YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Terörün korkunç maliyeti
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, terörden dolayı 40 bin kişinin yaşamını yitirdiğini belirterek, ''Terörün bize maliyeti dolaylı olarak bir trilyon dolardır'' dedi.
Terörün korkunç maliyeti
28 Şubat 2010 / 19:16 Güncelleme: 28 Şubat 2010 / 19:25

Yıldırım, AK Parti Genel Merkezince Ticaret ve Sanayi Odası'nda (VATSO) düzenlenen ''Türkiye Buluşmaları Konferansı''nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin 25 yıldır devam eden terör sorunuyla uğraştığına dikkati çekti.

Terörle mücadeleye harcanan kaynaklara dikkati çeken Yıldırım, şunları söyledi:

''Terör, enerjimizin bir kısmını boşa harcanmamıza neden oldu. 25 yıl geçti aradan 40 bin insanımızı kaybettik. 300 milyar dolarımız uçtu gitti. Terörün bize maliyeti dolaylı olarak bir trilyon dolardır. Türkiye'nin bir yıllık bütçesi 287 trilyon. Demek ki kaynaklarımızın 4 katına yakın kısmını bu yolda harcamışız. Biz bu kaynakları bu bela için terörle mücadele için harcamamış olsaydık, acaba ne yapabilirdik? Bakın bu parayla 15 bin adet 24 derslikli okul, 9 bin adet tam teşekküllü 400 yataklı eğitim araştırma hastanesi, 200 adet boğaz köprüsü, 120 tane Atatürk barajı ve 450 bin kilometre bölünmüş yol yapabilirdik.''

Türkiye'nin terör belasından kurtulması gerektiğini ifade eden Yıldırım, şöyle devam etti:

''İstiyoruz ki bu anlamsız mücadele sona ersin. Bu anlamsız yol, çıkmaz yoldur. Bu sokak çıkmaz sokaktır. Türkiye'nin 72 milyonun mukavelesi, akdi İstiklal Marşı'mızdır. Bizi birbirimize bağlayan bu inanç, bu aşktır. Biz bununla yola çıktık, bununla düşmanı yurdumuzdan attık. Bugün de aynı yerdeyiz. Meşreplerimiz, mezheplerimiz, kültür farklılıklarımız olabilir, vardır. Bu bin yıl önce de vardı, şimdi de var. Şimdi bunu, bugün kalkıp bizim ayrışmamız, kutuplaşmamızın bir vesilesi olarak görmek gaflettir, büyük yanılgıdır. Ülkemize hiçbir faydası yoktur.

 Maalesef gayet iyi niyetle ortaya koyduğumuz milli birlik, beraberlik ve kardeşlik projesini istismar edenler, farklı yönlere çekenler oldu. Bunun için de biz hükümet olarak partiler üstü, siyaset üstü bu politikayı, bu açılımı istismarcıların elinden kurtarmak için kapı kapı, il il dolaşıp anlatmaya karar verdik. Onun için buradayız. Onun için Türkiye buluşmalarını gerçekleştiriyoruz.''


-KENDİ KENDİNE YETEN TÜRKİYE-


Terörle mücadelede kaybedilen kaynakların geri dönüşü olmadığını vurgulayan Yıldırım, terör nedeniyle yatırımcıların da bölgeye gelmekte isteksiz davrandıklarını kaydederek, ''Vasıflı insanımız bölgeden göç etti. Memurlar bölgeye gelmekte gönülsüz davrandı. Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde aşırı göçten dolayı başka sorunlar yaşandı. Kendi kendine yeten Türkiye gıda ithal eder hale geldi. Burası hayvancılığın merkezi olmasına rağmen Türkiye et ithal eder hale geldi. Tüm bunlar bir sonuçtur'' şeklinde konuştu.

Bölgenin ihmal edilmişliğini ve yatırımlardaki gecikmeleri ortadan kaldırmak için GAP ve DAP projelerinin hayata geçirildiğini anlatan Yıldırım, 2010 yılı sonunda bitecek projeler kapsamında, bölgeye bugüne kadar 15 katrilyon liralık yatırım yapıldığını ifade etti.


-''BİN GENCİMİZ DAĞDAN İNEREK, ANA-BABALARIYLA BULUŞTU''-


Yatırımların kararlılıkla devam edeceğini dile getiren Yıldırım, bölgeye yapılan yatırımları anlattı.

Bölgeyi yeniden cazibe merkezi haline getireceklerini anlatan Yıldırım, Köye Dönüş Projesi kapsamında bugüne kadar 1 katrilyon 200 trilyon lira kaynağın bölgeye aktardıklarını ifade ederek, şunları kaydetti:

''151 bin 500 vatandaşımız tekrar köylerine döndü. Oralarda da ocağını tüttürmeye, oralara sahip olmaya başladı. Suça karışmamış masum gençlerimizi topluma kazandırmak, aramıza almak için yaptığımız çalışmalarda bugüne kadar bin gencimiz dağdan indi, toplumla kucaklaştı, ana-babalarıyla buluştu. Demokratik açılım projesi de teröre bulaşmamış, eline silah almamış gençlerimizi, vatandaşımızı işte bu terör belasından, terörün üzerindeki o gölgeden uzaklaştırmak, tekrar birlik, beraberlik ve kardeşliği tesis etmek için hazırlanan bir projedir. Proje siyaseten ortaya konmuş bir proje de değildir. Bu konu siyaset üstü bir konudur.''


-''TERÖRÜ İSTİSMAR EDENLERE DE FIRSAT VERMEYECEĞİZ''-


Bir ülkede kalkınmanın devam etmesi, refahın gelişmesi ve hizmetlerin kesintisiz olarak sürmesinin olmazsa olmaz şartının güven ve istikrar olduğunu işaret eden Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Güven istikrar olmayan yerde hiç kimseye 'gel burada yaptırım yap' diyemeyiz. Onun için biz altyapıyı hazırlıyoruz. Ülkenin, bölgenin güvenliği için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayacağız. Hiç bir şekilde terör örgütüyle de bir uzlaşma, pazarlığa girmek gibi bir şeyi kimse aklının köşesinden geçirmesin. Terörle mücadelede kararlılık devam edecek ama hiç hak etmediği halde terörden mağdur olan masum insanlarımızın bölgeden gitmelerine, buraları ıssızlaştırmalarına, terörün gölgesi altında yaşamalarına da asla izin vermeyeceğiz. Bunu birlikle, beraberlikle yapacağız. Terörü istismar edenlere de fırsat vermeyeceğiz.''


-''VERİLECEK BİR TAVİZ VAR İSE MİLLETE VERELİM'-


Ulaştırma Bakanı Yıldırım, ortak ideal ve hedeflerinin 72 milyon insanın bir ve birlikte yaşadığı, tarihin en güçlü dönemlerini tekrar kazanmış bir Türkiye olduğunu belirterek, şunları söyledi:

''Bunun için yola baş koyduk ve kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. Maalesef bu açılımı, bu büyük projeyi sorgulamadan, anlamadan, dinlemeden bazı siyasi partilerimiz reddettiler. Her zaman yaptıklarını bunda da yaptılar, bizi şaşırtmadılar. Bir kere dinle be kardeşim. Ne var, ne yok, ne söylüyoruz, bir bak. Türkiye'yi yönetmeye talipseniz, 'biz bu sorunların dışındayız' diyemezsiniz. Mutlaka bir şey söylüyorsak sizin buna karşı bir fikriniz olması lazım. Karşı çıkmak, işin en kolay yanıdır. Ama millet de sizden bir fikir, bir görüş bekliyor. Eğer varsa bir görüşünüz deyiniz ki 'ey hükümet, sizin söylediğiniz şunlar yanlıştır, şunlar doğrudur.' Hiç mi bir tanesi doğru değil?''

Farklılıkları zenginlik kabul eden bir anlayışla hareket ettiklerini ifade eden Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı:

''Milletimiz için iyi şeyler düşünüyorsanız, onun yolunu açıyorsanız, yıllardır birikmiş, kangren olmuş sorunları çözüyorsanız, bunu nasıl taviz olarak değerlendirirsiniz. Eğer bir taviz verilecekse eğer bu bir tavizse, biz milletimize, halkımıza her türlü tavizi vermeye hazırız. Yeter ki tavizi millete verelim. Bu milletin geleceğine kasteden iç ve dış düşmanlara taviz vermeyelim de verilecek bir taviz var ise millete verelim.

Bugün açık toplumda artık her şeyi görüyoruz. Kurumlarımızda yanlış yapanlar, geçmişte de yanlış yapanlar, bugün hesaplarını veriyor. Bağımsız yargıda, tarafsız yargıda hesaplarını veriyorlar. İşte demokratikleşme budur, açılım budur. Ülkemizin her türlü konuyu değerlendirmesi, konuşması, demokrasisindeki eksiklerini, aksayan yönlerini gidermesi, açık toplum olmanın gereğini yerine getirmesidir. Olağanüstü hallerin, sıkı yönetimlerin, darbe günlerinin Türkiyesinden, bugün artık her şeyi konuşan, sorunlarından kaçmayan, sorunlarıyla yüzleşen, sorunların üzerine kararlılıkla giden bir ülke var. Bütün bunlar bilişimin gücüyle yapılıyor. Dolayısıyla demokrasi de şeffaflık da gelişiyor. Hesap verebilirlik de günden güne artıyor. 'Ben yaptım oldu, ben verdim oldu' anlayışı artık bugünün siyasetinde geçerli değil.''

Bakan Yıldırım, konferansın ardından Karayolları 11. Bölge Müdürlüğünde İstanbul Ziya Kalkavan Anadolu Denizcilik Teknik Lisesi ile Van Denizcilik Anadolu Meslek Lisesi arasında yapılan eğitimde iş birliği protokolünü imzala törenini de katıldı. AA
 

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler