YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Tahliye ve ucube açıklaması
Tahliye ve ucube açıklaması
14 Ocak 2011 21:30
Erdoğan, il başkanları toplantısında önemli açıklamalar yaptı. Tahliyelerin hükümetle ilişkilendirilmek istendiğini belirten Erdoğan"Malum davalarla ilgili süratle karar alınırken diğer davalar için aynı hassasiyeti neden göstermediniz?"dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''(Onama mı istersin, bozma mı) diyerek belli çevrelerin arzusuna göre karar veren bir yargıdan, vicdanıyla karar veren bir yargıya geçişi inşallah tamamlayacağız'' dedi.

Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları toplantısındaki konuşmasında, yoğun şekilde tartışılan ve yine hükümetle ilgili hale getirilmeye çalışılan bir başka konunun da son dönemde yaşanan tahliyeler olduğunu söyledi.

Başbakan Erdoğan, ''Özellikle, malum bir davadan dolayı tahliye edilenlerle ilgili olarak, sabah akşam çeşitli yayın organlarında bir zihin bulandırma operasyonu olduğunu, hükümetle, bu örgüt arasında bir illiyet bağı kurulmak istendiğini görüyoruz, bu da gözümüzden kaçmıyor'' diye konuştu.

Zamanın, tarafların birbirini suçlama zamanı olmadığını bildiklerini ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:

''Taraflar birbirini suçlamak yerine otursun, soruna birlikte köklü çözümler üretsin istiyoruz. Ne var ki, muhalefetin de istismarıyla, sürecin faturasının hükümete kesilmek istendiğini görüyoruz. Bu tahliye kararlarını hükümet mi verdi? Bu tahliye kararlarını yargı verdi. Bakın, aynı yargı, benimle ilgili 24 saatte dosyayı Diyarbakır'dan alıp Ankara'ya getirebildi. Bizzat Hayati (Yazıcı) Bey bu sürecin içindeydi. Aynı yargı 5 gün içerisinde Sayın Erbakan ile ilgili kararı anında dosyaya getirtip verebildi. İşlerine geldiği zaman böyle oluyor. Aynı zamanda isimlerini vermeye bile gerek görmüyorum ama biliyorsunuz meşhur Erzincan dosyası, vs. Bunlar süratle yürütülebildi. Aynı şekilde bakıyorsunuz Ankara'da yine Sincan, gayet başarılı çalıştı. Oradan da birçok dosya çok çabuk çıkabildi. Bunlar çıkabiliyordu da sizin öncelikler denilen bir yol haritanız yok muydu? Bu öncelikler içerisinde bu kararları niye vermediniz? Ama şimdi verdiniz. Şimdi bak, görülmeyince hemen verdiniz kararı. Bunu bir ay önce de verebilirdiniz.''

Yargıtayın iş yükünün fazlalığının farkında olduklarını bildiren Erdoğan, bunun tedbirini iktidara geldiklerinde Cemil Çiçek'in Adalet Bakanı olduğu dönemde aldıklarını ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Mehmet Ali (TBMM Başkanı Şahin) Bey döneminde devam ettik. (Adalet Bakanı) Sadullah (Ergin) Bey döneminde devam ediyoruz. Bir an önce istedik ki burada, bakın daireler artırılsın diye bizden talep başladı. Danıştay aynı şekilde... Peki adım atalım, avukatların yargıya kazandırılmasıyla ilgili bir proje uygulayalım dedik. Hemen ortaya çıkan şu oldu; efendim burada bizler sözlü imtihanlarda ne yapacağız, kamera yerleştireceğiz, kamerayla bu iş yapılacak. Ya bütün bu işin tarihinde kamera diye bir şey olmuş mu, öyle bir şey var mı? Şimdi nereden çıktı bu kamera meselesi. Dert başka, ipe un serdiler ve bu süreci adeta engellediler. Ama biz bunu da aşacağız. Çünkü uygulama noktasına gelindiğinde sudan bahanelerle hep engellendik.

2005 yılında İstinaf Mahkemeleriyle ilgili kanunu çıkardık, 2007 yılında uygulama başlayacakken, bizzat yüksek yargının talepleri doğrultusunda bu süreç ertelendi. İstinaf Mahkemeleriyle ilgili en önemli sorun, hakim ve savcı sayısının azlığıdır. Bunu biz de biliyoruz, nitekim Yüksek Yargı da bunu çeşitli kereler özel görüşmelerimizde hep bize ifade etti. Ancak, hakim ve savcı alımları, bizim dönemimize kadar hiç olmayan gerekçelerle engellenmiş, Yüksek Yargı adeta üzerindeki ağır iş yükünü atmamak için direnmiştir.''

''BAZI KONULARDA İŞ YÜKÜ DE PERSONEL AZLIĞI DA MAZERET OLMUYOR''

Başbakan Erdoğan, 1934 yılından beri hakim adaylığı sınavlarının Adalet Bakanlığı tarafından yapıldığına dikkati çekerek, şunları söyledi:

''Ancak, bizim dönemimizde, 2006 yılında, sınavlara itiraz edildi ve en son da 2008 yılında mülakatlarda, bunları açıklıyorum, iyi bilin ki -değerli teşkilatımın mensupları- gittiğiniz yerde anlatın, görüntü ve ses kaydı şartı getirildi. Farklı başka sınavlarda, başka kurumların sınavlarında görüntü ve ses kaydı talebine itibar etmeyen Danıştay, hakim ve savcı alımlarında bize bunu şart koşuyor. Şurası son derece çarpıcı, Adalet Bakanlığı, mülakatlarda görüntü ve ses kaydına dair yürütmenin durdurulması için başvuruda bulunuyor. 2 yıldır bu başvuru Genel Kurul'a gelmiyor. Ama aynı Danıştay, Sağlık Bakanlığı aleyhine açılan Tam Gün Yasası aleyhine başvuruyu sadece 24 saat içinde görüşüp, karara bağlıyor. Son 4 yılda 5 kez, hakim ve savcı alımları için yürütmeyi durdurma kararı verdiler. Sonra da çıkıyorlar, iş yükümüz fazla, personelimiz az diyerek Hükümeti suçlama yoluna gidiyorlar. Ama bazı konularda iş yükü de personel azlığı da mazeret olmuyor. Mesela az önce söylediğim konu. Şahsım, arkadaşlarımız vs.''

''12 Eylül halk oylamasıyla millet bu noktada söyleyeceğini söylemiştir. Arzusunu, talebini dile getirmiştir'' diyen Erdoğan, kendilerinin de yasama ve yürütme olarak bu noktada üzerlerine düşeni yerine getireceğini ve yargıdaki bu sorunları hızla aşacaklarını ifade etti.

Yargıyı birilerinin arka bahçesi olmaktan çıkarıp, milletin ön bahçesi haline getireceklerini belirten Erdoğan, ''(Onama mı istersin, bozma mı) diyerek belli çevrelerin arzusuna göre karar veren bir yargıdan, vicdanıyla karar veren bir yargıya geçişi inşallah tamamlayacağız'' diye konuştu.

''DETAYLARDA FAZLA BOĞULMADAN HALKIN ANLAYACAĞI BİR ANAYASA''

Tüm bu süreçte aleyhlerine yürütülen kampanyaları boşa çıkaracaklarını belirten Başbakan Erdoğan, ''Milletimize gideceğiz, her şeyi samimi şekilde milletle konuşacağız ve bu tezgahların hepsini bozacağız. Biz, tezgahları bozarak, oyunları bozarak, şer organizasyonlarını çökerterek bu günlere geldik. Cesaretimiz, kararlılığımız, samimiyetimiz sayesinde milletin takdirine mazhar olduk''dedi.

Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bakınız bu Anayasa -bazı gazeteler yanlış yazmış, ben Katar'dan öyle bir şey söylemedim. Hukukçuların yapmayacağı demedim- salt Anayasacıların yapacağı bir Anayasa olmayacak. Bu çalışmaların içerisinde halkın her katmanı, ekonomisti olacak, sosyal bilimcisi olacak, siyaset bilimcisi olacak, STK'lar olacak, kadınların temsilcileri, gençlerin temsilcileri, sendikaların temsilcileri olacak. Velhasıl birçok kesimi, çünkü Anayasadaki malum başlıkları bu temsil noktasında olan halkın katmanları tarafından temsil edildiği bir Anayasa çalışmasını, ön çalışma olarak yapmayı hedefledik ve bu çalışma başlamış vaziyette. Fakat sonunda tabii ki bunun bir çerçevesi olacak. Bu çerçevede Anayasacılar orada devreye girecek ve bu Anayasa şöyle açıldığı zaman, okunmaya başlandığında bunu illa bir hukukçunun değil, yani normal vatandaş da bu Anayasayı açığı zaman rahatlıkla ne yapabilecek, anlayabilecek. İşi bu hale getirdik. Detaylarda fazla boğulmadan halkın anlayacağı bir Anayasa. Bunu başarmamız lazım, hedefimiz bu olmalı.

"İNCELİK, ZERAFET BUNLARIN MALIDIR"

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,  ''Kars'taki o malum heykel için 'ucube' derken aynı zamanda kralın da çıplak olduğuna işaret ettim''dedi ve gözü olanın gözüyle birlikte, iz'anı olan herkesin, güzelle çirkini, estetikle ucubeyi birbirinden ayırabileceğini, bunun için, ille de asil bir aileden gelmeye, sırça saraylarda büyümeye gerek olmadığını söyledi.

Erdoğan, ''sadece siyasi muhalefetin değil, sivil muhalefetin de edebi, terbiyeyi, üslup ve erkanı terk ettiği bir süreçten'' geçtiklerini söyledi.

Birilerinin yıllarca bu toplumun belli bir kesimine tepeden baktıklarını, seçkinci bir tavırla yaklaştıklarını, küçümseyip, tahkir ettiklerini ifade eden Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Tarihi sadece bunlar bilirler... Bilim bunların tekelindedir... Hiç kimse değil ama sadece bunlar estetikten anlar. İncelik, zarafet, nezafet sadece bunların malıdır. Müzikten, mimariden, heykelden, resimden sadece ve sadece bunlar anlar, başkası hiç ama hiç bir şey anlamaz. Maşallah, bunlara göre, entellektüellik kazanılan bir şey değildir; babadan oğula, dededen toruna geçer. Bunlar mürebbidir, mürebbiyedir, bunlar allameyi cihandır, her şeyin en iyisini bunlar bilirler. Her türlü özgürlüğü savunurlar ama bir o kadar da entellektüel despotturlar...Kars'taki o malum heykel için 'ucube' derken aynı zamanda kralın da çıplak olduğuna işaret ettim... İçlerindeki despotizmi yıkamayanlar, içlerindeki o görünmez krala çıplak dedirtmek de istemiyorlar. Gözü olan, gözüyle birlikte iz'anı olan herkes, güzelle çirkini, estetikle ucubeyi birbirinden ayırır. Bunun için hiç de asil bir aileden gelmiş olmaya, sırça saraylarda büyümüş olmaya gerek yoktur.

Sadece milletin siyasi tercihlerini değil, milletin beğenilerini, değerlerini, estetik anlayışını, güzellik anlayışını da aşağılamayı, ona hakaret etmeyi alışkanlık haline getirmiş olanlar bunlardır...''

Bu değerlendirmelerin günlerdir yapıldığını anımsatan Başbakan Erdoğan, değerlendirmeyi yapanların çoğunun ise söz konusu yere gitmediklerini söyledi.

10 YIL KAYBETTİRDİLER

Kendisinin defalarca oraya gittiğini, o heykeli ve çevresini gezip dolaştığını anlatan Başbakan Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

''O heykel başlamadan, o zamanki belediye başkanı ki partimizdendi, kendisine 'bunu burada yapmamasını söyledim.' Fakat kararlıydı, ısrarlıydı. 2006 yılının yanılmıyorsam 8. ayında falan da Erzurum Tarih Tabiat Varlıkları Kurulu bunun orada olamayacağına karar verdi. Fakat çok enteresandır. Aradan 3 ay falan geçti 12. ayda, aynı yıl bu defada izin almak suretiyle, yapılabileceğine dair yeni bir karar çıkarıldı. Fakat ilginçtir, yani bu heykelin dikildiği yer, öyle yüksek bir noktadaki, orada Seyit Hasan El Harakani Hazretleri'nin Camisi ve çevresindeki vakıf eserler, şöyle kubbelerinin hizasına aldığınız zaman o tepenin bile altında kalıyor. Çok daha ilginci, heykelin hemen hemen altında kalacak şekilde, orada tarihi bataryalar var. O eserleri de görüyorsunuz, tarihi eser bunlar, bataryalar. Düşünün bir tarihi eser var diye, İstanbul'da yıllarca ta belediye başkanlığım döneminden bu yana Tarih Tabiat Varlıkları Kurulu, bizim raylı sistemi metroyu Unkapanı'nda durdurdu. Hala daha yeni yeni açıldı gidecek. Nereden bakarsanız bakın 10 yıl kaybettirdiler. Burada ise rahatlıkla bunu yapıyor ve o dediğim noktadan itibaren de 48 metre yüksekliğinde ve o çevredeki bütün tarihi eserler, camiler kütüphaneler, bütün bunlar adeta onun gölgesinde kalıyor.''

Kendisinin 4,5 yıl İstanbul'da belediye başkanlığı yaptığını anımsatan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

''Bu işlere yorum yapabilmek için illa güzel sanatlar akademisini veya fakültesini bitirmek zorunda değilim ki. Bir şeyler öğrendik biz, biz bu işin pratiğini yaptık. Yani vatandaşa bile görsel medya yolda giderken hemen mikrofon uzatır sorar, 'beğendiniz mi?' Ama ilk soru 'hangi güzel sanatlar akademisini bitirdiniz?' sorusu olmaz, 'beğendiniz mi?' Vatandaşta 'beğendim veya beğenmedim' der. Yani bir şarkıyı bir türküyü bile dinletirken bile sorar. Önce 'hangi konservatuvarı bitirdin?' diye sormaz. Böyle bir soruyu da zaten sormak mümkün değil. 'Şarkıyı beğendiniz mi? Türküyü beğendiniz mi?' der. Niye o farklı bir şeydir. Kimisi kulağı ile bunu değerlendirir, kimisi işin gerçekten teorik noktasında beğenisi olabilir. Ama illada bunu kalkıp 'güzel sanatlardan mezun olanlar değerlendirmesini yapar' derseniz. O zaman bunları gidin daha özel yerlerde izah edin, burada değil. Burada ben çok daha farklı bir şey söylüyorum, bir defa eğer böyle bir eser inşa edecekseniz önce o çevreyle bunun uyumlu olmasına bakmak zorundasınız. Hiç bir tarihi eserin olduğu yerde bırakın heykeli, orada siz inşaat bile yapamazsınız. Belli bir mesafe konulur, o mesafede bunları yaparsınız bunun dışında yapamazsınız.

Şimdi İzmir Karşıya Belediyesi talip olmuş, ne kadar güzel. Gelsin alsın gitsin, bunu Karşıyaka'da diksin. Hiç müdahalemiz yok. Bu kadar ısrarlıysalar, buyursun alsın orada diksin. Çok daha heyecanlılar çok da talipler, eyvallah yapsınlar. Kaldı ki ben bu heykeltıraşın çok başarılı dünyada şöyle tanınmış, böyle tanınmış, bunu da eleştiren birisi değilim. Doğrudur başarılı da olabilir, ona saygı da duyarım. Ama kusura bakmasınlar ben o tarihi eserlerin olduğu yerde böyle bir olayın yaşanmasına, üstelikte Tarih Tabiat Varlıkları Kurulu'nun verdiği bu karara rağmen, bunun dikilmesine sorumluluk mevkisinde olan bir insan olarak müsaade edemem, doğrudur diyemem.''

AK PARTİ HÜKÜMETİ, 8 YILDIR HİÇ BİR HEYKELİ YIKTI MI?''-

Başbakan Erdoğan, Hükümetlerinin, ''en doğuda Moğolistan'dan, en batıda Avusturya'ya kadar, kuzeyde Kırım'dan, güneyde Yemen'e kadar, bu ülkeye, bu millete ait olan sanat şaheserlerine sahip çıkmış, onları ayağa kaldırmış bir hükümet'' olduğunu söyledi.

''AK Parti Hükümeti, bu ülkede güzeldir veya değildir, 8 yıldır hiç bir heykeli yıktı mı?'' diye soran Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Yok. Şimdi nedir bu kıyamet, dert başka. Çünkü Ak Parti'nin yükselişini zannediyorlar ki bununla durduracağız. Durduramazsınız boşuna uğraşmayın. Benim Karslı vatandaşlarım bile buna tahammül edemiyor. Buna müsaade etmiyor. Zaten diyorlar, 'biz burada 7 yıldır, 8 yıldır çok çektik, sizden önce...' Önceki belediye başkanı gitti CHP'den aday oldu, niye kazanamadı. Eğer yaptıkları sevilseydi, takdir edilseydi, partimizden aday yapmadık gitti CHP'den aday oldu. Herhalde seçilirdi değil mi? Ne oldu seçilemedi...Akıl veriyor şimdi bir tane sanatkar...'Hükümet bunlarla uğraşacağına Kars'ta işsizlikle mücadele etsin diyor. İşte biz şimdi Kars'ta işsizlikle mücadele için diyoruz, 'bunları buraya dikmeyin' Bunlara verilen para Kars'taki altyapıya verilmiş olsaydı, Kars çok daha farklı yerde olurdu. Kars'taki öncelikler bu değil. Bunu da görmemiz lazım.''

5 BİNE YAKIN VAKIF ESERİNE SAHİP ÇIKTIK...

Başbakan Erdoğan, Hükümetlerinin Edirne'den Kars'a, Trabzon'dan Hatay'a kadar 5 bine yakın vakıf eserine sahip çıktığını, bu eserleri onarıp kültür mirasına kazandırdığını söyledi.

Hükümetleri döneminde sporun da, sanatın da altın çağını yaşadığını bildiren Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''İzmir, Trabzon, Erzurum, İstanbul, Antalya bu dönemde uluslararası spor organizasyonlarına ev sahipliği yaptı, yapıyor. İstanbul bu dönemde Avrupa'nın kültür başkenti oldu. Bunları biz sağladık, bizim çabalarımız, bizim lobi faaliyetlerimiz sağladı. Türkiye'nin dünya çapında artan önemi, gücü, itibarı bu organizasyonları getirdi. Ama söyledim ya... Seçim öncesi bir kampanyaya ihtiyaç vardı ve işte şimdi o kampanya yürütülüyor. 8 yıldır her fırsatta söylenen türkü, bugün seçim arifesinde tekrar söyleniyor. Milletimiz engin ferasetiyle artık neyin ne olduğunu çok net olarak görüyor. Sizlerden de ricam, oynanan bu oyunları, bu tezgahları, bu kampanyaları bütün netliğiyle milletimize anlatmanız. Bunu hep beraber anlatacağız.

Doğuda, batıda, kuzeyde, güneyde, her nerede olursa olsun, benim vatandaşım şundan emin olmalı: Bu hükümet, 8 yıldır kimsenin yaşam tarzına müdahale etmemiştir ve etmeyecektir. Tam tersine, herkesin yaşam tarzı, bu hükümetin, bizlerin teminatı altındadır...'';

AA

hak aramak uysallıktır...
 // ibrahim çelikoğlu
Sayın Erdoğan AB sürecini en iyi bilenlerdendir.AB Türkiye'yi içine almışçasına toplantılarına davet ederken Schröder'in devrilmesini Alman derin devletinden isteyen Merkel'dir.Seçim propagandalarını hatırluıyoruz.Türklerin önünü kesmek için Kıbrıs'ı bahane ettireninde kendisi olduğunu biliyoruz.Alman çalmıp dereyi geçmiş şimdide saklanacak delik aramaktadır.Almanların meşhur bir zözü vardır."Hırsız çalarmış,telaşla saklanacak yer i kestiremez,bula...
14 Ocak 2011 15:39
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler