YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Yabancı kelime kullanmak özentiliktir!
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Cemil Çiçek, "Türkçesi varken yabancı kelime kullanmak bir özensizlik olduğu kadar en hafifinden bir özentidir." dedi.
Yabancı kelime kullanmak özentiliktir!
11 Mayıs 2013 / 13:45 Güncelleme: 11 Mayıs 2013 / 13:47

TBMM Başkanı Cemil Çiçek Karaman'da Gençliğin Türkçe Kurultayı açılış törenine katıldı.

Çiçek burada yaptığı konuşmada; "Her dil kendi olma özelliğini taşımalıdır. Konuşulduğu medeniyet dairesinde diğer dillerle etkileşim halinde olan dilimizin, yabancı dillerden etkilenmesi gayet tabiidir. Ama Türkçesi varken yabancı kelime kullanmak bir özensizlik olduğu kadar en hafifinden bir özentidir.

Unutmayalım ki dilimizi güzel konuştuğumuz ölçüde, onunun zenginliğini kullandığımız ölçüde saygınlık kazanırız. Bu nedenle dilimizi yaşatıp yaygınlaştırmak hepimizin görevidir. O annemizden bize bırakılan bir mirastır.

Bizler de evlatlarımıza bu mirası aktaracağız. Mirasyedi gibi dilimizi yabancılaştırmaya hizmet etmemiz gerekir. Hedefimiz Adriyatik'ten Çin Seddi'ne kadar değil, Amerika'dan Japonya'ya kadar Türkçe konuşarak seyahat edilebilir bir dünya olmalıdır.

Duyuş, düşünüş ve inanışımızı en duru şekilde ifade edebildiğimiz Türkçemizi sadece konuşma dili olarak değil, bilim sanat ve edebiyat dili olarak yaşatmak ve yaygınlaştırmak hedefimiz olmalıdır." dedi.

"Bundan bir kaç gün evvel bir gazetede bir haber yayınlandı. Hepimizin dikkati başka alanlara çevrildiği için bu tür önemli haberleri belki çoğu zaman atlıyoruz. Üstelik küçücük verildiği için ancak ilgi duyanlar o haberleri takip edebiliyor." diyen Çiçek; "O da şudur; Fransa'da bir rapor hazırlanıyor hükümete. Raporun ismi 'sivil ekonomi'. Fransız başbakanı bu raporun ismine takılıyor ve 'Bunun Fransızcası'nı yazmak varken, neden İngilizce kelime kullandınız?' diyor. Bundan sonra Fransızca'nın dışında başka bir dil kullanılmasını yasaklayan bir genelge yayınlıyor. Biz de yayınlansaydı acaba ne olurdu? diye düşünmek lazım." diye konuştu.

"Yeri gelmişken bazı kurumlarımızın da burada sorumluğunu ifade etmek isterim." diyen Çiçek şunları söyledi: "Bunların başında evvela belediyelerimiz geliyor. Maalesef son zamanlarda, uzunca zamandan beri belki de festival adı altında ki 'niye festival deriz? Onu da anlamak mümkün değil.'

Mesela buna şenlik demek mümkün iken niye festival deriz de, yabancı kültürlerin taşeronluğunu yaparız. En ücra kasabalarımıza kadar bu kelimeleri, bu ad altında taşımaya gayret ederiz bilmiyorum.

Evvela belediyelerimizin buna dikkat etmesi lazım. Çünkü bu şenlikler adı altında kültürümüzün diğer öğelerinde bir yozlaşma söz konusu oluyor. Sokaklara çıktığımızda önce kıraathane idi, sonra kahvehane oldu, şimdi kafe oldu. Yazılışı bizden değil, okunuşu bizden değil, ifade tarzı bizden değil.

Dallas Kıraathanesi'nden tutun, bilmem neye varıncaya kadar bir alay zırva isim kan dökerek aldığımız, şehit vererek aldığımız, bu coğrafyada elin oğlu atla değil, arabayla kültürlerini getirip bizim sokaklarımıza boca edip gidiveriyor.

Belediyelerimizin buna dikkat etmesi gerekiyor. İkinci olarak da tüm resmi kurumlarımızın buna dikkat etmesi gerekiyor. Üniversitelerimizin bu konularda hem dilin korunması hem kültürün korunması konusunda ciddi bir çabanın ve gayretin içinde olması gerekir. "

Çiçek konuşmasına şöyle devam etti: "Kendi dilini kullanamayan toplumun beyni de gelişmez, ilmi de gelişmez, irfanı da gelişmez. Onun için dil bu kadar önemli bir konudur. Buna dikkat etmemiz gerekiyor. Bir çok yerde kampus diyoruz Niye? Külliye desek bir sıkıntımı var ki? Uzunca süre biz bunlara külliye diyorduk.

Şimdi telaffuzunda bile ihtilafa düşüyoruz. Zaten yeteri kadar ihtilafımız var kendi aramızda. Bir de dil üzerinden telaffuz üzerinden bunları söylemeye çalışıyoruz. Geçenlerde Türk Dil Kurumu'nun bir toplantısına katıldım. Orada söylenenler uykumu kaçırdı. Türkçe zengin bir dil diyoruz. Ama 32 bin kelimeye kadar düşmüşüz.

Dikkat ederseniz insanımızın önemli bir kısmı 250-300 kelimeyle dilini kullanmaya çalışıyor. Onun için de derdimizi anlatamıyoruz. Onun için düzgün Türkçe konuşamıyoruz. Düzgün bir hitabet de ortaya koyamıyoruz.

Aynı maksada matuf birden çok kelime varken, bunun önemli bir kısmını unuttuğumuz için o ilk kelime aklımıza gelmezse teklemeye başlıyoruz artık. Bu dil kıtlığından geliyor. Dil fukaralığından geliyor. Dilin kendisinde fukaralık yok. Biz kendimiz fukaralaştırmışız. Şimdi yoğun bir çabayla Türkçe 117 bin kelimeye çıktı. Bunun çok daha yukarıda olduğu kesindir. "

 

CİHAN

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler