YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Tansu Çiller Erbakan'ın istifa etmesini istemiş
28 Şubat sürecinde Refah-Yol hükümetinin Devlet Bakanı Salim Ensarioğlu, hükümet kurulduktan bir yıl sonra Tansu Çiller'in talimatıyla rahmetli Necmettin Erbakan'a istifa etmesi için teklif götürdüğünü ancak bunun kabul edilmediğini açıkladı.
Tansu Çiller Erbakan'ın istifa etmesini istemiş
28 Şubat 2013 / 13:53 Güncelleme: 28 Şubat 2013 / 13:59

 

Ensarioğlu, 28 Şubat soruşturmasını doğru bulduğunu ifade etti. Olayın sacayağı denilen 4-5 ayağı bulunduğunu belirten Ensarioğlu, iş dünyası, siyasi, medya ayakları olduğuna dikkat çekti.
 
"Sadece burda bütün fatura askerlere çıkarılıyor." diyen Ensarioğlu, "Ne askeri savunurum ne askerin içeri girmesini isterim. Hukuk neyse, o olsun. Ordu bizim Ordumuz. Diğer kurumlar da bu ülkenin kurumları. Ama suçların hepsi soruşturulmalı. Cezayı hukuk verir, vermez; o beni ilgilendirmez. Ama meseleye doğru yaklaşmak lazım. Şuan tek taraflı yaklaşılıyor gibi görünüyor bana." diye konuştu.
 
"İsmail Hakkı Karadayı Ankara Mal Müdürü değildi"
 
28 Şubat soruşturması kapsamında ifade vermek için savcılığa avukatını gönderdiğini belirten Ensarioğlu, şu ana kadar çağrılmadığını söyledi. "Çağrılırsam, tabi ki hem kendi adıma, hem bana oy veren vatandaş adına davacı olmak zorundayım. Bana oy verilmiş, bu antidemokratik bir şekilde uzaklaştırılmış; netice olarak baskı altına alınmışız." diyen Ensarioğlu, soruşturma kapsamında ifade veren eski Genelkurmay Başkanı emekli orgeneral İsmail Hakkı Karadayı'nın 'haberim yok' açıklamasına ise tepki gösterdi.
 
"Hakimlerimiz, savcılarımız bizden daha iyi biliyorlar. Herkes kendi görevini yapmalıdır. Başkasının görevine karışmamalıdır." diyen Ensarioğlu, şöyle devam etti: "Sayın Karadayı'nın ifadesi için diyorum: O tarihte, o, Ankara Mal Müdürü değildi; Genelkurmay Başkanıydı. Her gün de basında, medyada aktif konuşuyordu. Bizleri yargılıyordu, suçluyordu, atıfta bulunuyordu konuşmalarımıza. Bir siyasi partiden öte konuşmaları vardı, onun da Çevik Bir'in de. O zaman nasıl haberi olmamış, bunları niye konuşuyordu ve orda ne görevi vardı?"
 
"Demirel ve Erbakan istifa etseydi daha doğru olurdu"
 
Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in rahatsızlığı için Allah'tan acil şifalar dileyen Ensarioğlu, "O kendine öyle bir görev biçmiş diyor 'ben ihtilali önledim.' Benim düşüncem bıraksaydı ihtilal olsaydı, bugün daha iyi anlatırdık. Bunu makamında yüzüne söyledim. Hatalar olduğu zaman özellikle siyasetçiler demokrasi güven kaybediyor. O gün sayın Demirel, sayın Erbakan çekilseydi, istifa etseydi; daha net, daha doğru olurdu. İhtilal yapacaksalardı da yapsaydılar." dedi.
 
"Erzurum'daki Albay hakaret ediyor, görevden alamıyorsunuz"
 
Dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan'a hükümetin kurulmasından bir yıl sonra istifa etmesi için götürdüğü teklifi ise Ensarioğlu, şöyle anlattı: "Tansu Çiller, beni sabah 2-3 defa saat 6'da aradı; Erbakan'a gitmemi istedi. İki yıllık anlaşma vardı aramazda. İki yıl Erbakan, iki yıl Çiller Başbakanlık yapacaktı. 'Git, bu iki yıl gitmiyor. Git konuş, Türkiye gerilmiştir. Görevi 1 yıla yakın dolmuştu biz devralalım. Giderse, 1 yıl yaparız, seçime gideriz. Eğer bu sıkıntı devam ederse 3-4 ay sonra seçime gideriz. Ama istifa etsin, görevi ben alayım'.
 
Çünkü 1 yılını doldurdu, sıkıntı vardı. Hatta genel merkezden de bir temsilci olsun dedim. Çünkü ben bakanım, hükümet adına temsilen gidiyorum. 'Hayır, iki konuda da sen temsilci ol' dedi. Sayın rahmetli Erbakan'dan randevu talep ettim. Bana evinde akşam saatinde randevu verdi; saat 20.30'da. Ona anlattım meseleyi. Erzurum'daki albayı anlattım. Osman Özbek bir albay, statü olarak köy hizmetlerinde şef konumunda bile değil. Kalkıp bir ülkenin başbakanına, başka bir ülkenin kralına hakaret ediyor. Siz bunu görevden alamıyorsunuz. Son 3-4 aydır Bakanlar Kurulu'nu toplayamıyoruz. Bu sıkıntı artık büyüdü, ülke sıkıntıda, biz görev yapamıyoruz. Parlamento sanki feshedilmiş, baskı altında gibi çalışamıyor. Rahmetli, biraz 'hayır' dedi. Biraz onu konuştuk, benim çok sevdiğim bir insandı. Tartıştık biraz. O zaman Abdullah Gül devlet bakanıydı. 'Yarın onla bir araya gelin' dedi. Bakanlıkta, benim makam odama sayın Gül geldi. Biz bunu konuştuk. Sonradan devam eden arkadaşlar, kimler olduğunu bilmiyorum. Sonrasını ben devam etmedim."
 
"Mesut Yılmaz'ın Başbakanlığı kabul etmesi siyasi bir ayıptı"
 
Askerin ihtilal yapmayı kafasına koyduğunu dile getiren Ensarioğlu, birilerinin 'ihtilal yapayım, Cumhurbaşkanı olayım' şeklinde egosu bulunduğuna dikkat çekti. Buna siyasiler ve iş dünyasının da çanak tuttuğunu belirten Ensarioğlu, "Sayısı az olan Anavatan Partisi, bizden koparılan, istifa ettirilen, parayla, baskıyla istifa ettirilen milletvekilleri yeni bir parti kuruldu ve bu partinin desteğini alarak ekseriyeti sağladı ve sayın Yılmaz, Başbakan oldu. Milletvekili pazarı açıldı. Parlamentoda böyle bir pazar açıldı. Otellerin odalarında bir kısım paralarla, bir kısım tehditlerle, baskılarla istifa ettirildi. O dönem iyi araştırılmalıdır. Bankalar nasıl iflas ettirildi? Arkasından istifa edip milletvekili olanlar nasıl bakan oldu, karşılığı ne oldu? Onu iyi araştırmak lazım. Ben açıklıyorum; demokrasi ve siyasi açıdan sayın Yılmaz'ın Başbakanlığı kabul etmesi bana göre siyasi bir ayıptır. Onu ve bakanları da aynı şekilde... Burada askerlerin baskısıyla, medyanın baskısıyla kurulmuş bir hükümet, istifalar yapılmış bu demokrasi değildir. Bir ayıptır." diye konuştu.
 
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'dan bir talepte de bulunan Ensarioğlu, "Kozmik odalara girildi. MGK raporlarının, Bakanlar Kurulu raporlarının da açıklanması için bir yasa değişikliği yapılsın. Çünkü hala insanlar konuşamıyor, yasaktır." ifadelerini kullandı.
 
"İmralı görüşmelerini ayakta alkışlıyorum"
 
İmralı görüşmeleriyle ilgili de değerlendirmelerde bulunan Ensarioğlu, "Umudun ötesinde hepimiz desteklememiz gerektiğine inanıyorum. Ayakta alkışlıyorum. Irkçılık ve din üzerinden politika yapılmamalıdır. Projelerle siyaset yapılmalı. Ben umutluyum, ayakta da alkışlıyorum." dedi.
 
 
 
CHA
18:06
 // Kenan Akkuş
Tarihimizdeki en yüzsüz, en adi, en yıkıcı darbedir.
Kabadayıları en meşhur olan yer, korkakların yaşadığı yerdir. Yani darbecilerin cesareti değil, bizim korkaklığımız muktedir etmiştir. İş edebiyata, hamasete gelincede, bizden kahramanı, bizden cesuru, bizden cengaveri olmuyor....
28 Şubat 2013 18:06
delikanlı
 // maliki
Madem bunlardan haberiniz yok siz ozaman hiç bu memlekette yaşamamışsınız ya ABD yada başka ülkelerdemiyidiniz biz bunları yaşarken yada niye çıkıp basın darbe çığırtkanlığı yaparken ''tanklar bakıma gidiyor ne diyorsunuz kardeşim siz demediniz....'' demekki sizin cesaretinizde askerliğinizde delikanlılığınızda bukadarmış ARINÇ doğru söylemiş bunlarla savaşa girsek vay halimize tabiki doğru 3-5 yıllık hapisten korkup yalana sarılan savaşta ölümden korkup memleketini satmazmı ?...
28 Şubat 2013 15:27
DELİKANLI
 // MALİKİ
İnanın ben inanamıyorum Bir Türk Askeri hemde bir komutan nasıl böyle yapabilir. Ben doğru bildiğim işi yapsam sonra bu başka birine göre yanlış olsa hayatta ben ona yanlış demem ''benim doğrum budur kardeşim'' der geçerim. Oysa ben bizim komutanlara bakıyorum yok efendim benim tanklardan haberim yok veya yok efendim ogün ben öğleye kadar izinliydim öğle sonu mesai yaptım hem tanklar bakıma gidiyordu bir başkası yok 28 şubat neymiş andıç neymiş jitem neymiş haberi yok ...kardeşim delikanlı o...
28 Şubat 2013 15:22
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler