YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Erkekli, 3 oğlu ve bir babanın dramını oynuyor
Erkekli, "Silahların sözlerden büyük olduğu bu illeti kim bitirmiyor?" diye soruyor.
Erkekli,  3 oğlu ve bir babanın dramını oynuyor
14 Mart 2009 / 10:33 Güncelleme: 04 Nisan 2009 / 00:00

Önceki gün gösterime giren 'Güneşi Gördüm' filminde, biri dağa çıkmış, biri askerde, biri de tarlada çalışırken mayına basıp sakat kalan üç kardeşin dramı yer alıyor.


Filmde, her şeye rağmen üç oğlunu da bağrına basan baba Davut Altun'u, usta oyuncu Altan Erkekli oynuyor. Altun'un yaşadığı bütün acı ve çelişkileri çarpıcı bir biçimde yansıtan Erkekli, herkesin birbirine tahammül edebildiği, farklılıkların göze batmadığı bir dünya hayal ediyor. Filme önyargısız giden herkesin mutlaka önemli dersler çıkaracağını söyleyen Erkekli, "Silahların sözlerden büyük olduğu bu illeti kim bitirmiyor?" diye soruyor.


O, dağa çıkıp terör örgütüne katılmış Serhat'ın da babasıdır, vatan borcu deyip askere giden Berat'ın da. Tarlada mayına basarak bir bacağını kaybeden küçük oğlunu topallarken her gördüğünde acısı bir kez daha katlanır. Buna rağmen vatan bildiği köyünü terk etmek istemez. Dağdaki ve askerdeki evlatlarının fotoğraflarını duvara yan yana asamasa da terörist oğlunu sevmekten vazgeçemez.


Bu hikâye, 'Güneşi Gördüm' filminin ana karakterlerinden biri olan Davut Altun'a ait. Altun'un yaşadığı bütün acıları ve çelişkileri çarpıcı bir biçimde aksettiren Altan Erkekli, bu rolün şimdiye kadar oynadığı en zor karakter olduğunu söylüyor. Herkesin birbirine tahammül edebildiği, farklılıkların göze batmadığı bir dünya hayal ettiğini vurgulayan Erkekli, filme önyargısız giden herkesin mutlaka önemli dersler çıkaracağını düşünüyor. Terörün bölge ve insan ayırt etmeden birçok yüreği yaktığını ifade eden oyuncu, "Silahların sözlerden büyük olduğu bu illeti kim bitirmiyor?" diye soruyor. Sıcak, içten ve babacan tavırları nedeniyle kendisini kısa sürede izleyiciye benimseten Altan Erkekli'yle oynadığı karakteri konuştuk.


Sizin varlığınız hikâyenin neresine düşüyor? Filmdeki rolünüz ne?


Filmde üç oğlu olan bir babayı canlandırıyorum. Çocuklarından biri dağa çıkmış, biri askere gitmiş, biri de mayına bastığı için sakat kalmış. Bunların ortasında kalmış bir baba... Bu duruma çok üzülüyor, ama gücü bir şey yapmaya yetmiyor. Yaşadığı bölgeden, köyünden de ayrılmak istemiyor. Çünkü yaşadığı köyün dünyanın en güzel yeri olduğunu düşünüyor. Ama terör nedeniyle zorunlu göçe zorlanıyor.


Baba Davut, hayatta en çok neyi istiyor?


Doğduğu köyde, bildiği ortamda çocuklarıyla birlikte huzurlu ve güvenli bir biçimde yaşamak tek arzusu. Çiftçiliği ve hayvancılığı seviyor. Aslında bu hikâye 'arasat'ta kalmış insanların dramını çok açık bir şekilde ortaya koyuyor.


Çekimleri yaptığınız köy hikâyeyle örtüşüyor mu?


Evet örtüşüyor. Kars'ın Kağızman ilçesindeki bir köyde çekim yaptık. PKK, 7 sene önce korucu oldıkları için köyü basmış ve sonrasında çok kötü şeyler yaşanmış. Bize çekimlerde daha önce göç nedeniyle köyünden ayrılmış, ama tekrar geri dönmüş bir aile yardımcı oldu. O kadar güzel ve temiz insanlar ki, onlarla bir arada olmaktan çok mutlu oldum.


O bölge insanını nasıl buldunuz?


Aslında ben 1967 yılında Diyarbakır'da yatılı okudum. Bölge insanıyla eskiye dayanan bir dostluğum var. Ama farklılıkların bu kadar güzel olduğunu ve sahip çıkılması gerektiğini bu filmin çekimlerinde anladım. İnsanlar arasında üretilen bu suni kavganın sebebi de emperyalist güçlerin bizim üzerimizdeki oyunu. İnsanlar arasında böyle bir ayrım söz konusu değil.


Sizi en çok hangi sahne zorladı?


Çatışmada ölen oğlumun dere kenarındaki cesedini teşhis etmeye çalışırken çok zorlandım. Davut'un oğlu bir terörist, ama yine de yerde kanlar içinde yatan kendi çocuğu. İşte o babanın yaşadığı acı ve ikilemi yansıtmaya çalıştım.


Film, Türkiye'nin bıçak sırtı meselelerine parmak basıyor. Sizce seyirci bu durumu nasıl algılayacak?


Açıkçası ben de duygular nasıl paylaşılacak çok merak ediyorum. Filme önyargısız gelen herkes önemli dersler çıkarabilir. Ama yaşanan olaylar karşısında çok duygulanacaklar ve gözyaşlarını tutamayacaklar...


Daha önce oynadığınız birkaç dizi çok kısa bir süre sonra bitirildi. Reyting konusunda ne düşünüyorsunuz?


Reyting adaletli değil. Bir diziden 350, 400 kişi ekmek yiyor. Ölçümler nasıl yapılıyor merak ediyorum. Nasıl bir dizi bir-iki bölümden sonra izlenmediği anlaşılıp geri çekilir? Bu sistemin değişmesi lazım.


Türk halkı pembe dizileri neden bu kadar çok seviyor?


Çünkü çok fazla sorgulamak ve düşünmek istemiyor. Televizyonda kendi öykündüğü hayatı görüyor ve adeta uyutuluyor.


Mahsun Kırmızıgül söz konusunda olduğunda bütün oyuncular filmde rol almadan bazı çekinceleri olduğunu açıkladı. Sizin önyargılarınız var mıydı?


Hayır, kesinlikle yoktu. Yazlıkta olduğum için bana telefonla ulaşıp filmi anlattığında hiç düşünmeden kabul ettim. Bir an bile tereddüt etmedim. Okuyunca da bu kararda ne kadar haklı olduğumu gördüm. Zaten çekimler esnasında da gördüm ki dürüst, saygılı ve sevgi dolu bir insan.


Türk-Kürt meselesi Türkiye'nin farklılıklar konusunda yaşadığı sıkıntıların bir boyutunu gösteriyor. Diğer konularda ne düşünüyorsunuz?


Bu hayatı cehenneme çevirmememiz lazım. Farklılıkları benimseyip içimize sindirmemiz gerekiyor. Bu topraklarda mini etekli de başı kapalı da aynı biçimde yaşayabilmeli. Bir insanın anadilinde konuşmaya hakkı olduğu gibi ya da annesi onu hangi ninnilerle büyüttüyse o dilde konuşmaya hakkı olduğu gibi. ZAMAN


Güneşi Gören bakanlar gözyaşlarını tutamadı

KÜLTÜR SANAT Kategorisindeki Diğer Haberler