YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Arınç'ı duygulandıran öğretmenin öyküsü TIKLA
Azerbaycanlı Gülnar öğretmeni eşi Bülent Ergüneş anlattı
Arınç'ı duygulandıran öğretmenin öyküsü TIKLA
04 Haziran 2009 / 19:05 Güncelleme: 05 Haziran 2009 / 00:00

MS hastalığı nedeniyle vefat eden öğretmen Gülnar Ergüneş'in eşi Bülent Ergüneş'e Vefa Ödülü'nün verilmesi sırasında Bülent Arınç'ın yaptığı konuşma, salondaki katılımcıları ve ekran başında yarışmayı izleyenleri ağlattı.


Irak'ta öğretmenlik yapan ve MS hastalığı nedeniyle vefat eden Gülnar Ergüneş'in eşi Bülent Ergüneş'e Türkçe Olimpiyatları Vefa Ödülü'nü takdim eden Arınç, "Bu vefa ödülleri çok önemli. Ama garip olan şu, ben bu ödülü, beyleri vefat etmiş hanımefendilere verirdim. İlk defa hanımı vefat etmiş beyefendi ve çocuklarına veriyorum. Bu işin erkeği kadını yok. Bu işi herkes el birliği ile yapıyor. Allah gençlere rahmet eylesin." diye konuştu.


Azerbaycan asıllı olan Gülnar Ergüneş'in bir millet iki devletin mensubu olduğunu söyleyen Arınç, "Sadece Türkiye'den değil dünyanın her yerinden koşan vefakar öğretmenlerimiz. Azerbaycan'dan Kazakistan'dan bütün dünyadan koşan unutmadığımız insanlarımız var." ifadelerini kullandı.


"Genç eşinin vefatıyla boynu bükük kalmış insanları teselli etmek çok kolay değil. Ama, Bülent Bey ve evlatları da yapılan işin büyüklüğünü biliyorlar." diyen Arınç, Bülent Ergüneş'e metanet dileklerinde bulundu.


Gülnar öğretmenin öğretmenlik sevgisi okuyanları duygulandırıyor. İşte eşinin kaleminden Gülnar Ergüneş'in hikayesi.


Azerbaycanlı Gülnar Öğretmenin son günlerini eşi anlattı


Gülnar Hanım’dan mektup var!


 


“Gülnar Hanım kim?” diyenler veya hatırlayamayanlar için kendisinden kısaca bahsedelim. 27 Kasım 2008 tarihinde vefat ederken arkasında beşyüzün üzerinde öğrenci bırakmış bir öğretmen arkadaşımız. Göyçay’lı olan Gülnar Hanım 1992-1997 tarihleri arasında Ankara’da Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde eğitim almış 1998-2002 tarihleri arasında Ordubad Kız Lisesinde, 2002-2006 tarihleri arasında ise Irak’ta öğretmenliğine devam etmişti. Sebebi ve tedavisi bilinemeyen hastalığı sebebiyle görme yeteneği zayıflayınca öğretmenlik hayatına devam edememiş, 2007 yılında ayakta durmakta problemler yaşamaya başlayınca da Azerbaycan’a dönmüştü. Yaklaşık bir buçuk yıl annesinin desteği ile yatağa bağımlı olarak yaşadı.


 


Bakü’de bulunduğu bu sürede öğrencilerinin ve arkadaşlarının ziyaretleri ve telefonlarıyla neşelendi. Hep bir gün iyileşip öğretmenliğe tekrar döneceğini hayal eder ancak durumundan şikayetçi olup Allah’a hiç isyan etmezdi. “Bu dünyada olmasa bile ahirette öğretmenliğe devam edeceğim.” cümlesi Gülnar Hanım’ın öğretmenlik sevgisini, Allah ve ahiret inancını çok güzel resmediyor. Son yıllarını yatağa bağımlı geçirse de kendinde olduğu sürece namazını hiç kaçırmazdı. Hatta hastalığın etkisiyle zaman zaman unutkanlıklar yaşar, kıldığı bir vakti tekrar tekrar kılardı. Vefat ettiği anda da namaz kılıyordu.


Dünya hayatına kalben bağlı değildi ama sağlığı yerindeyken gece gündüz çalışırdı. Fakat son aylarda endişelenmeye başlamıştım. Çünkü neredeyse hergün vücudunun fonksiyonlarından birini kaybediyordu adeta. Eğer dayanamaz isyan ederse, bu dünyasını kaybetmişti zaten, ahiretini de kaybedebilirdi.
O, bizim evimizin bereketiydi. Ona hizmet etmek hiç birimize zor gelmiyordu. Vefatı sabahı boncuk boncuk terleyen yüzünü sildim ve o güne kadar yaptığım duamın aksine “Allah’ım eşimi çok seviyorum, belki benim cennetime ona yaptığım hizmetler vesile olacak ama kendi menfaatim için onun sıkıntı çekmesine gönlüm razı olmuyor. Allah’ım ona hayırlı ömürler ver.” dedim. Bu, Gülnar Hanım’ı dünya gözüyle son görüşümdü.


Vefatının hemen ardından tanıdıklardan rüyalarını dinlemeye başladık. Henüz yatağından kaldırılmamıştı ki, bir hafta önce ziyaretine gelen ve bir kaç saat beklemesine rağmen, Günlar Hanım kendisinde olmadığı için, konuşup selamlaşamayan Berrin Hanım evimize geldi: “Biraz önce rüyamda Gülnar Hanım’ı gördüm, bana ismimle hitap etti ve “Bak! Artık ben yürüyebiliyorum.” dedi. Neredeyse hergün birkaç insanı rüyalarında ziyaret eden Gülnar Hanım’ın, Amerika’da öğretmenlik yapan Nahçivan’dan arkadaşı Handan Hanım’a şehit olduğunu, bir akrabasına cennetteki mertebesinin çok yüksek olduğunu, daha önce Karabağ’da şehit olan amcasının oğluyla aynı yerde olduklarını söylemesi bizi çok rahatlattı. Son olarak, Irak’ta beş yıl süreyle beraber çalıştıkları en yakın öğretmen arkadaşlarından biri olan Emine Fesli Hanım rüyasında Gülnar Hanım’ı görmüş. Elektronik postasını nakletmek istiyorum:


”Tertemiz bir sima, bembeyaz elbiseler içinde, gülen bir yüz, dinç ve heyecanlıydı...
- Abla nasılsın, iyi misin?
- Çok iyiyim.
- Nasıl muamelede bulundular sana?
- Allah yolunda savaşırken ölenlere gösterdikleri muamele ile muamele ettiler.
- Buralarda özlediğin, merak ettiğin şeyler var mı?
- Çocuklarımı çok özledim.
Emine Fesli Hanım fırsat bulmuşken biraz daha ayrıntılı bilgi almak istercesine:
- Daha önce vefat eden arkadaşlarımızla karşılaştın mı? Onların durumu nasıl? Onlara nasıl muamelede bulunuyorlar?
Gülnar Hanım dünyada kalan yakınlarına, arkadaşlarına ve öğrencilerine dikkat etmelerini istercesine, belki de öğretmenlik mesleğine olan sevgisiyle ders verircesine:
- İnsanlara hizmet için çalışanların bile burada hesabı çok çetin...”
Vefat eden insanların kabir hayatlarındaki durumlarını bilmemiz çok zor, ama gönlümüze su serpen rüyalarla teselli oluyoruz. “İnsanlar yaşadıkları gibi vefat ederler ve vefat ettikleri gibi de tekrar diriltilecekler.” Buna inanıyoruz. Gülnar Hanım ve ailesi görüşmelerine şimdilik rüyalarıyla devam ederken sevdiklerine ve öğrencilerine uyarısını tekrar etmek istiyoruz:
“İnsanlara hizmet için çalışanların bile burada hesabı çok çetin...”

Bülent Ergüneş/ZAMAN


 


 

KÜLTÜR SANAT Kategorisindeki Diğer Haberler