YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Türkiye yazarından çarpıcı analiz
Türkiye yazarından çarpıcı analiz
18 Mayıs 2011 11:52
Süleyman Demirel ile CHP arasındaki yakınlaşma gündemdeki yerini korurken Türkiye gazetesi yazarı Ahmet Sağırlı'nın köşesinde kaleme aldığı yazı oldukça dikkat çekici...

Türkiye gazetesi yazarı Ahmet Sağırlı, Demirel-CHP yakınlaşmasından yola çıkarak, Türkiye’de örtülü bir organizasyonun, kurulu düzeni ayakta tutabilmek için neler yaptığını ve kitleleri nasıl kullandığını sorgulayan bir yazı kaleme aldı. İşte o yazı...

Sondan bir önceki Demirel

Sistem kendini emniyette tutmak için hiç boşluk bırakmamış. İnsanların, özellikle vitrindekilerin önemli bir kısmı görev icabı sağcı, görev icabı solcu olmuşlar.

Demirel, seçim kampanyalarının tuzu biberi oldu. Tartışma, Başbakan’ın 2. Milli Şef benzetmesiyle başladı. Demirel’in CHP’nin akıl hocası olduğu, CHP listelerinde en az 15 adayının bulunduğu söylendi.
Nevzat Hoca (Yalçıntaş) da Demirel’e kefil oldu. Demirel’in bu benzetmeleri hak etmediğini, bu ithamların seçim kampanyasındaki koşuşturmaların yorgunluğundan kaynaklandığını söyledi.
Demirel, cumhuriyetle yaşıt bir insan. 80 seneyi kim, kime anlatacak, arada üç nesil var. Kaldı ki ben benzetmelerden herkesin anladığını anlamadım. Ne CHP’nin Demirel’in akıl hocalığına ihtiyacı var ne de bu saatten sonra Demirel oraya buraya aday yerleştirme işiyle uğraşır.
Benim bu benzetmeden çıkardığım sonuç biraz farklı.. Geçmişte bizim sağcı zannettiğimiz, solcu zannettiğimiz, mukaddesatçı zannettiğimiz, muhafazakâr zannettiğimiz insanların, özellikle vitrindekilerin önemli bir kısmı;
Görev icabı sağcı,
Görev icabı solcu,
Görev icabı şucu bucu olmuşlar.
Ağız alışkanlığı devlet demeyelim ama örtülü bir organizasyon toplumdaki hiçbir meyli boşlukta bırakmamış. Adı milli olan talebe birliği kurmuş, taşradan gelenleri kontrol altına almış. Milliyetçiliğe ağırlık verenleri başka yerde toplayıp bir başka ismin kontrolüne vermiş. Bu iki elekten geçip sahipsiz kalma ihtimali olanlar için dini ağırlığı olan muhafazakâr dernekler kurmuş veya kurulanlara yerleşmiş..
Taban masum.. Ama işin önderleri hep öbür tarafla kanlı bıçaklı görünseler de temelde bir ayrılıkları olmamış.
Bu da tabanı aldattıkları anlamına gelir.
Bu benzetmeden benim çıkardığım sonuç bu. Sadece partilerde değil talebe derneklerinde, vakıflarda, Kıbrıs davasını yürütenlerde, güya komünizmle mücadele eden derneklerde, komünist derneklerde, tarikat kılıklı yapılanmalarda.. hep bu tip görev adamları bulunmuş. Yani tanınan, bilinen, kendilerine göre emin sayılan ve tabii ki bu işlere yatkın olan insanların önü açılmış. Bunu bir resmî görev gibi düşünmemek lazım.
Sistem kendini emniyete almak için hiç boşluk bırakmamış.. Mesela cumhuriyetin ilk yıllarında Fethi Okyar’a muhalefet partisi kurdurulmuş. Peşine takılanlar tespit edildikten sonra kapattırılmış. Belki o kadar rağbet olmasaydı, küçük bir muhalefet partisi olarak kalsaydı uzun yıllar devam ederdi.
....
Bu konunun tartışıldığı bir oturumda sosyal bilimci bir doçent, buna benzer bir şey (kitlelerin aldatıldığını) ima etti.
Diğerleri itiraz etti. Öyle bir durum olsa bu insan ihtilallere maruz kalır mıydı, dediler. Muhtemelen rol icabı kısmına takıldılar.
Bu, anlaşılması zor bir metot. Düşünerek, taşınarak, biraz araştırmak lazım diyerek içinden çıkılabilecek bir konu değil. Mayınların birinden kurtulan öbürüne basmış. Haritası olan kurtulmuş.

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler