YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Yurt genelinde Uygur Türkleri için dua ve protesto!
Yurt genelinde Uygur Türkleri için dua ve protesto!
02 Temmuz 2015 07:13
Doğu Türkistan'da öldürülen müslüman Uygur Türkleri için yurt genelinde gıyabi cenaze namazı kılındı. Çin'in yaptığı zulüm ve eziyet protesto edildi.

Yurt genelinde teravih namazı sonrası insanlar Çin'in uyguladığı zulüm karşısında seslerini yükseltirken ölen Uygur Türkleri için gıyabi cenaze namazı kıldılar.

BALIKESİR

Türkistan'da öldürülen müslümanlar için gıyabi cenaze namazı kılındı. Paşa Camii'nde kılınan teravih namazı sonrası cami önünde toplanan grup öldürülen müslümanlar için gıyabi cenaze namazı kılarak, Çin'e lanet yağdırdı.

Cenaze namazını kıldıran imamın duası sonrası sloganlar atan grup, "Türkistan canımız feda olsun kanımız, dişe diş kana kan intikam" diyerek Çin'e tepki gösterdi. Anadolu Gençlik Derneği Balıkesir Şubesi Basın ve Halkla İlişkiler Komisyonu Başkanı Mustafa Sabah, 66 yıldır Çin Yönetimi işgali altındaki Doğu Türkistan'da Müslümanlara yönelik yapılan baskı ve zulümlerin devam ettiğini söyledi. Ramazan ayında Çin yönetiminin müslümanlara yönelik baskıcı uygulamalarının işkence ve öldürmeye kadar vardığını ifade eden Sabah, "İşgalci Çin Yönetiminin Müslümanlara yönelik baskı ve tahakkümünü artırmasında özellikle Ramazan ayını seçmesi Müslüman halkı provoke etmeye yönelik bir stratejidir. Provokasyonların amacı Doğu Türkistan'ın Müslüman halkını kışkırtıp uluslararası kamuoyuna haksız gösterme çabasıdır.Oysa gerçekte olan İşgalci Çin polisinin 'dur' ihtarı bile vermeden Müslümanları vurup öldürmesidir. Geçtiğimiz hafta içerisinde sadece ve sadece oruç tuttukları için yüze yakın kardeşimiz şehit edilmiştir. Yaşanan arbedelerde tartaklanan ve yaralanan kardeşlerimizin sayısı belli değildir" dedi.

İşgalci Çin yönetiminin, Müslüman devlet memurlarına, öğretmenlerine, öğrencilerine ve işçilerin oruç tutmasına da müsaade etmediğini söyleyen Anadolu Gençlik Derneği Balıkesir Şubesi Basın ve Halkla İlişkiler Komisyonu Başkanı Mustafa Sabah, "Kişilerin evlerinde bulunduracağı Kur'an-ı Kerim ve seccade sayısına kadar müdahale edebilme hakkını kendinde gören bir yönetimin insan hak ve özgürlüklerinin ne kadar uzağında olduğu aşikardır.Oruç tutmayı, namaz kılmayı yasaklamak bizim anlayışımıza göre firavunlaşmaktır. Çin Yönetimi aynı zamanda Müslümanların etnik kimliğine yönelik asimilasyon politikaları yürütmektedir. Bunun adı faşizanlıktır.Müslümanlara ait lokanta ve benzeri yerlerin Ramazan'da gün boyunca açık olmasını ve her birinde alkol satışı yapılmasını istemek de yine inanç hürriyetine aykırı bir uygulamadır.Müslümanlara zorla alkol içirmenin zorbalıktan başka bir izahı yoktur. Doğu Türkistan'da olup bitenlerin dünya kamuoyu ile paylaşılmasına imkan verecek tarafsız gazetecilerin ve gözlemcilerin bölgeye gitmesi sağlanılmalıdır.İşgalci Çin Yönetiminin bu uygulamalarına karşı İslam Ülkeleri, uluslararası insan hakları platformları ve Türkiye teyakkuz halinde olmalıdır" şeklinde konuştu.

Çin yönetiminin uyarılması gerektiğini ifade eden Sabah, "Müslümanlara ait iş yerlerinin ve evlerin yedi yirmi dört gözetim altında tutulması evdeki kitapların ve mutfak aletlerine kadar müdahalelerin olmasına son verilmelidir.

Aynı şekilde tesettür yasağına son verilmelidir. Öte yandan Müslümanlara yönelik zulüm ve baskılar sadece Doğu Türkistan'da değildir. Arakan'dan Orta Afrika Cumhuriyeti'ne İslam coğrafyasında şiddet ve terör olayları devam etmektedir. Türkiye, Suriye'de bir bataklığın içine çekilmek istenmektedir. Türkiye, Irak ve Suriye politikasında bir tuzağın içine düşmüştür. İzlenen politikalar başta İsrail olmak üzere emperyalizmin ekmeğine yağ sürmüştür. Irkçılık ve mezhepçilik yapılarak bir yol alınamayacağı ortadadır. Türkiye bölgede huzur ve barış istiyorsa mutlaka ama mutlaka İran, Irak, Suriye ve Mısır ile birlikte ABD, AB ve İsrail güdümünden uzak politikalar üretmek zorundadır" şeklinde sözlerini sonlandırdı.

Basın açıklaması sonrası kalabalık grup olaysız bir şekilde dağıldı.

AKSARAY

Ulu Cami önünde teravih namazı sonrası sonrası toplanan bir grup, Doğu Türkistan'da öldürülenler için gıyabi cenaze namazı kıldı. Grup adına basın açıklaması yapan Anadolu Gençlik Derneği Aksaray Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Ramazan Özbek, işgalci Çin hükümetinin Müslümanlara yönelik baskıları

arttırmasında özellikle ramazan ayının seçilmesinin manidar olduğunu söyledi. Yapılan provokasyonların amacının Doğu Türkistan'ın Müslüman halkını kuşatıp uluslararası kamuoyuna haksız gösterme çabası olduğunu belirten Özbek, gerçekte var olanın Çin hükümetinin dur ihtarı bile vermeden Müslümanları öldürmesi olduğunu aktardı.

Müslümanlara yönelik yapılan bu zulümlerin son bulması gerektiğini ifade eden Özbek, "Geçtiğimiz hafta sadece oruç tuttukları için yüze yakın kardeşimiz şehit edilmiştir. Aynı şekilde namazlarına bile müsaade edilmemiştir. Oruç tutmayı, namaz kılmayı yasaklamak bizim anlayışımıza göre firavunlaşmaktır. Doğu Türkistan'da Müslüman ya da değil kimsenin saçının teline zarar gelmesini istemiyoruz. İnsanların hak ve hukuklarının gözetilmesini ve yapılan zulümlerin son bulmasını istiyoruz" dedi.

Konuşmanın ardından grup üyeleri, "Zalimler için yaşasın cehennem", "Müslüman uyuma, Doğu Türkistanlı kardeşlerini duanda unutma" ve "Güneşin doğduğu yerde kardeşin kan ağlıyor, görmüyor musun Müslüman" yazılı dövizler taşıyarak, Çin aleyhine slogan attı. Gruptakiler, açıklamanın ardından dağıldı.

KARABÜK

Karabük Belediyesi AGD üyeleri, "Zalimler için yaşasın cehennem", "Müslüman uyuma, Doğu Türkistanlı kardeşlerini duanda unutma" ve "Güneşin doğduğu yerde kardeşin kan ağlıyor, görmüyor musun Müslüman" yazılı dövizler taşıyarak, Çin aleyhine slogan attı.

"66 YILDIR BASKI VE ZULÜM"

Gerçekleştirilen programda AGD adına açıklama yapan Yönetim Kurulu üyesi Emre Burak Kabaran Çin yönetimini sert sözlerle eleştirerek, Doğu Türkistan'daki Müslümanların, 66 yıldır Çin yönetiminin işgali altında baskı ve zulüm gördüğünü söyledi.

Çin Yönetiminin Müslümanlara yönelik baskı ve tahakkümünü artırmasında özellikle Ramazan ayını seçmesinin Müslüman halkı provoke etmeye yönelik bir strateji olduğunu dile getiren Kabaran, "İşgalci Çin Yönetimi, Müslüman devlet memurlarının, öğretmenlerin, öğrencilerin ve işçilerin oruç tutmasına müsaade etmemektedir. Aynı şekilde namaz kılmalarına da müsaade etmemektedir. Çin'de Müslüman kardeşlerimize yapılan uygulamalar işkence ve öldürmeye kadar varabilmektedir. Provokasyonların amacı Müslüman halkını kışkırtıp, uluslararası kamuoyuna haksız gösterme çabasıdır. Çin polisi, Müslümanları 'dur' ihtarı bile vermeden öldürmektedir. Kişilerin evlerinde bulunduracağı Kur'an-ı Kerim ve seccade sayısına kadar müdahale edebilme hakkını kendinde gören bir yönetimin insan ve hak özgürlüklerinin ne kadar uzağında olduğu aşikardır" dedi.

Müslümanlara zorla alkol içirmenin zorbalıktan başka bir izahı olmadığını kaydeden Kabaranl, Doğu Türkistan'da olup bitenlerin dünya kamuoyu ile paylaşılmasına imkân verecek tarafsız gazetecilerin ve gözlemcilerin bölgeye gitmesinin sağlanması gerektiğine vurgu yaparak, Çin yönetiminin bu uygulamaları karşısında İslam ülkelerinin, uluslararası insan hakları platformlarının ve Türkiye'nin teyakkuz halinde olması gerektiğini söyledi.

"MÜSLÜMANLARA BASKI VE ZULÜM DÜNYANIN HER YERİNDE"

Müslümanlara yönelik zulüm ve baskıların sadece Doğu Türkistan'da değil, Arakan'dan Orta Afrika Cumhuriyeti'ne kadar İslam coğrafyasında şiddet ve terör olaylarının devam ettiğini ifade eden Emre Burak Kabaran, "Irkçılık ve mezhepçilik yapılarak bir yol alınamayacağı ortadadır. Türkiye bölgede huzur ve barış istiyorsa mutlaka ama mutlaka İran, Irak, Suriye ve Mısır ile birlikte ABD, AB ve İsrail güdümünden uzak politikalar üretmek zorundadır. Kuklalara karşı hamasete dayalı söylemler geliştirip kuklacılara teslim olunarak gidilen yolda duvara toslamak kaçınılmazdır. Biz bu coğrafyada Türk'ü ile Kürt'ü ile Arap'ı ile Fars'ı ile birlikte barış içerisinde yaşamak istiyoruz. Biz bu coğrafyada Müslüman ya da değil kimsenin saçının teline zarar gelmesini istemiyoruz. Biz bu coğrafyada insanların hak ve hukukları gözetilmesi, kimseye ikinci sınıf muamele yapılmasın istemiyoruz. İşte bütün bunların yolu öncelikle ABD ile stratejik ortaklıktan vazgeçmektir. Avrupa Birliği'nin peşine takılmaktan vazgeçmektir. İsrail ile birlikte hareket etmekten vazgeçmektir. İşte bütün bunların yolu şahsiyetli ve onurlu bir dış politikadır. İşte bütün bunların yolu adil bir düzen ve yeni bir dünya için gayret etmektir" ifadelerini kullandı.

Kabaran'ın açıklamalarının ardından program sona erdi.

ADIYAMAN

Anadolu Gençlik Derneği Adıyaman Şube Başkanlığı tarafından Doğu Türkistan'da yaşanan olaylara tepki gösterilip gıyabi cenaze namazı kılındı.

Demokrasi Parkında Adıyaman Anadolu Gençlik Derneği tarafından düzenlenen basın açıklamasına, dernek üyeleri ve Adıyaman'da, faaliyet gösteren STK temsilcileri ile bir çok vatandaş katıldı.

Düzenlenen basın açıklamasını okuyan Adıyaman Anadolu Gençlik Derneği Adıyaman Şube Başkanı Bedrettin Beyazkaya; "İşgalci Çin yönetiminin Müslümanlara yönelik baskı ve tahakkümünü artırmasında özellikle Ramazan ayını seçmesi Müslüman halkını provoke etmeye yönelik bir harekettir. Geçtiğimiz hafta içerisinde sadece oruç tuttukları için yüze yakın kardeşimiz şehit edilmiştir. Yaşanan tartaklanan ve yaralanan kardeşlerimizin sayısı belli değildir. İşgalci Çin yönetimi, Müslüman devlet memurlarının, öğretmenlerin, öğrencilerin ve işçilerin oruç tutmasına müsaade etmemektedir. Aynı şekilde aynı şekilde namaz kılmalarına da müsaade etmemektedir. Doğu Türkistan'da olup bitenlerin dünya kamuyu ile paylaşılmasına imkan verecek tarafsız gazetecilerin ve gözlemcilerin bölgeye gitmesi sağlanılmalıdır. Türkiye, Suriye'de bir bataklığın içine çekilmek istenmektedir. Türkiye, Irak ve Suriye politikasında bir tuzağın içine düşmüştür. İzlenen politikalar başta İsrail olmak üzer emperyalizmin ekmeğine yağ sürmüştür. Biz bu coğrafyada Türk'ü ile Kürt'ü ile Arap'ı ile Fars'ı ile birlikte barış içerisinde yaşamak istiyoruz. Biz bu coğrafyada Müslüman ya da değil kimsenin saçının teline zarar gelmesini istemiyoruz. Bütün bunların yolu öncelikle ABD ile stratejik ortaklıktan vazgeçmektir. Avrupa Birliğinin peşine takılmaktan vazgeçmektir. İsrail ile birlikte hareket etmekten vazgeçmektir" dedi.

Yapılan basın açıklamasının ardından Doğu Türkistan için gıyabi cenaze namazı kılınıp dualar edildi. 

GİRESUN

Anadolu Gençli Derneği kılınan gıyabi cenaze namazının ardından Atapark'ta kısa bir basın açıklaması yaptı, Toplanan grup adına konuşmayı Anadolu Gençlik Derneği Giresun Şube Başkan Yardımcısı Yunus Kılıç yaptı.

66 yıldır Çin yönetiminin işgali altındaki Doğu Türkistan'da Müslümanlara yönelik baskı ve zulümlerin devam ettiğini belirten Kılıç," Geçtiğimiz hafta içerisinde sadece oruç tuttukları için 100'e yakın kardeşimiz şehit edilmiştir. Oruç tutmayı, namaz kılmayı yasaklamak bizim anlayışımıza göre firavunlaşmaktır. Biz bu coğrafyada insanların hak ve hukukları gözetilmesi, kimseye ikinci sınıf muamele yapılmasın istiyoruz, Müslümanlara ait lokantaların Ramazan'da gün boyunca açık olmasını ve her birinde alkol satışı yapılmasını istemek de yine inanç hürriyetine aykırı bir zulümdür. Müslümanlara zorla alkol içmelerinin zorbalıktan başka bir izahı yoktur." dedi.

Basın açıklamasının ardından grup sessiz bir şekilde dağıldı.

GÜMÜŞHANE

Teravih namazının ardından Merkez Kemaliye Camii önünde gerçekleştirilen programda AGD Gümüşhane Şube Başkanı Naci Şenel, Çin yönetimini sert sözlerle eleştirirken, konuşması sırasında alanda bulunanlar tarafından "Kahrolsun kızıl Çin", "Avrupa değil İslam Birliği" sloganları atıldı ve tekbirler getirildi.

"NİÇİN RAMAZAN AYI SEÇİLDİ?"

Çin Yönetiminin Müslümanlara yönelik baskı ve tahakkümünü artırmasında özellikle Ramazan ayını seçmesinin Müslüman halkı provoke etmeye yönelik bir strateji olduğunu dile getiren Şenel, provokasyonların amacının Doğu Türkistan'ın Müslüman halkını kışkırtıp uluslararası kamuoyuna haksız gösterme çabası olduğunu vurguladı.

"BUNUN ADI FAŞİZANLIKTIR"

Geçtiğimiz hafta içerisinde sadece oruç tuttukları için 100'e yakın Müslüman'ın şehit edildiğini ifade eden Şenel, "İşgalci Çin Yönetimi, Müslüman devlet memurlarının, öğretmenlerin, öğrencilerin ve işçilerin oruç tutmasına müsaade etmemektedir. Aynı şekilde namaz kılmalarına da müsaade etmemektedir. Kişilerin evlerinde bulunduracağı Kur'an-ı Kerim ve seccade sayısına kadar müdahale edebilme hakkını kendinde gören bir yönetimin insan hak ve özgürlüklerinin ne kadar uzağında olduğu aşikardır. Oruç tutmayı, namaz kılmayı yasaklamak bizim anlayışımıza göre firavunlaşmaktır. Çin Yönetimi aynı zamanda Müslümanların etnik kimliğine yönelik asimilasyon politikaları yürütmektedir. Bunun adı faşizanlıktır" dedi.

"BU UYGULAMALAR KARŞISINDA İSLAM ALEMİ, ULUSLARARASI İNSAN HAKLARI PLATFORMLARI VE TÜRKİYE TEYAKKUZ HALİNDE OLMALI"

Müslümanlara zorla alkol içirmenin zorbalıktan başka bir izahı olmadığını kaydeden Şenel, Doğu Türkistan'da olup bitenlerin dünya kamuoyu ile paylaşılmasına imkân verecek tarafsız gazetecilerin ve gözlemcilerin bölgeye gitmesinin sağlanması gerektiğine vurgu yaparak, Çin yönetiminin bu uygulamaları karşısında İslam ülkelerinin, uluslararası insan hakları platformlarının ve Türkiye'nin teyakkuz halinde olması gerektiğini söyledi.

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler