YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Yargıdan Deniz Feneri çıkışı
Coşar, Adli Yıl açılış töreninde yaptığı konuşmada Deniz Feneri soruşturmasını yürüten savcıların görevden alınmasıyla ilgili olarak 'bu tasarrufun makul bir açıklaması yoksa, yapılan yargıya siyasi bir müdahaledir ve kabul edilebilir tarafı yoktur' dedi
Yargıdan Deniz Feneri çıkışı
06 Eylül 2011 / 14:34 Güncelleme: 06 Eylül 2011 / 14:36

Adli Yıl’ın açılışı dolayısıyla Ankara Ticaret Odası Kongre Salonu’nda tören düzenlendi.

Törene, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Danıştay Başkanı
Hüseyin Karakullukçu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Yardımcıları Bülent Arınç, Beşir Atalay, Bekir Bozdağ, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç ile Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve Yargıtay üyeleri, Askeri Yargıtay ve Askeri Yüksek İdare
Mahkemesi üyeleri ile çok sayıda davetli katıldı.

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Vedat Ahsen Coşar, soruşturmalarda tutuklama sürelerinin uzunluğunu eleştirerek, hakimlerin tutuklama konusunda son derece duyarlı davranmalarını, Türkiye’yi hak etmediği "tutuklama ayıbından" bir an önce kurtarmalarını istedi.

Coşar, 2011-2012 Adli Yıl Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmaya, Charles Dickens’in "İki Şehrin Hikayesi" adlı romanındaki "zamanların en iyisiydi, hem akıl çağıydı hem aydınlık mevsimiydi hem de umut baharıydı" ifadelerini alarak, Türkiye’de bu cümlede olduğu gibi iyi şeylerin olduğunu, olmaya devam ettiğini söyleyerek başladı.

Türkiye’de yaşanan olumlu gelişmelerin yanında "toplumun canını yakan şeyler de olduğunu" öne süren Coşar, terörün can yakıcı olayların başında geldiğini, güvenlikle ilgili olarak alınacak önemler konusunda yurttaş olarak, kurum olarak duyarlı ve hukukun çizdiği sınırlar içerisinde kalmak koşuluyla üzerlerine düşen her türlü görevi yapmaya hazır olduklarını belirtti.

Coşar, "TBB olarak, Türk olsun, Kürt olsun aynı ulusun özgür ve eşit yurttaşları olan, birbirlerinin kimliklerine, kişiliklerine, kültürlerine, başkaca değerlerine saygısı bulunan, kardeşçe, barış içerisinde ve birlikte yaşamak isteyen herkesi tahriklere kapılmadan, kırmadan, dökmeden, sağduyu ve kararlılıkla teröre karşı yüksek sesle tavır almaya davet ediyoruz" dedi.

Adalet sisteminin kurulması ve işletilmesinin her şeyden önce yargının "bağımsız" ve "tarafsız" olmasını gerektirdiğini vurgulayan Coşar, bağımsızlığın yargıya sunulmuş bir ayrıcalık değil, yargıç tarafsızlığını sağlamanın yegane ve en etkili aracı olduğunu kaydetti.

Türkiye’de yargılamaların ve tutukluluk sürelerinin uzun olduğu eleştirisinde bulunan Coşar, şöyle konuştu:

"Tutukluluğa alternatif adli tedbirler kefalet, ev hapsi, polis denetimi, pasaporta el koyma ve yurt dışına çıkma yasağı ise mümkün olduğunca en erken aşamada uygulanır. Yargılamanın gerektiğinde alternatif koruma tedbirleri uygulanmak suretiyle tutuksuz olarak yapılması, ülkemizde uygulaması çok nadir görülen bir durumdur. TBB olarak talebimiz ve dileğimiz, hakimlerimizin tutuklama konusunda son derece duyarlı davranmaları, bu konudaki ulusal ve uluslararası mevzuata uymaları, ülkemizde iyi gitmeyen işlerden olan, Türkiye olarak hiç de hak etmediğimiz ’tutuklama ayıbından’ ülkemizi bir an önce kurtarmalarıdır.

Ülkemizde iyi olmayan, iyi gitmeyen işlerden birisi de adaletin geç tecelli etmesi, daha doğrusu adaletin adaletsizlik olarak tecelli etmesidir. Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin bir bütün olduğu dikkate alındığında yargılama için makul görülen süreler halen derdest olan, sanıkların sorgulamaları henüz tamamlanmayan, ne zaman sonuçlanacağı belli olmayan kamuoyunda Ergenekon adıyla anılan davada olsun, KCK davasında olsun, derdest olan diğer pek çok davada olsun daha şimdiden aşılmıştır. Sorumluluk ise hepimizindir. Hakimin, savcının, avukatın, hemen her şeyi ihtilaf konusu yapan veya yapılmasına neden olan idari makamlarındır."

Coşar, Deniz Feneri e.V. bağlantılı soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcılarının görevden alınmasını da değerlendirerek, savcıların görevden alınmasının siyasilerin yargıya müdahalesi anlamını taşıdığını iddia etti.

-"ÖZEL YETKİLİ MAHKEMELER, NORMAL ZAMANLARIN MAHKEMELERİ DEĞİL"-

TBB Başkanı Coşar, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin yerine ikame edilen özel yetkili ağır ceza mahkemelerini de eleştirerek, bu mahkemelerin "demokratik düzenlerin normal zamanlarının mahkemeleri ve demokratik hukuk devletinin mahkemeleri olmadığını" ileri sürdü.

Özel yetkili ağır ceza mahkemelerinin kaldırılmasını talep ettiklerini ifade eden Coşar, "Soruşturmalarda cumhuriyet savcıları inisiyatifi kolluk güçlerine bırakarak, Türkiye’de polis devleti varmış görüntüsü veriyorlar" savundu.

Kanun Hükmünde Kararname çıkarma yetkisini de eleştiren Coşar, yapılması düşünülen yeni anayasada bu kuruma hiç yer verilmemesini veya son derece istisnai durumlarla sınırlandırılarak yer verilmesini istedi.

Coşar, Tam Gün Yasasıyla ilgili yargı kararlarına rağmen Kanun Hükmünde Kararnameyle düzenleme yapıldığını hatırlatarak, bunun hukuk devleti ilkesine ve anayasaya aykırı olduğunu savundu.

Adalet hizmetlerinin kalitesinin artırılması için nitelikli bir hukuk öğretiminin ve kalitesi yüksek bir staj eğitimi verilmesi gerektiğini vurgulayan Coşar, bu konuda ABD’deki hukuk öğretiminin örnek alınabileceğini anlattı.

Yeni anayasa çalışmalarına da değinen Coşar, yeni anayasa yapımında Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunu esas alan ve yürürlükteki anayasanın ilk üç maddesinde anlamını bulan paradigmanın göz önüne alınmasını ve korunmasını istedi. Yeni anayasanın "faydacı çerçeve" ve siyasal ideolojik yönden tarafsız olması gerektiğini işaret eden Coşar, sözlerini şöyle tamamladı:

"Yeni yapılacak anayasada, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını tam olarak tesis edebilmek amacıyla yargının devletten bağımsız kılınabilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması, diğer yasalarda yer alan buna engel hükümlerin ayıklanması, en son yapılan değişiklikle kooptasyon, yani kapalı bir kast sistemi üzerine kurulu olan yapıdan kurtulan ve çoğulcu bir yapıya kavuşan HSYK’dan adalet bakanı ve müsteşarının çıkarılması ve bu suretle yargı bağımsızlığının ve tarafsızlığının tahkim edilmesi gerekir."

YARGITAY BAŞKANI'NDAN ÖNEMLİ MESAJLAR

Yargıtay Başkanı Nazım Kaynak Adli Yıl açılış töreninde yaptığı konuşmada makul sürede yargılanma hakkının adil yargılamanın en önemli unsuru olduğunu belirterek, 'En ağır karar ise tutuklamadır. Tutuklama için kişinin suçu işlediğine dair çok kuvvetli bir kanaat olması gerekir' dedi.

İşte Kaynak’ın konuşmasında verdiği mesajlar:

Yargı haksızlığa uğramış insanların en önemli sığınağıdır. Hukuk ve adalete herkesin ihtiyacı vardır.
Gerek ülkemizde gerek dünyada süren terör yaşam hakkı için tehdit oluşturmaktadır. Terör bir insanlık suçudur. Teröre karşı bütün devletlere görev düşmektedir.
Yaşama hakkı vazgeçilmez bir inan hakkıdır. Kişilerin yaşam hakkına doğrudan tehdit oluşturan teröre karşı devlet vatandaşlarını korumalıdır. Türkiye’de teröre karşı mücadelesini sürdürmektedir ve sürdürecektir.
Silahlı kuvvetlerimiz ve emniyet mensuplarımıza karşı düzenlenen saldırılar yüreğimizi yakmaktadır. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Anne babalarına başsağlığı ve sabırlar diliyorum.

EN AĞIR KARAR TUTUKLAMA

Adil yargılanma hakkını düzenleyen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesi davaların makul sürede hakkaniyete uygun olarak yapılmasını ön görür.
2010 yılında bu ilkenin ihlalinden dolayı ülkemiz 25 milyon euro tazminat ödemek zorunda kaldı.

Makul sürede yargılanma hakkı, adil yargılanmanın en önemli unsurudur.
Özel hayatın gizliliği hukukumuzda en güçlü şekilde koruma altına alınmıştır.
İletişimin denetlenmesi ancak suçun işlendiğine dair kuvvetli şüphenin bulunduğu durumlarda en son başvurulacak çare olmalıdır.
En ağır karar ise tutuklamadır. Tutuklama için kişinin suçu işlediğine dair çok kuvvetli bir kanaat olması gerekir.

MAHKEMELERİN İŞ YOĞUNLUĞU

Koruma tedbirlerine başvurmanın gerekli olup olmadığına dair takdir yetkisi yetkili makamlara aittir.

Gereksiz yere bu tedbirleri uygulamak ne kadar yanlışsa gerektiği takdirde bu tedbirleri uygulamamak da soruşturma ve kovuşturmanın selameti açısından sakıncalı olabilir.

Ülkemizde tutuklu sayısının hükümlü sayısından fazla olması mahkemelerin iş yoğunluğunu nedeniyle davaların yeterli sürede bitirilememesidir.

Adaletten uzaklaşan zorba yönetimlerin ömrü fazla uzun olmamıştır. Teminatı olmayan bir hakimin bağımsız olması mümkün değildir.

HAKİMLERE TAVSİYE

Hakimler de bir insandır. Ancak hakimler siyasal düşüncelerinin etkisinde karar veremezler. Adalet dağıtmak çok zor ve fikir çilesi barındıran bir iştir.

Hakimler sürekli kendilerini yenilemelidir. Hakimler yargılayan ancak yargılarken yargılanan kişilerdir.

Hakimlerin dürüst ve namuslu omları övünç nedeni değildir. Asıldır. Hakimin dürüst olması önemli değildir. Hakim aynı zamanda dürüst görüntü vermek zorundadır.

Dürüst görüntü vermek dürüstlüğün ve tarafsızlığın gerektiği yönde görüntü vermektir.

GÜÇLER AYRILIĞI

Devlet meşruiyetini halktan almaktadır. Gücün tek elde toplanması yerine birlikte çalışılması ve birbirinin denetlenmesi kuvvetler ayrılığını oluşturur. Esas olan erklerin uyumlu çalışmasıdır.

YENİ ANAYASA

Anayasalar toplumsal uzlaşma metinleridir. Yeni anayasa toplumun bütün kesimlerince uzlaşarak hazırlanmalı, evrensel hukuk ve demokrasi ilkeleri de göz ardı edilmemelidir.

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler