YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Yeni süreç Soner Yalçın'la başladı!
Yeni süreç Soner Yalçın'la başladı!
11 Mart 2011 00:51
Rüzgar öyle güçlü esti ki, aşağı mahallenin 'ne şişi ne de kebabı yakan' çocukları ile ağabeylerini anında çarptı. Ufaktan savrulmaya başladılar...

Karanlık oda baskını sonrasında gazetecilerin tutuklaması ve ardından estirilen rüzgar,Ergenekon'da yeni ve zorlu bir süreci başlattı.

Alt yapısı daha önce hazırlanan bu sürece yönelik hesapların temelini ise, hep bir ağızdan söylenen "Her şeyi , herkesi kaydediyoruz. Yakında tüm bunların hesabını soracağız' tadında cümleler oluşturuyor.

Yeni sürecin ilk işaret fişeğini Ertuğrul Özkök geçtiğimiz yıl yakmıştı. "Bugün işleyen süreç yakında tersine dönecek" diyen Özkök'ün ardından, içerideki Ergenekoncular ve dışarıdaki Ergenekonseverler harekete geçti.

 

YENİ SÜREÇ SONER YALÇINLA BAŞLADI

 

Önce gizliden gizliye, sonra da açıkça Ergenekon sürecine destek veren gazeteci, politikacı ve sivil toplum kuruluşları tehdit edilmeye başlandı.  Ardından sesler giderek yükseldi ve koro halinde 'Hepinizden hesap soracağız' naraları atıldı.

İlk başlarda bu sadece temenniydi. Öyle olmasını  istiyorlardı. Ancak zaman ilerledikçe buna inanmaya başladılar.

Soner Yalçın'ın içeri alınmasıyla inançları daha da arttı. Hele de Nedim ile Ahmet'in Silivritatili zevkten dört köşe yaptı onları.

Çünkü, davanın başladığı günden bu yana kolladıkları fırsatı ve Ergenekon'u sulandırma şansını böylesine hiç yakalayamamışlardı.

Böyle bir fırsat yakalanır da heba edilir mi? Hemen Ergenekon davasıyla ilgili kafalarda soru işaretleri oluşturmak ve yeni süreci olgunlaştırmak için harekete geçtiler.

Başarılı da oldular.

Önce 'Nedim iyi gazetecidir, böyle şey yapmaz', 'Ahmet darbe günlüklerini yayınlayan gazeteci, nasıl Ergenekoncu olur?' şeklinde homurdanmalar başladı. Ardından topyekun atağa geçildi.

 

'HESAP SORULACAK' RÜZGARI

 

Ergenekon'un teorisyeni Soner Yalçın, esen rüzgarın etkisiyle artık intikam saatinin yaklaştığı sonucuna vardı. Kendisinden emin bir şekilde, 'Bize bunları yapanları Silivri'ye tıkacağım, el mi yaman bey mi yaman göreceğiz' diye haykırdı.

Soner'e destek önce Hürriyet'in Ergenekonseveri Mehmet Y. Yılmaz'dan geldi."Fırsat bu fırsattır diyerek, malum çeteye (Ergenekon) dokunanı yakmak peşindeler.  İhmal ettikleri gerçek, bir gün bunun da hesabının sorulacağıdır."diye bağıran M. Yılmaz'ı Cüneyt Arcayürek takip etti.

Aynı gün Cüneyt Arcayürek de köşesinden "Gün gelir, bugün veremediği hesabı sorarlar. Ama 12 Haziran’dan sonra… ama daha sonra… Bugün yazılan faturayı yarınlarda bir gün ödetirler insana!" şeklinde kükredi.

Ama en yüreklisi ve dobrası da Soner Yalçın'ın katibi Oray Eğin çıktı.

Lafı eğip bükmeden "Ben bu dönemin de bir gün biteceğine inanıyorum. Bu dönem bitince  bu dönemin de hesabı sorulacak elbette. Kimin ne yaptığı, sicilleri teker teker kaydedilecek illa ki. Kimse merak etmesin, ileride de bu durum unutulmayacak." diyerek hem gözdağını verdi, hem de yeni süreci net bir şekilde ortaya koydu.

Tehditleri yüksek perdeden savurmalarının nedeni ise; artık sürecin kendi lehlerine dönmeye başladığına iyice inanmalarıydı. Haksız da saylmazlardı. Rüzgar onların tarafından esmeye başlamıştı.

 

RÜZGARA KAPILAN RÜZGARGÜLLERİ

 

Rüzgar öyle güçlü esti ki, aşağı mahallenin 'ne şişi ne de kebabı yakan' çocukları ile ağabeylerini anında çarptı. Ufaktan savrulmaya başladılar.

Ahmet Altan 'Bu nasıl iş' diyerek rüzgara kapıldı. Ardından Radikal yazarı Mehmet Akif Beki atladı ve göz altıları eleştirdi. Aynı gün Star yazarı Ahmet Kekeç, Nedim Şener için 'Tanırım iyi çocuktur, yapmaz öyle şeyler' dedi. 

Ahmet Kekeç yazar da Ali Bayramoğlu durur mu? O da hemen 'Kitap yazanlar içeriye atıldı' diyerek, furyaya bodoslama daldı. Ardından da 'Ergenekon bu şekilde iflas eder' deyip köşesine çekildi.

Milliyet yazarı Taha Akyol ise 'Nedim terör örgütü üyesi olamaz' deyip hakimlere iş bırakmadı ve nihai kararı verdi.

Diğerleri de bunlardan aşağı kalmadı.

Aşağı mahallenin rüzgar gülleri ile İki mahalle arasındaki tampon bölgede kısa paslaşma yapanlar, estirilen rüzgarla savruldukça savruldu.

 

AŞAĞI MAHALLEDEN YUKARI MAHALLEYE MESAJ!

 

 'Bunların hesabı sorulacak' rüzgarı öyle sert esti ki, sürecin tersine döneceği endişesiyle tutuşan köşelerden 'Bu kadarı da fazla' dumanı tütmeye başladı. Karşı mahalleye, 'Size yapılanların karşısında durdum' mesajı verildi.

Aslında bu yazılanlar mesajdan çok, süreci kaydeden Ergenekon katibinin defterine ve arşivlere düşülen bir nottu. Devranın dönüp, eski defterlerin açılma ihtimaline karşı yazılan,'Bakın ben sizin için bu güzellikleri yaptım. Aha bu da ispatım' mealinde birer'referans' ve 'aman dileme' yazısıydı.

Tıpkı 28 Şubat'ta yazdıkları gibi...

 28 Şubat'ta da öyle yapmadılar mı?

Gücün el değiştirdiğini görünce, bazıları elleri çatlayana kadar alkış tutarken, geri kalanı da dilsiz şeytanı oynamadı mı?

Batan gemileri, esen rüzgarların etkisiyle ilk önce yine o rüzgar gülleri terk etmedi mi?

Ve şimdi yine rüzgara kapıldılar. Battığını sandıkları gemiden atlama hesabı yapıyorlar, ancak boşuna hevesleniyorlar...

Ne İsa'ya, ne de  Musa'ya yaranabilecekler.

Onları tek son bekliyor,

Yukarı mahalleye transfer olup, Sabahattin Önkibar gibi silik birer şamar oğlanı olmak...

 

Ahmet MEMİŞ / ROTAHABER

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler