YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
'Ülkücülerin ahı mahşere kalmayacak'
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Başbakan Erdoğan'ın çift başlılıktan şikayet eden tutumu Başkanlık sistemine kapı aralayacak ve eyalet idaresine bahane olacaktır'' dedi.
'Ülkücülerin ahı mahşere kalmayacak'
04 Kasım 2012 / 14:03 Güncelleme: 04 Kasım 2012 / 16:02

Bahçeli, partisinin Ankara Spor Salonu'ndaki 10. Olağan Büyük Kurultayı'nda, kapsamlı ve derinlikli bir düşünce kalkınmasına, herkesi kucaklayan, herkesin elinden tutan, durmayan, beklemeyen ve gecikmeyen bir milliyetçi ataklığın yurdun her yanına götürülmesine ihtiyaç olduğunu belirtti.
 
Bahçeli, Türk milletinin tarihi serüveni içinde millet birliğini sakatlayan ve tahrip eden beş önemli kırılma ve vahim gelişme yaşandığını, ilk dört menfur olayın savaşlarla oluşurken, beşincisinin demokratik vasıtalarla meydana geldiğini, ''Türkiye'nin 10 yıldan beri AKP iktidarları tarafından yönetildiğini'' ifade etti.
 
Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
''Bu 10 yıl; kaybın, israfın, teslimiyetin ve onursuzluğun neticeleriyle şekillenmiştir. Türk milleti AKP yönetiminin altında perişan olmuştur. İnançlarımız istismar edilmiş, milli varlıklarımız kuşatmaya alınmıştır. Türk milletinin bin yıllık kardeşliği saldırı ve tahriklere maruz kalmıştır.''
 
 -''Ülkücülerin ahı ve bedduası mahşerdeki hesaplaşmaya kalmayacak''-
 
Her defasında hükümete karşı uyarıları yaptıklarını, yüksek sesle itirazlarını dile getirdiklerini hatırlatan Bahçeli, gelinen süreçte ne kadar haklı olduklarının ortaya çıktığını anlattı.

 ''Türkiye ve Türk milleti yararına neyi doğru gördükse onun yanında olduk, onun yanında durduk. Türk milletinin huzur ve mutluluğu için gerektiği zaman taşın altına elimizi koyduk'' diyen Bahçeli, bunun için yeri geldiğinde hükümeti acımasızca eleştirdiklerini, yeri geldiğinde milletin lehine gördükleri adımlara destek olduklarını söyledi.
 
Bahçeli, şunları kaydetti:
 
''Türk milliyetçileri olarak, hali lehimize çevirecek, gerektiği yerde uyumlu, gerektiği yerde çatışmacı; ama her halükarda yapıcı ve makul bir siyasal tavır ve tercihin içinde olduk. Bundan da gocunmadık, bundan da hicap duymadık. Kim ki partimize baston, stepne, kuyruk, vagon diyorsa küstahlığın, ahlaksızlığın dibine batmıştır. Kim ki partimizi bazen AKP'yle, bazen de CHP'yle aynı kalıba sokuyorsa haysiyet fukaralığının çukuruna düşmüştür. Kim ki AKP-CHP-BDP-PKK'dan oluşan bölücülük kartelinin içine bizi sıkıştırmaya ve konumlandırmaya çalışıyorsa aklını kaybetmiş, vicdanını esir bırakmış ve zihnini hacir altına aldırmıştır. Olumsuz propagandayı içimize şırınga edenler Türk milletinin son kalesini dağıtmak ve yıkmak isteyen işbirlikçilerdir.
 
Biz, Başbakan Erdoğan'ın dava arkadaşlarıma yönelik; katil, faşist, kafatasçı, kovboy, Fatiha bilmeyenler, morg bekçileri, ırkçı iftira ve kepazelikle içiçe geçmiş laflarını unutmuş değiliz. Biz, partimize yavru muhalefet, tabela partisi, kandan geçinenler, şehit istismarcıları diyen sahteliği, ucuzluğu ve hamaset bezirganlığını unutmuş değiliz. Biz, bürokraside yaşanan milliyetçi memur kıyımını, tayinleri, görevden almaları, asılsız yere verilen disiplin cezalarını, bundan dolayı ağlayan anne ve evlatları unutmuş değiliz.
 
Biz, ahlaksız ve çirkin yöntemlerle partimizi baraj altına çekmeye çalışan aşağılık komploları, bunun vicdanı çukurlaşmış faillerini, azmettiricilerini ve ortaklarını unutmuş değiliz. Biz, Türkiye'nin bölünmesine razı edebilmek için MHP üzerinden sürdürülen operasyonları unutmuş değiliz. Biz telefon dinlemelerini, sınav rezaletlerini, özel hayatı ihlal eden izlemeleri, içeri atılan yazar, gazeteci ve askerleri, ilave olarak kitap toplatılma kumpaslarını unutmuş değiliz.
 
Biz, köşelerinde dedikodu yazarlığı yapanları, okyanus ötesi vesayetinde bulunanları, kötü adamları ve asılsız ithamlarını, itibarımızı ve güvenirliğimizi sıfıra indirmeye çalışan şerefsizlikleri de unutmuş değiliz. Bunları unuttuğumuzu ağzına dolayanlar kimlerin ipine tutunduklarını görmeli ve biraz insafları varsa bunu da itiraf etmelidir. Unutmadığımız ne varsa sürekli olarak diri tuttuğumuz öfkemizle birleştirip üç hilal ve ülkücüler üzerinden kötülük planlayanları, yakalarından tutup birer birer yaptıklarının bedelini ödeteceğiz. Bu uğursuz gecenin sabahı yakındır. Ülkücülerin ahı ve bedduası mahşerdeki hesaplaşmaya kalmayacak ve bu dünyada büyük oranda cevap bulacaktır.''
 
 -''Türkiye AB'ye mecbur ve mahkum değil''-
 
 Türkiye'nin iç ve dış sorunlarının katlanarak büyüdüğünü ifade eden Bahçeli, dış politikadaki açmaz ve sancıların ağırlaşarak geleceği tehlikeye attığını öne sürdü.
 
Türkiye'nin AB'ye mecbur ve mahkum olmadığını belirten Bahçeli, dış politikaya ilişkin eleştirilerde bulundu.
 
Kürt sorununun, insani bir yaklaşım açısından değil, dün Osmanlı İmparatorluğu'nu bugün de Türkiye Cumhuriyeti'ni parçalamak gayesiyle ele alındığını kaydeden Bahçeli, şöyle konuştu:
 
''Bugün sözde Kürt sorunu etrafında buluşanlar önce tarih şuurundan, sonra da milli vicdandan yoksundurlar. Aslında olmayan bir sorunu, varmış gibi göstermek, daha başlangıç aşamasında çürük bir zemine yaslanıldığını göstermektedir. Kürt kökenli kardeşlerim, ayrı etnik topluluk olmayıp, Türk milli bünyesinin asıl ve temel unsurlarındandır. Farklılık üzerine kurulan politikaların, ayrımcılığın ve ikinci sınıf vatandaşlık tanımının kundağı olduğu iyi bilinmelidir.
 
Şunu kabul ediyoruz ki bin yıldan bu tarafa, birarada yaşayan ve geniş bir coğrafi bölgeye yayılmış olan kardeşlerimiz arasında mahalli şartlardan kaynaklı çeşitlilikler olabilecektir. Bu durum sosyolojik ve kültürel değişimler sonucunda belirginlik kazanmıştır. Bu gerçeği anlamakta direnen emperyalizmin şu anki uşakları; Kürt kimliği, anayasal statü, özerklik, federasyon, ana dilde eğitim ve savunma hakkı konularında ortalığı velveleye vermektedir. Bunlar açıkça Türkiye'yi, Türk milletini ve Türk vatanını bölmeye ve parçalamaya dönük hamlelerdir ki böyle bir şeyi hoş görmemiz elbette eşyanın tabiatına aykırıdır.
 
Tüm taraflara söylemek isterim ki Türkiye'de Kürt sorunu yoktur. Tarihsel süreç içinde Türk milleti üzerinde oynanan oyunlar ve bölücülük kalkışması vardır. Sözde Kürt sorunu kanlı emperyalistlerin tuzağıdır. Sözde Kürt sorunu bölücü terörün hain ve kanlı eylemlerini sakladığı ihanet kılıfıdır. Türk milleti mozaik değildir. Türk milleti derin farklılıkların uyum ve ittifakıyla kurulmuş geçici ve gevşek bir topluluk değildir.
 
 -''İmrali canisinin tekliflerinde buluşmayı maharet görmüşler''-
 
 Sözde Kürt sorunu Sevr paçavrasının özü ve esasıdır. İşte AKP ile gizli ortağı CHP böylesi bir asılsız sorunun ardına takılmışlardır. Yanlarına PKK'nın Meclis kadrolarını da alarak Türk milletini ayırmaya ve düşmanların şimdiye kadar yapamadığını, onlar namına hayata geçirmeye çalışmışlardır. Bunun da adına çözüm demişlerdir. İmralı canisinin tekliflerinde buluşmayı maharet görmüşlerdir. Bu olacak şey değildir. Şimdi sözde Kürt sorunu koza gibi örülmekte, bölücülük peteği maalesef bal vermektedir. Şayet böyle giderse İmralı canisinin önce ev hapsine alınması, ardından serbest kalması gündeme gelecektir.
 
Türkiye, yakın vadede Büyükşehir Belediyesi Kanun Tasarısı yoluyla federasyon patikasına sokulacaktır. Anayasa değişikliği yoluyla Türklük tasfiye edilecek, Türk vatandaşlığı tanımı hücuma uğrayacak, ortaklık devleti tesis edilecektir. Başbakan Erdoğan'ın çift başlılıktan şikayet eden tutumu Başkanlık sistemine kapı aralayacak ve eyalet idaresine bahane olacaktır. Ana dilde eğitim hakkı taksit taksit karşılanacak ve Türk milletinin kanı emilecektir. PKK militanlarını kapsayacak genel bir af çıkarılacak ve Türkiye karanlığa sürüklenecektir ve nihayet sözde Kürt sorunu yakıtıyla dört parçalı Kürdistan'ın kurulması kaçınılmaz olacaktır.
 
AKP ve CHP yanlış ve ihanette buluşsun, umurumuzda değildir. AKP ve CHP emperyalist güdümlü kiralık kalemler, vicdanını devretmiş sözde aydınlar tarafından alkışlansın, bizim gündemimizde bile değildir. Hepsi bir olsunlar, alayı birlik olsunlar; Allah'ın izniyle hepsine yeteriz.''
 
MHP'nin Kürt kökenli kardeşlerimizi sorun ve problem olarak gösterenlere müsamaha etmez'' diyen Bahçeli, ''Bugüne kadar iş hayatından siyasete, ticaretten ziraata, spordan sanata hakkı yenen, hakkı gasp edilen Kürt kökenli kardeşim olmuş mudur '' diye sordu.
 Şayet varsa onların sözcüsü olmaya, onların haklarını savunmaya her zaman hazır olduklarını dile getiren Bahçeli, ''Eğer yoksa bölücü taleplere ne zaman dur denilecektir  PKK terörüne ne zaman karşı çıkılacaktır '' sorularını yöneltti.

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler