YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Yıldırım'ın tahliyesine ne dedi?
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Arınç hem Aziz Yıldırım'ın tahliyesini hem de Özel Yetkili Mahkemelerin kaldırılması konularını değerlendirdi...
Yıldırım'ın tahliyesine ne dedi?
03 Temmuz 2012 / 08:59 Güncelleme: 03 Temmuz 2012 / 09:04

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'ın tahliyesine ilişkin, ''Aziz Yıldırım'a ve arkadaşlarına 'geçmiş olsun' diyorum'' dedi.

Arınç, AK Parti Beşiktaş İlçe Teşkilatı'nca Ortaköy'de düzenlenen ''Büyük Beşiktaş Buluşmaları''nda yaptığı konuşmanın ardından, katılımcıların sorularını cevapladı.

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'ın tahliye edilmesini nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine Arınç, ''Öncelikle tahliye olanlar için 'geçmiş olsun' demek isterim. Yıllarca ceza avukatlığı yapmış bir insanım, her tahliyeyi bir sevinçle karşılardık'' diye konuştu.

Bir hükmün verildiğini de ifade eden Arınç, ''Bu, bir yargı sürecidir. Temyizi olacaktır. Ama merak ettiğim için kararı aldım, okudum. Belli maddeleri hakim uygulamış, belli yasaklar getirmiş. Ama bütün bunların geçerlilik kazanması yüksek Yargıtay'ın bu kararı tasdik etmesiyle mümkün olacak. Ama tahliye edilmiş olmasının hem camiasına hem ailesine hem kendisini sevenler için bir sevinç olduğu kanaatindeyim. Ben de 'geçmiş olsun' dileklerimi iletiyorum'' dedi.

Arınç, burada taraf olduğu bir konu olduğunu da dile getirerek, şunları söyledi:

''Geçtiğimiz yıl bu aylarda sporda şiddetin önlenmesiyle ilgili bir kanun çıkmıştı. Adı, şike yasası değil ama içerisinde bazı hükümler taşıyordu. Bu kanun, Faruk Özak beyin devlet bakanlığı zamanında çıktı, ben de kısmen takip ettim. Özellikle kulüplerin, federasyonun talebiyle çıkarıldı. 3 ay sonra bazı olaylar sebebiyle bu kanun değiştirilmek istendi. 4 partinin imzası ile bir kanun teklifi olarak geldi. Ben bunu uygun görmedim. Çünkü '3 ay evvel yalvar yakar bize gelip de, 'bu kanunu çıkartın' diyenler, 3 ayda ne değişti de bugün, 'değiştirin' diye geliyorlar' diye ilkesel olarak karşı çıktım. Ama değişti.''

Kanunu Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün veto ettiğini, kendisinin de bunu takdir ettiğini hatırlatan Arınç, veto edilen kanunun Meclis'e döndüğünü ve o kanunun Meclis'in sahip çıkmasıyla geçtiğini anlattı.

Arınç, ''Ben, sadece kanunla ilgili endişelerimi dile getirmiştim. Bütün bunların Türkiye'de yaşandığını ve bu kanun iyi uygulanırsa şike gibi, teşvik primi gibi, şiddet gibi olayların bundan sonra yaşanmayacağını düşünüyorum. Çünkü fair play denen şey spor kadar önemlidir. Eğer holiganizm Türkiye'de etkili olacaksa, böyle spor olmaz olsun'' dedi.

Spor denince sadece futbolun da hatırlanmaması gerektiğine vurgu yapan Arınç, işin içine şiddet, para, tarafgirlik girdiği zaman o işten hayır gelmeyeceğini ifade etti.

Arınç, ''Ama bu Aziz Yıldırım'ın şahsı ile ilgili bir durum değildir. İsmi geçen veya geçmeyen pek çok insan için bu tür suçlamalar karşısında çok caydırıcı bir kanun olmalı ki, bundan sonra bunlar yaşanmamalı diye düşünüyorum. Somut olay olarak da, Ben Aziz Yıldırım'a ve arkadaşlarına 'geçmiş olsun' diyorum'' şeklinde konuştu.

SURİYE

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ''Suriye'de halkın iradesi ne zaman iktidar olacak  Bu, Suriye'nin kendi iç meselesi. Yani bizim Suriye'de mevcut rejimi fiili bir güç olarak yıkmak, değiştirmek gibi bir görevimiz yok'' dedi.

Arınç, AK Parti Beşiktaş İlçe Teşkilatı'nca Ortaköy'de düzenlenen ''Büyük Beşiktaş Buluşmaları''nda yaptığı konuşmanın ardından katılımcıların sorularını cevapladı.

''Suriye'de halkın iradesi ne zaman iktidar olacak '' sorusu üzerine Arınç, Suriye'de acı olaylar yaşandığına işaret ederek, Türkiye'nin bu konuda çok dikkatli olduğunu ifade etti.

Arınç, ''Suriye'de halkın iradesi ne zaman iktidar olacak  Bu, Suriye'nin kendi iç meselesi. Yani bizim Suriye'de mevcut rejimi fiili bir güç olarak yıkmak, değiştirmek gibi bir görevimiz yok. Ancak şiddet devam ediyor ve insanlar ölüyor, sayıları 10 binleri buldu. Bu konuda feryat eden ve bu insan hakları ihlallerini dünyanın gündemine getiren sadece Türkiye. Maalesef Suriye hem komşu bazı ülkelerin hem de Güvenlik Konseyi'nde Rusya ve Çin'in desteğini almakta'' dedi.

Uluslararası hava sahasında Suriye tarafından bir Türk uçağının düşürülmesine ilişkin de Arınç, bu olayın üzerinden uzun zaman geçmediğini, Türkiye'nin teyakkuz durumunda olduğunu ve yapılacak bir ihlale karşı cevap vermek noktasında görevine devam ettiğini anlattı.

Suriye'nin kendi içinde bir muhalefetin var olduğuna dikkati çeken Arınç, Suriye'nin büyük bir kısmının muhalefetin kontrolüne yavaş yavaş girdiği konusunda da istihbarat geldiğini ifade etti.

Arınç, ''Suriye'de ne olacaksa kendi dinamikleriyle olacak. Türkiye'nin fiili bir duruma iştirak etmesi söz konusu değil. İnsani olarak yardım sağlıyoruz'' dedi.

Türkiye'deki kamplarda barınma sağlayan sığınmacı sayısının 40 bine yaklaştığını da belirten Arınç, bunlar için insani amaçlı yardımların devam ettiğini anlattı.

Arınç, en son Cenevre'de yapılan toplantıya da atıfta bulunarak, burada Rusya'nın ikna edilmesi için çaba sarf edildiğini hatırlattı.

Türkiye'nin uluslararası sahada itici bir güç olarak Suriye'deki bu şiddetin durması için bütün gayreti ile çalıştığını da söyledi.


-Türk uçağının düşürülmesi-


Türk uçağının düşürülmesi konusuna da değinen Arınç, ''Suriye'nin bizim uçağımızı düşürmesi konusu mütecaviz bir davranıştır. Biz burada haksızlığa uğramış olarak kendimizi görüyoruz. Kendimizi aldatmıyoruz. Elimizdeki radar ve diğer veriler uçağımızın uluslararası hava sahasında düşürüldüğünü ama bunların kara sahasına düştüğünü gösteriyor. Onlar bunun karşıtı olarak ortaya bir şey koyamadılar. Biz BM'ye de NATO'ya da diğer bütün örgütlere de elimizdeki dokümanları verdik. Esasen dünya kamuoyunun Rusya haricinde Türkiye yanında tavır almasının sebebi de budur'' diye konuştu.

Başbakan Yardımcısı Arınç, Türkiye'nin müeyyide uygulayacağını ve uygulamakta da olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

''Aynı zamanda angajmanlarımızı kaldırdık. Suriye'den sığınmacı olarak Türkiye'ye gelenlere Suriye tarafı tecavüz ediyor. Bomba atıyor, silah atıyor, helikopterleriyle vuruyor. Hatta zaman zaman kampları vuracak şekilde ateş ediyordu. Bugüne kadar bunlara onların yaptığı şekliyle cevap verilmemişti. Hatta helikopterleri birkaç defa bizim sahamıza girdiğinde ikaz edilmişti, düşürülmemişti. Ama Başbakanımızın açıkladığı günden itibaren şu anda sınır ihlallerine karşı sıfır tolerans ihlal gösteriliyor. Helikopterler yaklaştığı zaman uçaklar kalkıyor, tehdit ediyorlar ve sınırdan uzaklaştırıyorlar. Bir ateş vuku bulursa aynı şekilde mukabele göreceklerini çok iyi biliyorlar.''

Bülent Arınç, bütün meselenin Suriye'nin kendi içindeki şiddetin bitmesi olduğunu ifade ederek, bu konuda dünya kamuoyunun harekete geçmesi gerektiğini de kaydetti.

ÖZEL YETKİLİ MAHKEMELER

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ''Aslında özel yetkili mahkemelerin demokratik düzen tam olarak işlemeye başladığında kalkması gerekir'' dedi.

Arınç, AK Parti Beşiktaş İlçe Teşkilatı'nca Ortaköy'de düzenlenen ''Büyük Beşiktaş Buluşmaları''nda yaptığı konuşmanın ardından katılımcıların sorularını cevapladı.

Özel yetkili mahkemelerle ilgili düzenlemeye ilişkin bir soru üzerine Arınç, bugünün en güncel konusunun bu olduğunu ifade ederek, kanunun çıktığını, bunun önemli bir kanun olduğunu söyledi.

Arınç, ''Özel yetkili mahkemeler isim olarak kalkıyor. Ancak belli suçların soruşturması ve kovuşturmasını yapmakla ilgili, birden fazla yargı çevresini ilgilendiren mahkemeler kurulacak. Bu mahkemeler yine belli suçlara bakacaklar. Özel yargılama usulü de olacak. Ancak şu anda görülmekte olan davalar, Yargıtay aşamasına kadar, tekrar eski mahkemelerde görülecek. Yeni soruşturmalar yeni kanuna tabi olacak'' diye konuştu.

Burada farklı değişikliklerin yapıldığını, ''özgürlükler hakimi'' diye, ''nöbetçi hakim'' diye isimlendirilen tutuklamaya, tahliyeye ve yurt dışına çıkma yasağına ilişkin karar verecek ayrı bir hakimin olacağını anlatan Arınç, tutuklama, tahliye kararlarını verecek hakimin başka bir hakim olarak düşünüldüğünü dile getirdi.

Özel yetkili mahkemelerin, DGM'ler kaldırıldıktan sonra onların yerine konulduğunu hatırlatan Arınç, şunları kaydetti:

''Aslında özel yetkili mahkemelerin demokratik düzen tam olarak işlemeye başladığında kalkması gerekir. Çünkü artık o ülkede tabi hakim ilkesine uygun olarak işlenen suçlara mahkemelerin hakimleri bakar. Ağır ceza ise ağır ceza, asliye ceza ise asliye ceza... Ama Türkiye'de darbe ile ilgili suçlamalar, hükümete, parlamentoya karşı yapılan eylemler veya nitelikli suç işlenmesi, organize suç örgütleri vesaire bunlara eskiden DGM'ler bakıyordu. Bu suçları bitirmek ve bu suçlarla ilgili yargılama yapmak üzerine kurulmuştu. 6 senedir yürürlükte... Şu anda bazı mahsurlar çıktığı için biraz daha iyileştirme yolunda adım atıldı. Ben yeni uygulamanın daha insani, daha vicdanı ve daha hukuki olacağını düşünüyorum. Uzun süren tutukluluklar olmayacak. Çünkü hakimler tutuklama ve tahliye kararı verirken gerekçelendirmek zorunda kalacaklar. Yapılan düzenleme bağırıldığı, çağırıldığı kadar endişe meydana getirecek bir şey değil. Yeni sistemde insan hakları biraz daha ön plana alınmış durumda.''

TERÖR

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ''Terörün son bulmasını hepimiz arzu ediyoruz. Çünkü terör Türkiye'de maddi, manevi anlamda çok zarar veriyor'' dedi.

Arınç, AK Parti Beşiktaş İlçe Teşkilatı'nca Ortaköy'de düzenlenen ''Büyük Beşiktaş Buluşmaları''nda yaptığı konuşmada, partinin kuruluş sürecini anlatarak, 3 genel seçim ve 2 yerel seçim ile 2 referandumdan güçlenerek çıktıklarını dile getirdi.

AK Parti'nin son genel seçimdeki oy oranlarına da dikkati çeken Arınç, İstanbul'da partisinin oy oranı yüzde 49 iken Beşiktaş'ta yüzde 20 olduğunu hatırlattı. Arınç, ''Beşiktaş'ta başarılı değiliz. Beşiktaş'taki başarısızlığımız için onlarca mazeret üretilebilir ama eşittir; başarısız'' dedi.

Beşiktaş'taki başarısızlığın AK Parti'ye ait olduğunu dile getiren Arınç, bu buluşmaların temelinde de AK Parti'yi doğrudan daha iyi tanıtma hevesinin yattığını belirtti.

Arınç, AK Parti'nin Türkiye genelindeki seçim başarılarına da dikkati çekerek, ''Biz, Türkiye'nin partisi olacağız, her yerde olacağız, belli bir grubun partisi olmayacağız, herkes AK Parti'ye rahatlıkla oy verebilecek'' düşüncesiyle hareket ettiklerini anlattı.

AK Parti'nin Beşiktaş, Kadıköy ve Bakırköy gibi ilçelerde kaybetmesini aklının almadığını belirten Arınç, algı nedeniyle korku ve endişelerle tereddüt edenler olabileceğini, dolayısıyla insanlara AK Parti'nin anlatılmasının önemli olduğunu söyledi.

Bülent Arınç, AK Parti'nin kurulduktan 14 ay sonra iktidara geldiğini, partinin bir ihtiyaç anında kurulduğunu, o dönemde tüm partilerin yıpranmış olduğunu anlatarak, partilerinin kimliğinin de ''muhafazakar demokrat'' olduğunu hatırlattı.

AK Parti'nin icraatlarını da anlatan Arınç, hizmet endeksli siyaset yapmaya söz verdiklerin söyledi.

Arınç, ''Siyasetin malzemesi insandır. Bu millet bize bugün oy verirken yüzde 50'yi verir, vermeyeceği zaman da oyunu eksiltebilir'' dedi.

Demokrasilerin kansız, hilesiz, entrikasız el değiştiren rejimler olduğunu dile getiren Arınç, siyasetin de iddia işi olduğunu söyledi.


-Sorular-


Katılımcıların sorularını da cevaplayan Arınç, medyada kadının cinsel obje gibi gösterildiğinin ifade edilmesi ve bu konuda neler yapılabileceğinin sorulması üzerine, radyo ve televizyonların, RTÜK tarafından denetlendiğini, bir programın yayına girmeden önce durdurulması, denetlenmesinin mümkün olmadığını, yoksa bunun sansür olacağını anlattı.

Arınç, yayın ihlalleri içinde kadını cinsel meta gibi görmenin de var olduğunu belirterek, bu tür programlarla ilgili bireysel müracaatların da yapılabileceğini söyledi.

Kendisinin de ''Behzat Ç.'' dizisini eleştirdiğini anımsatan Arınç, bir emniyet mensubunun barda kafayı çeken, nikahsız yaşayan biri olmayacağını eleştirdiğini kaydetti.

Arınç, reyting kaygısıyla bütün özel televizyonların dizi üstüne dizi yayınladıklarını, televizyonculara da vicdani yayın yapmak gibi önemli görevler düştüğünü anlattı.

Bir soru üzerine, partisinin Beşiktaş'ta kazanmasını istediklerini ifade eden Arınç, ''Beşiktaş'ta CHP nasıl kazanıyorsa biz de öyle kazanacağız. 'Bu kilidi nasıl açacağız ' Buna bakmamız lazım'' dedi.

Katılımcılardan Suna Yıldızoğlu, AK Parti kazanmadığı için cezalandırıldıklarını ve oturduğu mahalleye gelen otobüs seferlerinde sorun olduğunu ifade etmesi üzerine Arınç, ''Ben bu amaçla hareket edildiğine inanmam. Gerçekten yapılıyorsa eleştiririz'' diye konuştu.

Şehit, gazi, dul ve yetimlerle ilgili bir soru üzerine de Arınç, bu konudaki kanunun yarın Meclis'te ele alınacağını ve bu alanda çok geniş hakların verileceğini söyledi.


-Terör konusu-


''Terör nasıl son bulacak '' şeklindeki soru üzerine Arınç, ''Terörün son bulmasını hepimiz arzu ediyoruz. Çünkü terör Türkiye'de maddi, manevi anlamda çok zarar veriyor'' dedi.

Arınç, 30 seneyi aşkın zamandan beri bu sıkıntının çekildiğini ifade ederek, son 10 yılda terörle mücadelede farklı bir konsepte gidildiğini söyledi.

Bülent Arınç, 1990'lı yıllardan Öcalan'ın yakalandığı 1999 yılına kadar şiddetin daha çok var olduğunu kaydederek, ''Elbette silahlı bir harekete karşı, silahlı bir terörle mücadele olacak. Ama bu meseleyi bitirmek için kafi değil'' dedi.

Arınç, güvenlik güçleri mücadele ederken, bir taraftan da siyasi, sosyal, toplumsal bazı etkin çalışmaların yapılması gerektiğini, milli birlik ve kardeşlik projesinin devam ettiğini anlatarak, Kürtçe'nin serbest bırakıldığını, seçmeli ders olarak okutulacağını da ifade etti. (AA)

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler