YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Zinhar hiçbir lider için 'dönemin' ifadesi kullanılmayacak"
Başbakan Davutoğlu, "Kimse hiçbir başbakana ya da cumhurbaşkanına, halkın iradesini taşıyan hiçbir lidere, 'dönemin' ifadesini kullanamayacak. Bu bizim taahhüdümüzdür" dedi.
"Zinhar hiçbir lider için 'dönemin' ifadesi kullanılmayacak"
06 Eylül 2014 / 23:02 Güncelleme: 06 Eylül 2014 / 23:47

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Konya Ticaret Odası, Konya Sanayi Odası ve Konya Ticaret Borsası'nın düzenlediği akşam yemeğinde konuştu.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, ''Kimse de bu ülkede bir daha Adnan Menderes örneğinden hareketle şehit başbakanımızdan hareketle zinhar hiçbir başbakana ya da cumhurbaşkanına, halkın iradesini taşıyan hiçbir lidere, 'dönemin' ifadesini kullanamayacak. Bu bizim taahhüdümüzdür" dedi.

Davutoğlu, Konya Ticaret Odası, Konya Sanayi Odası ve Konya Ticaret Borsasının Fuar Alanı'nda düzenlediği akşam yemeğine katılarak Konya Ticaret Odası Uluslararası Fuar Merkezinin açılışını gerçekleştirdi. Davutoğlu, burada yaptığı konuşmada, bugün Türkiye Cumhuriyeti hükümeti güvenoyu aldıktan sonra Konyalılarla bir araya geldiğini hatırlatarak teşekkür konuşmasında, TBMM'nin ortak akıl, ortak vicdan, ortak ahlak membası olduğunu vurguladığını ve bütün partilere ''gelin geleceğin ülkesini, geleceğin küresel gücünü, geleceğini kudret ve şefkat diyarı o büyük devletini, ülkesini birlikte inşa edelim'' çağrısında bulunduğunu söyledi.

''Birbirimizi eleştirebiliriz, birbirimizin  politikalarına farklı açılardan bakabiliriz ama nihayetinde AK Parti'nin ortaya koymuş olduğu 2023 hedefleri, bir milletin tarih sahnesine azametle  gururla ama en önemlisi da vakarla geri dönüşüdür'' diyen Davutoğlu, şunları kaydetti:

''Hasta adam denilen bir milletin, bir ülkenin her an darbelerle karşı karşıya kalabileceği düşünülen bir ülkenin 90'lı yıllarda, 80'li yıllarda, 70'li yıllarda, o ülkenin başbakanının ağzından çıkacak sözün ya da hükümetinin ferman buyuracağı iradenin değil de, bir IMF memurunun ağzından çıkan sözün önem taşıdığı o yılları hatırlayın. Ve böyle düşünülen bir ülkeden bugün her türlü engeli aşan, küresel ekonomi politik krizlere  dayanıklı ekonomisiyle vakur bir şekilde ayakta duran , ayakta durmakla sadece yetinmeyen, dönüp 'durun ey kalabalıklar' demesi gibi üstadın, 'durun ey idareciler, ey küresel güçler, büyük güçler', bu insanoğlunun adalete ihtiyacı var. Bütün bu adaletsizliklere karşı yeni bir çağrının öncüsü olan ülke var.''

Demokratikleşme siyasetin belirleyicisi olacak

Gelecek dönemde, üç ana odağın, omurganın siyasetin belirleyicisi olmaya devam edeceğini anlatan Davutoğlu, bunun birincisinin  demokratikleşme olduğunu söyledi.

Demokratikleşmenin zannedildiği gibi sadece prosedürel olarak belli hakların elde edilmesi ve kullanılması olmadığını vurgulayan Davutoğlu, şunları belirtti:

''Demokratikleşme millette içkin ve gizli olan bir enerjinin ortaya çıkarılmasını sağlayan bir siyasi kültürdür. Halka güvenemeyen yöneticiler ve halkını kontrol etmeyi, denetlemeyi, onları baskı altında tutmayı iktidar sahibi olmak olarak gören siyasetçiler, aslında kendi halkının enerjisini içeride tüketirler ve enerjisini mahpus ederler

Niye 12 yıl içinde gerçekleştirdiğimiz bu büyük atılımlar, 60'lı, 70'li, 80'li hele hele dünya ekonomisinin gelişme gösterdiği, demokratikleşmenin yaygınlaştığı 90'lı yıllarda gözlemlenmedi?  Çünkü o dönemin yöneticileri için iktidar sahibi olmak, Ankara'da ya İstanbul'da belli ekonomik ya da siyasi belli güç odaklarıyla belli pazarlıklar dahilinde başbakanlık koltuğunda oturmak anlamına geliyordu. Çünkü onlar için devlet ve iktidar sahibi olmak milletin üzerinde söz hakkına sahip olmak demekti. Halbuki bizim için 12 yılda ortaya çıkardığımız siyasi kültürde iktidar sahibi olmak, her an halkın hizmetinde olmak demektir. İktidar sahibi olmak sadece Ankara'da bürokratik koridorlarda, ya da İstanbul'da belli güç merkezlerinin arasında o iktidarı aramak değil, halkın ta derununda halkın yanında, halkın  nasırlı elleriyle göğe açılmış dua için açılmış kollarıyla  halkın arasında bulunmaktadır.''

Onun için kendilerinin bu demokratikleşme üzerinden büyük bir enerjiyi ortaya çıkardıklarını belirten Davutoğlu, onun için son 12-13 yılda girdikleri her seçimden başarıyla çıktıklarını ifade etti.

''Kimse 'dönemin' ifadesini kullanamayacak"

''Konyalılara bu anlamda bir kez daha teşekkür ediyorum iftihar ediyorum'' diyen Davutoğlu,  bu seçimlerin tümünde Konya'nın bir rekor kırdığını, son olarak cumhurbaşkanı seçiminde her 4 Konyalıdan üçünün ''Sayın Recep Tayyip Erdoğan''dediğini söyledi.

''Bu bir vefaydı, Çünkü Sayın Cumhurbaşkanımızın başbakanlığı döneminde bu aziz şehre nasıl sahip çıktığını bütün Konyalılar gördüler'' diyen Davutoğlu, ''Bakınız 4 mitingi gördük biz yaşadık Konya'da. 28 Mart'ta seçimden iki gün önce, o zaman Sayın Başbakanımızın, o bu zaman Sayın Başbakanımızın diyorum dikkat edin, dönemin başbakanı demiyorum. Dönemin başbakanı değil, gönüllerin başbakanı olarak kalmaya devam edecek olan Sayın Cumhurbaşkanımız. Kimse de bu ülkede bir daha Adnan Menderes örneğinden hareketle, şehit Başbakanımızdan hareketle zinhar hiçbir başbakana ya da cumhurbaşkanına halkın iradesini taşıyan hiçbir lidere  'dönemin' ifadesini kullanamayacak. Bu bizim taahhüdümüzdür'' şeklinde konuştu.

Güven oyundan önce İstanbul'a gittiğini, bütün gün İstanbul'da olduğunu anlatan Davutoğlu, konuşmasına, şöyle devam etti:

''İstanbul, hepimizin Konya gibi feyzaldığı şehirdir. Dün orada zikrettiğim gibi Konya, İstanbul, şehirler, bizim için hocalardır, biz onların dizinin dibindeki öğrencileriz. Kıymetini bilene, o sokaklara işlenmiş ruhu okuyabilene. O güzel selatin camilere, minyatür ama  gerçek estetik zirvesi olan camilere, medrese bakabilenler için İstanbul ve Konya hocadırlar, Ankara  hocadır, öğretmendir. Bizler onların mütevazı, muafiyet sahibi talebeleriyiz. Dün şehit Başbakanımız, özellikle söylüyorum şehit Başbakanımız diye. Çünkü bu milletin iradesiyle gelmiş ve bu millete rağmen katledilmiş birisi şehit unvanına fazlasıyla layıktır. Sadece Ezan-ı Muhammediye'yi aslına döndürmüş olması bile milletin kalbinde ne derece, deruni  bir yer edinmesini sağladığını hepimiz biliriz. Onu ziyaret ettim ve orada da tefekkür ettim.  Ve kendi kendime şu sözü verdim: Bir daha bu ülkede hiçbir başbakana böylesi bir kader, kader Allah'ın elindedir ama böylesi bir sonu, kimse layık görmeyecek. Ve şunu söz verdim onun huzurunda: Allah şahit olsun ki eğer senin kaderin bizim kaderimiz olacaksa dahi milletin iradesini hiç kimseye teslim etmeyeceğiz. Şehadetin şahitliğimiz olsun.''

Daha sonra rahmetli  Turgut Özal'ın mezarına gittiğini ifade eden Davutoğlu, "Onun 80'li yılların kabus gibi  çöken askeri ihtilal döneminde kılı kırk yararcasına, bu ülkeyi nereden alıp. nereye getirmeye çalıştığını hepimiz biliriz'' dedi.

Özal'ı eleştirenlerin dahi zamanla o zor şartlarda neleri yapmaya çalıştığını hep gördüğünü anlatan Davutoğlu, ''Bugün bize karşı olan odaklar, o zaman ona karşı da saf tuttular. Acaba bu kıskacı nasıl kırabilirim diye büyük gayretler gösterdi. Ve ilk defa, hani her generalin gönlünde bir cumhurbaşkanı olmak düşüncesi var gibi bir kanaatin yerleştiği bir ülkede, sivil cumhurbaşkanı olarak Meclisçe seçildi ve bu onuru da hep taşıdı. Allah ona da rahmet eylesin. Eğer o, o gün üzerindeki baskılara boyun eğmiş olsaydı bugün halkın seçtiği bir cumhurbaşkanı sürecini yaşamakta daha büyük zorluklarla karşılaşırdık'' değerlendirmesini yaptı. 

''Hiçbir başbakan mahkeme karşısında hesap vermek zorunda kalmayacak"

Daha sonra eski Başbakan Necmettin Erbakan'ın kabrini ziyaret ettiğini dile getiren Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: 

''Orada da  gözümün önünde onun Anayasa Mahkemesi karşısında  dimdik, nazik, zarif ama vakur duruşu aklıma geldi.  28 Şubat dönemini yaşayıp da ister bizim gibi ilim adamı olsun üniversitede çektiklerimizle ister öğrenci ya da memur olarak başörtülü kardeşlerimizin, eşlerimizin çektikleriyle ister şu masada oturan Konyalı işadamlarının sadece belli değerlere dayalı, ekonomik ahlaka sahip olmaları dolayısıyla çektikleri yeşil sermaye diyerek ve bütün Türkiye sathındaki Anadolu sermayesinin çektiklerini düşündüğümüzde, o 28 Şubat zulmünün karşısında, dediğim gibi her zamanki nezaketiyle zerafetiyle vakarıyla inandıklarını savunan Necmettin Erbakan'ın huzurunda da  düşündüm. Ve ona da söz verdim, diğerlerine söz verdiğim gibi. Ne olursa olsun inşallah bu ülkede bir daha, hiçbir başbakan, herhangi bir mahkeme karşısında hesap vermek zorunda kalmayacak. Hesap vereceği makam onu, o iktidara getiren milletin tam kendisidir ve Allah'ın huzurudur. Şu veya bu gerekçeyle, şu ya da bu komployla milletin iktidara getirdiği başbakanları, sıradan ve temelsiz mesnetlerle bu şekilde tahkir edici bir tutumu bir daha bu ülkeye yaşatmayacağız.''

''Dolayısıyla milletin enerjisini ortaya çıkaracak temel saik demokrasinin kökleşmesidir, tahkim edilmesidir'' diyen Davutoğlu, ''Bütün bu yaşadığımız siyasi tecrübeler bize şunu gösteriyor: Özgürlükler genişledikçe, devletin vatanına ve vatandaşına güveni arttıkça, bu güven dalga dalga yayılıp her bir işadamına, her bir ilim adamına, her bir devlet adamına, bir özgüven olarak döndükçe milletin enerjisi ortaya çıkar'' ifadesini kullandı.

''Daha fazla dış yatırımı çekebilmiş olmamızın esası istikrardır''

Türkiye'nin çok büyük doğal kaynakları olmadığını, başka milletleri sömürmekten gelen büyük kapital birikimlerin de olmadığını dile getiren Davutoğlu, ''Ama öyle bir değerimiz var ki bütün doğal kaynaklardan daha üstündür ve bütün sermaye birikiminden daha kıymetli ve değerlidir, o da insanımız. Biz bu insanımızı bir daha  iç tehdit gibi gören, devlet anlayışını bu topraklarda egemen kılınmasına izin vermeyeceğiz'' diye konuştu.

Konuşması sırasında uluslararası fuarı bu şekilde, bu kadar güzel şartlarda gerçekleştirmiş olmasından dolayı Konya Ticaret Odasına teşekkür eden Davutoğlu, ''Sanayi odamıza, borsamıza, bütün işadamlarımıza teşekkür ediyorum, bugün benim Konyalı hemşehrilerime buluşmamızı sağlamaları dolayısıyla'' dedi.

İşadamlarının dünyanın her yerinde aradığı en önemli hususun istikrar olduğunu vurgulayan Davutoğlu, gerek iç sermayenin, gerek dış sermayenin orta ve uzun vadeli yatırım yapması talep edildiğinde, bakacakları ilk şeyin o ülkede istikrar olup olmadığını anlattı.

Davutoğlu, ''Bir yatırım yaptığında, daha o yatırım kendisini amorti edip, kendi kendini döndürecek hale gelene kadar dahi istikrar göremezse o ülkede, gelip yatırım yapmaz. 12 yıllık dönemde daha öncekilerden çok daha fazla, toplamından fazla bir dış yatırımı bizim çekebilmiş olmamızın esası istikrardır'' ifadesine yer verdi.

 

AA

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler