YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Tabutuna bayrağı çok gördüler
Arkadaşıyla tartıştığı için 'disko' tabir edilen disiplin koğuşuna atılan, yediği dayak sonucu hayatını kaybeden er Uğur Kantar dualarla uğurlandı. Kantar'ın cenazesine hiçbir askeri yetkili katılmadı ve tabutuna da bayrak sarılmadı
Tabutuna bayrağı çok gördüler
15 Ekim 2011 / 08:15 Güncelleme: 15 Ekim 2011 / 08:19

KKTC'deki 28. Tümen'de askerliğini yaparken, 'disko' adı verilen disiplin koğuşunda gördüğü işkence sonucu vefat eden Uğur Kantar son yolcuğuna uğurlandı. Acılı aile, cenaze sırasında oğullarının işkence sonucu öldürüldüğünü ve askeri hiçbir yetkilinin törene katılmamasına isyan etti. 4 çocuklu Kantar ailesinin tek erkek evladı olan Uğur, gözyaşları içersinde uğurlandı. Aile askeri mahkemede devam eden ve iki kişinin tutuklu yargılandığı davayı önce sivil yargıya ardından da gerekirse AİHM'e kadar götürmeyi düşünüyor.

EBRU GÜNDEŞ'E DE GÜNEŞ ÇARPTI BİR ŞEY OLMAZ

Oğlunu kaybeden acılı Baba Aydın Kantar, oğlu Uğur Kantar'ın son olarak annesiyle internette konuştuğunu ve "İnşallah diskoya girmem buraya girenlerin hepsi özürlü çıkıyor" dediğini aktardı. Daha sonra çocuğundan bir haber alamadıklarını söyleyen acılı baba şöyle devam etti: "Aradık kampa gitti dediler. GATA'ya gönderdiklerinde ise çocuk ölüydü. Sonra bir hafta dövüldüğünü, aç bırakıldığını, işkence yapıldığını öğrendik. Çocuğumu öldürdüler. Komutan benle dalga geçer gibi 'Ebru Gündeş de güneş çarpması sonucu hasta oldu bişey olmaz' diye dalga geçtiler."

80 GÜN 80 YIL GİBİ GELDİ

Ankara'da çocuğunu beklerken banklarda yattığını anlatan baba Aydın Kantar, "Asker ailesi olmamıza rağmen bizi içeri dahi almadılar" dedi. Eşinin başörtülü olması nedeniyle de sıkıntı çektiklerini belirten Kantar, "Eşimle oğlumuzun durumunu görüşmek için garnizona gittik. Başörtülü olduğu için eşimi içeri bile almadılar. Eşlerimizi başörtülü olduğu için içeri almıyorlarsa, çocuklarımızı neden askere alıyorlar" dedi. Oğlunun hastanede geçirdiği 80 günün kendisine 80 yıl gibi geldiğini belirten baba Kantar, "Çocuğumun yavaşça ölümünü izlettiler. Böyle bir zulüm, vahşet görülmemiştir. Bir tane askeri yetkili beni aramadı. Dün bir albay aradı ve şimdiye kadar neredeydiniz dedim. Benim çocuğum dağda ölmedi işkenceyle öldürüldü. Askere gitmeden önceki check up'ı var sapasağlamdı. Ama zamanla ayaklarındaki, kafasındaki deriler akmaya başladı" diye konuştu.

ÇOCUKLARIMIZI NASIL GÖNDERECEĞİZ?

Uğur Kantar'ın cenazesi helallik için Üsküdar Emniyet Mahllesi'ndeki baba evine getirildi. Ailesi ve yakınlarının baygınlık geçirdiği helallik sırasında Kantar'ın aykınları, 'Devlet nerede, Oğülumuz askerde öldürüldü hiçbir yetkili niye yok? Oğlumuzu devlet öldürdü' diye tepki gösterdi. Acılı yakınları, görevli imam megafonla teskin etmeye çalıştı. Emniyet Camii'nde Cuma namazına müteakip kılınan cenaze namazı sonrası Kantar, Ihlamurkuyu Mezarlığı'nda defnedildi. Aynı mahallede ikamet eden Başbakan Erdoğan'ın kardeşi Mustafa Erdoğan da Cuma namazı için geldiği camide törene iştirak ederek aileye başsağlığı diledi. Hiçbir askeri yetkilinin katılmaması dikkat çekerken mahalle sakinleri de 'Bu çocuk niye şehit muamelesi görmüyor? Bu olaydan sonra kendi çocuklarımız güvenip nasıl askere göndereceğiz' diye tepkilerini dile getirdi.

 

Başbakan Erdoğan'ın kardeşi de cenazedeydi

Uğur Kantar'ın cenazesine yakınlarının yanı sıra Üsküdar'daki Emniyet Mahallesi'nde oturan komşuları Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kardeşi Mustafa Erdoğan da katıldı. Polisevleri Camii'nde kılınan cenaze namazına Mustafa Erdoğan'ın yanısıra, Ziya İlgen, AKP Rize milletvekili Nusret Bayraktar, Üsküdar Belediye Başkanı Mustafa Kara'nın yanı sıra çok sayıda vatandaş katıldı.

 

3 gün su vermemişler

Uğur'u son görenlerden biri olan asker arkadaşı Soner Kandemir de cenazedeydi. Kandemir Disko işkencesini tüm çıplağıyla şöyle anlattı: "Bir arkadaşıyla tartıştı diye bir hafta disiplin koğuşu cezası verilmişti. Muayenesini yaptırdık ve sapasağlamdı. Sonra bir asteğmenle birlikte disiplin koğuşuna götürüp teslim ettik. Bir hafta sonra saat 11'de almaya gittiğimizde Uğur güneşin altında oturuyordu. Bizden su istedi. Verecektik ama oradaki gardiyanlar bize engel oldu, vermemize müsaade etmediler. Süresinin dolmadığını söylediler. Saat 13'te almak için geri gittik. Uğur bu sefer sandalyenin üzerinde elleri kelepçeli ve kendinden geçmiş haldeydi. Ama bize 'Buna inanmayın numara yapıyor' dediler. Sedyeyle bize teslim ettiler ve ambulansla hastaneye kaldırdık. Cezaevindeki 30 kişi ifade verdi. Sonra öğrendik ki 3 gün su vermemişler ve feci şekilde dövmüşler. Güneş çarpması ve susuzluk dediler. (Yeni Şafak)

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler