. 


Otobüsler için ayrı, küçük binek araçları için ayrı binlerce araçlık park yerleri.


İhtişamlı kubbeler altında kaç olduğunu sayamadığım harem bölümleri. Kadın-erkek birbirini göremeyeceği ayrı salonlar.. Kaç 10 bin kişinin bir arada namaz kılabildiğini, bu kutlu yerin kafamdaki esrarı bozulmasın diye rehberlerime bile soramadım. 


Bakanları billurdan cennetlere taşıyan kristal portaller. Tertemiz ve yüksek efsaflı mermer taban üzerinde yeni, sade ve munis desenli halılar.


Bir sabah namazında bu nurlu mekânda idik. Ali Ekber Esedi’nin tedbirli rehberliğinde ve cemaat yoğunlaşmadan Ma’sume validemizi rahat rahat ziyaret ettik. Geniş namazgâhları bölüm bölüm gördük. O sabah imamete geçecek olan bölgenin bir büyük “Ayetullah”ının duracağı mihrabın birkaç saf gerisinde yerimizi alabildik. 


Ezan okunurken arkama baktığımda göz alabildiğine dalgalanan cemaatin heybeti görülmeye değerdi. Daha bir ay kadar önce Kırım’da bu tür heyecanları birlikte yaşadığımız dünya-ahiret kardeşim Mehmet ALTUNBAŞ’ı bu duygu dalgası içerisinde yanıbaşımda hissettim. Belli ki masum Fatıma validemiz ile birlikte büyük-büyükannesi evlad-ı Resul “Fatıma Anamız”ın ruhaniyeti de bizimle idi. 


Ünlü imamın duruş ve kıraatındaki sadelik ile cemaatin coşkunluğu birbirine zıt bir tenakkuz güzelliği oluştururken, ilk defa yaşadığımız duygu seli içerisinde kaybolup gittik. 


Şii cemaatin toplu ibadet ritüellerinin önceden farkında olsam da bu “Ehli Beyt” hayranlık ve coşkusu doğrusu Şii kardeşlerimizin en takdir edilecek bir yönü olarak gönlümüzdeki yerini aldı.  

KÜLTÜR SANAT Kategorisindeki Diğer Haberler