YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Tutuklamalar keyfi değil"
"Tutuklamalar keyfi değil"
18 Kasım 2011 20:20
Bitlis'te gençlik kolları kongresine katılan Erdoğan'ın hedefinde CHP ve BDP vardı. Kılıçdaroğlu'nun Dersim katliamıyla yüzleşmesi gerektiğini savunan Erdoğan, BDP'ye yüklenerek"Teröristle masum halkın ayırt edilmediği günler asla geri gelmeyecek"dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''CHP'nin genel başkanı Tuncelili, yani Dersimli. CHP, Dersim katliamıyla, bu dönemde yüzleşmeyecek de ne zaman yüzleşecek  CHP'nin Genel Başkanı, Dersim katliamıyla ilgili bu dönemde konuşmayacak da Allah aşkına ne zaman konuşacak'' dedi.

İsmail Eren Spor Tesisleri'nde düzenlenen AK Parti Bitlis İl Gençlik Kolları Kongresi'ne katılan Başbakan Erdoğan, burada yaptığı konuşmada CHP'nin kendi içindeki tartışmalardan, muhalefetten kurtulup iktidara sağlıklı ve yapıcı bir şekilde muhalefet etmeye bir türlü fırsat bulamadığını söyledi.

Başbakan Erdoğan, ''Neyi tartışıyorlar  Dersim meselesini tartışıyorlar bu ara. Halbuki ben meydanlarda seçim öncesi bütün belgelerle bunlara her şeyi anlattım'' diye konuştu. Erdoğan, şöyle devam etti:

''O zaman Sayın Kılıçdaroğlu çıktı dedi ki 'arşivi açsın' veya 'arşivi incelesin.' Ya ben neyi inceleyeceğim, senin vaktin varsa git, sen incele. Ben sana belgeleri gösteriyorum zaten. Belgeler gösterdim, belgeler... Neyi  tartışıyorlar  Şu anda vefatının 150. yıl dönümünde anılan Sultan Abdülmecit'i tartışıyorlar. CHP, o kadar acıdır ki kendisinden önceki tarihi bilmiyor, okumuyor, yok sayıyor, hatta reddi miras yapıyor. Ve yine ne acıdır ki kendi tarihiyle de yüzleşmeye bir türlü cesaret edemiyor. Ana muhalefet Partisi'nin en büyük sorunlarından biri, esasen, tarih sorunudur. CHP, her zaman, bu ülkenin, bu milletin tarihine, kültürüne, inancına bigane kalmış, tarihi okumadığı için de bugünü isabetli şekilde değerlendirememiştir. Tarihini bilmeyenler, bugünü anlayamazlar, gelecek tasavvuruna da sahip olamazlar. Kendi tarihine, kendi medeniyetine yabancılaşanlar, kendi ülkesine ve milletine yabancılaşır ve gelecek adına bir çift söz dahi söyleyemezler.

Bugün, Sultan Abdülmecit'i ucuz bir polemik konusu haline getirmek isteyen CHP, tenezzül edip Abdülmecit dönemine bir baksa, aslında orada kendi tarihini de görecek. Ama bunların tarih anlayışı maalesef reddi miras anlayışı üzerine kuruludur. CHP, Gazi Mustafa Kemal'in, Milli Şefleri İsmet İnönü'nün, birer Osmanlı subayı olduklarını da görmüyor, bilmiyor. İşte onun için onları bile anlamakta güçlük çekiyor. CHP'ye, eğer parti içi muhalefetten fırsat bulurlarsa bolca tarih kitabı okumalarını şiddetle tavsiye ediyorum. Açsınlar Anadolu tarihini okusunlar, Selçukluları öğrensinler, Osmanlı'yı öğrensinler. Eğer tarih okurlarsa belki bu milletin ruh kökünü, bu milleti var eden dinamikleri daha iyi görürler.

Buradan CHP'ye aynı şekilde kendi tarihiyle de artık yüzleşmesini tavsiye ediyorum. Bundan daha iyi bir fırsat olabilir mi  CHP'nin Genel Başkanı, Tuncelili yani Dersimli. CHP, Dersim katliamıyla bu dönemde yüzleşmeyecek de ne zaman yüzleşecek  CHP'nin Genel Başkanı, Dersim katliamıyla ilgili bu dönemde konuşmayacak da Allah aşkına ne zaman konuşacak  Ama o ne yapıyor  Önce Dersim'de 'analar tabii ki ağlayacaktı' diyen arkadaşına, 'gereğini yapsın' dedi. Sonra ne oldu  Çark etti, arkadaşına sahip çıktı. Zaten millet de boşu boşuna sıfatına çark ilave etmedi. İşte şu anda da Dersim katliamını sorgulayan Tunceli milletvekilini linç etme girişimine tepkisiz kalıyor. CHP'nin, sadece Dersim katliamıyla değil Milli Şef dönemiyle ilgili de hesaplaşması gerekir.''

''Milli Şef döneminde tam tersine çevrilmiştir''

Erdoğan, konuşmasında Gazi Mustafa Kemal'den alıntı yaptığını, ayrıca Kurtuluş Savaşı'nın ortak zaferle sonuçlandığını ifade ettiğini, ilk Meclis'in milletin tüm unsurlarıyla, tüm renkleriyle teşekkül ettiğini dile getirdiğini belirtti. Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

''İşte Cumhuriyet'in kuruluşundaki bu hoşgörü, bu kucaklayıcı tavır, bu kapsayıcı anlayış, Milli Şef döneminde tam tersine çevrilmiştir'' diyen Başbakan Erdoğan, ''İsmet İnönü'nün altında imzası olduğu başbakan olarak, aynı zamanda cumhurbaşkanı olarak imzası olduğu Bakanlar Kurulu kararları var Dersim'e yönelik olarak yapılan müdahalelerde ve yukardan sivil halkın öldürülmesine yönelik... Bunların hepsinin kayıtlarını ben gösterdim. Fakat çok arzuluyor, demek ki beyefendinin kendisine herhalde bir kapak yazıyla bunu göndermemiz gerekecek.

İnkar, ret, asimilasyon politikalarıyla, maalesef ülkenin belli bölgeleri arasında ayrımcılık yapılmıştır. İşte biz buna son verdik. İnkar, ret ve asimilasyon politikalarını elimizin tersiyle biz ittik. Yıllardır ihmal edilen Doğu ve Güneydoğu illerimize çok yoğun bir yatırım seferberliğini biz başlattık. Şu ana kadar 35 milyar TL, yani eski rakamla 35 katrilyon... Tarihiyle yüzleşemeyen CHP, ne yazık ki bizim bu çabalarımıza da destek vermekten kaçındı.''

"KANDİL'DEN YÖNETİLENLER NASIL MASUM OLABİLİR?"

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Bu ülkede illegal yapıyı legal görüntü ile verenlere de dikkat etsinler. Kandil'den, İmralı'dan yönetilen, kaos planları yapan, masum insanların ölmesi için provokasyonlara hazırlanan, belediye başkanlarını, belediye temizlik işçilerine sorgulatan bir örgüt nasıl masum olabilir, soruyorum sizlere. Devlete paralel bir örgütlenme içine giren, kendi sözde mahkemesini, kendi sözde silahlı güçlerini kuran bir örgüt, nasıl masum olabilir '' dedi.

Erdoğan, İsmail Eren Spor Tesisleri'nde düzenlenen AK Parti Bitlis İl Gençlik Kolları Kongresi'ne katıldı.

Bugün, KCK'nın, KCK gölgesindeki PKK ve BDP'nin, doğu ve güneydoğu illerde yapmak istediğinin, esasen 1940'lı yıllara dönme özlemi olduğunu ifade eden Erdoğan şöyle devam etti:

''Ne yaptıklarına lütfen dikkat edin. Bu bölgeye yatırım gelmesini istemiyorlar. Bu bölgede yol, hastane, konut, okul, üniversite inşa edilmesin istemiyorlar. Demokratikleşme adımlarına karşı çıkıyor, Milli Birlik ve Kardeşlik Projemizi sabote etmek için her türlü provokasyona, her türlü insanlık dışı saldırıya başvuruyorlar. Tıpkı 1940'larda olduğu gibi, düşünenleri, yazanları, sanatçıları, muhalifleri ortadan kaldırmak, sindirmek, bastırmak için bu bölgede adeta faşizm özlemiyle yanıp tutuşuyorlar. Buradan bir kez daha açık açık ifade ediyorum. Biz bu tahriklere asla boyun eğmeyeceğiz. Biz bu saldırılar karşısında, sağduyudan, aklı selimden asla taviz vermeyeceğiz. Biz, inadına kardeşlik diyoruz. Biz, inadına demokrasi diyoruz. Biz, inadına refah, barış ve istikrar diyoruz. Hiç kimsenin şüphesi, endişesi olmasın: Bu ülke, geçmişe asla ve asla dönmeyecek, rahat olun. Teröristle masum halkın ayırt edilmediği günler, asla ve asla geri gelmeyecek.''

''Bu işin faturasını sen AK Parti'ye kesemezsin''

Başbakan Erdoğan, bir yandan terörle kararlı şekilde mücadele edeceklerini, bir yandan da en ileri demokratik standartları, hürriyetleri, hakları Türkiye'ye kazandırmayı sürdüreceklerini anlattı. ''Bitlis'ten, PKK'nın kurmaya çalıştığı vesayet sistemine sus pus kesilen ama hükümeti kıyasıya eleştirenlere'' seslendiğini ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:

''AK Parti Hükümetinden bir geri dönüş bekleyenler boşuna beklerler. AK Parti hükümetinin, sivil diktaya prim vermesini bekleyenler boşuna beklerler. AK Parti Hükümetinin özgürlükleri, demokrasiyi sınırlandıracağını bekleyenler beyhude beklerler. AK Parti, 9 yıl boyunca yılmadan, yıkılmadan, sarsılmadan, asla taviz vermeden vesayetle mücadele etti. Üstelik AK Parti, kapatılma tehdidine, müdahale senaryolarına, müdahaleye çanak tutan, alkış tutan siyasetçilere rağmen, tek başına bu mücadeleyi yürüttü.

Bizim için kapatma davasını açtıklarında CHP'nin Genel Başkanı ve CHP'liler ne diyordu  'Hele şükür, Ankara'da da hakimler varmış, savcılar varmış.' Şimdi ne diyorlar  Şimdi niye aynı şeyi söylemiyorsunuz  hadi söyleyin. Şimdi ben de seninle aynı dili mi konuşayım, 'Hele şükür, Türkiye'de hakim ve savcılar varmış.' Bunu mu söyleyelim  Bile bile, milletvekili olmasına mani hal olduğunu bile bile, geleceksin aday yapacaksın, ondan sonra da diyeceksin ki, 'AK Parti bunu engelliyor.' Bunun olmayacağını sen biliyordun zaten. Ne oldu  şu anda yargı kararını verdi. Bu tutukluluk süresi içerisinde de böyle bir şeyin, dışarıdan milletvekili seçilmiş olsa bile, bırakılma noktasında yargı bu işe müsaade etmedikçe, bu işin faturasını sen AK Parti'ye kesemezsin. Aynı şey BDP için geçerli, aynı şey MHP için geçerli.''

KCK operasyonları

Erdoğan, bugün vesayetle çok daha kararlı şekilde mücadele ettiklerini, çok daha kesin sonuçlar aldıklarını dile getirerek, bugün artık hiç kimsenin talimatla manşet atmadığını, hiçbir gazetecinin emirle yazı yazmadığını, o dönemlerin geçtiğini söyledi. Bugün yasaklı kelimeler ve yasaklı konular listesi olmadığına dikkati çeken Erdoğan, bugün hapishanelerde, keyfice tutuklanmış, düşüncesini ifade ettiği için, siyasi faaliyetler yürüttüğü için mahkum edilmiş insanlar da olmadığını belirtti.

Hiç kimsenin zihinleri bulandırmaya çalışmaması ve gerçeğin üzerini örtmeye kalkışmaması gerektiğini ifade eden Erdoğan, AK Parti'ye karşı psikolojik bir harekatın içinde olanların, AK Parti'den önce kendilerini sorgulamasını istedi. Erdoğan, şunları kaydetti:

''Bizi, KCK operasyonlarından dolayı kıyasıya eleştiriyor, sivil diktayla, geçmişe dönmekle itham ediyorlar. Buradan bir kez daha hatırlatıyorum. KCK operasyonu, diğer operasyonlar, hükümetin değil, yargının kararını verdiği operasyonlardır. Bu operasyonlarda tutuklananlar, hükümetin tutukladığı değil, yargının, delillere, bilgilere, belgelere göre tutukladığı kişilerdir. Hiçbir tutuklama keyfi değildir, delilsiz değildir, mesnetsiz değildir. KCK'yı masum bir sivil toplum örgütü, masum bir sivil oluşum gibi görenler, ortaya çıkan delillere lütfen bir göz atsınlar ve ne kadar yanıldıklarını görsünler. Bu ülkede illegal yapıyı legal görüntü ile verenlere de dikkat etsinler. Kandil'den, İmralı'dan yönetilen, kaos planları yapan, masum insanların ölmesi için provokasyonlara hazırlanan, belediye başkanlarını, belediye temizlik işçilerine sorgulatan bir örgüt nasıl masum olabilir, soruyorum sizlere. Devlete paralel bir örgütlenme içine giren, kendi sözde mahkemesini, kendi sözde silahlı güçlerini kuran bir örgüt, nasıl masum olabilir  İl Başkanları, ilçe başkanları tutuklanıyor diye yaygara koparıyorlar. Durup dururken tutuklanmıyorlar, onların gerekçeleri yargıda var. İl başkanları, ilçe başkanları dokunulmaz mı  Suç işledikleri zaman onlara bir şey yapılmayacak mı  Belediye başkanları tutuklandı diyorlar. Hangi belediye başkanı, belediye hizmetlerinden dolayı tutuklandı, gösterin bana. Hukuksuzluğa, adaletsizliğe, cinayetlere, kan dökülmesine tahammül mü gösterilsin  ''

''Daha güzel bir Van'ı, Erciş'i, Bitlis'i ve Adilcevaz'ı inşa edeceğiz''

Başbakan Erdoğan, hükümetin, terörle demokrasi arasındaki ince çizgiyi, çok hassas şekilde dikkate aldığını dile getirerek, ''Size tavsiyemiz, terör örgütlenmesiyle, masum sivil örgütlenme arasındaki farkı artık siz de lütfen anlayın. Buradan bir kez daha hatırlatıyorum: Biz, terörle mücadele ederiz ve edeceğiz ama terörle arasına mesafe koymuş, teröre destek vermeyen, terörün sırtını sıvazlamayan, teröre yataklık yapmayan her siyasi oluşumla, her sivil toplumla da müzakere yaparız ve yapıyoruz. Hiç kimse bize muhatap dayatmasın. Biz, kimi muhatap alacağımızı da çok iyi biliriz'' diye konuştu.

AK Parti Hükümetinin, 9 yıl boyunca, hiçbir konuda teröre boyun eğmediğini dile getiren Erdoğan, hiçbir reform, yatırım ve demokrasi hamlesinin, AK Parti iktidarları döneminde, terör baskısıyla ya da bir başka baskıyla, dayatmayla gerçekleşmediğini ifade etti.

Erdoğan, şöyle devam etti:

''Bitlisli benim kardeşimdir, Vanlı benim kardeşimdir, Hakkarili benim kardeşimdir, Biz, İzmir'e ne yapıyorsak, Diyarbakır'a da aynısını yapıyoruz. Samsun'a, Antalya'ya ne yapıyorsak, Bitlis'e, Muş'a, Bingöl'e de aynısını yapıyoruz.

İşte, Van'da deprem oldu, BDP'li belediyeler nerede  Neredeyse ben hiç göremedim. Ama AK Partili belediyeler, devlet, tüm STK'lar, hiç Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Gürcü, Abaza demeden herkes nereye koştu, Van'a koştu. 'Burada BDP'li belediye var' dediler mi  'Burada AK Partili belediye var' dediler mi  Herkes seferber oldu. Niye, çünkü biz, bir vatandaşımız öldüğü zaman, bir insan öldüğü zaman tüm insanlık ölmüş gibi bakarız ki, oraya koşarız. Hele hele, böyle bir deprem felaketinde bütün o ölen kardeşlerimiz, aileleri, yaralılar, onları yalnız bırakabilir miyiz  Sıkıntılarım var, şu kışta, şu soğuk havalarda tabii ki sıkıntılarım büyük. Ama inşallah biraz gayret, dayanacağız ve daha güzel bir Van'ı, daha güzel bir Erciş'i, daha güzel bir Bitlis'i, Adilcevaz'ı inşa edeceğiz.''

Demokrasi mücadelesini, şunun ya da bunun emriyle değil, 74 milyon için verdiklerine vurgu yapan Erdoğan, terörün Türkiye'ye kandan ve gözyaşından, zulüm ve baskıdan başka hiçbir şey kazandırmadığını söyledi. Erdoğan, ''Bunu beraber aşacağız, daha çok çalışacağız'' dedi.

Başbakan Erdoğan, yeni yönetimde görev alacak gençlere de başarılar diledi.

AK Parti Bitlis Gençlik Kolları 3. Olağan Kongresinde Başbakan Erdoğan'ın konuşması sık sık sloganlarla kesildi. Salonda bulunan gençler, ''Türkiye seninle gurur duyuyor'', ''imparator'' sloganlarını attı.

Salondaki ''Evliyalar diyarı Norşin gençliğinden selamlar. İlimize hoş geldiniz. Norşin Gençlik Kolları'', ''Bitlis'te Beşminare, Tayyip'te bütün çare'' pankartları dikkati çekti.

"KİMSEDEN KORKUMUZ YOK"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Bizim bu millete sevdamız var. Bu topraklara sevdamız, aşkımız var. Ve bizim Allah'a muhabbetimiz ve korkumuzdan başka kimseden korkumuz yoktur, bu da böyle biline'' dedi.

Erdoğan, iktidarlarının 9 yıldır bölgede gerçekleştirdiği reformlar, yaptığı yatırımların, insana verdikleri değerin bir sonucu olduğunu söyledi.

Başbakan Erdoğan, 74 milyonu kardeş olarak gördüklerini, 74 milyonun her bir ferdini birinci sınıf vatandaş olarak değerlendirdiklerini vurgulayarak, şunları kaydetti:

''Biz, İzmir'de ne varsa Van'da da o olsun, İstanbul'a ne kadar yatırım yapılıyorsa nüfusu oranında Hakkari'ye de o kadar yatırım yapılsın istiyoruz ve bunu gerçekleştiriyoruz. Bingöl ile Kocaeli, Bitlis ile Ankara arasında hizmetler, yatırımlar noktasında hiçbir fark, hiçbir ayrım olmaması için azami bir hassasiyetle çalışıyoruz. Bizim, 9 yıldır yaptığımız yatırımları, gerçekleştirdiğimiz reformları, bir dayatmanın ve tehdidin sonucu olarak lanse etmeye çalışanlar, açık söylüyorum yalan söylüyor ve aslında, kendi kirli emellerini örtmeye çalışıyorlar. Neymiş  'Terör örgütünün saldırıları Hükümeti bu bölgeyle ilgilenmeye zorlamış' Bu, yalandır, alçakça bir iftiradır ve mesnedi olmayan bir kara kampanyadır.

Terör, bu bölgeye, kandan, gözyaşından, acıdan, bizzat teröristlerin zulüm ve baskısından başka hiçbir şey kazandırmamıştır. Madem siz bu kadar ürkütüyordunuz, korkutuyordunuz ve sizin bu korkutmanız sebebiyle hizmet geliyordu da bizim bu 9 yılımızdan önce 21 yılda niye gelmedi bu hizmetler  Niye gelmedi  Kardeşlerim bu bir aşk meselesidir, inanç meselesidir. Bizim bu millete sevdamız var. Bu topraklara sevdamız, aşkımız var. Ve bizim Allah'a muhabbetimiz ve korkumuzdan başka kimseden korkumuz yoktur bu da böyle biline.''

''Bu ülkeye verebilecekleri hiç bir şey yoktur vahşetten başka''

Terörün, sadece gençlerin kanını içmekle, anaları evlatsız bırakmakla kalmadığını,bölgenin refahının, kalkınmasının önündeki en büyük engel olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, ''İşte şurada yolun üzerinde menfeze mayın döşemek suretiyle vatandaşımızı katledenlerin bu ülkeye verebileceği herhangi bir şey olabilir mi. Şurada polis okulumuzu taramaya cüret edenlerin bu ülkeye verebileceği herhangi bir şey olabilir mi  Bunların bu ülkeye verebilecekleri hiç bir şey yoktur vahşetten başka'' diye konuştu.

''Terör örgütünün infazlarını görmezden geliyorlar''

Bölgede yaptıkları çalışmaları hatırlatan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

''Biz, TRT ŞEŞ'i, 24 saat Kürtçe yayın yapacak bir kanalı kurmak istediğimizde, terör örgütü ve onun vesayetinde siyaset yapanlar buna karşı çıktılar. Biz Kürtçe'nin serbestçe konuşulmasını, öğretilmesini sağladığımızda, bundan rahatsız oldular. Yasakları kaldırdıkça tedirgin oldular. Bölgeye yol yaptık, hastane, okul, üniversite, yurt yaptık, havaalanı yapıyoruz. Bunları engellemeye çalıştılar. Bunu engellemek için her türlü saldırıya ve tahrike başvurdular. Öyle ki bu bölgede özgürlükler yaygınlaştıkça, demokratik standartlar yükseldikçe, inkar, ret ve asimilasyon politikaları ortadan kaldırıldıkça, terör örgütü ve uzantıları, kendi inkar, ret ve faşizm sistemlerini tesis etme gayretine girdiler.

9 yıl öncesine kadar faili meçhulleri dillerinden düşürmeyenler, dikkat edin, bugün terör örgütünün infazlarını görmezden geliyorlar. İktidarımız dönemine kadar ifade özgürlüğünün olmamasından dert yananlar, bugün bizzat kendileri ifade özgürlüğünü yasaklamanın peşindeler; sanatçıya, düşünürlere, yazarlara özellikle baskı girişimlerini arttırdılar. OHAL'den, yol kontrollerinden, yayla yasaklarından şikayet edenler, aynı yasakları, aynı engelleri uygulamak için adeta can atıyorlar.''

''Kürt'e ayrı enerji Türk'e ayrı enerji gitmiyor ki''

''Benim bu bölgedeki tüm kardeşlerim, terör örgütü ve onun uzantılarının bu faşizan baskılarını lütfen artık görsün'' diyen Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Nitekim görüyor da... Evladı ölen anne babalar, esnaf, sanatçılar, iş adamları, sivil toplum örgütleri artık cesaretle çıkıp, 'Yeter artık' diyorlar. Ben her fırsatta ifade ediyorum: Demokrasi, terörün ilacıdır, panzehiridir. Demokratik standartlar yükseldikçe, yatırımlar arttıkça, geçmişin hataları telafi edildikçe, yanlışlar düzeltildikçe, benim bu bölgedeki kardeşim de gerçeği görüyor ve teröre sırtını dönüyor, lanet okuyor. İnşallah bu süreç bu şekilde devam edecek. İnşallah, terör örgütünün elinde, bir tek dahi istismar aracı kalmayacak. Göreceksiniz, terör örgütünün, onun uzantılarının maskesi çok daha hızlı düşecek ve bölge insanı, terörün musallatından artık sıyrılacak. Biz vazgeçmeyeceğiz, yatırımlardan da reformlardan da asla geri adım atmayacağız.

Hakkari'de, Yüksekova'da havaalanı yapıyoruz inşaat başlayacak 'istemezük', Şırnak'ta havaalanı yapacağız aynı anlayış, bütün gelenleri tehdit ediyorlar, 'gitmeyeceksiniz oraya' aynı şey Iğdır'da, ama biz dinlemedik. Hepsinin inşaatı devam ediyor. Şurada daha geçen hafta bir baraj çalışmasında gittiler iş makinelerini yaktılar. Bunların neresinde bu ülkenin evladı olmak veya bu vatanı sevmek veya bu ülkenin insanlarını sevmek var.

Barajlardaki suların Kürt'e, Türk'e, Laz'a, Çerkez'e, Gürcü'ye gideceğini, oralardan çıkan enerjinin milletin herbir ferdini aydınlatacağını vurgulayan Erdoğan, ''Kürt'e ayrı enerji Türk'e ayrı enerji gitmiyor ki hepsine gidiyor, ama bunlar sıkılmadan utanmadan, sıkılmadan o suyu içiyor o sudan istifade ediyor'' dedi.

''Bunlarınki tamamen seviye kaybı''

''Böyle bir mantık, akıl tutulması olmaz bunlarınki tamamen seviye kaybı'' ifadesini kullanan Erdoğan, terörle kararlı şekilde mücadeleyi sürdüreceklerini, sivil vatandaşın hukukunu da çok büyük bir hassasiyetle muhafaza edeceklerini söyledi.

Erdoğan, ''İnşallah önümüzdeki yıllarda Türkiye bu meseleyi bütünüyle geride bırakmış, bütün dikkatini, enerjisini, zamanını ve imkanlarını, 2023 yılı hedeflerine yöneltmiş olacak. Dünyanın, demokraside, ekonomide, diplomaside, özgürlüklerde, fiziki altyapıda en gelişmiş, en büyük ülkelerinden biri olma yolunda adım adım mesafe kat ediyoruz. Bu yolda her geçen yıl hızımız daha da artacak, kazançlarımız daha da çoğalacak.''

AA

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler