YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Ünlü yönetmen manken oyuncu tartışmasına son nokta
Ünlü yönetmen manken oyuncu tartışmasına son nokta
Ünlü yönetmen manken oyuncu tartışmasına son nokta
14 Ekim 2008 / 22:06 Güncelleme: 03 Kasım 2008 / 00:00

Sinema öğrencileriyle bir araya gelen Zeki Demirkubuz, herkesin oyuncu olabileceğini belirterek “Eğitim önemlidir, ama sezgi ve yetenekle; mankenden de kahvedeki garsondan da sokaktaki insandan da oyuncu, hatta yönetmen olur’


45. Antalya Altın Portakal Film Festivali, ulusal ve uluslararası alandaki uzun metraj, kısa metraj ve belgesel filmleri sinemaseverlerle buluştururken, Türk, yabancı ünlü yönetmen ve oyuncuları da sinema öğrencileriyle bir araya getiriyor. Festival kapsamında bugün düzenlenen söyleşiye, Türk sinemasının son onbeş yılının en önemli yönetmenlerinden ve ‘C Blok’, ‘Masumiyet’, ’3.Sayfa’, ‘Yazgı’, ‘Kader’ filmleriyle ödüller kazanan Zeki Demirkubuz katıldı. Demirkubuz, Türkiye’nin birçok şehrinden festival için Antalya’ya gelen sinema bölümü öğrencilerine tecrübelerini aktardı.


HERKES OYUNCU OLABİLİR
Birçok filminde amatör kişilere oyunculuk yaptırmasının nedeninin de sorulması üzerine Demirkubuz, oyuncu konusunda da sezgileri ve etkilediği yüzleri gözlemleyerek hareket ettiğini anlattı. Oyunculukla ilgili eğitim ya da eğitimsiz olunmasıyla ilgili ön yargısı bulunmadığını, karakteri canlandıracak kişilerin yüzünün anlatımının önem taşıdığını dile getiren Zeki Demirkubuz, şöyle konuştu:


“(Mankenden oyuncu mu olur) gibi saçma tartışma yerine, her yönetmenin karakterini canlandıracak kişilerde özel ölçütlere bakması gerekir. Herkes oyuncu olabilir. Eğitim önemlidir, ama sezgi ve yetenekle; mankenden de kahvedeki garsondan da sokaktaki insandan da oyuncu, hatta yönetmen olur. Yönetmenlik, oyuncuda aradığın ölçütleri sınırlamalara, klişelere düşmeden ortaya çıkarmaktır. Sinemada her şeyi mantıklı açıklamak gerekmiyor. Aradığım yüz, bir garson, sokaktaki bir insan yüzü de olabilir. Önemli olan insanın bu işi yapacak sezgisi, kapasitesi olması ve yönetmenin bunu ortaya çıkarmasıdır.”



EĞİTİM BİR TÜR ÜST KİMLİK HALİNE GETİRİLMEMELİ
Müjdat Gezen Sanat Merkezinde oyunculuk eğitimi alan bir öğrencinin, bu düşüncesinin eğitim alan oyuncu adaylarına haksızlık olduğunu söylemesi üzerine, Demirkubuz, genç kıza, oyuculuk konusunda eğitim almasını bir tür üst kimlik ve mesleki sorun haline getirmemesini tavsiye etti.


Eğitimli olup çok ileri noktalara gelen oyuncuların yanı sıra Türk ve dünya sinemasında en iyi oyuncular arasında eğitim almayan kişilerin bulunduğunu hatırlatan Demirkubuz, “Sinema oyunculuğunu ve yönetmenliği sanatın imtiyazlı alanına sokmaya çalışmak giderek yoğunlaştı. Bunları kimlikleştirmek, statü vermek, sanatın doğasına uygun değil. Sanatçılar bütün genellemelerden uzak durmalı. Oyunculuk ve yönetmenliği bunlarla kısıtlamak doğru değil” diye konuştu.


Zeki Demirkubuz, Türk sinemasının en iyi dönemi olarak tanımladığı 1960’lı yılları hatırlatarak, sinema eğitimi olmamasına karşın birçok yetenekli oyuncu ve yönetmenin yetiştiğini, Yılmaz Güney’in de en iyi örneklerden biri olduğunu vurguladı.



TÜRK SİNEMASI’NDA TAKLİT ARTIYOR
Türk sinema filmlerinde taklit ve esinlenmenin giderek arttığı, kendisinin de son dönemde taklit edilen yönetmenler arasında bulunduğuna yönelik öğrencilerin yorumu üzerine Demirkubuz, bunun nedenlerinden birinin,filmlerinde taklide yönelen bazı kişilerin neden sinema yaptığı konusunda kendisiyle hesaplaşamaması olabileceğini söyledi. Taklit ve esinlenmenin, öğrenme gibi iyi yanları da olduğunu dile getiren Demirkubuz, “Sinema öğrenilebilen bir şey. Taklit edilebilir. Resim ve yazı gibi sanat dallarının aksine sinema en geç oluşan sanat dalıdır. Bu nedenle taklit ve esinlenme konusunu çok önemsememek gerekir” dedi.



İNSANIN EN KÖTÜ YANLARINI DÜŞÜNEREK YAZDIM
Senaryosunu yazdığı ve yönettiği “Bekleme Odası” filminin baş rolünü neden kendisinin oynadığının sorulması üzerine de Demirkubuz, filmin senaryosunda “gece sayıklamaları’ olarak nitelediği, kendisinin ve insanların dile getiremediği, ama bildiği ‘alçak ve kötü” yanlarını ortaya çıkarmaya çalıştığını kaydetti. Demirkubuz, şöyle devam etti:


“Yazdıklarım, rol alacak oyuncunun ‘Böyle senaryo mu olur?’ diyebileceği bir senaryoydu. Kendimin de en kötü yanlarını düşünerek yazdım. En iyi şekilde anlatmak istedim. Karmakarışık duygularla oynadım, ama utandım. Devamlı kendinizi görüyorsunuz. Bir yandan da rolü oynayarak sayıklamalarım ve karmakarışık duygularımla ilgili nesnel anlamda bir şey kalsın diye yaptım. Filmde, sinemanın ahlaki değerlerini savunan bir kişi olarak, içimizdeki kötü yanlarla ilgili anlatılamayanları anlattım. Filmi çok az insan özel buldu. Birileri de (Ne gerek vardı böyle bir filme) dedi. Bekleme Odası filmiyle, bir yönetmenin hayatta ileriye gidebileceği yere kadar gitmek istedim.”

KÜLTÜR SANAT Kategorisindeki Diğer Haberler