YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
TOBB'dan hükümete destek
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül bugün STK'larla biraraya geldi. Son zamnlarda artan terör saldırıları ile ilgili konuşan TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, "demokratik açılıma devam" dedi yani hükümete destek verdi..
TOBB'dan hükümete destek
25 Haziran 2010 / 16:10 Güncelleme: 25 Haziran 2010 / 16:21

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, terörü şiddetle kınadıklarını belirterek, Türkiye'nin demokratikleşme yolunda atacağı adımlardan geri durmaması konusunda hemfikir olduklarını söyledi.
 Hisarcıklıoğlu, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle görüşmesinin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, tespit ettikleri iki ortak noktayı paylaşmak istediklerini kaydetti.

Bu ortak noktalardan ilkini, ''teröre şiddetle karşı olmak'' diye açıklayan Hisarcıklıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Terörün memleketin, hiçbir kurum ve kuruluşun, hiç kimsenin sorununu çözemeyeceği noktasında, şiddetin şiddetle çözülemeyeceği noktasında hemfikir olduğumuz ortaya çıktı. İkinci hemfikir olduğumuz nokta, 17 sivil toplum, meslek örgütü olarak Türkiye'nin demokratikleşme yönünde atacağı adımlardan kesinlikle vazgeçmemesi, insan hak ve hürriyetleri konusunda geride kalmaması noktasında mutabık kaldık. 17 sivil meslek örgütünün ortak söyleminde bu vardı. Bir, 'Terörü şiddetle kınıyoruz. Terörü kabul edebilmemiz mümkün değil. Şiddeti kınıyoruz', ikincisi de Türkiye'nin demokratikleşme yönünde atacağı adımlardan terörden dolayı geri durmaması gerektiği konusunda mutabıkız.''

ORTAK TUTUM BELİRLENMELİ

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle yaptığı görüşmeye katılan Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu ise teröre karşı  siyasi partilerin uzlaşarak ortak bir tutum belirlemesi gerektiğini ifade etti.

Alınan bilgiye göre, Kumlu, görüşmede Türkiye'nin yıllardan beri kimi zaman atak yapan, kimi zaman ise uğradığı bozgun nedeniyle dinlenme, güç toplama evresi içine giren bir terör tehdidi ile karşı karşıya olduğunu belirtti.

Teröristlerin 1 Haziran tarihi itibariyle yeni bir saldırı safhası başlattığına işaret eden Kumlu, ''Bir araya getirip saysanız, belki de 300 kişiyi geçmeyecek olan bu eli silahlı grup yaptığı propaganda ile yıllar içinde bölge insanını da etkiler hale gelmiştir. Hepimizin gördüğü ve bildiği gibi Doğu ve Güneydoğu Anadolumuzun kimi il ve ilçeleri, küçücük bir kıvılcımla binlerce insanın katıldığı büyük gösterilere sahne olabilmekte, ellerinde taşlarla onlarca çocuk sokaklarda güvenlik güçlerimize karşı gösteri yapabilmektedir'' dedi.

Türkiye'nin güneydoğusunda karşılaştığı sorunların herkes tarafından kabul edilen bir çok boyutu bulunduğunu ifade eden Kumlu, ''ekonomik ve toplumsal geri kalmışlık'', ''bölgesel eşitsizlikler'' ile ''eşit ve özgür yurttaş olmanın maddi ve manevi temellerinin yetersizliği'' gibi hususların dikkat çektiğini kaydetti. Kumlu, görüşmede şu görüşleri aktardı:

''Türkiye, terörle mücadele ederken bu sorunlarla da mücadele etmeyi ulusal bir strateji haline getirmeli, bölge insanının iş, aş, eğitim, sağlık sorunlarını çözmek için her türlü adımı atmalıdır. Türkiye'nin demokratikleşme yönünde atacağı her adım, bölge insanının da daha demokratik koşullarda yaşamasını beraberinde getirecek, sorunların çözümü doğrultusunda sarf edilen her çaba, terör örgütünün Kürt vatandaşlarımızdan tecrit olmasının zeminini yaratacaktır. Daha çok demokrasi terörü yalnızlaştıracak bir imkandır ve bu imkan kullanılmalıdır.

Ancak bölge insanının yaşadığı ekonomik ve sosyal sorunlar, terör örgütünün kullandığı şiddet biçimlerini asla haklı kılamaz. Aksine, terör örgütünün insan canına kasteden planlı şiddeti, sorunların demokrasi platformunda çözümlenmesini zorlaştırıcı bir yan içermektedir. Terör örgütünün planlı şiddeti, 'operasyonlar dursun' yaklaşımlarını da boşta bırakmaktadır. Çünkü 'operasyonlar dursun' söyleminden önce terör örgütünün uyguladığı şiddete 'dur' deme zorunluluğu vardır.''

Türkiye'nin terörün sadece bir iç mesele olmadığını, kirli hesaplarla uluslar arası politikanın bir aracı haline getirildiğini görmek durumunda olduğu görüşünü de aktaran Kumlu, terör karşısındaki tavrın bütün siyasi partileri ortak bir zeminde bir araya getirmesi gerektiğini, birlik duygusu ve dayanışmanın terör ile terörün uluslararası destekçileri karşısında Türkiye'nin gücünü artıracağını ifade etti. Kumlu, şunları kaydetti:

''Siyasi partilerimizin ülkemizdeki terör temelinde ayrışmasının ve birbirlerine ağır suçlamalar yöneltmesinin terörün bertaraf edilmesine negatif etkisi bulunmaktadır. Teröre karşı daha etkin önlemlerin alınması nasıl elzemse, Türkiye'nin terör karşısındaki tavrını ortaklaştırabilmesi de o kadar elzemdir. Bunun sağlanmasında en büyük görev hiç kuşkusuz TBMM'ye düşmektedir. TBMM'de en çok sandalyeye sahip olan AK Parti, terörle mücadelenin biçimleri ile bölgede yaşanan çok boyutlu sorunun çözümünde görüş birliğinin oluşturulması için uygun bir zemin yaratmalı, iktidar ve muhalefet, TBMM çatısı altında teröre karşı ortak bir eylem planında buluşmalıdır. TBMM'nin ortak görüşünü yansıtan bu plan etnik kimliği ne olursa olsun Türkiye'de yaşayan herkesin desteğini de alacaktır.''

Kumlu, terörle mücadelede güvenlik güçlerini zaaf içerisinde gösterecek tüm yaklaşımlardan uzaklaşılması gerektiğini belirterek, ''Acemiliği biten askerlerin hemen terör bölgesine gönderilmeleri ya da sınır karakollarının durumu her terör saldırısından sonra tartışma konusu yapılmakta, saldırıların engellenememesi, istihbarat endişelerini beraberinde getirmektedir'' dedi.

Kumlu, sivil toplum, medya ve devlet arasında terör karşısında ortak bir tutumun geliştirilmesinin de önem taşıdığını belirtti.

HAK-İŞ'İN RAPORU

Hak-İş tarafından Cumhurbaşkanı Gül'e sunulan raporda da ''Kürt sorununun sadece bir terör meselesi olarak görülmesi, sadece asayiş tedbirleriyle ele alınması, bu yöndeki politikalar, bugün gelinen noktadan önemli ölçüde sorumludur'' denildi.

Sorunun Türkiye ile sınırlı kalmadığının belirtildiği raporda, ''Orta Doğu'nun jeopolitik konumu ve bu topraklarda çıkarı olan ülke veya grupların çıkar çatışmalarından ayrı düşünülmemesi gereken bir sorun yumağı ile karşı karşıyayız. Bu noktada terör ve geri kalmışlık sorunun nedeni değil, olsa olsa sonucudur'' ifadesine yer verildi. Raporda şu görüşler dile getirildi:

''Devlete egemen politikalar, bugüne kadar genelde bütün bölgelerimize ve bu bölgelerdeki insanlarımıza ama özelde Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgemize ve burada yaşayan insanımıza hep potansiyel suçlu olarak yaklaşmış ve şüpheyle bakmıştır. İnsanımızı ve onun ne istediğini, ihtiyaçlarının ne olduğunu sormamış, onlar için neyin doğru olduğu ve neyin gerekli olduğuna hep kendisi karar vermiştir. Kalkınma yarışında gereken hamleleri yapabilmek için, Türkiye'nin bir takım milli, kültürel, yerel ve manevi değerlere bünyesinde yer verebilmesi gerekmektedir.''

Bölgenin ekonomik kalkınmasında en stratejik unsur olan tarım ve hayvancılığın yeni baştan ele alınarak ülke ve bölge gerçeklerine uygun olarak üretilecek politika ile projeler ışığında yürütülmesi için tüm imkanların seferber edilmesi gerektiği belirtilen raporda şunlara değinildi:

''Son dönemdeki bir takım terör olaylarının çözümü noktasındaki tartışmalar da temel hak ve özgürlükler alanında Türkiye'nin elde ettiği önemli bir takım kazanımların, terörle mücadele ve güvenlik gerekçeleriyle yok edilmesi gibi bir noktaya gelinmesi istenmiştir. Bu çıkışı kabul etmek mümkün değildir.

Türkiye Demokratik açılımları ısrarlı ve kararlı bir biçimde sürdürmelidir. Kültürel ve sosyal aktiviteleri sürdürmek amacıyla yapılan örgütlenmelere şüphe ve ön yargı ile bakılmaması gerekir. Birey-devlet, toplum-siyaset arasındaki güven sorununu giderecek, bölge insanının hem devletine güvenmesini, hem de geleceğe güvenle bakmasını sağlayacak yeni reformlara, yaklaşımlara ve yeni bir dile ihtiyaç vardır.''

Raporda, terör saldırılarının artması üzerine çeşitli kesimler tarafından olağanüstü hal (OHAL) ilan edilmesi isteğinin gündeme getirildiği belirtilerek, ''OHAL, karanlık bir dönemdir, asla kabul edilemez. OHAL'i kabul etmek demek terör örgütünün ekmeğine yağ sürmek anlamına gelir'' denildi. (A.A.)

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler