YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Hayatım boyunca gerçeği aradım
Hayatım boyunca gerçeği aradım
Hayatım boyunca gerçeği aradım
03 Ağustos 2008 / 08:28 Güncelleme: 00 0000 / 00:00

“Belli bir bilince erdikten itibaren hep hayatın gerçeğini merak ettim. İnsanların, benim gerçeğim nedir ya da vatandaşı olduğum ülkenin ve dünyanın gerçeği nedir? “



Selanikli, 1913'te Balkan Savaşları sırasında İstanbul'a göç eden ve Türkiye'deki ilk dokuma fabrikalarının sahibi olan varlıklı bir ailenin ferdidir Halit Refiğ. 1934 yılında ailesinin İzmir'e gittiği sırada dünyaya gelir, Çocukluğu için; “İlkokula gittiğimde savaş yıllarıydı ve varlıklı ailelerinin çocuklarını okuttuğu Nişantaşı'ndaki Şişli Terakki Lisesi'nde okuyordum ama dirseklerimizde, pantolonlarımızda yamalar ve ayakkabı altlarında kabaralar olurdu. Bugünün gençleri için Türkiye'nin geçmişteki ekonomik durumu tahayyül edilebilir birşey değil.” diyor.


Meslek seçme yaşı geldiğinde Şişli Terraki'de mühendislik okulundayken sinemayı tercih eder. Küçük yaşlardan itibaren film seyretmek bir tutkudur onda ve sinema dünyasıyla ilk olarak Western filmleriyle tanışır ama Ömer Lütfi Akad'ın çevirdiği “kanun namına” filmi onda Türkiye'de film yapılabilir düşüncesi uyandırmıştır. Bu düşüncesini “Yönetmen, Karagözü anlatan perdenin arkasındaki kişi gibidir. Kendimi göstermek yerine başkalarını göstermek, başkaları göstermek vasıtasıyla kendi düşüncelerimi aktarmak bana daha ilginç geliyordu.” diye anlatır.


Hem ülkenin ekonomik şartları hem de sinemanın o yıllarda henüz bir meslek olmaması ailesine göre sonuçlanmayacak bir tutkudan ibarettir. Ama isteğinden vazgeçmez ve ailede ilk isyancı kişi olur Halit Refiğ. Disiplinli bir aile de yetişmiştir ama kendine biçilen mesleği yani mühendisliği değil Sinemayı tercih eder. 1954 yılına gelindiğinde askerliğini yedek subay olarak Kore'de yapar. Bu ona Türkiye'de edinemiyeceği fırsatlar kazandırır. ABD'lilerin uygun fiyatlı pazarlarından kamera, montaj masası, projeksiyon makinası ve perde alır. Bu kendine ait bir sinema donanımını oluşturmasına vesile olur. Bir taraftan 8 mm'lik filmler çekerken diğer taraftan da yurt dışından edindiği sinema kitaplarını okur.


ŞEHİRDEKİ YABANCI'YA MOSKOVA İLGİSİ


1955'te Türkiye'ye döndükten sonra edindiği donanım, ona gazetelerde ve dergilerde yazı yazma fırsatı verir. Bu dönemin önemli yönetmenleri Lütfi Akad, Memduh Ün ve Atıf Yılmaz ile dostluk kurmasını sağlar. Refiğ, Atıf Yılmaz'ın asistanı olarak 1957 yılında sinemaya adımını atar. 1960 yılında Memduh Ün'ün “Yasak Aşk “ ile de ilk yönetmenlik deneyimini tatmış olur. Türkiye'de 1950 yılı sonlarına gelindiğinde sinema alanında yükseliş olur. Artık yılda 4-5 film yerine 1960'larda yerini 100'lü rakamlara bırakır. Refiğ; “1950'lilerin sonunda sinema yaygınlaştı ama sansür problemi de gündeme geldi. Sansür, sinemacıları sosyal meseleler ve gerçekçi yaklaşmak açısından ürküttü”diyor. Ama 1961 Anayasası basına ve sinemaya fikir özgürlüğü getirir. 1962 yılında 3. Filmi olan “Şehirdeki Yabancı”da Moskova'da görücüye çıkar ve büyük yankı uyandırır.


ŞANSLARIN EN BÜYÜĞÜ: GÜLPERİ SAVAŞÇI


Ama ne var ki dönemin yönetmenlerinin yanı sıra Halit Refiğ de sansürden nasibini almıştır. “Benim filmlerin arasında en sansüre maruz kalan 'Şafak Bekçileri' oldu. Bazı sahneleri askeri üniformanın yapısına ters olduğu gerekçesiyle yasaklandı. Yasaklanmasından sonra dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı İrfan Tansel, filmi bir kaç komutanla ve eşleriyle birlikte seyrettiler, İrfan Tansel “Bu filmi yasaklayanlar benim bayrağıma karşı çıkıp hakaret etmişlerdir. Bunun gereğini göreceğiz” dedi. Sonrasında Şafak Bekçileri filmi tek bir kare bile kesilmeden gösterildi ve büyük bir ilgiyle karşılandı”.


1974 yılında Aşk-ı Memnu dizisi çekimleri sırasında piyano çalan bir kız gerekir ve ortak dostları Gülperi Savaşçı ile tanıştırırlar ve anlaşırlar bu öylesine bir anlaşmadır ki çekimler bitmeden evlenirler. “34 yıl oluyor ve aramızda hiçbir pürüz çıkmadı. Ben daha önce başka bir evlilik geçirmiş olmasam bu kadar iyi bilemezdim. O sadece olanüstü bir ev hanımı değil aynı zamanda çok değerli bir akademisyen.” Benim üçüncü eşim ve ben onunla evlilik müessesesine güvenimin kalmadığı bir dönemde tanıştım. Şansların en büyüğü Gülper Hanım'la tanışmamdır”


DEVLET ANA, İÇİMDE SIZI


1978 yılında TRT'den çok sevdiği yazar Kemal Tahir'in romanı Yorgun Savaşçı'nın filme çekilmesi teklifi gelir . Bu bir devlet projesidir. Ordunun da desteğiyle filme başlanır ama 12 Eylül 1980 darbesinden sonra TRT'de bulunan idarecilerin değişmesi filme gölge düşürür. 1978-1983 beş yıl süren film Nisan ayında biter. Sonrasında yakıldığı ilan edilir. “Bu yakılma basında büyük bir yankı uyandırdı. Ama yıllar sonra TRT yedek kayıttan izleyiciye sundu.” Sinema hayatındaki en derin ıstırabı Devlet Ana'dır. 1999'da Osmanlı'nın kuruluşunun 700. yıl dönümü sebebiyle Kemal Tahir'in Devlet Ana romanı hükümet isteğiyle Halit Refiğ tarafından çekilir. Kemal Tahir Vakfı tarafından istenilen yüksek telif ve Mimar Sinan Üniversitesi'yle anlaşılamaması yüzünden iki yıl hiçbir gelişme sağlanamaz. İki yılın sonunda 2001 yılında ekonomik krize giden süreç başlar. Refiğ, bu olay için “Bu sadece meslek hayatımın değil bütün hayatımın en acı olayıdır” der.


Hayatı boyunca ise sadece bir şeyi arar: Gerçeği. Bu arayışını şöyle dillendirir: “Belli bir bilince erdikten itibaren hep hayatın gerçeğini merak ettim. İnsanların, benim gerçeğim nedir ya da vatandaşı olduğum ülkenin ve dünyanın gerçeği nedir? Burada bir beyin taşıdığımı idrak ettiğim andan itibaren şu konuştuğumuz ana kadar hep gerçeği merak ettim.”


1937: Yönetmen olmaya karar vermeden önce düşündüğüm meslek denizcilikti. 3 yaşındayken denizci üniformasıyla çekilen fotoğraf.


1954: Kore'de yedek subaylığı yaparken, Güney ve Kuzey Kore'leri ayıran 38.Paralel sınır noktasında...


1963: Şafak Bekçileri filminde...


1963: Moskova Film Festivali'nde Nilüfer Aydan'la birlikte Ruslarýn ünlü oyuncusu Tatyana Samoylava ile görüþürken -- Bir Alman dergisinde çýkan fotoðraf...


1964: Nilüfer Aydan ve Kemal Tahir ile...


1974: "Aşk-ı Memnu"nun çekimleri sırasında.


1975: Gülperi Savaşçı ile nikah...


2003: 40.Antalya Film Festivalinde 40 yılın en iyi beş filminin ilki olarak seçilen "Gurbet Kuşları" filmi için "Altın Portakal Ödülü"nü Antalya Büyükşehir Belediye   Başkanı Bekir Kumbul veriyor...



BÜŞRA SÖNMEZIŞIK-YENİŞAFAK

KÜLTÜR SANAT Kategorisindeki Diğer Haberler