YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Tuğrul Türkeş'ten önemli açıklamalar
MHP Genel Başkan Yardımcısı Tuğrul Türkeş, 20. yüzyıl siyasetindeki fiziki ve katı hudutların günümüzde ortadan kalktığını söyledi.
Tuğrul Türkeş'ten önemli açıklamalar
20 Ağustos 2012 / 11:44 Güncelleme: 20 Ağustos 2012 / 11:44

Türkeş, "Bu noktada, statik bir milliyetçilik yerine, milliyetçiliğin 21. yüzyılda yeniden tanımlanması ve güncellenmesi gerekiyor" dedi.

BAĞRIMIZA TAŞ BASIYORUZ

MHP'nin dış politikadan ve Türk dünyasından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Tuğrul Türkeş Irak Merkezi Hükümeti'nin vize vermemesi ile sonuçlanan MHP'nin Kerkük girişiminin perde arkasını konuştuk.

Yaklaşan MHP Kongresi öncesinde, genel başkan adayı Koray Aydın'ın "Öcalan bize verildi" sözlerine, "Öcalan MHP'ye değil DSP azınlık hükümetine verildi" diye tepki göstererek, kongredeki safını da ilan etti.

Babası Alparslan Türkeş döneminde Bingöl'den belediye başkanı çıkaran MHP'nin bugün bölgeden çekilmiş bir görüntü vermesini, "Bu dönemde particilik yapacağım diye o bölgede daha fazla gerginlik çıkartmanın doğru olmadığını düşünüyoruz. Partinin zararına da olsa bağrımıza taş basıp, göz yumuyoruz" sözleriyle açıklıyor.

CHP Milletvekili Hüseyin Aygün'ün PKK tarafından kaçırılmasına ilişkin ise "İlk başta terör örgütünün TBMM'nin bir temsilcisine bunu yapmış olmasının üzüntüsünü yaşadık fakat geriye dönüşünden sonra yaptığı açıklamalar olayla ilgili şüphelerimizi artırıyor. Bunun herhangi bir kaçırma ve alıkoyma olayına benzemediğini görüyoruz. 'İyi çocuklar, temiz çocuklar" diyor, madem onlar üzerinde bir etki yaratmış, hazır gitmişken diğer kaçırılanları da keşke alıp gelseydi" değerlendirmesini yapıyor.

* Devlet Bey'in MHP'nin kongresi öncesi Balkanlar'dan Kerkük'e uzanan bu ziyaretleri "veda ziyaretleri" olarak yorumlanıyor.

Yok, bunlar doğru yorumlar değil. Uzun bir süredir Türkiye'de siyasi partileri fikirle alt etmek yerine partilere operasyon yapmak daha tercih edilir bir yöntem haline geldi. MHP, 4 Kasım'da olağan kongresini yapacak. İlçe ve il kongrelerimiz fevkalâde demokratik geçti, her yerde 2-3 aday çıktı. Burada bir karışıklık varmış, burada bir değişiklik olacakmış gibi senaryoların hiçbiri gerçeği yansıtmıyor.

* Devlet Bey'in kongrede genel başkanlığı size bırakacağı iddiaları var. Genel başkan adayı mısınız?

Hayır, böyle bir şey kesinlikle söz konusu değil. 4 Kasım'da yapılacak kongrede Devlet Bey aday olacağını zaten açıkladı, Tuğrul Türkeş'in adaylığı da hiç söz konusu değil.

BU KONGRE ÜÇ SEÇİMİ GÖRECEK

* Kongre birden bire niye bu kadar tartışılır hale geldi?

Bu kongrenin önemi Türkiye'de gelecek 3 büyük seçimin arifesinde yapılıyor olması. Zaten MHP'ye yönelik saldırıların ve operasyon girişimlerinin altında da bu yatıyor. Eğer, Meclis açıldığında anayasayı değiştirebilirsek belediye seçimleri 2013'ün Ekim ya da Kasım ayında yapılacak. 2014'te cumhurbaşkanlığı seçimi var, Türkiye açısından çok önemli, çünkü ilk defa cumhurbaşkanını halk seçecek. Eğer vaktinde yapılırsa, burada "eğer"in altını çizerek söylüyorum, 2015'te de Türkiye'de de bir iktidar değişikliğinin olacağı genel seçim var. 2015'teki genel seçimin de erkene alınması ihtimalinin bulunduğunu düşünüyorum. Mesela, yerel yönetimler seçimlerinde Türkiye'deki siyasi tabloda bir farklılık olursa bu tarih değişir.

* Bu 3 seçim öncesinde siyasette taşları yerinden oynatacak bir değişim mi bekliyorsunuz MHP'de?

Cumhurbaşkanlığı seçimi var. Şayet Tayyip Bey cumhurbaşkanı adayı olur, ilk turda seçilemezse ikinci turda seçilmesi mümkün değil. Bunun da anahtarı, kilidi MHP'dir. Bu sebeple MHP önemlidir. MHP, merkez sağda göstereceği iyi bir cumhurbaşkanı adayı, sağdaki oyları ikiye böler, bir de  Cumhurbaşkanı'nın aday olması halinde sağ oyların ilk turda üçe bölünme ihtimali ortaya çıkıyor. Dışarıdan buraya el sokma girişimlerinin de bundan olduğunu biz biliyoruz.

* Kimler, nasıl el sokma girişimlerinde bulunuyor?

Farklı çalışmalar oluyor, bunları öyle lif lif açmanın bir mânâsı yok, kamuoyu ile bu kadarını paylaşmam yeterli.

* MHP'nin ciddi bir cumhurbaşkanı adayı olacak mı?

Tabii ki olacak. Bugünden ismi tam belirlediğimizi söyleyemem ama alternatifler üzerinde duruyoruz. Fransa seçimine bakarsak Hollande mı kazandı Sarkozy mi kaybetti? Sarkozy kaybetti, Hollande kazanmadı. Sarkozy gelmesin diye her şey yapıldı, Le Pen yüzde 18'e kadar çıktı. İkinci tura Hollande kalınca millet Sarkozy'i istemediği için gitti oyunu Hollande'a verdi. Türkiye'de de cumhurbaşkanlığı seçimi şu anda yapılsa aynı tablo görünüyor.

* "Başbakan Erdoğan cumhurbaşkanı adayı olmamalı" gibi bir yaklaşım içinde değil misiniz?

Daha önce de siyasi partilerin genel başkanları cumhurbaşkanlığına aday oldu. Tayyip Bey'in gönlünde böyle bir aslan yattığını görüyoruz, tabii ki aday olması onun en demokratik hakkıdır ama bizim adayımız Tayyip Erdoğan değil.

MİLLİYETÇİLİK "UPDATE" EDİLMELİ

* "Milliyetçilik" tanımı sizce nasıl 21. Yüzyıl'da nasıl evriliyor?

Mesela, ben, "Rahmetli Türkeş 20. Yüzyıl'ın politikacısıydı, ben 21. Yüzyıl'ın politikacısıyım" diyorum. Eskiden fiziki sınırlar vardı ve milli devletlerÖ Fiziki ve katı, yani dikenli tellerin, hudutların, kontrollerin olduğu sınırlar. O 20. Yüzyıl'ın siyaseti işte. Orada, milliyetçilik zaten kendi sınırları belirlenmiş ve daha statik durumdaydı ama 21. Yüzyıl'da küreselleşme ile birlikte fiziki sınırlar ortadan kalktı, bilgi teknolojisi ile birlikte kültürler farklı boyutlara ulaşıyor. Bu noktada, statik bir milliyetçilik yerine milliyetçiliğin 21. Yüzyıl'da yeniden tanımlanması, güncellenmesi gerekiyor. Bilgisayar programları "update "ediliyor, program değişmiyor, aynı ama daha güncel uygulamalar getiriyor, bu tarzda bilgi çağında milliyetçiliğin de daha entelektüel seviyede güncellemeleri yapılıyor, daha da yapılması gerekiyor. Irkçı yaklaşımdan daha çok, dil ve geçmiş birliği ile müşterek bir gelecek hedefinin daha çağdaş milliyetçiliğin sınırlarını koyacağına inanıyorum.

MHP YÜZDE 70 SAĞ SEÇMEN KİTLESİNE TALİP

* MHP, CHP'nin oylarına mı göz dikti?

Hiç alakâsı yok. CHP'nin kendisine yetecek bile oyu yok, biz niye oraya göz dikelim? Türkiye'de merkez sağ oy yüzde 70 civarında, MHP'nin de öncelikli hedefi bu yüzde 70'lik seçmen kitlesidir. Geriye kalan yüzde 30'a gitmek yerine yüzde 70'e yönelmenin daha doğru olduğunu düşünüyoruz.

VİZE VERİLMEYİNCE ŞOKE OLDUK

* Bahçeli, bayramda neden Kerkük'e gitmek istemişti?

Bu coğrafyadaki siyasi gelişmeler oldukça hareketli, yerinde gözlemlemek için bir dizi seyahat yapıldı. Balkan seyahatinden sonra Kerkük'e gidilmesi düşünüldü. Sembolik bir anlamı da olacağı için Kerkük'te bayram namazı kılınması niyetiyle yola çıkıldı.

* Erbil'den gitmeyi niye tercih etmediniz?

Niye Erbil'e gidelim? Bu çok gereksiz bir tartışma. Pasaporta o damga vurulmuş bu damga vurulmuş bunun bir önemi yok. Pasaport bir seyahat aracıdır. Benim pasaportumda 40'dan fazla damga var (gösteriyor), bu, damgaların vurulduğu ülkelerin hepsini seviyor muyum? Bu bir seyahat evrağı. Burada mühim olan Devlet Bey'in Kerkük'e gitme ve orada bayram namazını kılma iradesi. Pasaporta damga vurulacak mı vurulmayacak mı meselesi, iç politikada işleri ucuzlaştırma, sulandırma gayreti.

* Vize verilmemesi ihtimalini hiç düşünmüş müydünüz?

Hayır, hiç beklemiyorduk, çok şaşırdık. Hiç birimizin aklından böyle bir şey geçmiyordu.

* Devlet Bey de şaşırdı mı?

Devlet Bey de şaşırdı tabii ki. Atkıları yaptırmıştı, hepimiz boynumuza takıp uçaktan inecektik. Hepimiz şaşırdık. Cumartesi sabah gidecektik, Musul'a inecektik. Musul'da Telafer'den, Türkmen aşiretlerinden gelenler olacaktı, oradaki sivil toplum örgütleriyle görüşülecekti. Konvoy halinde Kerkük'e geçecektik, arabalar bir gün önceden gitmiş olacaktı. Arabalara triptikler çıkartıldı, şoförlere özel ehliyetler alındı vesaire. Biz hiç beklemiyorduk, şoke olduk. Çarşamba günü Bakanlar Kurulu'nu iftardan sonra topluyorlar, Dışişleri Bakanı Hoşyer Zebari, Barzani aşiretinin bir unsurudur, muhakkak bir şeyler söylemiştir, onun olumsuz katkısı olduğunu düşünüyor ve görüyoruz. O Bakanlar Kurulu'nun neticesinde "vize vermeyelim, gelmesinler" deniliyor. Devlet Bey, biz, dünyanın dört bir tarafına gidiyoruz, daha bize vize vermemiş tek bir yer yok, nereden bekleyelim böyle bir kararı?

* Vize verilmemesi ile ilgili size iletilen resmi yazıda ne var?

İki madde var. Birinci olarak, Türkiye ile mevcut gerginlik, ikinci olarak da Sayın Davutoğlu'nun son ziyaretine atıfta bulunuyor. Yazıda bu iki gerekçe var ama Irak Hükümeti 2009'dan beri Kerkük'e üst düzeyde bir ziyaret yapılmasını istemiyor. 2009'dan beri bir menfi tavırları var, hatta Türkiye'nin orada konsolosluk açma talebine de olumlu cevap verilmedi, 3 senedir beklemede.

75 MİLYON DOLAR FİDYE ÖDENMİŞ

* Devlet Bey'in Kerkük ziyareti, biraz sanki Barzani ile Maliki arasındaki çekişmeye mi kurban gitti?

Bugüne kadar uygulamalarda Türkmenler hep yok sayılmaya çalışıldı, göz ardı edildi hatta asimile edilmek istendi. Yıldırmak, oraları boşaltmak için bir dönem, oradaki esnafa, işadamlarına, sonra doktorlara yönelik kaçırma, fidye isteme olayları yaşandı. Şimdi de öğretmenlere, akademisyenlere, yani aydınlara yönelik bazı girişimler ortaya çıkmış. Türkmenler'in bu kaçırmalar sonucu 75 milyon doların üzerinde fidye ödediği söyleniyor. Gerek Irak Merkezi Hükümeti gerekse Barzani ve onun Zebari gibi uzantıları Türkmenler'e karşı hasmane bir tavır içinde. Komşu bir ülkeden, bir muhalefet partisinin liderinin ziyaretinin engellenmesi de dünya ile temaslarının kısıtlanmasına ilişkin harekettir. Bu kararın sadece MHP, Türkiye tarafı yok bir  de Türkmenler tarafı var.

TÜRKİYE'NİN SIRTINDA 300 MİLYON DOLARLIK YÜK

* MHP yönetimi Suriye'de olup bitene nasıl bakıyor?

Arap Baharı, şimdi bunun bahar olduğunu söyleyenler bile utanıyorlar- bence emperyal güçler tarafından dünyadaki son Hidrokarbon enerji yataklarının kontrol altına alınması veya Afrika'yı çerçeveleme operasyonudur. Batı ile anlaşmalarını yapmış ve Anglosakson siyaseti ile uyumlanmış olan monarşilerin hiç birinde demokrasi rüzgarı esmemesi çok garip. Davutoğlu, başta çok iyi niyetle olabilir ama çok işin içine dahil oldu. Müşterek Bakanlar Kurulu yapacak kadar çok yakın ilişkiler varken, Suriye'ye o kadar bakan gidip gelirken sokaktaki adamın sıkıntısını nasıl görmedi bu hükümet? "Sıfır sorun" denilirken, komşu halklarla mı komşu yönetimlerle mi sıfır sorun konusunda hükümetin kafası net değildi, bunun sıkıntılarını yaşıyoruz. Türkiye, daha itidalli ve ihtiyatli meseleye bakmalıydı. Sırf kamplar için bugüne kadar yapılan harcama 300 milyon dolara yaklaştı. Fransa, İngiltere, ABD, Libya'yı bombalıyor, şimdi oranın petrolünü emiyor ama bir enerji yatağı bulunmayan Suriye'nin yükü Türkiye'nin sırtına veriliyor.

27 MAYIS İÇİN BABAM DA SORUŞTURULSUN

* Darbelerle ilgili babam olsa tanımam demişsiniz. Darbelere karşı mısınız?

Ben 12 Eylül 1980 ihtilali sonrasında haksız bir yargılamada babam ve 220 arkadaşımı idam etmeye kalkan bir mahkeme ile mücadeleyle siyasete başladım.

* 27 Mayıs'a da öyle mi bakıyorsunuz?

Elbette, 27 Mayıs da soruşturulsun. "Babanız da 27 Mayıs'ın içindeydi" diyorlar, "babamı da soruştursunlar" diyorum. Hakikaten darbelerin Türkiye'ye verdiği zararlar sadece 2 savcı ile izah edilemez. Siyasi, sosyal zararların yanında kültürel zararları da var. 12 Eylül ile birlikte Türk sineması, Türk edebiyatı, Türk sanatı büyük darbe aldı. Daha hiç kimse bunları konuşmuyor. 27 Mayıs dahil darbelerin araştırılmasında bir politikacı olarak mahsur görmüyorum. Ayrıca, ben rahmetli Türkeş'in oğluyum, onunla beraber siyaset yapmış birisiyim, onun yazdığı, yazdırdığı hatırata ve bıraktığı evraklara da sahip ve bilen birisi olarak onların içinde Türkeş'in bir yanlışının olmadığını görüyorum. O bakımdan da bir sıkıntım yok.  (Bugün)
 

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler