YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Tartışmalara Burhan Kuzu'da katıldı
Tartışmalara Burhan Kuzu'da katıldı
09 Nisan 2011 08:34
Başkanlık Sistemi ile ilgili süren tartışmalara Anayasa Komisyonu Başkanı AK partili Burhan Kuzu da katıldı... Burhan Kuzu, "Gül ‘başkanlık’tan kaygılı, ben de mevcut modelden... " dedi...

Yakın dönemde koalisyonların ülkeyi kaosa sürükleyeceğini ileri süren AKP’li Kuzu, “Cumhurbaşkanı’nı halkın seçtiği model ister istemez başkanlık sistemine gider” dedi. Kuzu, başkanlık sistemine karşı çıkan CHP’yi ikna etmek için “Sol ancak bu yöntemle iktidara gelebilir” tezini kullanıyor.

Anayasa Komisyonu Başkanı, Ak Parti İstanbul Milletvekili Burhan Kuzu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlık sistemiyle ilgili açıklamalarının ardından konuyla ilgil ivatan gazetesinin sorularını yanıtladı. Başbakan’ın referandum sözleriyle ilgili “tam bilmediği için” yorum yapamayacağını söyleyen Kuzu, “Ancak bir plebisit olabilir. Yasak yok. Bir de başkanlık sistemini vatandaşa çok iyi anlatmalıyız. Sokaktaki adamın aklına bu model söylendiğinde Kaddafi, Saddam geliyorsa evet demez” dedi.

Başbakan Erdoğan, “Başkanlık sistemini referanduma götüreceğim” dedi. Nasıl işleyebilir?

Bir defa başkanlık sistemi bizim seçime kadar üzerinde durduğumuz bir konu değil. Seçimden sonra anayasa değişikliği gündeme geleceğinden mecburen bu konu da bir şekilde gündeme gelecek. Masada bu da olacak. Yeni ve kalıcı bir anayasayı konsensüsle yapalım diyorsak -ki niyetimiz öyle iktidar muhalefet parlamento, üniversiteler, STK’lar olarak- kalıcı bir anayasa bakımından böyle yapalım diyorsak, elbette onların görüşünü alarak yola çıkmak lazım. Sayın Başbakanımızın kanaati de bu yönde. Biz masaya bunu koyarız. Ancak diyelim ki muhataplarımızı razı edemedik. Böyle bir modeli dayatarak, direterek getirmek doğru olmaz. Çünkü sonuç olarak kalıcı olmaz. Ama ben yürekten inanıyorum ki başkanlık modeli gelmeden önümüzdeki yıllarda doğacak koalisyonlar memleketi perişan eder. Bugün başkanlık sistemini öne çıkartmak vatanperverliktir. Ama tartışmak bile çok görülüyor memlekette.

Muhataplarınız ‘kesin hayır’ derse dayatmayacaksınız yani...

Onu söylüyorum. Dayatılmamalı. Ama bilinsin ki cumhurbaşkanını halkın seçtiği bir model ister istemez sonunda buraya gidecektir. Başka çare yoktur. Yeni hır gür çıkmadan, oturup bu modeli şimdi yapalım.

Referandum olacak mı seçim sonrası?

Sayın Başbakanımız hangi manada söyledi bilmiyorum. Ama referandum anayasa metni hazırlanınca olur daha çok. Öbür türlü plebisit olur. Yani bir kamuoyu yoklaması yapabilirsiniz, ‘bu model hakkında ne düşünüyorsunuz’ gibi. Ama bunlar bizim sistemimizde yok. Yasak değil ama kurum olarak yok. ABD, Fransa’da var. Bu plebisit türüdür. Plebisit dediğiniz kamuoyu yoklamasıdır.

Başbakan’ın söylediği model, plebisit mi?

Bilemiyorum ve yorum yapmak bana düşmez, doğru olmaz. Referandum dediğimiz konu bir metnin sunulmasıdır. İsviçre gibi ülkelerde bunun bir çok çeşidi var. Plebisit var, referandum var...

Plebisit nasıl uygulanır?

Bir kamuoyu yoklaması denilebilir. Referandum daha bağlayıcıdır ama plebisit bağlayıcı değildir. Plebisit bir kanaat edinme, nabız yoklamadır.

Bir karar alınması gerekir mi Meclis tarafından?

Hayır bizde yasak yok. Başkanlık modeli getirilecekse mutlaka referanduma sunularak yürürlüğe girmeli. Ama plebisit olarak kanaatini öğrenirsin. Bizde böyle bir yöntem yok. Dediğim gibi Sayın Başbakan ne anlamda söyledi bilmediğim için yorum yapmak bana düşmez.

Plebisitte gönüllük esası mı var sandığa gitmek için?

Tabii öyle olur. O bir kamuoyu yoklaması olarak algılanır. Anayasamızda buna bir yasak yok. Kanuna konulup yapılır mı, olabilir. Neticede bunun bağlayıcı tarafı iki taraf için de yok. Yani hem yapan hem de oy verenler bakımından yok.

İş referanduma gitmeden plebisit uygulansa iyi olmaz mı?

Ama işte çok pahalı işler bunlar. Bayağı bir seçim gibi yapacaksın. İsviçre bunu çok sık uygular. Ama küçük yerler oralar. Fikir edinmek için güzel bir yöntemdir.

Yeni anayasa diyoruz, Başkanlık modeli devreye girerse değişiklik olur mu metinde?

Şöyle: O zaman başbakanlık kurumu kaldırılacak. Cumhurbaşkanı, başbakan aynı kişi olacak. Devleti temsil eden kişi aynı zamanda başbakan olarak icraat yapacak. Partinin genel başkanlığı devam edecek. O kişi partisiz olmayacak. İki başlılık engellenecek. Hükümetin parlamentoyu feshederek seçime gitmek gibi bir yetkisi olmadığı gibi Meclis’in hükümeti düşürmek gibi bir yetkisi olmayacak. Ana nokta burasıdır. Hükümet hiçbir zaman kanun tasarı gönderemeyecek. Tamamen teklif biçiminde olacak. Halbuki şimdi yüzde 98 tasarı geliyor. Yani burası hükümetin güdümünde bir kurum. Yasamanın adı var kendisi yok.

Sayın Cumhurbaşkanı ‘Başkanlık sistemine mesafeliyim’ dedi.

Şimdi tabii, ‘Yeni bir modeldir. Uygulamada sorunlar mı çıkar’ gibi kaygılar doğaldır. Herkes bir modelden kaygılı. Ben de parlamenter modelden kaygılıyım. Rüyalarıma giriyor. Neticede ben bu kaygıları taşımıyorum. Sayın Başbakan gibi düşünüyorum. Modeli anlatıyorum ve bu modelle ilgili kaygı duymayı doğru bulmadığımı söylüyorum.

Sayın Gül yalnız değil. TBMM Başkanı ve bazı önemli isimler de başkanlık sistemine soğuk baktıklarını açıkladılar. Bir ikiye ayrılmışlık mı var?

Ayrılmaktan ziyade, modeli getireceksek iyi düşünelim deniyor. Ben öyle okuyorum ve bu doğru bir yaklaşımdır. Biz de zaten bütün iktidar, muhalefet beraber bu işi yapalım diyoruz. Ama efendim ‘kaygılar çok’ olur da bu model masaya konmazsa ben de diyorum ki, Türkiye belli bir süre sonra koalisyon batağına saplanır. Yandım anam diye hepimiz bağırırız. Şimdiden söyleyeyim de.

Türkiye’ye baktığınızda vatandaş sistemi bilmiyor aslında. Uygulanırlığını yüzde kaç görüyorsunuz?

Kaygıları gidermek lazım. Ben, “İnsanlar niçin kaygı duyuyor. Duyarsa duysun” demem. Duyduğu zaman modelin yerleşmesinde zorluklar çıkar. Sen bile farkında olmadan sorarken “En değerli olan şeylerimiz ne olacak” diye soruyorsan, bu model anlatılmaya muhtaç. Ama iyi anlatıldığı zaman insanı cezbeden bir tarafı var. Ben çok karşı çıkan muhalefetten isimlerle görüşüp anlattığımda, ‘Biz hiç öyle bakmadık hocam’ diyorlar. Bazıları zannediyor ki bu sistem geldi mi parlamento kapatılacak zannediyor. Değil bir, iki tane parlamento var.

ÖSYM krizindeki açıklamalardan siz tatmin oldunuz mu?

Çok siyasi kullanılıyor. Binlerce çocuğumuz var. Bu çocuklar diken üzerinde çalışıyorlar. Bunlar iddiadır. Yetkililer ‘yok böyle bir şey’ diyorsa, ortada somut bir şey yoksa bu işi kurcalamayı öğrencilerin psikolojisi açısından doğru bulmuyorum. Savcı elbette uğraşsın ama yaygara olmasın. Bu konu yaygara edildiği müddetçe bu çocuklar çalışamazlar. Olay kapatılsın demiyorum, böyle bir niyetim olamaz. Konu yargıya zaten intikal etmiş. Ama sakin götürmek lazım. Başkan diyor ki, “bütün adaylara mektup yazacağım süreci anlatan ve internete kitapçıkları koyacağım, görsün”. Bu kadar açık bir modelde dahi yani şu var, bu var deniyor...

Meteksan çıkıp o zaman diye suç bende diyor...

Önüne gelen bir şey derse öyle olur. İşi bilen konuşacak.

‘Ölülerden örnek vereyim diriler alınmasınlar’

Bu sistem küçük partileri yok ediyor. Hepsi bu nedenle itiraz edecektir...

Doğru. Birkaç kaygı var. Birincisi solun kaygısı. Onlar “Yüzde 35 sol var, yüzde 65 sağ oy var, liderliği alamam” diyor. Ben de diyorum ki, “siz zaten parlamenter sistemde var mısınız? Halbuki o modelde sol gelir”. Ama mesela ABD’de Cumhuriyetçiler sağcı, Demokratlar solcu bilinir. İki dönem sağcılar bir dönem solcular gelir genelde. ABD tarihi öyledir. Türkiye’de de bu olur belki. Diyelim ki iki dönem sağ gelmişse bir dönem sol gelir. Sol şimdi hiç gelemiyor. Orada bir şansları var. Yalnız sağdan da soldan da uç adamları koyamazsınız. Olursa seçilemez. “Etnik kimliğimle, mezhep kimliğimle çıktım”, hiçbir karşılığı yok bunun. Yüzde 51’i alamazsın? İnsanları kucaklayan, geniş düşünen kimselere ihtiyaç var. Mesela Özal tipik bir başkan adayıdır. Ölülerden örnek vereyim de diriler alınmasınlar (gülüyor). Sol kesimin bunları aşması lazım artık.

Yüzde 65 diyorsunuz, nasıl aşacaklar?

Ben inanıyorum ki artık Türkiye sola da sağa da rey verir. Artık bir ailede iki çocuk, anne ve baba her biri farklı partilere oy veriyor. Eskiden öyle değildi ve mümkün de değildi. Ailede kavga nedeniydi. Yani oynamış bu reylerden her siyasi çıkış bu sistemde yerini bulur. Biri sağ biri sol iki merkez parti. Türkiye’nin milli birlik, bütünlüğünün panzehiridir bu sistem.

Başkanlık sistemiyle ilgili bir kamuoyu yoklaması yaptı mı partiniz?

Ben bilmiyorum parti yaptı mı, inanın bilmiyorum. Ama sormak lazım vatandaşa. Ve vatandaşa modeli anlatmadan çok zor. Başkanlık modeli dediğinizde adamın aklına bir Kaddafi geliyorsa niye evet desin? Veya Mübarek aklına geliyorsa niye evet desin? Saddam aklına geliyorsa niye desin? Ama gerçeği bunlar değil. Adama sen bunu anlatırsan sistemi gayet iyi anlayacaktır. (Vatan)

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler