YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Yargıtay'da acı rekor
Geciken adalet vatandaşı isyan ettirirken, yüksek yargıdaki iş yükü her geçen gün artıyor...
Yargıtay'da acı rekor
23 Kasım 2010 / 07:56 Güncelleme: 23 Kasım 2010 / 07:56

Geçen yıl 14 bin dosyanın zaman aşımı nedeniyle düştüğü Yargıtay’da 1 milyon 600 bin dosya sırasını bekliyor.

Yargıtay’daki iş yükünün son yıllarda büyük oranlarda artmasıyla yaşanan aksaklıklar binlerce insanın mağduriyetine neden oldu. Özellikle çek davalarında mağdur olan işadamlarının çoğu işyerini ya kapattı ya da çok büyük mali bedeller ödemekle karşı karşıya kaldı. Yargıtay’daki ceza ve hukuk dairelerinde karara bağlanmayı beklenen 1 mil yon dosya için ise hukukçulardan çarpıcı bir öneri geldi. İlk derece mahkemelerinde Yargıtay üyesi olabilecek 4 bin hakimin olduğuna işaret eden hukukçular, yasası çıkan bölge istinaf mahkemelerinin hayata geçirilmesiyle birlikte Yargıtay’da 10 yeni daire kurularak iş yükünün azaltılabileceğine dikkat çekti.

Her geçen yıl artıyor

Yargıtay’ın resmi internet sitesinde yer alan istatistikler adaletin terazisini yükü nasıl kaldırmadığını göz ler önü ne ser di. 11’i ceza, 21’i hukuk olmak üzere 32 daireden oluşan Yargıtay’daki dosya sayısı 2006’da 680 bin olurken, bu rakam 2007’de 745 bine, 2008’de ise 886 bin rakamına ulaştı. 2009 yılında ise tüm dairelerdeki dosya sayısı 1 milyonu aştı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın dosya sayısı da her geçen yıl artış gösterdi. 2006’da 411 bin olan dosya sayısı 2007’de 531 bine, 2008’de 627 bine, 2009’da ise 663 bine ulaştı. 2009 sonu itibarıyla Yargıtay ceza ve hukuk daireleri ile Yargıtay Başsavcılığı’nda bulunan toplam dosya sayısı 1 milyon 600 bini geçmiş oldu.

Zaman aşımı kurbanı

Ayrıca ceza dairelerindeki binlerce dosya da zaman aşımı nedeniyle düştü. Zaman aşımından ortadan kalkan dosya sayısı 2007’de 9 bin 111’e, 2008’de 12 bin’ e, 2009’da ise 14 bin 809’a yükseldi. Zamana şımından en çok dosyanın ortadan kalktığı daireler ise çek dosyalarının temyizine bakan 10. ve 7. Ceza dairesinde oldu.

Gözleri Yargıtay’da

Yargıtay’daki 11 ceza dairesi 2009’da 218 bin dos ya yı ka ra ra bağlarken 304 bin dosyayı ise 2010’a devretti. 21 hukuk dairesinin 2009’da karara bağladığı dosya sayısı 334 bin olurken, 149 bin dos ya 2010’a devretti. Nisan 2010 itibarıyla de tutuklu yargılanan 2 bin 790 kişinin dosyasının da Yargıtay’da beklediği belirtildi. Hukukçular, hakim ve daire sayısının artırılarak Yargıtay’ın yükünün azaltılacağına ve adaletin tecellisinde gecikmenin ortadan kalkacağına dikkat çekiyor. 

5 YILDIR YARGITAY’I BEKLiYORUM

Karşılıksız çekler için açılan davalar yüzlerce işadamlarının sonunu hazırladı. Zaman aşımına uğrayan dosyalar nedeniyle birçok işadamı, şirketini kapatmak zorunda kaldı. Alacaklı davalarına bakan Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin önünde Kasım 2010 itibarıyla temyiz edilen 48 bin dosyanın bulunuyor.

Yükü kaldıramadılar

Sarteks Örme Kumaş şirketinin sahibi Erkan Sartık, tam 5 yıldır karşılıksız çek nedeniyle açtığı davanın Yargıtay’da sonuçlandırılmasını bekliyor. Sartık, “2005’ten beri Yargıtay’da olan dosyalarımız var. Ancak şahsın üzerine bir şey olursa haciz işlemleri yapılabiliyor. Olmazsa savcılıkla bunun hapis kararını çıkartmaya çalışıyoruz ki hapse girmek istemediği zaman parayı öder diyoruz. Hapis kararı verildi bir şahıs hakkında ama karşı tarafın avukatı bunu temyiz için Yargıtay’a göndermiş. Bir karar için bu ka dar beklenilirmi? Ordan karar verecekler ki biz de işimize bakalım. Adam zaten çekini ödememiş bunun temyiz hakkı bile olmaması lazım. Bu bizi zordurumda bırakıyor. Çünkü 300-500 bin liralık rakamlardan bahsediyoruz. Dosya orada beklediği için borçlunun da sesi çıkıyor. Bu bekleme yükünü kaldıramayıp batan birçok arkadaşımız da var.

İşyerini kapattı

Yavuzlar Kumaşlık’ın ortağı Vahdettin Yavuz da Yargıtay’da bekletilen davaları nedeniyle şirketinin iflas ettiğini söyledi. Yaklaşık 300-400 bin liralık alacağı olduğunu anlatan Yavuz, çekleri tahsil edemedikleri için uzun süre iş yapamadıklarını ve zamanla battıklarını söyledi. İşyerini kapatmak zorunda kaldığını belirten Yavuz şunları söyledi: “Çeklerin bir hükmü ve caydırıcılığı yok. Birçok kişi eşinin, kızının, oğlunun adına çek almış ve malları başkasının üzerine yapmış. Çek miktarı kadar mahkeme karar veriyor. Üç dört yıl sonra verilen kararın da bir hükmü kal mı yor. İki sene bir iş yapamadık. İflasın eşiğin geldik.” 

İKİ KİŞİLİK HEYETLE ÇALIŞIYORLAR

Emekli Yargıtay Üyesi Cevdet İlhan Günay, Yargıtay'daki iş yükünün azalması için yeni daireler kurulmasının şart olduğunu söyledi. Yargıtay'a 10 yeni daire daha kurulması gerektiğini dile getiren Günay, 4 bin birinci sınıf hâkiminden bir bölümünün Yargıtay'da görevlendirilmesinin çözüme yardımcı olacağını aktardı. Günay, "Çünkü mevcut daireler yasal olmamasına rağmen bazıları iki kişilik bazıları ise üç kişilik heyet ile çalışıyor. Birbirlerinin heyetine imza atmak zorunda bile kalıyorlar. Teknik ve fiziksel imkânların yanında heyet sayıları 5'e çıkartılmalı ve mutlak suretle üye sayısı artırılmalı" dedi. Yeni dairelerin kurulmasının yargılamayı hızlandıracağını bildiren Günay, bazı dosyaların Yargıtay'a gelmeden yerel mahkemelerden kesin kararlarla gelmesi gerektiğine de değindi. "Aynı konuda Yargıtay tarafından verilen birkaç kararın ardından tekrar temyize gidilmemeli" diyen Günay, şunları aktardı: "Kamu idarelerinin taraf olduğu her davada dosyalar mutlaka Yargıtay'a gidiyor ve iş yükünü artırıyor. İdarenin her şeyi temyiz etmemesi gerekir. İstinaf mahkemeleri de çözüm olmaz. Yargıtay da biriken dosyalar istinaf mahkemelerinde birikir."

'KADRO YETERSİZLİĞİ VAR'

Emekli Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek, Yargıtay'daki iş yükünün ceza ve hukuk dairelerinin çoğaltılması, bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçirilmesiyle azaltılabileceğini bildirdi. Yargıtay üyesi olabilecek 4 bin birinci sınıf hâkim bulunduğunu anlatan Petek, "Daire sayısı artırılarak bu hakimler arasından atama yapılabilir" diye konuştu. Usul Kanunu'nda da değişiklikler yapılması gerektiğini vurgulayan Petek, adalet sistemindeki kadro yetersizliği ve Bölge İstinaf Mahkemeleri'nin kurulmamış olmasının Yargıtay'daki iş yükünü artırdığını aktardı. Petek, "Bölge istinaf mahkemelerinin yasası çıktı ama 5 yıldan bu yana hakim atanamadı ve faaliyete geçmedi. HSYK'daki kararların çıkmaması da bölge adliye mahkemelerine atama yapılamamasında da etkili oldu" dedi. Bir dava dosyasının Yargıtay'dan önce bölge adliye mahkemelerinde süzgeçten geçmesinin adaleti hızlandıracağını belirten Petek şöyle devam etti: "Barolar ve adliye yakın işbirliğine girebilir. Hukukçulardan oluşturulacak yardımcı hâkim heyetiyle de ara kararın çıkmasına kadar gerekli evrakın toplanmasına yardımcı olunabilir. Böylece davaların çok daha erken bitmesi sağlanır."

ÇÖZÜM İÇİN ADIM ATILMALI

Emekli Askeri Hâkim Faik Tarımcıoğlu, Yargıtay'daki iş yükünün 'Türkiye'de adalet sistemi neden geç işliyor' sorusunun en iyi cevabı olduğunu söyledi. Tarımcıoğlu, bu durumun hâkim sayısının azlığından kaynaklandığını belirtti. "Türkiye'de suç işleme oranı ile dava sayısı çok yüksek" diyen Tarımcıoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: "Eskiden 5 kişiden 1'i davalı veya davacı olurken şu an 5 kişiden 4'ü davalı veya davacı. Adli sistemimiz paralel bir organizasyon içinde değil." Yargıtay'ın askeri vesayet zamanında dar bir çerçeve içinde tutulduğunu kaydeden Tarımcıoğlu, "Yargıtay üyelerinin sayısı az. Kontrol edemeyiz sandılar. Ancak yapı değişmeyince bugüne kadar sorunlar artarak geldi" ifadelerini kullandı. 4 bin civarında birinci sınıf hâkim olduğuna vurgu yapan Tarımcıoğlu, Yargıtay hâkimlerinin ve daire sayılarının artırılması gerektiğini bildirdi. Tarımcıoğlu, "Uzun vadede çözüm için barolar, adliye ve hükümet adım atmalıdır" uyarısında bulundu. (Bugün)

kokan tuz...
 // ibrahim çelikoğlu
Türkiye'yi zora sokan kurum yargıdır.Kese,siyasi ideoloji vs. haraç kapısını açan bahaneler.Dosya tamamlanır,yargıçın bir isteği kalmamıştır,karar aşaması uzar,gidersiniz dava geriye atılır.Bir,üç,beş sabır yetmez.Anlayabildiğiniz haraç.Yargıtay yargıcı dosyatı inceleyecek yazıcısı var gerekçe yazdıracak.Kaç dakika sürer ?Normalde 20-30 dakika.Günde kaç dosya elden geçer hesap edin.Maksat üzüm yemek değil,sahibini dövmektir.Hep bu kafayla gittik asker...
23 Kasım 2010 09:01
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler