YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Türkiye'nin dış politikasını eleştiren yazıları bulunuyor
Türkiye'nin dış politikasını eleştiren yazıları bulunuyor
Türkiye'nin dış politikasını eleştiren yazıları bulunuyor
30 Ocak 2009 / 10:47 Güncelleme: 30 Ocak 2009 / 00:00

Washington Post gazetesinin önemli köşe yazarları arasında gösterilen David Ignatius özellikle Ortadoğu konusunda uzman olarak biliniyor.


Davos'taki oturum başkanı Washington Post Gazetesi yazarı Ermeni asıllı David İgnatius'un,Türkiye'nin dış politikasını eleştiren yazıları bulunuyor.


DAVİD IGNATİUS KİMDİR?
Amerika gazetelerinden The Washington Post’un köşe yazarı David R. Ignatius 26 Mayıs 1950′de doğdu. St. Albans School, Harvard College, King’s College ve Cambridge’de eğitim gördü. David R. Ignatius’ın babası Paul Robert Ignatius, ABD Deniz Kuvvetleri Sekreterliği ve The Washington Post’un başkanlığı görevlerini yürüttü.


David R. Ignatius, eğitimini tamamladıktan soınra Washington Monthly ve Wall Street Journal’da çalıştı. 1986 yılından sonra, Washington Post, Herald Tribune, The New York Times Magazine, The Atlantic Monthly, Foreign Affairs ve The New Republic gibi dergi ve gatazlerde yazıları yayınlandı. Ignatius, halen köşe yazarlığı yaptığı The Washington Post’ta gazetecilik mesleğine devam ediyor.


Yayınlanmış 6 romanı bulunan David R. Ignatius’un son romanı Body of Lies (Yalanlar Üzerine) Ridley Scott tarafından sinemaya da uyarlandı.


David R. Ignatius, Washington Post gazetesinde 21 Aralık 2008′de kaleme aldığı “Türkiye’nin domino teorisine dikkat” adlı köşe yazısında Başbakan Erdoğan’a yönelik ilginç yorumlar yapmıştı.


İşte o köşe yazısı…


Türkiye’nin domino teorisine dikkat


Türkiye’nin önde gelen dış politika stratejistlerinden Ahmet Davutoğlu gelecek yıl için Ortadoğu’nun önündeki siyasi seçenekler silsilesini açıklarken, belki de bir domino dizisini tarif ediyordu. Domino taşları eğer doğru yönde devrilirlerse, iyi şeyler olabilir. Ama eğer yanlış yöne devrilmeye başlarlarsa, dikkatli olun.


Ahmet Davutoğlu’nun domino teorisi, Ortadoğu stratejisi üzerinde kafa yoran yeni ABD Başkanı Barack Obama’nın ekibinin dikkatini hak ediyor. Davutoğlu, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın baş danışmanı olarak, Suriye’yle İsrail arasında başarılı bir arabuluculuğun yanı sıra dünyanın bu karmaşık bölgesindeki başka hassas diplomasi meselelerini de idare etti.


Tercihler ABD’yi zorlayabilir


Davutoğlu’yla çarşamba günü, Boğaz’ın hemen kıyısındaki Dolmabahçe Sarayı’nda, tam bir Osmanlı dekorunda konuştuk. Davutoğlu geçen birkaç yılda Türk diplomasisindeki (Avrupa’dan uzak ve bir asır öncesine dek bu tarihi şehirden yönetilen bölgeyi çevrelemeye yönelik) yön değişikliğine nezaret etti. Değişim vurgusu bazı Türklerin keyfini kaçırıyor, ama bu konuya daha sonra geleceğim.


Davutoğlu’nun analizinde dikkat çekici olan şey, bir dizi seçimi içeriyor olması. Çok az demokrasiye sahip olmuş bir bölge için bu iyi haber. Kötü haberse, seçmenlerin ABD politikasını ters yüz edecek ve bölgede barışın sağlanmasını daha da zor kılacak tercihler yapma ihtimali.


Davutoğlu, “Dünya toplumunun bu seçimlerin önemli olduğunu ve Obama’nın başkanlığını etkileyeceğini anlamasını istiyoruz” diyor.


Siyasi tercihler dizisi Filistinlilerle başlıyor. Başkan Mahmud Abbas’ın görev süresi ve bununla birlikte Filistin Yönetimi adına müzakere etme yetkisi 9 Ocak’ta sona eriyor. Abbas başkanlık döneminin radikal Hamas grubuyla uzlaşmanın parçası olarak bir yıllığına uzatılabileceğini umut etmişti.


Abbas bunun yerine gelecek yıl başında düzenlenmek üzere başkanlık ve parlamento seçimleri çağrısı yapabilir. Şu anda anketler Abbas’ın örgütü Fetih’in yüzde 42′ye 28 Hamas’ın önünde olduğunu gösteriyor. Ama durum kelimenin tam anlamıyla her an patlamaya hazır, zira Hamas’ın İsrail’le ateşkesi cuma günü sona eriyor. Hamas roketleri seçerse, İsrailliler iki devletli çözüm konusunda çok daha karamsar hale gelecektir.


Bir sonraki siyasi domino İsrail’in kendisi. 10 Şubat’ta Başbakan Ehud Olmert hükümetinin yerine yenisini seçmek üzere seçimler yapılacak. Anketler, Olmert’in bir Filistin devleti oluşturulması çabalarını şiddetle eleştiren sertlik yanlısı Likud’un adayı Binyamin Netanyahu için zafer öngörüsünde bulunuyor. Olası Netanyahu zaferi, en hafif deyimiyle, ABD’nin politika seçeneklerini zorlaştıracaktır.


Davutoğlu, “Eğer (Filistinliler ve İsrailliler içinde) sertlik yanlıları kazanmaya başlarsa, bu esas meselenin güvenlik olacağı anlamına gelir. Güvenlik barıştan daha önemli olacaktır” diyor.


Irak’ın önünde de bir oylama var. 31 Ocak yerel seçimleri Irak parlamentosunun ABD askeri varlığının üç yılla sınırlanmasını onaylamasıyla ulaşılan anlaşmayı pekiştirebilir. Ancak seçim Irak’ın bölgesel ve mezhepsel gerilimlerini de derinleştirebilir ve tam da Obama askerleri çekmeye hazırlanırken yeni bir şiddet kıvılcımı çakabilir.


Siyasi dominolar dizisi sürüyor. Lübnan yeni parlamentoyu belirlemek üzere nisanda sandık başına gidiyor, haziranda da seçimin son turu yapılacak. İran ve Suudi Arabistan gözde adaylarını desteklemek için şimdiden on milyonlarca dolar pompalıyor. Ve sonra haziran ayında İran’da radikal Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad’ın iktidarda kalıp kalmayacağını belirleyecek kritik bir cumhurbaşkanlığı seçimi yapılacak.


Ahmet Davutoğlu sloganının ’sınırlarımızda sıfır sorun’ olduğunu söylüyor. Önümüzdeki birkaç ay, bu iyimser stratejinin yaşayabilir olup olmadığını sınayacak. Daha önce de belirttiğim üzere, Türk hükümetinin bölgeSel diplomasi üzerindeki yeni vurgusu konusunda herkes hevesli değil. Eleştirenler,


Erdoğan’ın resmi olarak hâlâ AB’ye katılmaya bağlı olmasına rağmen, aslında bu hedeften vazgeçtiğini savunuyor.


Milliyet gazetesi genel yayın yönetmeni Sedat Ergin, “AB konusundaki şevklerini kaybettiler. Artık tüm enerjilerini bölgesel siyasete harcıyorlar” diyor.


‘Basına hoşgörü epey az’


Ayrıca bazı Türkler Erdoğan’ın Avrupa’dan yüz çevirirken, muhaliflerine karşı daha az hoşgörülü hale gelmiş olmasından endişeli. Eleştirenler, Erdoğan’ın eylülde partisinin üyelerini de kapsayan Almanya’daki bir yolsuzluk davasını haber yapan Milliyet gazetesini ve diğer gazeteleri boykot etme çağrısı yapması örneğini veriyor. Sabah gazetesi köşe yazarı Soli Özel, “Erdoğan’ın basın özgürlüğüne ve ifade özgürlüğüne dair hoşgörüsünün sınırları epey zayıf” ifadesini kullanıyor.


Ahmet Davutoğlu, Türkiye’nin yeni bölgesel rolünün Osmanlı paşalarının günlerine bir geri dönüş olmadığını vurguluyor. Dünya değişti. Demokrasi iş başında. Ama bu insanların seçimlerini ABD’nin istediği yönde yapacağının garantisi değil.


 

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler