YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Ergenekon siyasallaştı; katilleri korumak düpedüz
Ergenekon siyasallaştı; katilleri korumak düpedüz
Ergenekon siyasallaştı; katilleri korumak düpedüz
01 Eylül 2008 / 10:21 Güncelleme: 00 0000 / 00:00

Orhan Pamuk Ergenekon örgütünün kendisini de hedef seçtiğiğini ve öldürmek için plan yaptığının öğrenilmesinden sonra koıruma tahsis edildiğini ileri sürdü. Pamuk'un Sabah Gazetesinde yayınlanan röportajı;


Pamuk son kitabının film olmasına ancak büyük bir bütçe söz konusu olursa 'evet' diyeceğini söyleyip ekledi: Amerikalılar Kar kitabını istedi ama siyasi önyargıları olabilir diye güvenemedim.


* 10 yıl boyunca hazırlık yaptınız, çok sayıda müze dolaştınız Masumiyet Müzesi kitabınız için. İlk kez kitabın dışında da bir şey yapıp, müze açıyorsunuz değil mi?


- Evet. Masumiyet Müzesi bir roman olmaktan başka, bir de Çukurcuma'da kurmaya çalıştığım müze. Kitapta Kemal'in aşık olduğu Füsun'un ailesi Çukurcuma'da oturuyor, Dalgıç Sokak'ta. Romanı yazmaya başlamadan evvel onların oturduğu o binayı satın aldım ve müze mekanı haline getirdim. Bir yandan da Kemal'in, Füsun'un evinden bazen aldığı, bazen arakladığı, bazen parasını verip götürdüğü eşyaları, mesela tuzlukları yıllardır biriktiriyordum. Yani Kemal'in, Füsun'un aşkıyla, onu hatırlamak için, onun yokluğunda yerini tutsun, aşk acısını yatıştırsın diye biriktirdiği eşyaları ben de yıllardır biriktiriyordum, tıpkı Kemal gibi...


* Bir müze kurmak için mi aldınız o evi, kitabı tasarlarken mi ikisini birleştirmek aklınıza geldi?


- İlk baştan evi almıştım, hikâye de vardı aklımda ama koleksiyon fikri gelişmemişti


* Kitabın hikâyesiyle birlikte de bir koleksiyon oluşturmaya başladınız


- Hepsi yan yana. Şöyle anlatayım; insanın hayal gücü sınırlıdır, 600 sayfalık bir roman bir seferde hayal edilemez. Önce bir fikir vardır, sonra başka bir fikir gelir, onların hepsini sabırla yazarsınız 10 yıl boyunca. Defalarca küçük buluş ve ayrıntılar keşfedersiniz. Çukurcuma'da gezerken kolonya şişeleri görüp, pek çok şey hatırladım. 'Hakikaten biz akşamları televizyon karşısında çat çat çat kolonya dökerdik' dedim, babaannemin elini öpmeye gittiğimde, 10 lira verir, biraz da kolonya dökerdi elime. Çukurcuma'daki kolonya şişelerini görünce, 'haa romanımda da böyle bir şey yapayım' derim. Bunun gibi yüzlerce 'haa'dan, binlerce 'böyle bir şey yapayım' demekten oluşur bir roman.


* Müze ne zaman bitiyor ve açılıyor peki?


- Aslında koleksiyonun yüzde 80'ini oluşturduk. Frankfurt Kitap Fuarı sırasında da önemli bir galeride sergileyecektik ama yetiştiremedik. Ama müze 1.5 yıl sonra açılacak. 2010 yılı İstanbul Avrupa Kültür Merkezi projesine yetiştirmek istiyorum, onlarla işbirliği yaparız belki de...


ÇOK TEKLİF GELDİ AMA...


* Masumiyet Müzesi kitabınızın bir sinema filmi olmasını ister miydiniz peki?


- İsterdim ama Türkiye'de film bütçeleri çok küçük. Bu neredeyse 30 yılı kapsayan ancak büyük bir bütçeyle yapılabilecek bir film. Büyük bütçeyle, bu işe inanmış birinin yapmasını isterdim elbette. Bana sürekli teklif geliyor, belki son beş-altı yılda Türk Sineması'nda da durum değişti ama küçük bütçeli filmlerde teknik sorunlar çıktığı için istemiyorum, beni ikna etmek de zor. Bu yüzden adım 'huysuz'a çıktı! Aslında huysuz olduğumu bilsinler de kimse vakit kaybetmesin, daha iyi! Ömer Kavur'la yapmıştık yıllar önce, en iyi ödülleri aldık ama küçük bütçeliydi ve teknik sorunlar oldu, istediğimiz sonuçları alamadık.


* 'Gizli Yüz'dü değil mi?


- Evet. Yurtdışına gelince... Kar ve Benim Adım Kırmızı için çok teklif geldi. Kar'ın film haklarını vermek istemedim, biliyorsunuz Kar siyasal bir roman, içinde de siyasal İslamcı, hatta şiddet kullanan teröristler de var. Amerikan film şirketlerinin ya da Batılı filmcilerin, bunları Amerikan kalıpları içerisinde anlatacaklarını düşündüğüm için çok istekli olmadım. İslam, terörizm çerçevesiyle bakacaklardı olaya. Ancak güven veren ve siyasi önyargılardan uzak biri olursa yabancı biri ile çalışabilirim. Ya da Türkiye'de yetenekli bir filmci ve biraz büyük sermaye olursa ilgiyle bakarım.


Yeni romana başladım bile!


"Yeni bir romana başladım bile! Olaylar İstanbul'da geçer; Cihangir, Beyoğlu, Çukurcuma, Tepebaşı. O kadar! 'Konu şudur' diyemem çünkü ne olduğunu bilmiyorum. Ama başladığımı sevinerek söylüyorum. Ben Masumiyet Müzesi'ne başladığım zaman da 'aşk romanı olacak' demiyordum, bir adamın bir evi ziyaret etmesi önemliydi; evlerin içleri, eşyalar önemliydi. Şimdi röportajlar yapıyorum, etrafa çıkıyorum ama her zaman, yavaş yavaş iğneyle kuyu kazar gibi geliştirdiğim yeni bir dünya var içimde, oraya sığınabiliyorum, o her zaman yanımda, çantamda..."


Katilleri korumak ahlaksızlık!


* Hakkınızda açılan dava süresince çok hırpalandınız mı?


- Çok fazla hırpalanmadım bunu söyleyeyim size. Kendimi hırpalanmış hissetmiyorum, yaralı bir insan gibi görmüyorum. Ben hayatımdan memnunum, hayatında istediğini genç yaşta elde etmiş bir yazarım, yazı yazmaya da devam edeceğim... Ünlü olmak, hakkınızda söylenen sözleri kontrol edememek demektir biraz da. Ama o laflar doğru mu bakalım hepsi?


* Ergenekon yargı süreci Türkiye'yi ikiye böldü. Siz fotoğrafı nasıl yorumluyorsunuz?


- Ergenekon konusunda söyleyeceğim şudur; konunun çok siyasileştiğini görüyorum. Herkes bu Ergenekon konusunu siyasileştirmek istiyor. Hangi siyasi görüş olduğu, birinci cumhuriyetçi olmuş, yoğun Atatürkçü olmuş, yoğun siyasal İslamcı olmuş ya da liberal olmuş, solcu olmuş, muhafazakar olmuş, gerçekten Ergenekon konusunda söyleyeceğim ilk şey bunlar değil, ilk şey bu konunun benim için ahlaki olduğudur. Bir yanda katiller var, ben ikna oldum, bu katiller beni de öldürmek istemişti çünkü. Siyasi sebeplerden bu katilleri korumak ahlaksızlıktır! Onlara kol kanat germek, çeşitli bahanelerle bu insanların suçlarını hafifletmeye çalışmak düpedüz ahlaksızlıktır. Emekli askerlerle ve mafya çeteleriyle adam öldürtmenin, adam öldürdükten sonra 'daha da öldürürüz ha' diye tehdit edip insanları susturmanın siyasette bir koz olarak kullanıldığı bir ülke de, ahlaklı ülke olmaz! Ergenekoncular'a kol kanat germenin, katilleri korumanın ahlaklı olmadığını söylemek zorundayım.


* Yargı sürecinde sonuna kadar gidileceğine ihtimal veriyor musunuz peki?


- Bilmiyorum, tahminleri siyasetçilere sorun. Bir katil ötekiyle işbirliği yapmış, ötekinin berikiyle telefonla konuştuğu tespit edilmiş, hepsi de inandırıcı geliyor bana ama ben sabahtan akşama kadar gazetelerde Ergenekon okumuyorum, hayat benim için böyle değil. Katillerin sonu yok.


Daha başka ne isteyebilir bir yazar?


* Nobelli yazar olmak, direkt olarak edebiyatın zirvesini mi gösterir?
- Öyle bakmıyorum. Yazmak istediğim romanlar var, edebi hayatımın ortasında da bu ödülü aldım, teşekkür ediyorum, çok tatlı, bana dünyada pek çok okur kazandırdı, şimdi onlar için de yazıyorum, bu da beni daha da heveslendirdi, o kadar.


* Nobelli yazar olmak işi güçleştiriyor mu, beklentiyi yükseltiyor mu mesela?


- Nobel aldıktan sonra yazarların yazamadığı söylenir. Benim için böyle bir şey yok. Tekrar söylüyorum; görece olarak çok genç yaşta aldım Nobel ödülünü ve gerçekten de Nobel'den sonra sene başına yazdığım sayfada rekor kırdım! Çünkü bu kitabı bitirmek istiyordum, bu kitabın benim için çok önemli bir kitap olduğunu biliyordum, Nobel de bana yardım etmiş oldu. 46 dile çevrilmişti kitaplarım, Nobel'le birlikte etti 58. Ya da 3 milyon satmıştım, şimdi etti 7 milyon gibi... Kitaplarımı bu kadar insan daha bekliyor. Daha başka ne isteyebilir bir yazar? Ama oturup da, 'ayy ben ne oldum' demiyorum, yazmaktan zevk alıyorum.


* Yaşar Kemal "Benim gibi komüniste Nobel vermezler" açıklaması yaptı geçenlerde. Ne diyorsunuz?


- Yaşar Kemal abimizdir, saygımız vardır, o kadar. Bu konuda başka yorum yapmam.


En iyi arkadaşım korumalarım oldu


Alman Der Spiegel dergisi, Orhan Pamuk ile geniş bir söyleşi yayımladı. Yeni kitabından siyasete kadar farklı konulara değinen Pamuk, "Atatürk'ün en sadık taraftarı olduklarını söyleyenler aslında ona ihanet ediyor. Atatürk olsaydı Türkiye'nin AB'ye girmesinden gurur duyardı" dedi. Düşünce özgürülüğü ve AB'den yana tavrı nedeniyle adının ölüm listelerinde dolaştığını ifade eden yazar, "Polis korumasında yaşıyorum ve eskisi gibi İstanbul sokaklarında rahat dolaşamıyorum. En samimi arkadaşlarım korumalarım oldu" dedi.

KÜLTÜR SANAT Kategorisindeki Diğer Haberler