YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
''Anadolu’da bir köy mezarlığına gömün beni” demişti Nazım Hikmet
''Anadolu’da bir köy mezarlığına gömün beni” demişti Nazım Hikmet
''Anadolu’da bir köy mezarlığına gömün beni” demişti Nazım Hikmet
07 Ocak 2009 / 08:11 Güncelleme: 07 Ocak 2009 / 00:00

“Anadolu’da bir köy mezarlığına gömün beni” diyen Nâzım Hikmet’in 58 yıl sonra vatandaşlığa yeniden alınmasından sonra bile dileğinin gerçekleşmesi zor görünüyor. Çünkü son sözü oğlu Memet söyleyecek.
 


Türkçe’nin en büyük ozanlarından Nâzım Hikmet’in 1951’de Adnan Menderes Hükümeti tarafından vatandaşlıktan çıkartıldıktan 58 yıl sonra yeniden vatandaşlığa alınmasıyla ilgili karara tepkiler olumlu. Ancak şairin Moskova’daki mezarının Türkiye’ye getirilmesiyle ilgili farklı düşünce ve kaygılar taşınıyor. Nâzım’ın vatandaşlığa iadesi kararı ve mezarının Türkiye’ye getirilmesiyle ilgili olarak Nazım Hikmet’in Fransa’da yaşayan ressam oğlu Memet Hikmet’in avukatı Fuat Tokdemir, Nâzım’ı Türkiye’den kaçıran gazeteci Refik Erduran, Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı Başkanı Rutkay Aziz, Türkiye Yazarlar Sendikası Başkanı Enver Ercan ve Dünya Yazarlar Birliği Türkiye Başkanı Tarık Günersel’le konuştu.  
 


Avukat Fuat Tokdemir (Nazım Hikmet’in oğlu Memet Hikmet’in avukatı):


NAZIM’IN OĞLU HATAYI DEVLET DÜZELTSİN İSTEDİ
Nazım Hikmet’in mezarının getirilmesi için önce bu vatandaşlık olayının düzeltilmesi gerekiyordu. Şimdi bu düzeltilmiş olduğu için Memet Bey'in bundan sonra o konuda bir fikri olacaktır. Ama şu ana kadar Memet Bey'in bu konudaki tavrı kesindi. Zamanında vatandaşlıktan çıkarılmasına ilişkin kararın iptali konusunda dava açıp açmayacağı konusu gündeme geldiğinde, bu konuda kendisinin bir talebi olamayacağını, bunun devlet tarafından yapılmış bir hata olduğunu ve bu hatanın düzeltilmesi de devlete düştüğünü düşünüyordu. Kanaati buydu.
Ben de Memet beyle iletişim kurmaya çalışıyorum ama maalesef bulunduğu yerde telefon bağlantısı yok. Kendisinin fikrini almamız lazım. Bu konuda karar verecek kişi kendisi.


Refik Erduran (Gazeteci-Yazar, Nazım Hikmet’in Türkiye’den kaçmasına yardımcı oldu):
MEZARINI GETİRMEK MÜMKÜN OLMAYACAK
Mezarının Türkiye’ye getirilmesi düşüncesi gerçekçi değil. Ailenin bu konuda onayı gerekiyormuş. Ailesi diye bir şey yok, yalnızca oğlu var. Oğlu da maalesef annesi tarafından babasına karşı zehirlenmiş bir kişi. “Babam ruble için şiir yazdı” diyen bir kişi... O bakımdan oğlundan bir şeyler ummak beklemek, onun hükmüne başvurmak hem gerçekçi değil, hem de gerekli... O bakımdan bu pek mümkün olmayacak gibi görünüyor.


TEK BİR KÖYDE DEĞİL BİRÇOK ANADOLU KÖYÜNDE
Mezarının Türkiye’ye getirtilmesi bence çok önemli değil. İlla kemiklerini taşımak, Türkiye’de toprağa gömmek şart değil. Bu sembolik bir şekilde ifade edilebilir. Bir yerde değil; bir köyde değil, birçok köyde Nazım Hikmet anıtları yapılabilir. Yanıbaşında bir çınar ağacının olması sağlanabilir. İnsanlar sevgilerini belirtirler orada.


İYİ BİR SATRANÇ HAMLESİ OLDU
Böyle bir şeyi bekliyordum. Çünkü Ertuğrul Günay çok gerçekçi davranmaya, kendi hükümetini iyi satranç oynamaya sevk etmeye çalışan biri. Bu da iyi bir satranç hamlesi oldu. Çok olumlu ama bu durumun başlangıçta oluşturulması açısından da Türkiye için çok utanç verici bir konu diye değerlendiriyorum. Nâzım Hikmet’e yapılan birçok haksızlığın yanı sıra bir de hakaretlerin eklenmiş olması, Türkiye açısından çok utanç verici. Sen bu topraklara layık değilsin demektir, bir hakarettir.


Rutkay Aziz (Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı Başkanı):
MEZARININ GETİRİLMESİ KONUSUNDA ENDİŞELERİMİZ VAR
Nâzım’ın mezarının getirilmesi konusunda endişelerimiz var. Kendimizde böyle bir hak görmüyoruz, bu durum bizi aşıyor. Çünkü buna karar vermesi gereken oğlu Memet Hikmet ve ailesidir. Ondan sonra da Rusya ve Türkiye Cumhuriyeti hükümeti arasında bir anlaşma yapılır. Bugünkü Türkiye koşullarında mezarın getirilmesini doğru bulmuyoruz. Bu konuda ancak bir dilekte bulunabiliriz. Çünkü Nâzım bugün gerçekten Moskova’da, müze niteliğinde bir mezarlıkta son derece saygın bir şekilde anıt mezar gibi bir yerde uyumaktadır. Bu karar verilir de gelirse, aynı saygınlıkta onun isteği doğrultusunda bir köy mezarlığında, bir çınarın altında bizler de büyük bir coşkuyla onu omzumuzda taşıya taşıya selamlarız. Kimilerine göre hâlâ vatan hainliğini sürdürmektedir. Ruhi Su hocamın Zincirlikuyu’ndaki anıt mezar taşını da biliyorum; kurşunlardan geçilmemiştir, taşlarla parçalanmıştır. Türkiye bu noktada mıdır, bu da soru işaretidir bizde. Oğluyla bir bağlantımız yok. Kendisinin bizle bağlantı kurmasını bekleriz ama o da şimdiye kadar olmadı.


BİR SONRAKİ ADIM
58 yıl sonra tekrar vatandaşlığa alınıyor. Aslında bu zaten bir haktı ve bu hakkın tanınmış olmasını da Nâzım Hikmet Kültür Sanat Vakfı olarak olumlu bir adım olarak görüyoruz. Bakan’ı bu anlamda kutlamakta gerekir. Tabii çok geç alınmış bir karardır. Kaldı ki 2002 yılında UNESCO bir Türk şairi olan Nâzım Hikmet’i bir dünya şairi olarak da kutlamıştır. Atılan adımı olumlu bulduğumuz çok açık. Sürpriz sayılmamalıdır. Ama bugün şair yaşasaydı, bugünkü AKP iktidarının icraatlarına baksaydı ve Türkiye’nin koşullarının bugünden yarına gidişini görseydi, bu hakkı nasıl karşılardı; o beni aşıyor.
Bundan sonra eğitim politikası içinde, bugünden yarına tüm kuşaklarımız eğitimde de müfredatta da yeterince derinlemesine tanımalarını da isteriz.


Enver Ercan (Türkiye Yazarlar Sendikası Başkanı):
OĞLU İSTEMEZSE MEZARI GETİRİLEMEZ
Türkiye Yazarlar Sendikası olarak Nâzım Hikmet’in vatandaşlığa kabulü ve mezarının Türkiye’ye getirilmesi için öteden beri çalışmalar yapıyorduk. Elimizden gelen katkıyı veriyorduk. Böyle bir sonuç bizi sevindirdi. Nâzım Hikmet’in tekrar vatandaşlığa alınması önemli. Nâzım büyük bir şairdir. Uzun süredir yapılan çalışmaların bir sonucu bu. Epeydir uğraşılıyordu, hem partiler, sivil toplum kuruluşları bu konuda çaba içindeydiler. Somut olarak sonucu alınmış oldu. Bundan sonra sıra mezarının getirilmesinde. Bunun için de gereken çabayı göstereceğiz. Tabii bunu oğlu isteyecek en başta, o istemezse mezarı getirilemez.


Ayrıca Nâzım Hikmet’in eserlerine okul kitaplarında mutlaka yer vermek gerekir. Çünkü Nâzım evrensel bir şairdir. Dünyaca ünlü, çok değerli bir şairdir; hatta hükümetler, devletler uluslarüstü değerdedir. Onun için Nazım ve onun gibi sanatçılara biz iade-i itibar vermiş olmayız. Onlar bu davranışımızla kendileri şereflendirmiş, onurlandırmış olur.


Tarık Günersel (Dünya Yazarlar Birliği -PEN- Türkiye Başkanı):
DEVLET NAZIM’A DEĞİL KENDİSİNE İTİBAR KAZANDIRDI
Nâzım Hikmet’le ilgili yanlış bir karar uzun süre sonra da olsa düzeltilmiş oluyor. Devlet kendisine itibar kazandırmış bulunuyor. Nâzım Hikmet zaten itibarlıydı.
Türkiye bence ne yeterince laik, ne de yeterince demokratik. Bu iki alanda da gelişme gerekiyor. Demokrasi ve kişisel hakları yanlısı olanların, görüş ayrılıkları ne olursa olsun temel konularda omuz omuza mücadele vermesi gerekiyor: Yani demokratik bir cumhuriyet kurma yönünde her yurttaşa görev düşüyor. NTV  


Nâzım Hikmet'e 58 yıl sonra vatandaşlık veriliyor

koca çınar
 // muzaffer boyacıoğlu
O güzel insan zaten destanlarıyla ve şiirleriyle olduğu kadar sımsıcak yüreği ile gönlümüzde yaşıyor. Bu yaşlı yürek birgün duracak, ama O koca çınar, doğan her Yurtsever gencin yüreğinde sonsuza kadar var olacak. Ne Mutlu Nazım gibi Şairi olan Uluslara. Esenlikler Dilerim....
27 Ekim 2009 21:26
KÜLTÜR SANAT Kategorisindeki Diğer Haberler