YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Türkiye olmasaydı...
Kocaelispor'da bir dönem forma giyen ve Sırplara karşı cephede savaşan Senad İbriç Yüksel, o dönemde tanık oldukları katliamları ve yaşanan acıları unutamıyor.
Türkiye olmasaydı...
10 Temmuz 2012 / 14:05 Güncelleme: 10 Temmuz 2012 / 14:18

Senad İbriç Yüksel, yaptığı açıklamada, 1981'de Türkiye'ye geldikten sonra 1988-1989 sezonuna kadar Kocaelispor'da futbol oynadığını ifade ederek, Kocaelispor'dan ayrıldıktan sonra Bosna Hersek'e geri döndüğünü kaydetti.

Bosna Hersek'e dönüşünden kısa bir süre sonra savaşın başladığını anlatan Yüksel, ülkeden ayrılma konusunda bir süre düşündükten sonra vatanında kalarak savaşmaya karar verdiğini söyledi.

Savaş sırasında eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile Ertuğrul Günay'ın da aralarında bulunduğu bir heyetin savaştığı cepheye geldiğini aktaran Yüksel, burada Baykal ve Günay tarafından Türkiye'ye davet edildiğini kaydetti.

Cephede yaklaşık bir yıl savaştıktan sonra Türkiye'ye gelmeye karar verdiğini dile getiren Yüksel, ''1994 yılında, Türkiye vatandaşı oldum. Burada teknik direktörlükle uğraşıyorum. Bosna Hersek benim vatanım, Oraya mümkün olduğu kadar gidip geliyorum. Burada da arkadaşlarımız var. Zaten Karamürsel'de 19 tane Boşnak köyü var. Onlarla her gün bir araya geliyoruz. Yaşadığımız savaş döneminden her gün bahsediyoruz. Orada ne olduğunu televizyonlar ve Anadolu Ajansı aracılığıyla öğreniyoruz'' dedi.

Yüksel, savaşı doğduğu kent olan Tuzla'da yaşadığını belirterek, şöyle konuştu:

''Allah'tan Tuzla'nın belediye başkanı ve emniyet müdürü Müslüman'dı. Oranın köylerinin de çoğunluğu Müslüman'dı. Müslüman olduğumuz için o bölgeyi tutmayı başardık. Belediye başkanımız, emniyet müdürümüz ve diğer arkadaşlarımızdan Allah razı olsun. Oradaki savaşta Saraybosna'nın arkasındaki cepheyi tutuyorduk. Çetnikler tarafından katliam yapılan Srebrenitsa'daki konum bizi aşıyordu. Çünkü katliam yapan Ratko Mladiç komutasındaki Çetniklerin çok büyük silahları vardı'' şeklinde konuştu.


-Srebrenitsa'ya gitmek istedik ama...''


''Oraya (Srebrenitsa) girmek istedik, yardıma koşmak istedik ama maalesef Çetniklerin silah bakımından bize karşı üstünlükleri vardı'' diyen Yüksel, Tuzla'daki cephede görev yaptığını ve bir çok köyü kurtarmaya çalıştıklarını ifade etti.

Sırplarla yaşadıkları her çatışmada en az 3 kayıp verdiklerini dile getiren Yüksel, çatışma sırasında verdikleri kayıpları orada bıraktıklarını, dönüşte arkadaşlarının cenazelerini almak zorunda kaldıklarını söyledi.

Yüksel, Bosna'da çok ciddi bir savaşın yaşandığına dikkati çekerek, ''Çetniklerin silah bakımından üstün olması nedeniyle Srebrenitsa'ya yardım edememenin üzüntüsünü yaşıyoruz. Özellikle Drina Nehri, Bratunac, Bijeljina, Zvornik, Fojnica, Visegrad ve Srebrenitsa'daki katliamlarda binlerce insanımız hayatını kaybetti'' diye konuştu.

Savaş döneminde, 2 çocuğunu ve eşini Fransa'ya gönderdiğini anlatan Yüksel, ''Çünkü rahatsız oluyorsun, ormana gidiyorsun ama mermi şehre de geliyor. Günde 30-40 tane mermi yağıyor. Merminin nereye gideceği belli değil, aklımız ailemizde kalmasın diye onları göndererek savaştım'' dedi.

Savaşta ölenlerin daha çok sivillerden oluştuğunu anlatan Yüksel, ''Sonuçta savaşta iyi organize olmamıza rağmen mermi İbriç mi, Ahmet mi, Süleyman mı  diye adam aramıyor ama bizim askerlerimiz çok disiplinliydi. Gideceğimiz her yere programlı, disiplinli gidip geliyorduk. Silahımız vardı ama mermimiz yoktu'' ifadesini kullandı.

Senad İbriç Yüksel, savaş sırasında dayısı ve kuzenleri dahil çok sayıda akrabasını kaybettiğini vurgulayarak, bir yıl savaştıktan sonra Türkiye'ye geldiği için Srebrenitsa'ya gidemediğini ancak oraya gitmenin kendisi için bir görev olduğunu belirtti.

Savaş bölgesinde şehit olan arkadaşları için tören düzenleme imkanları olmadığını ifade eden Yüksel, sürekli ateş altında oldukları için yaşamını yitiren arkadaşlarının cenazelerini evlerin arasına, parklara ve diğer güvenli gördükleri alanlarda gömmek zorunda kaldıklarını aktardı.


-''Bir tank mermisiyle 80 genç hayatını kaybetti''


Yüksel, düzenledikleri bir cenaze töreni sırasında, Tuzla'da 18 kilometre uzağında Sırplar tarafından atılan bir tank mermisinin cenaze törenin ortasına düştüğünü belirterek, olay yerinde 80 gencin hayatını kaybettiğini ifade etti.

Çatışmalar sırasında gömdükleri arkadaşlarının yerlerini kaybetmemek için maket şeklinde mezarlıklar yaptıklarını belirten Yüksel, savaşın bitmesinin ardından şehit olan arkadaşlarının cenazelerini buralardan çıkartarak mezarlıklara naklettiklerini söyledi.

''Katliamlar sırasında Birleşmiş Milletler'e bağlı Barış Gücü'nün ne yapmak istediğini anlayamadık'' diyen Yüksel, konuşmasına şöyle devam etti:

''Orada BM askerleri ne yapmak istedi, neden bırakıp giderek Çetniklere teslim etti, orası da enteresan. Yani oyun mu yoksa Hollandalı askerler korkarak mı bırakıp gittiler  Bilemiyoruz. Bu durum tamamen kime yaradı  Tabii ki tahmin ediyoruz, biliyoruz. Nedense Sırpların hesaplaşması olduğunu düşünüyoruz. Yoksa normal bir BM askeri, annelerimizi, ufak çocuklarımızı bırakır mı ''


-''Türkiye'de olmasaydı, Bosna Hersek haritadan silinirdi''


Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın da Bosna Hersek konusunda mücadele verdiğini hatırlatan Yüksel, ''Bizim şu anki Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ya da Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül, o dönemde olsaydı, bu savaş bu kadar uzun sürmezdi. Yıllardır buradayım ve onların yaptıklarını görüyorum. Onlar savaşı en kısa zamanda bitmesini sağlarlardı. Maalesef 4 sene boyunca çok büyük acıların içinde yaşadık'' ifadelerini kullandı.

Yüksel, Türkiye'deki hükümetin hem ekonomik hem de politik konularda Bosna Hersek için büyük uğraş verdiğinin görüldüğünü anlatarak, Türkiye'nin her tarafında Bosna konusunun konuşulduğunu ve acılarını paylaştıklarını kaydetti.

Türkiye'nin iyi durumda olan büyük bir devlet olduğunu vurgulayan Yüksel, Türkiye'de Bosna Hersek konusunda yüksek bir sesin var olduğunu aktardı. Yüksel, şunları söyledi:

''Bunu açık açık söyleyebilirim, Türkiye olmasaydı Bosna Hersek haritadan silinmişti. Bosna Hersek'teki vatandaşlarıma da diyorum. Burada, çok güzel insanların içinde yaşıyorum. Bunun daha güzel bir şekilde dile getirilmesi lazım. Türkiye desteği kesmemeli. Maalesef Bosna Hersek halkı, savaştan yorgun düştü. Savaş 4 sene sürdü ama savaştan sonra mücadele bitmedi. 20 yıl sonra da Bosna Hersek'te bir düzelme yok. Millet hala düzenli maaş alamıyor, ekonomisi çok kötü durumda. Türkiye, savaştan bitkin düşmüş Bosna'ya elini uzatmaya devam edecektir.''

Türkiye'den Bosna Hersek'e gidenlerin genellikle Saraybosna ve Mostar'a gittiğine değinen Yüksel, ''Kimse Tuzla'ya gitmiyor. Oraya da gidin. Tuzla, o savaşta çok büyük işler yaptı. Hem Saraybosna hem de Srebrenitsa'nın arkasındaki cepheleri aldık'' ifadesini kullandı.


-''Sevmek var ama unutmak yok''-


Şu an Bosna'da diğer milletlerle bir sıkıntı yaşanmadığına dikkati çeken Yüksel, Bosna Sırp Cumhuriyeti Başkanı Milorad Dodik'in gitmesiyle bütün sorunların ortadan kalkacağına inandığını söyledi.

 İbriç Yüksel, Bosna'daki katliamların büyüklüğünün tüm dünya tarafından bilindiğini, yaşananların her gün anlatılması gerektiğini kaydetti. 2. Dünya Savaşı'nda Nazilerin işlediği katliamlarla ilgili televizyonlarda her gün yayın yapıldığına dikkati çeken Yüksel, şunları kaydetti:

''Bizimde, Srebrenitsa ve diğer şehirlerde yaşadıklarımızı göstermemiz lazım ve göstereceğiz. Bunu unutmaya kimsenin hakkı yok. Bosna Hersek'te vatandaşımız olan, çok sevdiğimiz Sırp arkadaşlarımız var. Gerçekten çok iyi insanlar ama buna rağmen unutamayız. Sevmek var ama unutmak yok.''


-''Köye gelen gazeteciden haber alıyorduk''-


Bosna Hersek Türkleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Ahmet Tutaç da, savaş döneminde resmi olarak devlet kanalıyla yardım yapılamadığı için dernekler kurduklarını belirterek, Boşnakların yaşadığı bütün illerde dernek kurarak savaş bölgelerine yardım ulaştırıldığını anlattı.

Türkiye'nin Boşnaklara her zaman sahip çıktığını dile getiren Tutaç, savaşın bitmesine rağmen bir soğuk savaşın yaşandığını, derneklerinin de orada yaşayan Boşnak halkına maddi, manevi destek olmaya devam ettiklerini dile getirdi.

Kocaeli'nin Karamürsel ilçesi nüfusunun yüzde 45'ini Boşnak kökenli ailelerin oluşturduğunu aktaran Tutaç, 1878 yılından sonra Bosna'dan gelenlerin buradaki köylere yerleştirildiğini dile getirdi.

Nüfusunun tamamını Boşnak kökenlilerin oluşturduğu Karapınar köy Muhtarı Yasin Güvenaltın ise savaşın yaşandığı dönemde halk olarak çok üzüntü yaşadıklarını, savaş sırasında yardım toplayarak ve savaş bölgesinden göç edenlere kalacak yer temin ederek yardımcı olmaya çalıştıklarını belirtti.

Savaş döneminden bir kişinin köylerinden gönüllü olarak Basna Hersek'e giderek savaştığını anlatan Güvenaltın, Bosna halkının büyük bir katliama uğradığını kaydetti.

Güvenaltın, Bosna'daki savaşı yakından takip ettiklerini anlatarak, ''Biz de oradakilerle iletişim kuramıyorduk. Basın yoluyla, yaşananlar hakkında bilgi sahibi oluyorduk'' diye konuştu.

Nevzat Akkuş isminde bir muhabirin savaş bölgesine gidip geldiğini belirten Güvenaltın, ''O sürekli oraya gidip gelirdi. En çok bilgiyi köyümüze o ulaştırdı. Bütün herkesin kabirlerini bulup, kimin nerede yaşadığını, neler olduğunu savaş esnasında ne yapıldığını gelip halkımıza bire bir aktarıyordu'' şeklinde konuştu.

Güvenaltın, savaştan kaçan 10 kişinin köylerine gelerek barındıklarını ve bu kişilerin kendilerine ''Bosnalıların savaş malzemelerinin eksikliğinden dolayı savaşa karşılık veremedikleri, onlara Sırp ve Hırvatlar tarafından zulüm edildiğini, yağma ve tecavüze uğradıklarını'' anlattığını söyledi. AA

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler