YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
TSK Radikal’in akreditasyonunu askıya aldı
TSK Radikal’in akreditasyonunu askıya aldı
TSK Radikal’in akreditasyonunu askıya aldı
13 Şubat 2009 / 12:42 Güncelleme: 13 Şubat 2009 / 00:00

TSK Radikal’in akreditasyonunu askıya aldı. Genelkurmay Başkanlığı, İbrahim Şahin ile ilgili iddialara yer veren Radikal gazetesinin akreditasyonunu askıya aldı, gazeteyi Basın Konseyi'ne şikayet etti.


Genelkurmay Başkanlığı, İbrahim Şahin'in savunmasındaki ifadelerine yer veren Radikal gazetesi hakkında şikayette bulunduklarını açıklamıştı. Radikal gazetesi yazarı Murat Yetkin bugünkü yazısında bu konuyu yazdı.


 Genelkurmay’ın açıklaması üzerine


Genelkurmay’ın İbrahim Şahin ifadeleri üzerine (Radikal’in 11-12 Şubat tarihli yayını dahil) yapılan yayınlar üzerine yaptığı açıklama bazı önemli noktalara açıklık getirdi.
Öğreniyoruz ki, Şahin ifadelerinin basına ilk yansıdığı 12 Ocak tarihinden sonra Genelkurmay bünyesinde bir çalışma yapılmış. Örneğin, eski özel harekât polisi, Susurluk mahkûmu İbrahim Şahin’in Genelkurmay’a gidip yeni kurulacak Güvenlik Müsteşarlığı konusunda Tuğgeneral Metin Gürak’la konuştuğu iddiası üzerine Gürak’ın  bilgisine başvurulmuş. Ve Gürak’ın Şahin ile bugüne kadar hiçbir yerde ve hiçbir şekilde temas veya görüşmesi olmadığı tespit edilmiş. Keza, Şahin’in ifadesine göre kendisiyle komutanlar, hatta İçişleri Bakanı Beşir Atalay arasında bağlantı olan Fatma Cengiz isimli kişinin, yine Şahin’in iddasına göre Kayseri’deki Hava İndirme Komutanlığı’nda sivil personel olmadığı ortaya çıkmış. Genelkurmay, Fatma Cengiz’in ne Türk Silahlı Kuvvetleri, ne de Milli Savunma Bakanlığı’nın hiçbir biriminde görev yapmadığını açıkladı.
Burada bir nefes alalım. Genelkurmay’ın bu gayrı ciddilikteki iddiaları ciddiye alıp araştırmış olması dahi bir ciddiyet standardıdır. Radikal’in ifadeleri haber yapmasında habercilik dışında bir kasıt aranmamalı; yapılmışsa habercilik içinde hata yapılmış olabilir.


Şizofrenik senaryolar
Asıl vahim olan, tıpkı daha önce başka durumlarda rastladığımız gibi, Ergenekon davası savcılığı ve savcılığa yardımcı olan polislerin, özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri söz konusu olduğunda her duyduklarını, her hangi bir filtreden, doğrulama çabasından geçirmeden kayda alıp ‘belge’ niteliği kazandırmalarıdır.
Çizilen senaryo şudur: Susurluk mahkûmu ve Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer önüne sunulan Adli Tıp Raporu’na güvenip affetmese belki hâlâ hapiste olacak olan Şahin, devletin bekası ve PKK ile mücadele açısından çok önemlidir. O kadar önemlidir ki, Başbakan Tayyip Erdoğan ile Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, terörle mücadelede yeni bir yapı gerektiğine karar verince akla gelen kişi adli ve tıbbi sabıkasına karşın yine Şahin olmuştur. İçişleri Bakanı Beşir Atalay da bu işe ikna edilmiştir.
700 bin kişilik Türk ordusunun başında bulunan Orgeneral Başbuğ, Şahin’le iletişime geçmesi için mesela harekât, ya da istihbarat başkanını değil, Genelkurmay’ın kamuoyuna açık yüzü olan İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Metin Gürak’ı görevlendirmiştir. O da muhtemelen Şahin ulaşılamaz ve erişilemez olduğu için Kayseri’de bulunan Fatma Cengiz isimli eleman üzerinden bağlantı sağlamıştır.


Baltalama çabaları mı?
İnsan inanmaya başlayınca kendisini durduramıyor. Ergenekon savcılarından Zekeriya Öz’ün Şahin’e yönelttiği çetrefil soruların yanıtlarına göre İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı sorgu tutanağında yazıldığı üzere Kayseri Hava İndirme Komutanlığı’nda sivil memur olan (ki Genelkurmay’ın dünkü açıklamasıyla savcılığın iddiayı değerlendirme çalışması yapmadığı anlaşılıyor) Fatma Cengiz, Şahin ile mesajlaşmaya başlıyor. İlişkileri kimilerine göre Cengiz’in bir süre polise muhbirlik yaptığı dönemlere dayanıyor.


Bu Fatma hanım 1980 doğumlu üç çocuklu işsiz Fahri Kepek’ten hayali bir Albay Talat Ertan oluşturarak Şahin ile konuşturuyor. Sonunda devlet memuru olma vasfı dahi taşımayan Şahin, Erdoğan-Başbuğ-Atalay-Gürak zinciriyle ve Genelkurmay’da bir törenle Güvenlik Müsteşarı yapılacağına inanıyor.  İnfaz ekipleri ve hedef listeleri oluşturmaya başlıyor, yakalanıyor. Yalanla gerçeğin birbirine karıştığı ifadesinde emekli ve görevde pek çok komutana iftiralar atıyor, senaryolar kuruyor.


Biz de bunları Savcı Öz tarafından belgeye dönüştürülmüş halinden okuyoruz.
Ergenekon davası asıl bu suç soruşturmasını ideolojik saplantılarına alet edenlerce sulandırılmaktadır.


Ne zaman hükümetle asker, Erdoğan ile Başbuğ PKK ile mücadele üzerine yakınlaşmaya ve yoğunlaşmaya başlasa, yeni bir Ergenekon davası, yeni şaibeli tutuklamalar ve şaibeli ifadelerle hükümet ve asker arasında kama sokulmaya çalışılmaktadır.
Üzerinde anlaşılan Güvenlik Müsteşarlığı bir an önce hayata geçirilmelidir. Görülüyor ki, Susurluk ve öncesi dönemin bütün karanlık aktörleri ‘Bize de düşer’ hayaliyle yeniden rol kapmak telaşına düşmüşlerdir. Güvenlik teşkilatları arasında bu yeni yapının kendi beyliklerini dağıtacağı düşüncesiyle karşı olanlar sır değildir. Geciktikçe buna benzer başka sulandırma ve hedef saptırma gayretleri beklenmelidir. O nedenle bir an önce yapının kurulup ilan edilmesi yoluna gidilmesinde yarar var. MURAT YETKİN/RADİKAL


YETKİN KAYNAĞI AÇIKLADI!


Genelkurmay'ın sert açıklaması sonrası Murat Yetkin bugün, CNN Türk'te Ankara Kulisi Programında kaynağını açıkladı.Yetkin, polisi ve savcıları, İbrahim Şahin'in sözkonusu ifadelerini kayda geçerek, bu ifadelere resmiyet kazandırdıkları, böylece TSK'ya karşı her şeyi resmi kayda geçirtme çabası içinde oldukları gerekçesiyle suçladı. Yetkin'in bu suçlamasına programı beraber yaptığı Fikret Bila bile itiraz etti ve "hazırlık soruşturması böyle yapılır, ifadeler kayda geçirilir" dedi.


Program sırasında Fikret Bila, Genelkurmay'ın yaptığı açıklamadan bahsederken sözü "sızdırma"ya getirdi. Ancak Fikret Bila, Mukaddes Eruygur'un ses kaydının sızdırılmasından bahsedecekti. Murat Yetkin bir anda Bila'nın sözü "Radikal'e sızdırma"ya getireceğini zannedip söze girdi ve "Fikret bir dakika kusura bakma. Burada benim bir şey söylemem lazım. Bu İbrahim Şahin haberlerinin Radikal'de yayınlanması ne bir sızdırmadır, ne de bir şeydir. Bizim İstanbul'daki muhabir arkadaşlarımızın gidip İbrahim Şahinin avukatlarından aldıkları sorgu tutanağıdır. Bu ne sızma, ne sızdırmadır. Bunu Radikal Ankara Temsilcisi olarak burada söylemek isterim, seyircilerin aklına başka bir şey gelmesin." dedi.


Fikret Bila ise, ben "Ben zaten onu kastetmedim, GATA'da yapıldığı iddia edilen Bayan Eruygur'un konuşmasından bahsediyordum" dedi. Ancak Murat Yetkin TSK'nın açıklamasına hedef olan sızdırma olayının aslını açıklamış oldu.


GENELKURMAY'IN SERT İBRAHİM ŞAHİN AÇIKLAMASI


Susurluk hükümlüsü İbrahim Şahin'in ifadelerine göre yapılan haberler Genelkurmay'ın sert tepkisini çekti. Şahin'in açıklamalarını kesin bir dille yalanlayan Genelkurmay, '700 bin kişilik ordunun 300 kişilik örgüte ihtiyacı yoktur" açıklaması yaptı.
Genelkurmay'ın bildirisi şöyle:
1. Türk Silahlı Kuvvetlerinin yargı ve yargı sürecine, diğer bir deyişle Türk Adaletine karşı duyduğu güveni ve saygısı her zaman tamdır. Bu konularda büyük bir dikkat ve hassasiyetle hareket eden Türk Silahlı Kuvvetlerinin, diğer kişi ve kurumlardan da aynı şekilde hareket edilmesini beklemesi de doğaldır.
2. Tutuklu İbrahim ŞAHİN’in ifadesine atfen, Türk Silahlı Kuvvetlerinin bazı personeline ilişkin haberlerin, 12 Ocak 2009 tarihinde, bazı yayın organlarında yer alması üzerine yapılan açıklamada, bu haberlerin gerçeği yansıtmadığı, aynı gün kamuoyuna açıklanmıştı.
3. 16 Ocak 2009 günü, Genelkurmay Karargahı’nda yapılan Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısında; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 157’nci maddesine göre, soruşturmaların gizli yürütülmesi gerektiği, aksi davranışların kişilere, kurumlara ve nihayetinde yargıya da büyük zararlar verebileceği ifade edilmişti.
4. Yaklaşık bir ay geçtikten sonra, aynı tutuklu kişiye ait ifadelerin bu sefer büyük bir bölümünün, 11 ve 12 Şubat 2009 tarihlerinde bir gazetede yer alması gerçekten düşündürücüdür. Bu haberler ile; Türk Silahlı Kuvvetleri, bir kurum olarak haberin odağına alınmaktadır. İfadeyi basına sızdıran veya servis edenler, neden 11 Şubat 2009 gününe kadar beklemişler ve bugün bu işlemi yapmaya karar vermişlerdir? Eğer söz konusu gazete bu bilgiye daha önce sahip ise, neden 11 Şubat 2009’a kadar beklemiştir? Sağduyulu medyanın ve kamuoyunun bunu sağlıklı olarak değerlendireceğini umuyoruz. Ayrıca, haberi sızdıran veya servis edenlerin telaş ve acz içinde olduklarına ve çaresiz kaldıklarına da inanıyoruz.
5. 11 ve 12 Şubat 2009 tarihlerinde bir gazetede yer alan haberlerde ismi geçen, Tuğgeneral Metin GÜRAK’ın, halihazırda yaptığı görevin hassasiyeti dikkate alınarak, konuya ilişkin olarak bilgisine başvurulmuş ve söz konusu kişi ile bugüne kadar hiçbir yerde ve hiçbir şekilde bir temas veya görüşmesi olmadığı tespit edilmiştir.
6. 700.000 kişilik bir orduya komuta eden, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temel niteliklerinden birisini oluşturan “Hukuk Devleti”ne bağlılığı ile tanınan bir komutanın, 150 - 300 kişilik yasa dışı bir oluşuma ihtiyaç duyması ve bu oluşumu, daha önce aynı tip bir olaydan dolayı mahkum olmuş ve sağlık durumu tartışmalı olan bir kişiyle yapmaya kalkmasını düşünmek, gülünç ve gayri ciddi bir durumdur. Ancak, böyle bir durumu ciddiye alan kişi ve kurumların mevcut olduğunu görmek ise, gerçekten vahimdir.
7. Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir kurum olarak, yasa dışı faaliyetlerde bulunan kişi ve kurumlarla hiçbir ilişkisi olamaz.
8. Yargının kısır tartışmalar içine çekilmesinden çok büyük rahatsızlık duymaktayız. Yargı üzerinde şüpheler yaratılması, Türk Adaletine karşı yapılabilecek en büyük kötülüktür.
9. Türk Silahlı Kuvvetleri olarak, aşağıdaki soruları sorma ihtiyacını duymaktayız. Bu sorulara verilecek cevapları da merakla beklemekteyiz.
a. 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 157’nci maddesinin, habercilik adına çiğnenmesi bir suç olmasına rağmen, neden bu suçun işlenmesine devam edilmektedir? Bunu yapanların en azından etik değerlere karşı hiçbir saygısı yok mudur?
b. Söz konusu ifadede adı sıkça geçen ve Kayseri Hava İndirme Tugayında görevli olduğu iddia edilen tutuklu Fatma CENGİZ isimli kişinin, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Milli Savunma Bakanlığının hiçbir biriminde görev yapmadığı tespit edilmiştir. Fatma CENGİZ kimdir? Kime ve hangi amaçlara hizmet etmektedir? Türk Yargısının da bunu açıklığa kavuşturacağına inanıyoruz.
10. 11 Şubat 2009 günü bir gazetede yer alan habere ilişkin, 12 Şubat 2009 günü, birkaç gazete hariç, çok sağduyulu bir davranış içinde bulunan yazılı medyaya da bu hassasiyetinden dolayı teşekkür ederiz.
11. Türk Silahlı Kuvvetleri, gelişmeleri büyük bir dikkatle yakinen izlemekte olup, kendisini tahrik etmek isteyenlerin amaçlarına hiçbir zaman alet olmadan, emir ve komuta birliği içinde bir bütün olarak, dimdik görevinin başındadır ve başında olmaya da devam edecektir. Bizim en büyük gücümüz, Türk milletinin ordusu olmamızdan gelmektedir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.


İBRAHİM ŞAHİN İFADESİNDE NE DEMİŞTİ


Eski Özel Harekât Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin, savcı Zekeriya Öz’e verdiği 107 sayfalık ifadesinde, Genelkurmay’ın talimatıyla kurmaya hazırlandığıni iddia ettiği S-1 (Sefir) adlı örgütün “Türkiye’nin iç temizliğinden ve Kuzey Irak’tan” sorumlu olduğunu iddia etti.


Biriminde 150-300 asker ve polis olacağını öne süren Şahin, “Yakalanmasaydım bir hafta sonra Ermenilerin lideri olan şahıslara operasyon yapılacaktı. Biz PKK’lılara Ermeni diyoruz” dedi. Şahin’in, ‘iç temizliğe’ hazırlandığı unsurlar şöyle: ‘Özür Diliyorum’ kampanyasına imza koyan 300 kişi ve Demokratik Toplum Partisi (DTP) içindeki 580 Ermeni, Süryani ve Yahudi... Şahin, 7 Ocak’ta gözaltına alınmasaydı 12 Ocak’ta kendisi için Genelkurmay’da bir tören yapılacağını iddia etti.


‘İç temizlikten sorumluyuz’
Şahin sorguda iddia ettiğine göre operasyon ekibi kuracaktı. Şahin, Ergenekon kapsamında tutuklanan Tokat Reşadiye Bölük Komutanı Taylan Özgür Kırmızı’ya 11 Aralık’ta gönderdiği cep telefonu mesajında, “Bütün Türkiye’den sorumluyuz”, bundan bir ay önce de “Türkiye’nin iç temizliğinden sorumluyuz” demişti. Savcı Öz, bu sözlerle neyi kastettiğini sorunca Şahin, “Türkiye’nin iç temizliği derken Kuzey Irak, iç ve ve dış olarak söyledim” dedi.
İbrahim Şahin, ‘iç temizliğe’ ilişkin bilgiler de verdi. Savcılık dosyasına giren Kayseri Hava İndirme Tugayı’nda memur olarak çalışan ve Ergenekon kapsamında tutuklanan Fatma Cengiz’e 24 Kasım 2008’de çektiği cep telefonu mesajında, “Ben Ermenilere karşı kurulan örgütün ilk başkanıyım” demişti. Savcı Öz, bu örgütü sordu. Şahin’in yanıtı şöyle: “PKK’lılara karşı ciddi bir operasyon planlıyorduk. Yakalanmasaydım bir hafta sonra Ermenilerin lideri olan şahıslara operasyon yapılacaktı. Biz PKK’lılara Ermeni diyoruz.”


‘Alevi derneklerinde Ermeniler’
Sorgu tutanağına göre Fatma Cengiz, 1 Aralık’ta telefonla aradığı İbrahim Şahin’e Alevi dernekleri içinde Ermenilerin örgütlendiğini anlatıyor. Şahin, bunun üzerine, “Zaten DTP içinde 580 tane şey var, Ermeni Yahudi, Süryani... Bir de o 580 kişiyi isteyeceğim. MİT, Genelkurmay İstihbarat bu 580 kişiyi bana versin, bakayım isimlerini, bilmem nelerini” diyor. Savcı Öz’ün bu diyalog üzerine, “İsim listesini temin ederek ne yapacaktınız?” diye sorduğu Şahin, şöyle dedi: “Operasyon yapacaktık. Onun için Ermenileri ve PKK’lıları tespit ediyorduk. PKK’nın Kürt örgütü değil, Ermeni örgütü olduğunu anlatmaya çalışıyoruz.”


‘Özür diliyorum’u imzalayan aydınlar
Şahin ayrıca 11 Aralık’ta Fatma Cengiz’den ‘Özür Diliyorum Kampanyası’na imza koyan 300 aydının listesini istedi. Şahin, Cengiz’e, “Ermenilerle ilgili şu 300 ismi tespit et” dedi. Savcı Öz, Şahin’e, “Bunların ne listesi olduğunu” sordu. Şahin’in yanıtı, kısaydı: “Göreve gelirsem tespit edeceğim Ermenilerin listesidir.” Bu arada, Şahin’in evinde yapılan aramada 300 kişilik imzacı listesi de bulundu.


Hedefteki Ermeni cemaati temsilcisi
Şahin, Sivaslı Ermeni lider Minas Duran Güler ve Matit Sarsanyan adlı kadın hakkında da istihbarat çalışması yapıyordu. Savcı Öz’ün “Ermeni vatandaşlarla ilgili ne çalışma yaptınız” sorusuna şu yanıtı verdi: “Ben Matit Sarsanyan isimli kadının Ermeni olduğu ve PKK’da söz sahibi olduğunu öğrenince bununla alakalı araştırmalar yaptım. (‘Matit Sarsanyan’ diye bahsettiği kişinin Tunceli’de dolandırıcılıktan hapis yatan Serpil Kocadöli olduğu ve Ermeni olduğu ortaya çıkmıştı. Kendini ‘Matit Sarsanyan’ olarak tanıtarak dolandırıcılık yaptığı anlaşılmıştı. Ermeni cemaati temsilcisi Minas Duran Güler için ise suikast hazırlıkları yapıldığı ortaya çıkmış, Ergenekon’un 10. dalgası sırasında yapılan gözaltılarla kurtarılmıştı.) 7. Kolordu Komutanı Bekir Kalyoncu’ya verdiğim gibi Ankara Yenimahalle’de MİT’e de bu araştırmayı verdim.” Ancak Şahin, mahkemede ise Ermenilere suikast planlamadığını, kişisel meraktan araştırdığını söyledi.


Fatma Cengiz ulak mı, yoksa yönlendirici mi?


*İbrahim Şahin’e savcılık sorgusunda Kayseri Hava İndirme Tugayı’nda görevli Fatma Cengiz ile dinlemeye takılan diyalogları soruldu. Görüşme tutanaklarına göre Cengiz, Şahin’i ‘TVK’ adlı askerlere özel hattan ‘komutanlar’la görüştürüyor *Fatma Cengiz, Şahin ile yaptığı telefon görüşmelerinde ‘Ermenilerle ilgili istihbaratlar verirken bir yandan da ‘terörle mücadele edecek özel birimin başına Şahin’in getirilmesi için üst düzey asker ve siyasetçilerle görüştüğünü’ öne sürüyor


Eski Özel Harekât Dairesi Başkanı İbrahim Şahin’in sorgusunda adı sıkça geçen ve kendisi de Ergenekon kapsamında tutuklanan Fatma Cengiz, kuşkulu bir profil çiziyor. Cengiz, İbrahim Şahin’in yeniden göreve gelmesi için üst düzey askeri yetkililerle, hatta ‘Dede’ dediği Genelkurmay başkanlarıyla görüştüğünü öne sürüyor, bu amaçla İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ı kayıtlarının bulunduğu CD’lerle tehdit ettiklerini iddia ediyor. Görüşme tutanaklarına göre Fatma Cengiz, çalıştığı Kayseri Hava İndirme Tugayı’na ait ‘TVK’ adlı telefon hattı üzerinden Şahin’i askeri yetkililerle görüştürüyor, hattın şifrelerini Şahin’e veriyor. Şahin’in Cengiz’e ait telefonla konuştuğu kişiye “Komutanım” demesi dikkat çekiyor.


‘Asker iletişimi’nde memur
Fatma Cengiz Kayseri Hava İndirme Tugayı iletişim biriminde çalışan bir memur. İbrahim Şahin’in de gözaltına alındığı Ergenekon’un 10. dalgasında gözaltına alındı ve tutuklanarak cezaevine konuldu. Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz tarafından sorgulanan İbrahim Şahin’in ifadelerine göre nişanlısı şehit olmuş.
İbrahim Şahin’in savcılık sorgusu sırasında Savcı Zekeriya Öz tarafından sorulan soruların büyük çoğunluğunda Fatma Cengiz ile İbrahim Şahin’in dinlemeye takılan telefon görüşmeleri ve mesajları yer alıyor. İbrahim Şahin ile görüşmeleri ve mesajlarına göre Fatma Cengiz İbrahim Şahin’in Ermenilerle ilgili istihbarat işini yürütürken, bir yandan Şahin’i göreve geri getirmek için üst düzey askeri yetkililerle görüştüğünü öne sürüyor. (Radikal:?Telefon mesajlarındaki yazım hatalarını düzeltmeden yayımlıyoruz)?


Kim bu ‘Dedeler’?
Şahin’in savcılık sorgusundaki anlatımına göre Fatma Cengiz, Genelkurmay başkanlarına ‘Dede’ diyor. Cengiz, 7 Eylül’de Şahin’e, “Dedecik seni sordu. Sanki özbeöz oğlunu soruyor. ‘Bir sağlam o kaldı’ diyor” diyor. Fatma Cengiz, 5 Ekim’de de İbrahim Şahin’e, “Ankara’da dört gün sonrasına randevu verebilirim diyor. Bir Yavuz Paşa burada” derken; Şahin, “Tamam, dedenin ellerinden öptüğümü söyle” diye konuşuyor.


‘Emeklilere gitmeyin’
Savcının sorduğu telefon görüşmeleri aralıksız sürerken Fatma Cengiz, 11 Ekim’de ise şunları yazıyor: “Kökü kazımaya hazır mısın, sizi Genelkurmay’dan Metin bey (Radikal’de dün yayımlanan ifadelerinde İbrahim Şahin, Genelkurmay İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Metin Gürak ile görüştüğünü öne sürüyordu.) sizi kabul edecek, ‘emeklilere gitmesinler’ diyor.” Şahin “Dede oralarda mı?” diye sorunca Fatma Cengiz “Dede gelmedi. Kayseri’de olacağım, dedi. Onu Metin beye bağlıyorum” diye yanıt veriyor.


Bakan Atalay’ı tehdit iddiası
Bundan üç gün sonra saat 13.18’de İbrahim Şahin’in “Paşam” dediği İbrahim Özyürek, Şahin’i arıyor. Özyürek, İbrahim Şahin’e Fatma Cengiz’i kastederek, “Asena göreve geri döndüğünüzü söyledi. Hayırlı olsun. Şu deli kızınızı da başımdan alın lütfen, rahat edelim” diyor. Aynı gün İbrahim Özyürek, İbrahim Şahin’e çektiği cep telefonu mesajında, “İyi akşamlar evladım, bu çocuğu nasıl yetiştirmişsin oğlum, afat maşallah... Atalay’ı tehdit ediyor fırtına” diyor.


Şahin’e görev müjdesi
Fatma Cengiz, İbrahim Şahin’i bir gün sonra arayıp İçişleri Bakanı Beşir Atalay’a iki CD verdiğini belirterek, “Göreve getirdi getirdi, getirmedi bütün basın yayına dağıtacağım o CD’leri” diye konuşuyor. Fatma Cengiz, bu süreçten sonra Şahin’e Genelkurmay’da Terörle Mücadele biriminin başına getirildiğini 21 Ekim 2008’de gönderdiği bir mesajla müjdeliyor: “Abi hem dışarıyı hem içeriyi temizleyeceksiniz. Emniyetle falan değil, yani özerk iç bakanlığa bağlısınız” diye yazıyor.


‘Bir numara çağırdı’
Savcının sorgusu sırasında okuduğu telefon görüşme tutanaklarına göre İbrahim Şahin, bundan sonraki her adımında Fatma Cengiz’i haberdar ediyor. Örneğin 5 Kasım 2008’de, “Bir numara beni çağırdı, oraya gidiyorum, onunla görüşeceğim” diyor. Fatma Cengiz ise İbrahim Şahin’e, orduevinde toplanıldığını kaydederek, şöyle diyor:
“Bekir paşa burda. Bekir Kalyoncu, (7. Kolordu Komutanı Korgeneral Bekir Kalyoncu) şu olaylardan sonra kesinleşti ya sizin işbaşı yapmanız. Direkt buraya gelmiş (emekli tümgeneral) Yavuz Ertürk paşa, Bekir paşa burada, toplantıya çağırdılar. Hilmi bey öyle demiş, ‘mutlaka geri gelecek, başka çaremiz kalmadı’ demiş sizin için.”


7 Kasım’daysa Fatma Cengiz, Şahin’e dinleme takılan konuşmasında şunları söylüyor:


Hilmi dedeyle orduevinde
“Hilmi dedeye bugün söyledim. Bugün Çevik Bir ile dedi. İbrahim gelecekmiş. Hangi gün dedim açtınız telefonu, İbrahim gel dediniz de gelmedi... Akşama buluşacağız, Hilmi dedeyle orduevinde.”


TVK hattı hizmetinde
Savcı Öz, sorgu metninde ‘Gizli hattan görüşme yapmaları’ başlıklı bir bölüm ayırmış. Savcı Öz, bu bölümde, ‘Şahin’in göreve geri gelmesi konusunda çalışma yürüttüğünü’ söyleyen Fatma Cengiz’in telefon kayıtlarında üst düzey komutanlarla görüşmelerine rastlanmadı. Dinlemeye takılan görüşmelerine göre Şahin ve Fatma Cengiz ‘TVK’ adlı sistemle üst düzey askerlerle görüşme yaptıklarından bahsediyordu. Şahin, Öz’ün sorusu üzerine ‘TVK’nin Kayseri’deki askeriyenin telefon hattı olduğunu söyledi.


‘Seni özel hatta istiyorlar’
Dinlemelere göre Fatma Cengiz, 11 Kasım’da olduğu gibi, “Abilerin gül tanesi saat tam 21.30’da seni Genelkurmay Özel hatta istiyorlar seni, giriş kodlar geldi az önce” diyor.
Bir diğer ‘Şahin’e askeri olanak’ örneği ise şu: Ardahan’da PKK’ya yönelik bir operasyonda ele geçirilen kimi silahlara ilişkin Şahin, 6 Kasım’da Cengiz’den yardım isteyerek, “Iğdır’ı görebiliyor mu?” diye soruyor. Cengiz, “Iğdır’ı görüyoruz abi, verici var orada” diyor. Ertesi gün Fatma Cengiz, İbrahim Şahin’e gönderdiği telefon mesajında “k - 0305
T@’ten bakın Iğdır’a daha net başkanım” yazıyor.


‘Niye komutanım diyorsun?’
İbrahim Şahin bazen, Cengiz’i aradığı halde bir başkasıyla görüşür gibi “Komutanım” diye hitap ediyor. Örneğin, 16 Kasım’da gönderdiği mesajda, “Gürak paşam gelsin ben de hemen oraya gelecek komutanım hafta sonu Çevik bir ve Hilmi paşamla orada buluşacağız” diyor. İbrahim Şahin, Savcı Öz’ün “Fatma Cengiz’e neden komutanım diyorsuz?” sorusunu yanıtsız bırakıyor.


‘Fatma Cengiz dengesiz’
Aynı gün gönderdiği bir diğer mesajda ise ‘B Paşa’ adlı kişiden bahsederek, şöyle diyor:
“Başta B paşam olmak üzere sizlere ve Türk milletine mahcup olmamalıyım. Sizden gelecek haberi bekliyorum komutanım bir an önce şu seçmeleri yapmak için saygılar. Tamam komutanım ben hafta sonu Kayseri’de Hilmi ve Çevik Bir Paşam’la görüşeceğim seçme işi için de görev yazısını bekliyorum malum alnımda susurluk etiketi var.”
Bu arada Cengiz’in telefonlarını takip eden savcılık, Cengiz’le herhangi bir askeri yetkili arasında telefon görüşmesine rastlayamadı. Şahin de kimi sorular karşısında Fatma Cengiz’le ilgili, “Fatma (Asena) biraz yalancıdır, kendini Cumhurbaşkanı zanneder”, “Asena bunları kafadan sallardı” ve “Fatma Cengiz nişanlısı askerde şehit olduğundan biz ne derse ‘He he’ diyoruz” diye konuşuyor.
Cengiz, çıkarıldığı İstanbul 13. Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi’nde, Ergenekon ile ilgisi olmadığını belirterek,“Fazla bir bilgim de yok. Yasadışı bir amaç yok.


Sahte ‘Talat Ertan Paşa’ suikast planlarında
Dosyadaki en ilginç kişiliklerden biri kendini askeri yetkili ‘Talat Ertan’ diye tanıtan Fahri Kepek. Sorgu metninde ‘Talat Ertan Konusu’ diye kendisine ayrı bir başlık açılan Fahri Kepek’i İbrahim Şahin’le tanıştıran kişi de Kayseri Hava İndirme Tugayı’nda görevli memur olan ve Ergenekon tutuklusu Fatma Cengiz.
Fahri Kepek, 30 Ekim’de saat 12.58’de aradığı İbrahim Şahin’e “Bu gece saat 2’de Ankara’ya geliyorum. Çevik Bir’le görüştükten sonra İstanbul’a geçeceğim. İstanbul’a geldiğimde sizi ararım” diyor.
Şahin, iki dakika sonra Fatma Cengiz’i arayıp “O yarın Çevik paşaya gidiyormuş bu gece 2’de. Yarın onla görüşüp İstanbul’a bana geliyor” diye haber veriyor. Fatma Cengiz bunun üzerine, “İşkence bitti he sonunda, intikam intikam, göze göz, dişe diş, intikam intikam diyorum” diyor. İki saat sonra yeniden arayan İbrahim Şahin’in, “Talat paşayla konuştum yarın dedi bana bugün mü geliyorlar” sorusu üzerine şöyle dedi: “Seni alıp Ankara’ya dönecek herhalde, beraber dönüyorsunuz Ankara’ya. Çünkü (Orgeneral İlker) Başbuğ sizi bekliyor. Direkt alıp Başbuğ’un karşısına çıkartacaklar... Ben de senin avladıklarının kulağından burnundan kolye yapacağım kendime, oh iyi değil mi?”
Ertesi gün Talat Ertan, Şahin’i arayarak, “İstanbul’a geldim, şu adresini alabilir miyim” diye soruyor. Şahin de “Komutanım evdeyim, nereyi istiyorsanız oraya geleyim” deyince Ertan, “Ev adresini söyle de ben gelirim” diyor. Ancak Şahin’le Ertan’ın görüşüp görüşmedikleri anlaşılamıyor.
Ertan, bu kez 2 Aralık’ta Şahin’i arayıp “Akşam TVK’ye gel” diyor. Şahin, Ertan’a “Komutanım saygılar sunarım, ellerinizden öperim” diyecek kadar hürmet ediyor.
Ertan’ın telefonlarını takibe alan savcılık, Şahin’in “Komutanım” dediği kişinin 29 yaşındaki, üç çocuk babası, lise mezunu ve işsiz Fahri Kepek olduğunu saptadı.
Yapılan operasyonda gözaltına alınan Kepek, Fatma Cengiz’in yönlendirmesi üzerine ‘Talat Paşa’ rolüne büründüğünü iddia etti. Kepek de tutuklandı.
Fatma Cengiz ve Fahri Kepek’in isimleri, İbrahim Şahin’de yakalanan Ermeni Patriği Mesrob Mutafyan’a yönelik suiksast şemasında yer alıyor.


İbrahim Şahin’in sorgusu TSK’ya uzandı


*Ergenekon’da sorgulanan Şahin, ‘İç temizlik yapacak’ birimi TSK’nın en üstünden gelen talimatla kurduğunu öne sürerken pek çok soruyu da yanıtsız bıraktı *Şahin üst düzey askerlerin ‘düşmeyen’ telefon numaralarından kendisini aradığını iddia ederken savcılık herhangi bir telefon bağlantısına ulaşamadı


Eski Özel Harekât Dairesi Başkanvekili ve Susurlukçu İbrahim Şahin, Ergenekon kapsamında tutuklanmadan önce çıkarıldığı savcılıkta; Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğu’un bilgisi dahilinde ve Genelkurmay İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Metin Gürak’ın talimatıyla 150-300 arası asker ve polisten oluşacak S-1 adlı birimi oluşturmak üzere çalıştığını iddia etti. Şahin’in ifadesindeki iddialarına göre üst düzey askerler onu aradığında numaraları telefonunda görünmüyordu. Bu görüşmeler sonrası Genelkurmay’a giderek Gürak’la toplantılar yapıyordu. Bazı konularda detaylı bilgiler veren İbrahim Şahin’in pek çok soruyu yanıtsız bırakması da dikkat çekti.


‘S-1 listesi doğrudur’
Eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili ve Susurluk hükümlüsü İbrahim Şahin, ‘Ergenekon’ kapsamında tutuklanmadan önce çıkarıldığı savcılıkta 107 sayfalık ifade verdi. Savcı Zekeriya Öz’ün sorguladığı Şahin’e, Ankara’daki evinde yapılan aramada, üzerine ‘S-1’ yazılı evrakları sordu. Bu evrakta polislerle, Ergenekon kapsamında tutuklanan askerlerin isimleri yer alıyordu. Ayrıca Şahin’in dinlemeye alınan telefon görüşmelerinde ‘S-1’ adlı oluşum sıkça anılıyordu.
Şahin, sorgusunda, bu listeleri kabul ederek, “Doğrudur, bu listeleri ben yaptım. Hepsini tanımam ancak benim tanıdığım kişilerin hazırladığı listedir” dedi.


‘Ekibi Gürak istedi’
Şahin, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Metin Gürak’ın talimatıyla bu oluşumu kurmak üzere harekete geçtiğini belirtti. Metin Gürak’ın bir ay önce kendisini Genelkurmay’a çağırdığını iddia eden Şahin, şöyle dedi: “Terörle mücadelede yeni ekip kurulduğunu, ekibin başına benim geçirilebileceğimi, konuyla alakalı ekip hazırlamamı istediler. Ben de Ankara’ya gittim. Eskiden tanıdığım terörle mücadele etmiş insanların listesini yaptım, evimden çıkan S-1 başlıklı listeyi ben yaptım. 150-300 kişilik liste yaptım. Bu konunun Cumhurbaşkanı ve İçişleri Bakan Beşir Atalay’ın imzasından çıktığı söylendi. Bu kişilerle ekibin resmi bir çalışma yaptığını bilerek görüştüm.”


‘Genelkurmay’da buluştuk’
Şahin, Gürak’la düzenli görüşme halinde olduğunu iddia ederek, “Gürak’la Genelkurmay’da görüştüm. Ben buraya alınana kadar sürekli Gürak paşayla görüşüyordum, yaptığım çalışmaları onlara anlatıyordum, onlar da bana ‘Şunu hazırla bunu hazırla’ diyorlardı. Ben bu listeleri bunların talimatlarına uygun olarak hazırladım” dedi.
İbrahim Şahin, dinleme kayıtlarında ‘Genelin bir numarası’ diye andığı Metin Gürak’ın kendisini telefonla arayıp çağırdığını söylerken savcılık Gürak’la ya da TSK’den başka bir yetkiliyle Şahin arasında bir telefon görüşmesi saptayamadı.


‘Numaraları görünmüyor’
Şahin, “Bu kişilerle nasıl ilişki kuruyordunuz” sorusu üzerine şunları söyledi: “Burada ‘genelin bir numarası’ dediğim kişi Metin Gürak paşadır. Onlar beni telefonla çağırıyor ancak onların numaraları düşmüyor.”


‘Başbuğ’un haberi var’
Savcılık ifadesine göre ‘görev emri verileceği’ gerekçesiyle Ankara’ya giden Şahin, askerler ve özel timcilerden S-1 listesi oluşturmaya başladı. Dinleme kayıtlarına göre asker ayağını örgütleyen, tutuklu sanık Teğmen Taylan Özgür Kırmızı (Reşadiye Komando Bölük Komutanı) ile Şahin, 13 Kasım 2008’de mesajlaştı. Şahin, Kırmızı’ya mesaj çekip, “Buğ paşamın haberi var yüzde yüz güvendiğin adamlar olmalı” diye yazdı. Savcı Zekeriya Öz’ün, “Bununla neyi kastediyorsunuz” sorusu üzerine Şahin, şunları söyledi:
“Gürak paşayla benim görüşmelerimde (Genelkurmay Başkanı Orgeneral) İlker Başbuğ’un benden bu işleri yapmamı istediğimi söylüyor, ben de bunların Taylan Özgür Kırmızı’ya bildirdim.”


‘Perşembe paşadaydım’
Savcının sorgusunda Şahin’e sorduğu görüşmelerin büyük kısmını Kayseri Hava İndirme Komutanlığı’nda görevli olan ve Ergenekon’un 10. dalgasında tutuklanan Fatma Cengiz ile görüşmeleri oluşturuyor.
Şahin, aynı bilgiyi 4 Kasım’da tutuklu sanık Fatma Cengiz’e de vererek, “Perşembe günü de Başbuğ paşanın yanındaydım” diyor.
Şahin, 24 Aralık’ta kendisini arayıp, bazı belgeleri çaldığını anlatan Fatma Cengiz’e, “Onu isteyen zaten Başbuğ paşamız. Biz Başbuğ emir verdi diye yaptık bu işi yani” dedi.
Bunun üzerine Savcı Öz’ün, “Genelkurmay Başkanı olan İlker Başbuğ’la görüşmekte misiniz” ve ‘Bu ismi hangi amaçla kullanıyorsunuz?’ sorularını yanıtsız bıraktı. Ayrıca Fatma Cengiz’in telefonuyla yaptığı konuşmada ‘B Paşam çok önemli, o emir verdi’ şeklindeki sözüne ilişkin ‘Neyi kasdettiğinizi açıklayın sorusuna cevap vermedi.


En büyük kim?
Şahin’e 2 Kasım 2008’de telefon görüşmesinde Fatma Cengiz’e ‘Akşam en son konuştuğum en büyük var ya?’ dediğini anlatan Savcı Öz, “En büyük diye hitap ettiğiniz şahsın kim olduğunu açıklayın’ dedi. Ancak Şahin bu soruya da yanıt vermedi.


Örgütün adı Sefir
Ayrıca savcının sorduğu Şahin’in Fatma Cengiz ile yaptığı görüşmeden örgütün ismi öğreniliyor:? Fatma Cengiz Şahin’e “Rehber olarak Genekurmay’ı bilecek onun için askeri yapılanma içir Sefir koyduk ismini” diyor. Savcı Öz, “Sefir ismini koyduğunuz askeri yapılanmanın ne olduğunu açıklayın” şeklindeki soruyu Şahin yanıtsız bıraktı.


‘İç temizlikten sorumluyuz’
Savcılık ifadesine göre Şahin 18 Kasım’da da Kırmızı ve diğer tutuklu sanık Oğuzhan Sağıroğlu ile yaptığı görüşmede ekibin amacını “Türkiye’nin iç temizliğinden sorumluyuz” diye açıklayıp söyle dedi:?:
“Biz yetki olarak her şeyin üstündeyiz kimseden de emir komuta almıyoruz sadece benim söylediklerim yapılacak... En büyük bir numara ve yardımcılarıyla Kayseri’de toplantım var..”


‘Ekibin hepsi Türk olacak’
Savcı Öz, bu görüşmeleri de Şahin’e sordu. Şahin, görüşmeleri kabul ederek, “Doğrudur, Türkiye’nin iç temizliği derken Kuzey Irakta iç ve dış olarak söyledim. Bana ekiptekilerin hepsinin Türk olacağını Metin Gürak söyledi. Ben de bunları söyledim” dedi.


Görev emri için Ankara’da
Görev emri için Ankara’ya yerleşip haber bekleyen Şahin, 30 Kasım 2008’de ‘Tevfik’ adlı, askeri bir yetkiliyi aradı. Şahin, yetkiliden ilginç bir ricada bulundu: “Yarın saat ikiden sonra Genelkurmay’da tören var. Benim göreve başlama töreni. Müsaitseniz burada yanımda olun diye aramıştım komutanım” dedi. Savcı Öz, bu törenin içeriğini sorunca Şahin, “Beni daha sonra Ankara’ya çağırdılar. Görev tevdi edeceklerdi. Ben onun için 1.5 aydır Ankara’dayım, çalışıyorum, liste yapıyorum” diye açıkladı.
İbrahim Şahin’in iddiasına göre, şayet gözaltına alınmasaydı, 12 Ocak’ta kendisi için tören yapılacaktı. Ele geçirilen evraklar arasında, “Sayın Genelkurmay Başkanıma” yazılı bir sayfalık yazı vardı. Şahin “O metni törende Genelkurmay Başkanlığı’na sunmak üzere hazırladım.”


Korkunç albümde Dink fotoğrafı


Şahin ve Cengiz’de ‘Özür Dileyenler’ başlığı altında doküman çıktı. Bu listede, özür dileyen 300’e yakın aydının isimleri yer alıyor. ‘Ermeni Yeni Klasör’ içerisindeyse ‘Genel Liste (Agos-Papaz-Öğretmen-Soykırım-AKP-) yazılı dosya bulundu. Bu dosyada yazar Ragıp Zarakolu, Prof. Dr. Halil Berktay ve tarihçi Taner Akçam’ın isimleri yer alıyor.
Ayrıca avukat Fethiye Çetin, siyasetçi Hikmet Çetin, MİT’çi Mehmet Eymür, MHP’li Mehmet Şandır, müzisyen Ahmet Kaya ve Fethullah Gülen’in Ermeni kökkenli olduğuna dair istihbarat notları...
Ulusal Güvenliğe İhanet Edenler başlıklı belgedeyse yazar Orhan Pamuk, Hrant Dink, tarihçi Taner Akçam, yazar Murat Belge, Prof. Dr. Halil Berktay ve gazeteci Oral Çalışlar’ın isimleri ve fotoğrafları yer alıyor. Ayrıca Fener Rum Patriği Bartholomeos, Süryani Kalotik Cemaati Lideri Yusuf Sağ, eski Vatikan Temsilcisi George Maroviç’in de fotoğrafları var.


Şahin’den ‘Ermeni ölmeli’ mesajı
Savcı Zekeriya Öz tarafından sorgulanan İbrahim Şahin, Fatma Cengiz’e (Kayseri Hava İndirme Komutanlığı’nda memur olarak çalışan Fatma Cengiz Ergenekon’un 10. dalgasından gözaltına alınmıştı) attığı bir mesaj soruldu. Takibe aldıkları Sivas’taki Ermeni cemaatinin lideri olan Minas Duran Güler’e ilişkin mesajında Şahin “Yat Asena, görev var. Ermeni öldürülmeli” diye yazdı. Savcı Öz, bu mesajı okuyup Güler’a karşı eylem yaparak neyi amaçladığını sordu. Şahin, anlamsız bir yanıt verdi: “Alevi Kürt yoktur, Ermenidir’ dedim. Bu mesajı hatırlamadım.”
Şahin, Cengiz’e çektiği bir başka mesajda: “Ben de özel sopa yaptırıyorum sana Ermeni dövmen için. Talat komutanıma da baston, kaburgalarını kırman için..”
Savcının bir sorusu da şöyle: “‘Alevi derneklerinde silahlanma olduğu, bu şahısların Ermeni olduğu’ şeklindeki bilgileri ne amaçla toplandınız.”Şahin, Cengiz’e, DTP’de 580 Ermeni, Yahudi ve Süryani’nin bulunduğunu, listesini isteyeceğini söyledi. Savcı Öz, “Bu listeyle ne yapacaksınız?” diye sorunca yanıtı şu oldu: “Bir operasyon yapacaktık.” Şahin, Ermenilerle ilgili topladığı bilgileri 7. Ordu Komutanı Bekir Kalyoncu’ya da verdiğini iddia etti.
Savcı Öz, Cengiz’le Şahin arasındaki “Dün soba masası ile Kürt dövdüm.. Hem de Alevi... “Ermeni Kürttür ve benim düşmanımdır” şeklindeki diyaloglara dikkat çekti ve sordu: “Azınlıkları kendinize düşman görmektesiniz , neden çeşitli kökenlerden gelen gruplara tepkiniz var.”


‘Bomba ve kroki’ soruları yanıtsız
İbrahim Şahin’in sorgulamasında ev aramasında ele geçirilen Ankara Gölbaşında gömülü cephaneliğin krokisi soruldu. Şahin “bana ait değildir” dedi. Yine ‘Öğretmen ders notu’ başlıklı ve ‘konu: Sabotaj’ ibareli bomba yapımına ilişkin dökümanın da kendisine ait olmadığını belirtti. Şahin, “Notlarda verilen tariflere göre bir bomba hazırladınız mı?’ sorusuna ‘Hazırlamadım’ yanıtını verdi. “Bu konuda herhangi bir kimseye ders verildi mi, verildiyse amacı ne?’ sorusunu da yanıtsız bıraktı.
Yine evinde bulunan Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Ali Balkız, Ermeni Patriği Mesrop Mutafya, Alevi Bektaşi Genel Sekreteri Kazım Genç’in ev ve işyerlerine yönelik krokiler ile fotoğraflar üzerinde işaretlenmiş suikast hazırlığı evraklarının da kendisine ait olmadığını söyledi.


Oktay ile dikkat çeken yakınlık
İfadelerindeki sorular Şahin’in bugünkü Özel Harekât Daire Başkanı Behçet Oktay’la yakınlığı dikkat çekici. Şahin, 6 Ekim’de Oktay’dan tahsilat yapan bir grup özel timcinin ikaz edilmesini isteyip “Adi mafyadır, bizimki değil, bu şerefsizi bulun” dedi. Oktay da, “Abi yarın oraya çocukları gönderiyorum” dedi. Oktay, 22 Kasım’da bir başka görüşmede Şahin’e, “Abi her türlü şeye varım biliyorsun” dedi. Ancak Şahin, Oktay’dan pasaport ve silahla ilgili talepte bulunduğunda olumsuz yanıt aldı. RADİKAL


 İbrahim Şahin'den 'TSK ile görüştü' iddialarına cevap

 

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler