YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Tehdit unsurları darbe planlarıyla örtüşüyor
Tehdit unsurları darbe planlarıyla örtüşüyor
08 Şubat 2010 08:34
'Kırmızı Kitap'ın tehdit unsurları darbe planlarıyla örtüşüyor...

Darbecilerin kanlı planlara dayanak yaptığı EMASYA kaldırıldı. Türkiye şimdi 'Kırmızı Kitap'ı tartışıyor. Siya-setçilerin bile ancak bakan olunca görebildiği Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nin, Ergenekon sanıklarında çıkması dik-kat çekiyor. 2000'li yıllardan sonra yaşanan olayların izlerini taşıyan kitaptaki değişiklikler darbe planlarıyla uyum-lu. Malatya katliamından Hrant Dink suikastına kadar birçok eylem de iç tehdit unsurlarıyla paralellik gösteriyor.

Balyoz darbe planının ortaya çıkmasıyla birlikte Türkiye'nin gündemine iki önemli belge girdi. Devletin zirvesinden peş peşe gelen açıklamalarla EMASYA Protokolü kaldırılırken, Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'ne (MGSB) yönelik tartışmalar alevlendi. 'Kırmızı Kitap' ya da 'Gizli Anayasa' olarak adlandırılan belge, Türkiye'nin özellikle 2000'li yıllardan sonra yaşadığı olayların izlerini taşıyor, Ergenekon dokümanları ve darbe planlarıyla da örtüşüyor. Siyasetçilerin bile ancak bakan olunca görebildikleri Kırmızı Kitap'ın Ergenekon davasında yargılanan pek çok sanıkta çıkması ise dikkat çekiyor. Cuntacıların, darbe planları için belgeyi kullandığı, hatta belgedeki değişimlerin darbe planlarına uyumlu olarak yapıldığı görülüyor.

28 Şubat'ın belirgin izlerini taşıyan Kırmızı Kitap'ta ilk önemli değişiklik de aynı süreçte yapıldı. 'İrtica' en önemli iç tehdit unsuru olarak öne çıkarıldı. Aşırı milliyetçilik kapsam dışında tutuldu. 2001'deki değişiklikte ise 'Alevi-Bektaşi mezheplerinin önemsenmesi' belgeye dahil edildi. Bir dönem Özel Harp Dairesi'nde görev yapmış emekli Tümgeneral Adnan Tanrıverdi, aşırı milliyetçiliğin 'ulusalcılık' adı altında çalışan bazı yapılanmaların önünü açmak için iç tehdit olmaktan çıkarıldığını vurguluyor. Yaşanan bazı gelişmeler de bu tespiti doğruluyor. Kırmızı Kitap'ta sayılan tehdit unsurları ile Balyoz, Kafes gibi darbe planlarında ortaya çıkan unsurların bire bir örtüştüğü görülürken, Rahip Santoro, Malatya katliamı, Hrant Dink suikastı, azınlıklara ve dinî cemaat liderlerine yönelik suikast planları da süreçle paralellik gösteriyor.

Sadece devletin en tepesindeki yöneticilerde olması gereken Milli Güvenilk Siyaset Belgesi'nin bugüne kadar Ergenekon sanıklarında ve çete liderlerinde çıkması da dikkat çekici. Ankara'da üst düzey bürokrat ve siyasetçilere şantaj yapmanın da dahil olduğu pek çok olayla suçlanan Sauna Çetesi'nin lideri olduğu gerekçesi ile tutuklanan Kasım Zengin'in kasasında Kırmızı Kitap bulunmuştu. Danıştay saldırısındaki kilit rolü ile gündeme gelen Ergenekon sanığı emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin'in Kadıköy'deki evinde bulunan pek çok gizli belgenin yanında Kırmızı Kitap da yer alıyordu. Yine Ocak 2008'den beri tutuklu olan emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün evinde MGSB'nin yanı sıra 'Ergenekon' ve 'Lobi' adı verilen yapılanmaların asılları bulunmuştu.

Askerî yetkililer tarafından hazırlanan Milli Güvenlik Siyaset Belgesi, 2005 yılında yeniden güncellendi. Sadece devletin en tepesindeki yöneticilerde olması gereken belgenin detayları da Ergenekon soruşturmasını eleştiren yayınlarıyla bilinen Cumhuriyet Gazetesi'nde yayımlandı. 14 Ekim 2005 tarihinde Cumhuriyet'te yayımlanan haberde belge tüm ayrıntıları ile verildi. Buna göre, Kırmızı Kitap üç temel bölümden oluşuyor. Genel esasların yer aldığı birinci bölümde belgenin temel hedefinin Türkiye'nin güvenlik siyasetini belirlemek olduğu vurgulanıyor. Belgenin kapsamının, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin milli güvenliğini sağlamak, bu yolda atılması gereken adımları öngörmek, iç ve dış güvenlik siyasetinin esaslarını saptamak olduğu belirtiliyor.

İrtica temel tehdit

Kırmızı Kitap'ın iç güvenlikle ilgili bölümünde Türkiye'nin güvenliğini tehdit eden temel unsurlar 'irtica', 'bölücülük' ve 'aşırı sol akımlar' olarak tanımlanıyor. Belgede pek çok suikast ve provokasyon ile anılan ulusalcı örgütlenmeler ve aşırı milliyetçiliğin iç tehdit unsuru olarak ele alınmadığı görülüyor. Son yıllarda ortaya çıkan Balyoz, Kafes gibi darbe planlarında da iç tehdit unsurlarının başında irticanın geldiği belirlenmişti.

Belgede, yine iç tehdit unsurları içinde yer alan şu ifadeler ise Türkiye'nin son yıllarda yaşadığı önemli provokasyonları hatırlatıyor: "Türkiye'nin bütünlüğünü etkileyecek temel tehdit oluşturan örgütlerin ve ideolojilerin toplum içinde taban kazanmalarını önleyecek bir sosyal çalışma yapmak gereklidir. Bu alanda istismarcı misyonerlik faaliyetlerine izin verilmemelidir." Rahip Santoro, Malatya katliamı, Hrant Dink suikastı, Ergenekon soruşturması kapsamında ortaya çıkan azınlıklara ve dini cemaat liderlerine yönelik suikast planlarının süreçle paralellik göstermesi akıllarda soru işaretleri bırakıyor.

Karadeniz 'hassas' bölge

Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nde bazı bölgelerin 'hassas bölge' olarak belirlenerek özel bir bölüm ayrıldığı görülüyor. Belgede yer alan 'hassas bölgelerin' Türkiye'nin son yıllarda yaşadığı hassas provokasyon bölgeleri ile örtüşmesi de dikkat çeken bir başka nokta. Bunlardan biri Hatay. Suriye'nin Hatay politikasından tam olarak vazgeçmediği hatırlatılıyor. Akdeniz Bölgesi'nde özellikle Mersin ve çevresinde ulusalcı örgütlenmelerin yaptığı kırsal faaliyetler ve şehir eylemleri bölgedeki hassasiyeti farklı bir noktaya taşıdı. 2005 nevruzunda yaşanan Bayrak provokasyonu, yine Cumhuriyet mitingleri ile paralel 2007 yılında yapılan bayrak yürüyüşü ve daha pek çok linç girişimi ve sokak hareketi Akdeniz'i hassas bölgeler arasında önemli bir yere oturttu. Karadeniz bir bölge olarak ayrıca işleniyor ve Rum Pontus faaliyetlerine vurgu yapılıyor. Gökçeada ve Bozcaada da hassas bölgeler arasında yer alıyor. Ermenistan'ın ve Ermenilerin Türkiye'deki faaliyetleri bu bölüm içinde işleniyor. En son Balyoz darbe planında bu adalarla ilgili ortaya çıkan bilgiler de dikkat çekmişti. Yine, 2009'da hazırlandığı belirlenen Kafes eylem planında Adalar bölgesinde çeşitli mahallerde bomba patlatılması, vapur seferlerinin düzenlendiği iskelelerin bombalanması, ada sakinlerinin rahatsız edilmesi planlanıyordu.

'Kırmızı Kitap' demokratik ülkelerde halkla hazırlanıyor

Türkiye'de 'Kırmızı Kitap' olarak bilinen ve içeriği gizli tutulan Millî Güvenlik Siyaset Belgesi'nin birçok demokratik ülkedeki benzerleri kamuoyuyla paylaşılıyor. İngiltere'de millî güvenliğin sağlanmasında devlet, halk ve güvenlik güçleri uyumunun gerekliliği birçok maddede vurgulanıyor. Dikkat çeken diğer bir nokta da terörizme ve şiddete karşı kamuoyunu bilinçlendirme amacıyla desteklenecek kurumlar arasında camilerin de sayılması.

MGSB'nin bu yıl içinde revize edileceği ve "iç tehdit" bölümünün kaldırılacağının açıklanması üzerine dikkatler bu belge üzerinde yoğunlaştı. Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) Başkanı Sedat Laçiner, demokratik ülkelerde bu tür belgelerin içeriğinin halka anlatılması için büyük çaba gösterildiğini, Türkiye'de ise tam tersine gizlemek için uğraşıldığını söyledi. Laçiner, "Her ülkenin bir 'kırmızı kitabı' vardır ancak iç tehdit, dış tehdit ve ana tehdit gibi konular sır olamaz. Sır olan, operasyonlardır. Başbakan ve Meclis'ten sır saklanmaz. Bu zihniyetin değişmesi gerekiyor." dedi.

 

 

 

 

Karargâh Evleri'nde görevli teğmenler mitinglere de el atmış

Amirallere yönelik suikast iddialarına ilişkin hazırlanan iddianamede ismi geçen sanık teğmenlerin, 'Cumhuriyet mitingleri' adı altında düzenlenen organizasyonlara da destek verdiği ortaya çıktı. Aramalarda ele geçirilen notlarda, "Mitingler için bayrak teminini kim yapacak? Partiye sor ve 300 bayrak bildir. Fotoğraf çekecekleri ayarla." şeklinde talimatlar yer alıyor.

Amirallere yönelik suikast iddialarına ilişkin iddianamede ilginç ayrıntılar yer alıyor. 'Miting programı' adı altında ele geçirilen notlarda bu amaçla bir görevlendirme yapıldığı ortaya çıkıyor. "Mitingler için bayrak teminini kim yapacak, partiye sor." diyen notta, 300 bayrak istendiğinin bildirilmesi aktarılıyor. Notun devamında ise, "En son bayrak sayısını U.B.E.'ye ilet. TÜBİTAK'takilerle birleştirip bildirsin. Fotoğraf çekecekleri ayarla.

Z.G. ne yapmış, T.A.'ya ziyarete gelmeli, organize için. Gazete hazırlıklarını yap. Dalkılıç işçileri C.Ş. ile organize etsin. U.A.'yı arasın. Kızları ara, geleceklerin listesini tutsunlar. H.D.'yi ara ya da mail at. Bir ekip hazırlamalı. Kaan, Türkiye'deki ilişkilerini yönlendirsin." ifadeleri yer alıyor.

DENİZ YILDIZI PROJESİNDE YER ALDI, AKTİF

Miting programı olarak geçen notların, iddianamedeki burs alacak öğrencilerin belirlenmesi aşamasındaki notlarla birleştirildiği zaman mitingden kastın 'Cumhuriyet mitingleri' olduğu ortaya çıkıyor. Bu bilgi de, öğrencilerle ilgili fişlemeler kapsamında geçiyor. Teğmen E.D. hakkındaki notlarda bu kanaat, "Sene içerisinde verilen görevleri başarı ile yerine getirdi. Aktif. Deniz Yıldızı projesi içerisinde yer aldı. Mitinglerde aktif görev aldı. Tam bir Tuncay Özkan hayranı. Yönetim kadrosunda yer almalı." ifadeleriyle aktarılıyor.

Sanıklardan biri olan Fatih Göktaş'la ilgili olarak, "Proje liderlerimizden. Burak Amaç ile birlikte çok başarılı bir sene geçirdi, yönetim kadromuzda yer aldı. Harp okulundaki birçok bilgi ve belgeye ulaşmamızda yardımcı oldu. Kendisi yaptığı çalışmalardan dolayı ödüllendirildi." notu düşülmüş. Notlarda, güvenilir ve yerinde kalması gereken Göktaş'ın, A.A.Y. kontrolünde yetiştiği, her türlü toplantı ve faaliyete katıldığı belirtiliyor. Fikri Karadağ'ın en güvendiği isimlerden biri olduğu kaydedilen Teğmen F.O. hakkında, Kadıköy'deki derneğe birçok kişinin gitmesini sağladığı ifade ediliyor. Teğmen G.D. hakkında "Çağlayan mitinglerine katılım konusunda aktif çalıştı. Gazete ve köşe yazılarını diğer arkadaşlarına okutmak için özel bir çalışma yaptı." değerlendirmesinde bulunuluyor.

İşte o fişlemelerden bazıları:

  • O.O. hakkında: "Ders durumu normal. Deniz Yıldızı projesinde aktif rol aldı. Bursuna zam yapılabilir. Derslerini.....Yzb. takip ediyor."
  • B.A. hakkında: "Geleceği çok parlak. Bursu iki katına çıkarılmalı."
  • A.S. ile ilgili olarak: "Deniz Yıldızı projesinde aktif katılımcı. Kızlara, alkole düşkün. Bursu devam etmeli. Harp Okulu'nda işimize yarar."
  • B.B.Y. hakkında: "Burs verilmeli. ÇYDD derneğine ismi verildi. Yaz tatilinde bir kızla tanıştırılacak. Şu an mailleşiyorlar."

Evlere finansal destek verelim

Kimlere burs verileceğinin ayrıntılarının yer aldığı fişleme belgelerinde, "Doğudan Ankara'yı kazananlar ile ilgili burs talebini değerlendirelim." talimatı veriliyor. Bunun örgüt altyapısının verimliliği için önemli olduğu belirtilen notlarda, "Doyurucu rakamlar sunalım." deniliyor. Bu anlamda Aselsan'dan Emre Ulay, Sage'den T.D. ile koordine halinde olunacağı ve daha aktif kullanılacağı belirtiliyor. Öte yandan, örgüt tabanının Deniz Yıldızı ve Ata Evleri projeleri için finansal destek ve teorik çalışma kısmı için fikir alışverişinde bulunma çağrısı yapılıyor.

Teğmenler ÇYDD, ADD ve ÇEV'le bağlantılı çıktı

Amirallere suikast iddianamesi, sanık teğmenlerin Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Atatürkçü Düşünce Derneği ve Çağdaş Eğitim Vakfı ile olan bağlantılarını ortaya koyuyor. İddianamedeki fişleme dokümanlarında Karargah Evleri yönetim kadrosunda yer alacak ve eylemlerde kullanılacak genç teğmenlerin söz konusu kuruluşlarla irtibat içinde olduğu anlatılıyor. İddianameye göre, bu derneklerin desteklediği Deniz Yıldızı Projesi kapsamında yetişen ve Harp Okullarına yerleştirilen genç subaylar, yönetim kadrosuna alınıyor. Dava dosyasına giren bir fişleme belgesinde şu ifadeler dikkat çekiyor: "Teğmen T.A.: ADD tarafından özel olarak yetiştirilen öğrencilerden. Teğmen T.B.: 'Çağdaş yaşamcı kızlardan Türkan hocanın görüştüğü bir kişi... Önemli bir görevi var." İddianamede şu ifadeler yer alıyor: "Teğmen U.E.A. hakkında 'Deniz Yıldızı Projesi ile yetişti. Yönetim kadrosunda yer almalı.' Teğmen T.A. hakkında '...ADD tarafından özel olarak yetiştirilen öğrencilerden. Tam bir kurt düşmanı... Her türlü faaliyetlerde kullanılabilir.' Teğmen T.B hakkında 'Çağdaş Yaşamcı kızlardan Türkan hocanın görüştüğü bir kişi...' Teğmen Ş.İ. hakkında 'Çok şey biliyor. En önemlisi İşçi Partisi bağlantılarını biliyor. Kesinlikle kontrol altında tutulmalı. Ve kendisini kontrol altında tutmak için gerekli dosyalar hazırlanmalı. Bu yüzden evde kalması önemli.' S.T. hakkında 'Kızlarla tanıştırıldı. Deniz Yıldızı'ndan kısaca bahsedildi, ikinci dönem gelip gitmeye başladı. Düzenli geliyor. Toplantılara aktif katılıyor. A.K. ile ilgili olarak 'ÇYDD derneğinden ismi geldi. Yaz tatilinde bir kızla tanıştırılacak. Kızlara karşı zaafı var. Güvenilmez birisi, korkak...' A.C.K. hakkında "L... ablanın referansı ile gelenlerden. ÇYDD ile ortaokul yıllarından bağlantılı, en çok güvenebileceğimiz birisi.' M.B.Y. hakkında '...Deniz Yıldızı ve evler projesini anlattık. Lider birisi, kızlara düşkün. Aşırı alkol alır. Dans kolunda işimize yarıyor.' A.S. ile ilgili olarak '... Deniz Yıldızı Projesi'nde aktif katılımcı. Kızlara, alkole düşkün. Bursunu devam ettirelim. Harp okulunda işimize yarar.'"

Zaman

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler