YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Yavuz Sultan Selim, Şah İsmail efsanesini nasıl bitirdi?
Çaldıran Zaferi'nin üzerinden 500 yıl geçti ama yankısı kimi çevrelerde hala devam ediyor. Peki 9. Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim, Şah İsmail efsanesini nasıl bitirmişti? İşte cevabı...
Yavuz Sultan Selim, Şah İsmail efsanesini nasıl bitirdi?
09 Ağustos 2014 / 18:14 Güncelleme: 09 Ağustos 2014 / 18:19

Derin Tarih dergisi son sayısında Çaldıran Zaferi’nin 500. yıl dönümünde konuyu Tufan Gündüz’ün yazısıyla gündeme taşıdı.

23 Ağustos 1514’te Çaldıran Ovası’nda yapılan savaşla Yavuz Sultan Selim, Şah İsmail’e karşı büyük bir zafer kazanarak Anadolu’nun siyasî birliğini korudu.

Yaklaşan tehlike!

Yavuz Sultan Selim daha Trabzon’da sancakbeyi iken Şah İsmail’in her hareketini takip etmek imkânı bulmuştu. Onu iyi tanıyor, hareketin nereye varacağını aşağı yukarı kestirebiliyordu.

Osmanlılar şehzade kavgası ile birbirlerine düşmüşken o ülkesinin sınırlarını Azerbaycan’dan Bağdat’a, Maveraünnehir’den Doğu Anadolu’ya kadar genişletmişti. Şimdi ise yavaş yavaş Osmanlı topraklarını yokluyordu.

Yavuz’un geleceğinin Şah İsmail’in geleceğine bağlı olduğu artık iyice ortaya çıkmıştı. Kader, Turan hükümdarını mağlup ettirip İran’da güçlü bir Şah ortaya çıkarırken, Rum’daki sultanı sadece sınıyordu. 

Divan hemen toplandı. Akıl sahiplerine İran seferi soruldu. Herkes aynı fikirdeydi. Derhal savaş hazırlıklarına girişildi. Ülkenin her tarafına haberler gönderilerek 1514 yılının Nevruz’unda sefere çıkılacağı, herkesin hazır olması emredildi. 

Orduyu kendine getiren sözler

Ordu, Sivas üzerinden Safevî hakimiyetindeki topraklara girdiğinde beklenmedik bir gelişme yaşandı. Osmanlılar savaşın Erzincan yakınlarında gerçekleşeceğini tahmin etmişler, bütün hazırlıklarını buna göre yapmışlardı. Ne var ki, Safevîlerden hiçbir belirti yoktu.

Ordu sürekli ilerliyor ama karşısına kimse çıkmıyordu. Saldırının nereden geleceği, tehlikenin hangi geçitte beklediği kestirilemiyordu. Bu durum orduya da hemen sirayet etti ve huzursuzluklar başladı. Öyle ki bazı yeniçeri grupları geri dönüş için patırtı çıkarıp Yavuz’un çadırına kurşun bile attılar. 

Yavuz kendisini yoldan döndürmeye çalışanlardan Hemdem Paşa’yı hemen idam ettirdi. Yeniçerilerin karşısına çıkıp "Şah askerini ölüm tehlikesiyle karşı karşıya bıraksa onlar severek ölüme koşarlar, köpüren sele, yakan ateşe şen şakrak dalarlar. Çocuklarını Şahları uğruna kendi elleriyle feda ederler. Siz ise benim hayallerimin dizginini kısmaya kalkıyorsunuz! Kulluk töresi bu mudur? Bağlılık davası sadece sözle mi olur? Çoluk çocuk derdiyle eli ayağı bağlı olanlar, rahat döşeklerini arzulayanlar hemen dönsün! Döşeli konaklarında rahat etsinler. Biz bunca yolu dönmek için gelmedik!" diye bağırdı.

Yeniçerileri sefer yolunda ikna etti ama çadırındaki kurşun deliklerini de hiç unutmadı. Bazı hesapların görülmesini savaşın sonuna bıraktı. 

Ezelde ne yazılıysa o olur!

Yavuz Sultan Selim Şah İsmail’in meydana çıkması için kendisine arka arkaya mektuplar yazdı. Birinde şöyle sesleniyordu İran topraklarının Şah’ına:

"Azerbaycan’da dağ ve tepeler muzaffer ordumun nallarıyla dolmuş, hilaller gökleri bezemişken ne bir ad, ne varlığından bir iz var. Öyle gizlenmişsin ki varlığınla yokluğun denk düşmüş. Kılıç taşırım davası güdenlerin ok ve kılıç yarasından kokmaması gerekir.

Selamet kaygısıyla perde gerisinde oturmak yiğitlik değildir. Şimdi bu kadar gizlenmenin sebebi büyük bir ihtimalle sayıya gelmeyen ordumdan korkman olmalı. Bu korkunu gidermek için ordumdan 40 bin kişi ayrılıp Kayseri ile Sivas arasında beklemeleri buyruldu. Düşmana mürüvvet de ancak bu kadar olur. Daha da olmaz. Eğer özünde yiğitlikten bir eser varsa gelip karşıma çıkarsın. Ezelden yazılı her ne ise gün yüzüne çıkar."

Böylece kaza iki büyük sultanı karşı karşıya getirmişti. Kader ise her iki sultanı birlikte yazdı. Ama zafer Allah kimi dilediyse onun oldu.

KÜLTÜR SANAT Kategorisindeki Diğer Haberler