YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Telekulakta sınır yok
Taraf muhabirinin dinlenme biçimi, istihbaratçıların herkesi dinlemenin yolunu bulduğunu ortaya koydu. İstihbaratçılar mevzuattaki açık nedeniyle herkesi 'PKK'lı diyerek dinleyebilir
Telekulakta sınır yok
10 Aralık 2009 / 09:25 Güncelleme: 10 Aralık 2009 / 09:26

Taraf Muhabiri Mehmet Baransu’nun telefonunun bir PKK’lının ismi kullanılarak dinlenilmesi, Telekulak mevzuatıyla ilgili korkunç gerçeği de ortaya çıkardı: Jandarma, MİT ve Emniyet istihbaratı dinlemek istediği bir telefon numarasını, gerçek bir zanlının ismini kullanarak dinleyebiliyor.

Dinlemelere aracılık eden ve denetim işlevi gören Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB), üç kurumun 5397 sayılı yasa ile yaptığı ‘istihbarat amaçlı’ dinlemeler konusunda itiraz ya da denetim yetkisine sahip değil. Sorun ancak, dinleme kararını veren hakimin dinlemeyi isteyen kolluk kuvvetinden ‘isim ile numaranın örtüştüğüne dair belge’ istemesiyle aşılabilir. Ancak yasaya göre böyle bir zorunluluk yok.

Türkiye’de yasal olarak telefon dinleme iki türlü yapılıyor. CMK’nın 135. maddesi çerçevesinde yapılan adli dinlemelerde, savcı isteği ve mahkeme kararıyla TİB’in kontrolünde dinleme yapılabiliyor. 2005’te yürürlüğe giren ve Polis, Jandarma ve MİT görev yasalarına eklenen maddelerle, ‘önleyici istihbarat amaçlı dinlemenin’ önünü açan 5397 sayılı yasada ise, ilgili kurumların başında bulunanlarla İstihbarat Başkanlıklarının isteği ve mahkeme kararı ile TİB üzerinden dinleme yapılabiliyor.

CMK 135’e göre yapılan dinlemelerde yasa gereği numaraların yanı sıra numaraların ait olduğu kişinin kimliği ile ilgili verilerin de kararda olması gerekiyor. Bu tür dinlemeleri denetleyen TİB bu sayede, numara ile ismin eşleşip eşleşmediğini kontrol edebiliyor ve aykırılık tespit ederse itiraz edebiliyor. Polis ve Jandarma İstihbaratı ile MİT’in yaptığı istihbari dinlemelerde ise kolluk kuvvetinden gelen başvurular, hâkimin onayını almışsa, karar TİB’e ulaşıyor ve TİB ilgili kolluğa dinleme olanaklarını sağlıyor.

5397 sayılı yasa ile gelen mahkeme kararında ‘kimlik verilerinin yeralması’ zorunluluğu da yok. Bunun yerine zanlıya ait ‘erişilebilen’ herhangi bir veri (telefon numarası, IMEI numarası, sadece isim vb) dinleme kararı için yeterli olabiliyor. TİB’in bu yasa kapsamındaki kararlara itiraz etme, o kararı denetleme şansı da yok.

Mahkemeler de kolluk kuvvetinin verdiği telefon ve IMEI numaralarının ilgili kişiye ait olup olmadığını kontrol edecek teknik olanaklardan yoksun. Kolluk kuvvetinin asıl dinlemek istediği bir numarayı, hâkimi ikna edecek bir zanlının ismiyle vermesi önünde hiçbir yasal engel yok. Taraf’ın Ergenekon ile ilgili haberleriyle dikkat çeken muhabiri Mehmet Baransu, kullandığı bir telefon cihazının Van Jandarma Alay Komutanlığı tarafından “PKK’ya yönelik olarak yürütülen çalışmalar kapsamında” Serdar Kod adlı Şükrü Özkan’a aitmiş gibi dinlendiğini haber yaptı. Baransu, Jandarma İl Komutanı Albay Vecihi Halil İyigün’ün isteği, Jandarma İstihbarat Başkanlığı’nın onayı ve 3. Ağır Ceza Mahkemesi Nöbetçi Hakimliği’nin kararı ile dinlenmiş. Dinleme Baransu’ya ait cep telefonu numarası üzerinden değil, telefon cihazının kimliği sayılan IMEI numarası üzerinden yapılmış. IMEI numarası ile yapılan dinlemeler, zanlının dinlenme riskine karşı telefon cihazını başka sim kartlarıyla (telefon numaralarıyla )kullanmasına karşı da etkili oluyor.

TİB üzerinden 3 yılda 110 binden fazla telefon dinlemesi yapılmış. Ne kadarının istihbarat amaçlı olduğuna dair istatistik yok.

Mevcut mevzuatla tek çözüm; hâkimlerin kolluk kuvvetlerinden dinlenecek numaralar ile dinlenilmek istenen kişinin ismini eşleştiren belgeleri istemesi. Kolluk kuvvetleri mahkemeye başvurmadan önce iletişim hizmeti veren şirketlerden bu eşleştirme ile ilgili belgeleri kolayca alabiliyor. Yasadaki “karar veya yazılı emirler, telekomünikasyon hizmeti veren kurum ve kuruluşlarınca derhal yerine getirilir” ifadesi GSM ve iletişim şirketlerinin söz konusu bilgileri kolluk kuvvetlerine vermesini zorunlu kılıyor. Ancak, istihbarat kuruluşları, zorunluluk olmadığından zaman darlığını gerekçe gösterip, bu tür ayrıntıları başvuru dosyasına koymuyor.

Tıpkı bütün vatandaşlarda olduğu gibi Baransu’nun da TİB’den dinlendiğine dair bilgi alması imkansız. TİB, Sincan Ağır Ceza Mahkemesi’nin keşif kararına bile ‘gizlilik ihlali’ diye itiraz ettiğinden, vatandaşlardan gelecek ‘dinleniyor muyum’ sorularına muhatap olmuyor. Baransu’nun haberinde kullandığı belge de, TİB’deki dinleme belgesinden bir “kod” farklı. Alay Komutanlığı ve İstihbarat Başkanlığı gibi onay makamlarından geçen, her makamda bir kod numarası alan belgenin TİB’deki versiyonu üç kod içerirken, Taraf’ta yayınlanan belge iki kod içeriyor.

Radikal

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler