YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Valiye yalvardım ek kuvvet göndermedi
Sivas olayları döneminde İl Emniyet Müdürü olan Doğukan Öner ifadesinde, "Saldırıları önlemeye çalıştık. Durumu Vali'ye en az 20 kere ilettik ve ek kuvvet istedik. Buna rağmen kuvvet gelmedi" dedi
Valiye yalvardım ek kuvvet göndermedi
17 Mart 2012 / 10:50 Güncelleme: 17 Mart 2012 / 10:45

 

 

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın, zaman aşımından 5 sanık hakkında düşürülen Sivas davasında, devlet görevlilerinin de yargılanması gerektiği yönündeki açıklamaları, gözleri dönemin yetkililerine çevirdi. Davanın gerekçeli kararındaki ayrıntılar, olayların göz göre göre geldiğini ve yetkililerin müdahale etmediğini ortaya koydu. Gerekçeli kararda, dönemin Sivas Emniyet Müdürü Doğukan Öner'in, Erdal İnönü'nün özel kalem müdürü iken SHP kontenjanından atanan Vali Ahmet Karabilgin'i suçladığı şu ifadeleri de yer aldı: "Saldırıları önlemeye çalıştık. Durumu Vali'ye en az 20 kere ilettik ve ek kuvvet istedik. Buna rağmen kuvvet gelmedi."

PROVOKASYONU ADIM ADIM ANLATTI

Doğukan Öner, Ankara 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne verdiği ifadede, olay günü, cuma namazının ardından Paşa Camii'nden çıkan kişilerin slogan atarak yürüdüklerini daha sonrasında yürüyüşçülerin sayısının 3 bin kişiye çıktığını söyledi. Bu kişileri teskin etmek amacı ile Sivas Valisi ile görüşüp İl Müftüsünü konuşturmak istediklerini ancak müftünün il dışında olduğunu söyledi. "Valinin temasa geçmesi üzerine Sivas Belediye Başkanı halka hitaben konuşma yaptı ve sükunete davet etti" diyen Öner, "BBP İl Başkanı da konuşma yaptı fakat etkili olmadı. Saat 16.30 sıralarında Madımak oteli önüne tahmini 5 bin kişi toplandı. Otelin önüne çıkan beş ayrı yol bulunuyor. Bu yolları polis barikatı ile kesip otele saldırıları önlemeye çalıştık. Durumu Vali'ye en az 20 kere ilettik ve ek kuvvet istedik. Buna rağmen kuvvet gelmedi" dedi.

PLANLI VE ORGANİZE BİR OLAY

Madımak Oteli önünde toplanan kalabalığın giderek arttığını 10 bin kişinin üzerine çıktığını kaydeden Öner, barikatı aşıp geçenler olduğunu bunları yakalayıp tekrar barikatın dışına attıklarını söyledi. Bu mücadelenin saat 20.00'ye kadar devam ettiğini ifade eden Öner, otelin önündeki halkın Aziz Nesin aleyhine slogan attıklarını belirterek, "Bu olay, yıllarca önce, parça parça hazırlanmış sonradan eyleme dönüştürülmüş organize bir olay. Ancak bu planlı ve programlı olayın Sivas halkı ile ilgilisi yok" diye konuştu. Öner, olay öncesi Çarşamba günü çok az miktarda esnafın kapı altlarına 'Müslüman Komuoyuna' başlıklı bildiri dağıtıldığını ve Pir Sultan Abdal Şenliklerinin Sivas şehir merkezinde ilk kez o yıl düzenlendiğini belirtti. "Aziz Nesin'in de gelmesinin olay ihtimalini arttırdı" diyen Öner, şunları kaydetti:

SİVASLILARIN OLAYLA İLGİSİ YOK

"Bu nedenle daha tedbirli davrandık. Cuma günü camii önlerinde gerekli emniyet tedbirlerini aldık. Sivas'da irticai faaliyetlerde bulunan illegal bir örgüt yok. Bu nedenle bu olay dışarıdan gelenlerce tezgahlanmış olabilir. Sivas halkı bu olaya bilinçsiz katıldı. Olay günü saat 20.00 sıralarında barikat otele 1-1.5 metre kadar yaklaştı. Daha doğrusu kalabalığın tazyiki ile gerilemek zorunda kaldı. Otomobillerin ters çevrilmesi ve benzin depolarının delinmesi sonucu yere akan benzine halk tarafından atılan ateşli paçavralar sonucu bir den yangının başladığını ve daha sora otele sirayet etti. Yanan paçavralar halk arasından atıldı. Ancak atan kişileri görmedim."

Bu arada Sivas olayları davasının müşteki avukatı Mehdi Bektaş, gerekçeli kararın açıklanmasının ardından temyize gideceklerini açıkladı. Bektaş, bu duruma ilişkin olarak Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesine süre tutum dilekçesi verdiklerini de bildirdi.

 

Karabilgin'e Danıştay'dan izin çıkmadı

Kendilerinin yardım etmelerine onay verilmediğini belirten dönemin Tugay Komutanı Ahmet Yücetürk de geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada, "Valinin vicdanı rahat mı?" şeklinde soru yöneltmişti. Ancak o dönem, Vali Ahmet Karabilgin'in yargılanması konusunda Danıştay'dan izin istenmesine rağmen Danıştay bu talebi reddetti.

 

Sivas ve Başbağlar aynı merkezin planı

Sivas katliamı davasında verilen zaman aşımı kararı tartışılmaya devam ederken, Hrant Dink'in avukatı Erdal Doğan, Türkiye'deki provokatif olayların birbirleriyle benzerliğine dikkat çekti. Sivas davasıyla yakından ilgilenen Doğan, Sivas olaylarıyla, bundan 3 gün sonra, 5 Temmuz 1993'te 33 köylünün öldürüldüğü Başbağlar katliamının aynı amaçla yapıldığını söyledi. Doğan, "1993 yılında yaşanan Uğur Mumcu, Eşref Bitlis ve Turgut Özal suikastı ile sonrasında Sivas katliamı, 33 erin öldürülmesi ve Başbağlar, zincirleme olarak bir bütün halinde ortak merkezi bir hareketin planıydı" diye konuştu.

KAOS ÇIKARMAK İSTEDİLER

Yaşananların sistematik bir plan olduğu konusunda şüphesi olmadığını ifade eden Doğan, şunları kaydetti: "Başbağlar'da ve Sivas'da yaşananlar Ergenekon yapılanmasına benzer bir hadise. Ülkede çatışma ve kaos ortamı yaratmak isteyenlerin tezgahladığı bir hadise. Bugün bu kaosu yaratma ve bu tarzda etnik ya da inanç boğazlaşmasının 'Kafes Eylem Planı'nı Malatya davalarının dosyalarında rahatlıkla görebiliyoruz." (Yeni Şafak)

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler