18 Ekim 2017 Çarşamba
  • Altın151,481
  • BIST106.991
  • Dolar3,6762
  • Euro4,3196
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,8356
  • İstanbul15 °C
  • Ankara3 °C
  • İzmir13 °C
  • Konya9 °C
  • Adana15 °C
  • Antalya16 °C
  • Diyarbakır10 °C
  • Bursa9 °C
  • Kayseri3 °C
  • Kocaeli5 °C
  • Şanlıurfa13 °C
  • Gaziantep14 °C
  • İçel19 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Ünlü yönetmenin duygulandıran anısı
Ünlü yönetmenin duygulandıran anısı
16 Kasım 2012 12:46
Ünlü yönetmen Osman Sınav'ın çocukluk anıları duygulandırıyor.

''Uzun Hikaye'', 1940'lı yıllarda küçük bir çocukken dedesiyle Bulgaristan'dan göçerek Eyüp'e yerleşen ''Bulgaryalı Ali''nin (Kenan İmirzalığlu) delikanlılık çağında sevdiği Münire (Tuğçe Kazaz) ile kaçmasıyla başlıyor. Film, ''iyi insanların'', demiryolları boyunca ''iyi insan kalabilmek'' için kasabadan kasabaya taşınan, kimi zaman hüzünlü kimi zaman neşeli romantizm yüklü macerasını anlatıyor. Ali ve annesiz büyüttüğü oğlu Mustafa'nın, bir istasyonda başlayan uzun hikayesi, 1 saat 37 dakika sonunda yine aynı istasyonda son buluyor.

Filmin yönetmeni Osman Sınav, yazar Mustafa Kutlu'nun aynı adlı romanından beyaz perdeye uyarladığı ''Uzun Hikaye''nin öyküsünü, yorumları ve eleştirileri değerlendirdi.

Osman Sınav'a göre ''Uzun Hikaye'', bir hicret hikayesi. Allah'ın kutsal kitaplarında hikayeler anlattığını hatırlatan Sınav, ''Uzun Hikaye, 'Hicret metaforu ne demek ' onu anlatır. Film, 'hicret'ten bahsediyor mu  Hayır. Ama film, bir hicret metaforudur. 'Daha iyi insan olmak, daha adaletli olmak ve daha iyi insan yetiştirmek üzere nasibinizin peşinde yolculuk yapın. Sizi bundan alıkoyacak yeri terk edin. Daha iyi, daha huzurlu, adaletli insan olacağınız yere gidin. Umudunuzu kaybetmeden iyiliğe doğru gidin' diyen bir film. İşte bu bir hicret filmidir. Bunun için illa 'hicret'ten bahsetmeniz gerekmez'' diye konuştu.

İnsanın kendisini görebilmesi için bir takım hikayelerden ilham aldığını belirten Sınav, Allah'ın da kullarına hikaye ile ilham verdiğini vurguladı.

''Kutsal kitaplardaki hikayeleri sinemaya aktarırken illa 'Kızıldeniz'in yarılması' gerekmez'' diyen Sınav, bu metaforu anlamayanların, Allah'ı, Kur'an'ı Kerim'i ve kendisini de anlayamayacağını söyledi.


-''Şarkı bitmeden salon boşalmıyor''-


Osman Sınav, 12 Ekim'de vizyona giren filmin büyük bir beğeniyle izlendiğini ve kimsenin ''Ah şu gönül şarkıları'' parçasını dinlemeden salondan ayrılmadığını kaydederek, kendisine iletilen memnuniyetleri şöyle sıraladı:

''Bir seyircimiz diyor ki, 'Elinize sağlık. İçimizi titrettiniz. Filmden çıkınca oğlumun ve eşimin elini daha bir sıkı tuttum.' Bir başka seyircimiz, 'İzlemeye doyamadım, doyamadım, doyamadım, doyamadım' yazıyor. Bir başka seyirci de beğenisini 'İlk defa bir Türk filmi bitsin istemedim' sözleriyle belirtiyor.

Bütün sinemalardan haberler alıyorum. Meslektaşlarım da arıyor. Profesyonel bir meslektaşım da geçen gün sinemaya gitmiş. Film bitmiş, doğal olarak ayağa kalkmış. Arkadaşım 'Ancak hiç kimse kalkmadı. Bütün seyirci oturunca ben de oturdum' diyor. Filmin nasıl olduğunun cevabı seyircide. Ajansımız 'son yıllarda en çok tavsiye edilen film' diyor. Seyirciden çok iyi dönüşler var, beklediğimizin çok üstünde. Filmin duygusuyla o şarkıyı dinliyor.''


-''Film, babam ve Mustafa Kutlu izlemedi''-


Osman Sınav, filmi, uzun yıllardır tanıdığı ve çok sevdiği, hikayenin yazarı Mustafa Kutlu ile babasının henüz izlemediğini söyledi.

Mustafa Kutlu'nun biraz rahatsız olduğunu ifade eden Osman Sınav, ''Mustafa Kutlu, rahatsız olduğu için sinemaya gidemedi. Filmi tabii ki çok merak ediyor. Kutlu, filmi, parça parça izledi. İnşallah DVD yaptığımızda tümünü izleyecek. Filmi, ailesi de gördü, kendisi de çok mutlu. Zaten 10 yıldır konuştuğumuz için. O kayıtsız şekilde bize emanet etti'' dedi.

Babasının da çok yaşlı olduğunu ve cami dışında bir yere çıkamadığını ifade eden Sınav, kardeşinin Ankara'da babasını sinemaya götüreceğini anlattı.


-Kutlu'nun iki eseri üzerinde çalışıyor-


Yönetmen Osman Sınav, edebiyat eserlerini sinemaya uyarlamanın riskli bir iş olduğunu vurgulayarak, ''Edebi dili aşacak görsel bir dil çıkaramazsınız, eleştiri alırsınız, sonuca uluşamazsınız. O yüzden uyarlama yapmak daha risklidir'' değerlendirmesinde bulundu. 

Mustafa Kutlu'nun iki eseri üzerinde daha çalıştığını da açıklayan Sınav, Kutlu'nun ''Rüzgarlı Pazar'' eserini sinema filmi, ''Zafer Yahut Hiç'' eserini ise dizi film olarak seyirciyle buluşturmak istediğini belirtti.


-''İmirzalıoğlu artık oyunculuğunun zirvesinde''-


Filmin başrol oyuncusu Kenan İmirzalıoğlu, ''Uzun Hikaye''de, kimsenin alışık olmadığı, farklı bir karakterle seyircinin karşısına çıktı. İmirzalıoğlu'nu, başrolde oynatmak için hiç tereddüt yaşamadığını vurgulayan Osman Sınav, 11 yıl önce, Kenan İmirzalıoğlu'na, farklı rollerde oynamanın bütün aktörlerin hayali olduğunu söylediğini anlattı.

''Deliyürek'' dizisi ve filmini bitirdiklerinde Kenan İmirzalıoğlu'na ''Bu seni farklı bir yere taşır'' dediğini aktaran Sınav, ''O da 11 yıldır bunu gerçekten oynamak istiyordu. Hiç tereddütüm yoktu. Kenan İmirzalıoğlu artık oyunculuğunun zirvesinde. Film onun için oyunculuğun içinde başka sayfalar açtı'' dedi.


-Fakirlik, pazar filesi, çürük elma anısı-


Seyirci için filmin teması, oyunculuğu, müzikleri ve yaşattığı duyguların önemli olduğunu belirten Sınav, bu yönüyle ''Uzun Hikaye''nin başarıyı yakaladığını söyledi.

''Meslek hayatımın en güzel işini yaptığıma inanıyorum'' diyen Sınav, beklentisinin üzerinde iltifat aldığını ve en büyük kazancın da bu olduğunu ifade etti.

Filme ne kadar para harcadığını, ne kadar kazandığını konuşmanın kendince ayıp olduğunu ifade eden Sınav, babasından aldığı bu terbiyeyi şu anısıyla anlattı:

''Küçükken Denizli'ye göçtüğümüzde annem pazara gidip alışveriş yapmaya başladı. Orada baktık ki, file ile alışveriş yapılıyor. Annem file ile alışveriş yapmaya başladı. Biliyorsunuz fileler filmde de var. Orada herkes file kullanıyor. Çok da pratik bir şey. Babam anneme fileyi yasakladı. Dedi ki 'Siyah bir torba dik, onunla alışverişe git'. Halbuki annem pazarın en son saatlerinde gidip, en ucuzundan almak zorunda idi. Çünkü paramız yoktu. Elma alacaksa yarısı çürük olurdu. Çünkü parası o kadardı. O elmaların yarısını temizler, öyle yerdik. 'Onu bile alamayanlar vardır. Gözü kalır, hakkı kalır' derdi babam. 'Göz hakkı var' derdi. Böyle bir terbiyeden geliğim için şu kadar para kazandım, şu kadar maliyeti var, bu seyirciyi ilgilendirmez.''


-''Babam ve Oğlum ile alakası yok''-


''Uzun Hikaye''yi izleyen birçok seyircinin, 2005 yapımı yönetmen Çağan Irmak'ın ''Babam ve Oğlum'' adlı filmde olduğu gibi gözyaşlarını tutamadığı ve o filmi hatırladığı belirtilerek, bu konudaki görüşünün sorulması üzerine Sınav, şunları söyledi:

''Babam ve Oğlum ile alakası yok. Ancak duygudaş hikaye. Babam ve Oğlum, güzel bir baba ve oğul hikayesiydi. Bu da güzel bir aşk hikayesiyle başlıyor. İki film arasında hiçbir alaka görmüyorum. Bu tür mukayeseler yanlıştır. Neyi halledecek  Adam eşit paylaşımdan başlıyor. 'Sen sosyalist misin ' diyor. Ondan sonra lakabı kendinden önce gidiyor. İşte bu kötü bir şey.'' aa

KÜLTÜR SANAT Kategorisindeki Diğer Haberler