YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Süleyman Özışık'tan bomba açıklamalar
Gazeteci Yazar Süleyman Özışık, Paralel Yapı'nın TSK'ya nasıl sızdığını, HSYK kararlarındaki çifte standartlı kararları ve dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile dönemin Adalet Bakanı Sadullah Ergin arasında geçen bir Albay'ın isminin rolünü açıkladı.
Süleyman Özışık'tan bomba açıklamalar
14 Eylül 2014 / 09:20 Güncelleme: 14 Eylül 2014 / 12:21

Kanal A'da yayınlanan ve Mehmet Toprak'un sunduğu A Politik programının bu haftaki konukları, Gazeteci Yazar Süleyman Özışık, Gazeteci Yazar Fatih Tezcan ve CHP Eski MYK Üyesi Savcı Sayan idi.

Paralel Yapı'nın TSK'ya nasıl sızdığını çarpıcı örneklerle anlatan Özışık şöyle konuştu:

17 Aralık'a kadar ismi duyulmayan Kurmay Albay Hüseyin'in adı, dönemin Başbakanı "Recep Tayyip Erdoğan" ile Adalet Bakanı Sadullah Ergin arasındaki telefon konuşmasından duyuldu. Ne oldu da bir kurmay albay devletin süt yetkililerin konusu haline geldi?

Bunu anlamak için üç yıl geriye gitmek lazım. 23 Kasım'ın akşamı, Silivri 7 No'lu Kapalı Cezaevi'nden suç örgütüne üye olmak, dolandırıcılık ve rüşvet suçlarından tutuklu bulunan Özgür Balcan'a bir yakınının vefat ettiği haberi gelir. Tutukluların yakınlarının cenazesine gitme hakkı var. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Balcan'a yol hariç iki gün izin verir. Bir ast subay, bir uzman çavuş, iki er 24 Kasım sabahı, Balcan'ı Tekirdağ'daki Muratlı'ya cenaze evine götürüyor. Ardından kanunlarda belirtildiği üzere, en yakın askeriyeye ya da askeri cezaevine götürülüyor ve orada geceyi geçiriyor. Eresi gün alıp götürüyorlar tekrar taziye yerine. Yakınları ile vedalaşıp, cezaevine geri dönüyor.

Buraya kadar sorun yok gibi görülüyor. Ama bir savcı karşı çıkıyor. O savcı da , Memur Suçları Savcısı Mehmet Kurt, Balcan'a refakat eden askerler hakkında bir soruşturma başlatıyor. Soruşturmanın gerekçesi şu: "Kamu görevinin sağladığı nüfuzu kullanarak kişiyi hürriyetinden mahrum kılmak." Biraz açalım; mahkeme  tarafından hürriyeti kısıtlanan bir insanın hürriyetini niye kısıtladınız diye dava açıyor.

Daha vahim olanı, hürriyeti kısıtlandığı iddia edilen Balcan soy isimli vatandaş diyor ki, "Ben davacı değilim, onlar prosedürü uyguladılar." Savcı, hürriyeti tahdit suçundan bu durumu değerlendirerek, "Sen davacı olmasan dahi resmen ben soruşturma başlatırım" diyor. Savcı suç uyduruyor. Savcı tam anlamıyla kanunun tersini söylüyor. "Bu adam gece cenaze evinde kalacaktı neden cezaevine götürdünüz?" diyor. Bir soruşturma silsilesi başlıyor.

Soruşturmaya, kendisine refakat eden uzman çavuş, ast subay, sevk kararını imzalayan bölük komutanı olan yüzbaşı, sevk kararını bölüğe havale eden tabur komutanı binbaşı ve tabura sevk kararını mesaj emri ile gönderen il jandarma alay komutanı yardımcısı yarbay da dahil ediliyor. Ama savcı için yetmiyor. Hakkında soruşturma istediği bir kişi daha var. O komutan da Başbakan Erdoğan ile Sadullah Ergin arasında geçen isim, Kurmay Albay Hüseyin Kurtoğlu.

"O savcı HSYK'ya rest çekti"

Kurtoğlu'nun soruşturulması için 4483 sayılı yasa gereği HSYK'dan izin alınması gerekiyor. HSYK bu konuda uyarıda bulununca, savcılık işlenen suçun "Adli görev suçudur, ben soruşturma yaparım" diyor. HSYK'ya birinci resti çekiyor. HSYK bu itiraz üzerine diyor ki, "Adli görev suçu olsa da sen benden izin almadan bu kişiyi sorgulayamazsın" diyerek ikinci uyarıyı gönderiyor. Bir rest daha geliyor. Bu sefer de savcı; "Bu kişisel bir suçtur ben bunu sorgulayacağım, mahkemeye çıkaracağım" diyor. Bir süre sonra savcının suç duyurusu kabul ediliyor ama o mahkemenin hakimi o sırada raporlu. Apar topar başka bir hakim getiriliyor. Normal mahkeme prosedüründe şu vardır; bir başka hakimin yerine bakan hakim, tüm belgeleri, delilleri toplar, asıl hakimin gelmesini bekler, ona sunar, karar veremez. Ama orada öyle bir şey olmuyor, tek celsede karar çıkıyor. Tüm suçlular hakkında 'hürriyeti tahkir  suçundan' 1 yıl altı ay ceza veriliyor. Yetmiyor, hepsi aynı suçu örgüt halinde yaptıkları için -her ne demekse- ceza ikiye katlanıp, üç yıla çıkıyor. 1 yıl altı ay olursa, ertelenme, paraya çevrilme kararı vb hükümler uygulanacağı için cezanın artması lazım. Bunun üzerine bu isimler açığa alınıyor. Dosya Yargıtay'a gidiyor. Bu arada bu nöbetçi hakim bir gün sonra da 11 sayfalık gerekçeli kararı açıklıyor. Jet hızıyla. Dosya Yargıtay'a geldiğinde, bu karar ile ilgili daire diyor ki; "Tamam." Ama bir süre sonra onama kararı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın önüne gelince iş değişiyor.

Kararı okuduktan sonra savcı; "Ya arkadaşlar burada bir sakatlığımız var, böyle bir karar olmaz. Bu kararı acilen değiştirin" diye tekrar Yargıtay'a gönderiyor. Yargıtay kendi kararına bakıyor, "Evet biz burada yanlış yaptık" diyor. Kabul etmeseler bir üst kurulda deşifre olacaklar, rezil olacaklar.

Sonra kendi onadıkları kararı, 'Biz yanlış karar vermişiz' diyerek düzeltiyorlar ve mahkeme de yanlış karar dediği için, sanıklar beraat ediyor.

Adalet yerini buldu diye düşünülebilir. Ama iş öyle olmuyor. Dosyanın Yargıtay'a gitmesi, mahkemenin temyize gitmesi vs ortalama üç yıllık bir süreyi buluyor. Bu üç yıllık süre içerisinde YAŞ'ta terfi ederek Tuğgeneral olması gereken Hüseyin Kurtoğlu terfi edemiyor. Onun hemen arkasından gelen Gülen Hareketi'ne mensup ağabeyimiz Albay terfi ederek Tuğgeneral oluyor. Bu Tuğgeneral, Hamza Celepoğlu. Kimdir bu Hamza Celepoğlu? O Tuğgeneral, Adana'da MİT tırlarının durdurulması talimatını jandarmaya veren kişi. Bakın nereden nereye geliyor! Bir kişinin hayatı karartılıyor, terfi hakkı elinden alınıyor, bir başka isim atanıyor ve Adana'da MİT tırlarını durdurtuyor. Yani kanunen aranmaları, sorgulanmaları suç olan MİT mensuplarını 'Gerekirse darp ederek, döverek, durdurun' diyen Tuğgeneral oluyor.

Bu kararı veren kim? Albay'ın hayatını karartan hakim kim? Onun adı da Ahmet Türkeli. Şu anda Diyarbakır'da görev yapıyor ve şu an ki HSYK'yı savunuyor. Sabahtan akşama kadar da twitterda, adalet.org sitesinde, şurada burada, "Bu ülkede adalet yok" diye nara atıyor. Bu birinci örnek.

"Sınavı kazanan bir ismi saçma bir kararla hakim yapmadılar"

HSYK'nın yaptığı bir suça daha değineceğim. Stajyer Hakim Tolga Onur. Mülakat için HSYK'ya çağrılıyor. Bir süre sonra Tolga Onur hakim olamayacağı gerekçesi ile geri gönderiliyor. Gerekçe şu, karardan okuyorum:

"Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu annesine hakaret eden şahsa, dava açtığı gerekçesi" ile Tolga Onur'u hakimliğe kabul edilmiyor. Olay şu; Tolga Onur bit trafik kazasına karışıyor. Bu sırada karşı taraftaki sürücü, kavga ediyor, Tolga Onur'un annesine küfrediyor, o da bunun üzerine dava açıyor. "Sen neden annene küfredene dava açtın?" diyerek hakimliğe kabul edilmiyor. Güler misin ağlar mısın? Ortada bozduğu bir kural da yok. Dayandığı mevzuat yok.

Buna itiraz ediyorlar, sonra da "Senin elektrik borcun var, faturalarını ödememişsin" diyorlar bu sefer de bundan dolayı kabul edilmiyor.

"KPPS hırsızlığını araştıran savcıyı sürdüler"

Son olarak başka örnek vereceğim. 2010 yılında soruların çalınması ile ilgili bir yazı yazmıştım. O dönemde Başbakan Erdoğan'a "Bu millet bunu affetmez" demiştim, çok sert sözlerle yüklenmiştim. "Eğer sen mazlumun hakkını savunmazsan, seni sandıktan çıkaran, diğer siyasileri sandığa gömen bu millet o sandığı senin için bir tabuta çevirir" demiştim. O dönemde safiyane şekilde eleştirdim ama sonradan hatırladım. O dönemde bana en çok itiraz eden Gülen Hareketi kesiminden arkadaşlarım olmuştu. "Hükümetin yaptığını nereden biliyorsun?" diye beni eleştirmişlerdi. Şimdi o dönemle KPSS hırsızlığını araştıran bir savcı çıkıyor ortaya. Ayhan Gökalp. Bu soru hırsızlığını araştırıyor diye, çok kısa süre sonra Başsavcılık unvanı elinden alınıyor ve düz savcı olarak önce Kayseri'ye sonra da Eskişehir'e sürgün ediliyor. Orada da başına gelen olaylar var.

"Bank Asya için ajitasyon yapıyorlar"

Allah aşkına şunu yapmayın. On yaşındaki bir kız çocuğun duygularından ajitasyon yapmayın. On yaşındaki bir kız çocuğunun hizmetin derdi ile olan babasına bıraktığı not:

"Baba, Bank Asya ve hizmet böyleyken ben bunları takamam." Takamam dediği küpeler...

İnsanları din duygusu ile, demagoji ile sömürmeyin, yapmayın.

 

KANALAHABER.COM/ÖZEL İÇERİK

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler