YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
YARSAV ağzıyla konuşmasınlar
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Yargıtay'ın Yarsav ağzıyla konuştuğunu ve siyaset yaptığını söyledi...
YARSAV ağzıyla konuşmasınlar
09 Ocak 2011 / 18:23 Güncelleme: 09 Ocak 2011 / 18:26

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Yargıtay'ın Yarsav ağzıyla konuştuğunu ve siyaset yaptığını söyleyerek, "Yüksek Yargı kendi içini çok güzel bir biçimde yapmalı. Türkiye'nin gerçeklerini ortaya koyarken bunu siyasi mülahazalarla Yarsav ağzıyla değil ülkenin gerçeklerine en güzel en doğru en kestirme yoldan nasıl gidilebiliyor bunları ortaya koymalı ki biz de kendilerinden istifade etmiş olalım. Hiçbir mazeret başarının yerini tutamaz" dedi.

Antalya'nın Alanya İlçesine bağlı Türkler beldesinde bulunan Alaiye Resort Otel'de basın mensupları ile kahvaltıda bir araya gelen Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Yargıtay'dan muhalefete kadar birçok konuda gazetecilerin sorularını yanıtladı. Kahvaltıda Alanya Kaymakamı Hulusi Doğan, Alanya Belediye Başkanı Hasan Sipahioğlu, Anadolu Ajansı (AA) Genel Müdürü Hilmi Bengi, Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürü Murat Karakaya, Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkan

Yardımcısı Mehmet Ali Dim, AK Parti Alanya İlçe Başkanı Hüseyin Güney, Alanya Ticaret ve Sanayi Odası (ALTSO) Başkanı Kerim Aydoğan ve Belde belediye başkanları hazır bulundu.

Kahvaltı sonrası basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Arınç, terör örgütü Hizbullah üyelerinin tahliyeleri ile ilgili ilk kez konuştu. Olayı üzüntü ile takip ettiğini belirten Arınç, şöyle konuştu: "Üzüntüyle takip ediyoruz. Yargı ve adalet bir ülkenin olmazsa olmasıdır. Adaleti tarif ederken 'Kutup yıldızı gibidir. Yolunu kaybetmiş olana yolunu gösterir' derler. Yargı Türkiye'deki 3 erkten bir tanesidir. Anayasamız, yasama, yürütme, yargı derken, yargının da bağımsız mahkemeler eliyle yargı erkini
kullanacağını söylemek istiyorum. Son zamanlarda yaşanan olayı özetlersek tahliyeler oluyor. Bu tahliyelerde işte şu kadar insanı öldürmüş olanlar, şu örgütün mensupları Türkiye'yi kana bulamış çetelerden bazı isimler zikrediliyor. Yeni TCK 2005 yılında yürürlüğe girdi. Ceza muhakemesi kanunu da onu takiben yürürlüğe girdi. Geçiş maddeleri konuldu. Yani tutuklama sürelerinin uzunluğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırıdır. Hüküm verilinceye kadar belli sebeplerle tutuklama yapılmalıdır kanaatiyle yeni hükümler konuldu. Bunlardan bir tanesi de 102. maddedir."
Türkiye'de yargı sürecinin uzamasının insan hakları ihlali olduğunu anlatan Arınç, şunları söyledi.

"Çünkü 'geciken adalet adalet değildir' diye güzel bir söz var. 118 kişinin katlinden sorumlu tutulan bir adam hakkında bugüne kadar 10 yıldır içeride tutuklu görünüyor. Çünkü cezası kesinleşmemiş. Seni saldım arkadaş diyor. Çünkü yürürlülüğe giren madde terörle mücadele kapsamında ise 10 sene adli suçlarda ise 5 sene sonra 'ben seni çıkaracağım' diyor. O zaman yargının süratle karar vermesi lazım. Kim
verecek bu kararı? Alanya'daki ağır ceza mahkemesi, asliye ceza mahkemesi, Mardin'deki bilmem ne mahkemesi. Önce onların çok süratli çalışıp ellerindeki dosyaları karara bağlaması lazım. Onlar gönderdikten sonra da Yargıtay'ın ilgili dairesinin cezaların durumuna göre de karar vermesi lazım. Buralarda aksamalar var. Yargıtay diyor ki, daire sayımız yetmiyor, Yargıtay üye sayımız az, demiyor da biz öyle anlıyoruz. Başka işte biz de iş yükü çok fazla, şu kadar hakim var en az bin dosyaya bakmak zorunda.

Hiçbir mazeret başarının yerini tutamaz. Başardığınız zaman ben burada başardım deyip dik durabilirsiniz. Ama kaybettiğiniz zaman 40 tane mazeret ileri sürebilirsiniz 40 tane mazerette bir tek başarının yerini tutamaz. Hakim azdı, zabıt katibi oktu, kağıdımız yetmedi gibi bütün bunların sonucu bir caninin cezaevinden salıverilmesi ise sizi hiç kimse dinlemez."

Görüldüğü kadarıyla yüksek yargının işleyişinde bir gecikme söz konusu olduğunu anlatan Arınç, sözlerine şöyle devam etti: "Ben yıllarca avukatlık yaptım. Şimdi biz bir davayı takip ederiz. Tutuksuz yargılanmışsa, Yargıtay'a temyize giden dosyada, Yargıtay'ın onu gelenlerin en arkasına koyması lazım. Eğer tutuklu bir dava temyize gitmişse onu da başa koyması lazım. Ben yüksek Yargıtay'ımız da şu veya bu sebeple en arkadaki dosyanın en öne alınabildiğini en öndeki dosyanın da en arkaya konulabildiğini tecrübelerimle biliyorum. Yargıtay kendi iş yükünü kendisi zaman zaman ihmal etmiş, gözden çıkarmış da olabilir."

Yargıtay'a yeni üyeler seçme ve daire sayılarını artırmak gerektiğini ifade eden Arınç, sözlerine şöyle devam etti: "Açığı süratle gidermek gerekiyor. Adalet Bakanlığı 8 sene boyunca bu ihtiyacı gördü. Hakim ve savcıları almak istedi. Hukuk fakülteleri senede 6 bin tane mezun veriyor. Bu 6 bin kişi arasında hakim ve savcı olabilmek için çalışan bir sürü kişi var. Ama her sınav açılışında Danıştay idare mahkemeleri YARSAV'ın itirazları ile karşılaştık. Dolayısıyla Adalet Bakanlığı görevini yapıyor. Adli ve idari yargıya hakim ve savcı almak istiyor ama bunların hepsi yürütmeyi durdurma kararlarıyla maalesef bugüne kadar engellendi. 40 yıldır sınav ve mülakat nasıl yapılıyorsa Adalet Bakanlığı da öyle yapmak istedi. Ama Danıştay'ın verdiği pek çok kararda adeta mealen söylüyorum, 'bu AK Parti Hükümetine güven olmaz, bunlar kim bilir kimi hakim ve savcı yapacaklar' düşüncesiyle bir art niyetle durdurma kararları verildi. Ve hala utanıyorum söylerken, mülakat yaparken 'video kaydına alacaksınız' şeklinde kararlar çıktı."

KILIÇDAROĞLU BİLMEDİĞİ KONUDA KONUŞUYOR

Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu'nun Türkiye'yi ziyaretini de değerlendiren Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sayın Yunan Başbakan'ın bu toplantıya katılmış olması ve Erzurumlulara Türkçe selam vermesini büyük bir olgunlukla karşılamak lazım. Siyaset adamları veya devlet adamları, sizin bulunduğunuz bir yerde yanlış bile olsa sizin yüzünüze karşı söylemişlerse bu sizin olmadığınız yerlerde bu türlü konuşulanlardan daha kötü bir şey değildir. Yani Papandreu kalkmış Türk büyük elçilerinin bulunduğu bir toplantıda endişelerini ve eleştirilerini dile getirmişse bu doğru bir iştir. Aksini de yapabilirdi. Atina'ya döndükten sonra da bu konuşmasını yapabilirdi. Veya bizim olmadığımız bir toplantıda bunu başka ortaklarına söyleyebilirdi. Sayın Papandreu bunu söylemibp ellerindeki dosyaları karara başte ne olmuş. Sayın Başbakan da çıkmış kürsüden 'sizin söyledikleriniz yanlıştır, işin doğrusu budur demiş'. Sayın Bahçeli'nin bu konuşmayı cesur bulmasını takdirle karşılıyorum. Ama ne var ki sayın Kılıçdaroğlu hiç bilmediği bir konuda bile yeter ki AK Parti'yi eleştirmek adına maalesef çok yanlış şeyler söylüyor. Papandreu davet edildiği ülkede herhangi bir olay sebebiyle bu tür bir konuşmayı yapmışsa bize göre yanlış yapmıştır. Ama bizim bulunduğumuz bir yerde yapmıştır. Sayın başbakanda sen yanlış konuşuyorsun demiştir. Bu olayı olduğundan başka türlü göstermeye gerek yok."
Hükümetin Türkiye'deki bazı ilçelerin il yapılması yönünde bir siyasi iradenin olmadığını belirten Arınç, "Bu durumda Alanya'nın il olmasını gündeme getirmek gereksiz bir durum. Alanya'nın ilden tek farkı tabelasıdır. Kimsenin 'Alanya il değil gitmeyelim' dediğini duymadım" ifadelerini kullandı. (İHA)

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler