YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
'Türkiye'de öyle bir gazete var ki...'
'Türkiye'de öyle bir gazete var ki...'
04 Haziran 2011 17:04
Devlet Bakanı Bülent Arınç,'Türkiye'de öyle bir gazete var ki her şey onun içeresinde, onu takip ederseniz zamanla her şey daha iyi anlaşılır.' dedi.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ''Zalimlere karşı hakikatleri söylemek cesaret işidir, doğruların işidir, güçlülerin işidir. Hiçbir zaman İsrail Cumhurbaşkanı sağ tarafında otururken, ona dönüp de 'Sen zalimsin, sen ancak adam öldürmeyi bilirsin' diyecek bir başbakanı Türkiye ilk defa gördü'' dedi.

Uludağ Üniversitesinde (UÜ) öğrenim gören bir grup öğrenciyle Holiday Inn Hotel'in bahçesinde bir araya gelen Arınç, gençlerden okumalarını, incelemelerini, arkadaşlarıyla güzel dostluklar kurmalarını istedi.

Arınç, gençlerin siyasetten hiç olmazsa fikren uzak kalmamaları gerektiğini, onlara ihtiyaçları olduğunu ifade ederek, ''YGS konusundaki tartışmaları hepimiz biliyoruz. Bunun içinden geldiniz. Bugün ve yarın SBS imtihanları var. Gencecik yavrularımız sınav üstüne sınavlara giriyorlar. 'Bu YÖK neyin nesidir, nasıl bir YÖK hayal ediyoruz, YÖK yok mu olsun yoksa YÖK başka bir işlev mi kazansın', bunları lütfen siz düşüneceksiniz. Önümüze koyacaksınız ve bunları savunacaksınız'' diye konuştu.

Türkiye'de bunları savunmanın, bunları ortaya koymanın artık çok kolay yöntemlerinin de olduğunu anlatan Arınç, şöyle devam etti:

''Artık Twitter denen bir şey var, mesaj denen bir şey var, facebooklar var. Müspet anlamda kullanırsanız insanlar birbirleriyle iletişim kurma noktasında çok daha başarılı olabilirler. Mesela ben bu teknik aletleri çok fazla kullanmasını sevmem ama danışmanımın ısrarıyla twittera girdik, orada bir hesabımız var. Şu ana kadar 20 bin takipçimiz olmuş. Millet biraz da işi gücü bıraktı herhalde sadece bununla uğraşıyor. Herkes bir kelimelik mesajlarla birbirleriyle anlaşabiliyorlar. Burada, bir tehlikeye dikkati çekeyim: Böyle çok kısa kelimelerle konuşmaya da çok fazla meraklı olmayın. O internet dili; sizin kelime hazneniz çok zengin olsun. 25-30 kelimeyle meramınızı ifade etmeyin. Türkçe çok zengin bir dil, çünkü Türkçe bir medeniyet dili. Medeniyet dili, bu medeniyetin ortaklarının hepsinin kültürünü belirlemiş olan dil demektir. Bunun içinde, Arapçadan, Farsçadan alınmış olabilir, eski Orta Asya'dan alınmış olabilir ama bizim dilimize yerleşmiş ve biz bugün 100 bin kelimeden daha büyük zengin bir kelime haznesiyle konuşabiliriz. Son yıllardaki en büyük tehlikelerden birisi, aramızdaki çok kısa konuşmaların argoya kaçması ve insanların birbirlerini, artık sembollerle anlar hale gelmesidir. O internet dili olsun, çünkü orada 120'yi geçmemek şartı var ama siz birbirinizle konuşurken, mutlaka güzel cümleler kurmaya, mutlaka edebi cümleler kurmaya da gayret edin. Bunun yollarından bir tanesi çok kitap okumaktır. Kitabı elimizden düşürmeyelim.''


-''TÜRKİYE'DE ÖYLE BİR GAZETE VAR Kİ...''-


Arınç, üniversitedeki en büyük hastalığının, ''cinnet'' derecesinde kitap okumak olduğunu, şimdi o günleri özlediğini ifade ederek, şöyle devam etti:

''Çünkü elime gazeteden başka kitap alamaz noktaya geldim. Günlük haberlerde ne var acaba diye gazeteye bakıyorum. Onlar da o kadar çok ki o kadar değişik şeyler yazıyorlar ki her birini okurken kitap okuyamıyoruz. Siz biraz gazeteden uzak kalın. Kaldı ki Türkiye'de öyle bir gazete var ki her şey onun içerisinde, onu takip ederseniz zamanla her şey daha iyi anlaşılır. Evet. Yani emin olun, Zaman'a baktığınızda, Zaman'ı okuduğunuzda başka bir şey karıştırmaya gerek kalır mı kalmaz mı diye siz düşünün, ben buradan bir şey söylersem, 'medyadan sorumlu adam ne dedi bakın' derler sonra. Zaten şimdiden kaptı onlar cümleyi. Değerli kardeşlerim önce ona bakın, ihtiyaç duyarsanız hepsine bakarsınız.''

12 Haziran seçimlerinin yaklaştığına da değinen Arınç, seçimde ''oy dilenciliği'' yapma niyetinde olmadıklarını, herkesten 10 yıl öncesiyle bugünü karşılaştırmalarını ve kararlarını ona göre vermelerini istediklerini ifade etti.


-''KUTUPLAŞMA VE ÇATIŞMALAR''-


Arınç, geçmişten bu yana bu ülkede kutuplaşmaların sürekli tahrik edildiğini ifade eden Arınç, şunları dile getirdi:

''Türk-Kürt, Alevi-Sünni çatışması sürekli tahrik edilmiştir. Düşmanlıklar daha da güçlendirilmiştir ki bu kavgalar ve çatışmalar devam etsin ve ülkedeki sıkıntılar bir türlü bitmesin. Hem iç hem dış mihraklar, bu çatışmaları her zaman daha çok körüklemişlerdir. Ayrımcılık yapılır, 'başı örtülüler, başı açıklar, üniversitelere başı kapalılar giremez şunlar girer'... Bunlar insanları birbirinden farklı konumlarda, birinci sınıf, onuncu sınıf haline getiren farklı uygulamalardı. Bunlardan bu dönemde olabildiğince uzaklaştık. Anayasa değişiklikleri, yasalarda yapılan değişiklikler, özgürlüklerimizi daha da artırdı ve insanlarımızın birbirlerine daha çok milli birlik ve kardeşlik düşüncesi içinde, tarihte olduğu gibi yeniden güçlü bir şekilde kucaklaşmasını temin ettik. Hala zorluklar var, hala Türkiye'nin bu geleneksel korkularla yaşamasını isteyenler var ama süratle uzaklaşıyoruz ve inşallah toplum, artık birbirini kabul eden, en azından devlet katında ayrıcalık gözetmeyen bir konuma geldi.''


-''TÜRKİYE İLK DEFA GÖRDÜ''-


Türkiye'nin, dış politikadaki itibarı noktasında da iyi bir konumda olduğunu vurgulayan Arınç, şöyle konuştu:

''Türkiye geçmişte kimsenin dikkat etmediği, önem vermediği bir ülkeydi ama bugün sadece kendi bölgemizin değil, Avrupa'nın da Amerika'nın da dünyadaki bütün kriz noktalarında Türkiye ne diyor, ne söylüyor, Türkiye'nin sözüne itibar edelim, düşüncesini alalım, katkısını isteyelim noktasında. Çok şükür Türkiye'nin dış politikası masumlardan, mazlumlardan yana oldu. Sadece Filistin ve Gazze noktasında değil, dünyanın neresinde zulme uğrayan haksızlık karşısında kalan milletler varsa Türkiye onların hukukunu, ıstırabını her zaman dile getirdi. Çok şükür, hükümetimizin bu konuda ne kadar başarılı olduğunu bütün dünya taktir ediyor ve şunu hiçbir zaman unutmayalım: Zalimlere karşı hakikatleri söylemek cesaret işidir, doğruların işidir, güçlülerin işidir. Hiçbir zaman İsrail Cumhurbaşkanı sağ tarafında otururken, ona dönüp de 'Sen zalimsin, sen ancak adam öldürmeyi bilirsin' diyecek bir başbakanı Türkiye ilk defa gördü. Değerli kardeşlerim, inanın o gece hepimiz gözyaşlarımızı tutamadık, hepimiz bu izzet, vakar karşısında 'işte biz de böyleyiz, biz de böyle olmak istiyoruz' dedik. Türkiye'de herkes bunun büyük sevincini yaşadı. İlk defa bir Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı yeri geldiğinde yanındakine karşı bunları söyleyebildi.''

Arınç, o gece Türkiye'de ve Avrupa'da birilerinin huzurunun çok kaçtığını ifade ederek, şöyle devam etti:

''Bunlar şöhretli gazetelerin köşe yazarlarıydı, iş adamlarıydı ve monşer sınıfını fazlasıyla hak eden diplomatlarımızdı. Dediler ki 'Eyvah bu ne sorumsuzluktur. Başbakan bunu söyledi, şimdi İsrail'le olan ilişkilerimiz çok kötü olacak, Amerika bize düşman olacak, telefonlarımıza çıkmayacak, ertesi gün dolar 2,5-3 milyon lira olacak, ekonomi batacak, mahvolduk, öldük bittik'. Hatta gazetelerine başlıklar hazırladılar. Ben bizzat o gazetelerin patronlarından bunu işittim. Yani Şimon Perez'den daha çok üzüldü bizimkiler. 'Eyvah, öldük bittik, mahvolduk' dediler ve gerçekten Türkiye'de herkes şaşkındı. Acaba, bunun karşısında, Amerika'nın, İsrail'in, şunun bunun tavrı ne olacaktı  Türkiye'yi yok mu sayacaklardı, Türkiye'ye özür mü dileteceklerdi, Türkiye'nin Başbakanı'nı görevinden atacaklar mıydı  Kimisi de böyle iddia ediyordu çünkü. Bu birilerinin işine gelmedi, 'Göreceksiniz Tayyip Erdoğan'ın yerinde yeller esecek' diyenler de çıktı. Allah'a bakın ki Rabbımıza şükürler olsun, onlar bu kavgayı, kaygıyı taşırken, bu olaydan bir saat sonra Şimon Perez'den özür dilemesi geldi. Onlar özür dilediler. Ertesi gün de dolar 2,5-3 milyon lira olmadı, telefonlara çıkmamazlık olmadı. Yani 'Sen zalimsin' denilen insan, 'Evet, ben hata yaptım özür diliyorum' dedi. Türkiye'nin Başbakanı'nın özür dilemesini bekleyenler avuçlarını yaladı.

Başbakan Yardımcısı Arınç, aldıkları emaneti 8.5 yıldır götürdüklerini ifade ederek, konuşmasını, ''Çetelerle, mafyayla, demokrasi düşmanlarıyla mücadele ediyoruz, seçilmiş hükümetleri devirmeye, Anayasa'yı ortadan kaldırmaya, sivil insanları bombalamaya, bunun için planlar yapmaya teşebbüs edenlerle mücadele ediyoruz'' sözleriyle tamamladı. AA
 

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler