YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Şu an en acil gündem...
Davutoğlu, Washington'da ABD yönetimiyle temaslarının ardından basın toplantısı düzenledi. Davutoğlu, Suriye için şu an en acil gündemin insani yardımların ulaştırılması olduğunu söyledi...
Şu an en acil gündem...
14 Şubat 2012 / 08:59 Güncelleme: 14 Şubat 2012 / 09:00

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Suriye'de en acil gündem maddesinin şehirlere insani yardımların ulaştırılması olduğunu belirterek, ''Ümit ederiz bu insani yardım koridoru, insani yardımın ulaşması konusunda olabilecek engeller kalkar. Bu bir siyasi konu değil, bu bir müdahale konusu da değil, mesele rejim yanlısı, karşıtı olmasına bakmazsızın Suriyelilere bu insani yardımların ulaştırılması'' dedi.

Davutoğlu, Washington'da ABD yönetimiyle temaslarının ardından basın toplantısı düzenledi.

Daha önce ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile yılda en az bir kez karşılıklı ziyaretle hem ikili ilişkileri hem de küresel ve bölgesel konuları ele almada mutabık kaldıklarını hatırlatan Davutoğlu, Clinton'ın geçen yılın Temmuz ayında Türkiye'de kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdiğini anımsattı. Clinton ile daha sonra da birçok uluslararası toplantı meselesiyle bir araya geldiklerini anlatan Davutoğlu, Washington ziyaretini de bu yılın ilk iki ayı içinde yapmayı planladıklarını, şimdi bu kapsamda bu ziyareti gerçekleştirdiklerini söyledi.

Davutoğlu, bugün yaptığı görüşmelere, ilk olarak Beyaz Saray'da Ulusal Güvenlik danışmanı Tom Donilon ile başlayıp, Clinton ile devam ettiğini ve en son olarak da ABD Savunma Bakanı Leon Panetta ile bir araya geldiğini söyledi.
 
 -Görüşmelerin ana odak noktası Suriye oldu..-
 
 Davutoğlu, ABD yönetimiyle yaptığı görüşmelerin ana odak noktasını Ortadoğu'daki gelişmeler ve buna bağlı olarak Suriye'deki gelişmelerin oluşturduğunu kaydetti.
 Ancak bu konuların dışında, görüşmelerinde, Balkanlar'daki son dönemde Bosna-Hersek ve Kosova bağlamında yaşanan gelişmeler, Kafkaslar'daki gelişmeler ile Azerbaycan-Ermenistan meselesinin de ana gündem maddelerini oluşturduğunu belirten Davutoğlu, ayrıca, İran'ın nükleer programı çerçevesindeki son karşılıklı görüşme talepleri ve bundan sonraki atılacak adımları da ele aldıklarını ve özellikle ABD'nin çekilmesinin ardından Irak'ta sözkonusu olan gelişmelerin de gündemleri arasında yer aldığını bildirdi.
 Davutoğlu, bunun yanında PKK terörüne karşı mücadele ve küresel terörle mücadele konusunu da ele aldıklarını dile getirdi.
 
 -''En acil gündem insani yardımlar''-
 
 Davutoğlu, ''Suriye konusunda, zamanlama olarak, kendisinin Washington ziyareti ile Arap Birliği toplantısının eş zamanlı gerçekleşmesi ve ayrıca özellikle Humus'ta insani durumun gittikçe kötüleşmesinin bu geziye özel bir çerçeve kattığını'' söyledi.
 Bu çerçevede, Arap Birliği'ndeki gelişmeler bağlamında Arap Birliği Genel Sektereri Nebil El Arabi ile Washington'dan birkaç kez görüştüğünü hatırlatan Davutoğlu, Arap Birliği Dönem Başkanı Bin Casim El Sani ile ve Tunus Dışişleri Bakanı Refik Abdussalem ile görüştüğünü ve dün de BM Genel Sekreteri Ban Ki-Mun ile özellikle insani durumu ele almak ve bu konuda BM'nin katkısının ne olabileceğini görüşmek üzere telefon diplomasisi yürüttüğünü anımsattı.

Davutoğlu, ''Şimdi de tekrar son gelişmeler ışığında sayın Ban Ki-Mun ile bugün veya yarın bir görüşme yapacağız. Ayrıca, El Arabi ile gelişmeleri ele alacağız'' dedi.

Suriye konusundaki en acil gündemin insani yardımların Suriye şehirlerine ulaştırılması olduğunu ifade eden Davutoğlu, şöyle devam etti:

''Çünkü gerek Humus'tan gerek Zebadani'den gelen haberler gerçekten çok kaygı verici. Sadece güvenlik şartları kötüleşmekle kalmadı, yiyecek ve ilaç sıkıntısı had safhaya ulaştı. Onun için BM, Arap Ligi, Türkiye, hep beraber buna nasıl çözü buluruz, bunu tartışıyoruz.
 İkinci olarak da diplomasi alanında Tunus toplantısının katılımcıları, formatı, ele alınacak konular da gerek Arap Ligi ile yaptığımız, gerek de Washingon'ta yaptığımız görüşmelerde ciddi şekilde ele aldığımız konular arasındaydı.

Biz bir an önce bir diplomatik sürecin işlerlik kazanmasına büyük önem veriyoruz. 24 Şubat'ta yapılacak toplantıya da katılacağız ve bu toplantı öncesinde de taraflarla teması sürdürerek Tunus'ta yapılacak toplantının muhteva olarak da geleceğe dönük ufuk çizmesine de büyük önem veriyoruz. Esasen Tunus'ta toplantısının yapılması bizim fikrimizdi ve özellikle de bu konu üzerinde Arap Ligi ile temaslarımız olmuştu. Çünkü Tunus Arap uyanışının başladığı ülke ve şu an bu süreçte ilk seçilmiş hükümetin görev başına geldiği ülke.''

Davutoğlu, Tunus'a hem bu çerçevede yapacağı faaliyetlerde başarılar diledi hem de Türkiye'nin her desteği vermeye hazır olduğunu kaydetti.

Davutoğlu, Washington'da ABD yönetimiyle yaptığı görüşmelerde de bu hususları ele aldıklarını söyledi.

Görüşmeleri ''son derece verimli'' olarak değerlendiren Davutoğlu, ''Hem Kongre temasları, hem sivil toplum kuruluşları hem de yönetimle yaptığımız görüşmeler bağlamında Türk-Amerikan ilişkilerinin ne kadar geniş kapsama yayıldığını gösteren güzel bir ziyaret oldu'' dedi.

''BM'nin devrede olması lazım''
 
Davutoğlu, insani yardımlarla ilgili bir soru üzerine, BM Genel Sekreteri Ban Ki Mun ile BM'nin İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi'nin faaliyetlerinin hızlandırılması noktasında mutabık kaldıklarını söyledi.

Ayrıca, BM Cenevre ofisinde İnsan Hakları Konseyi'ne girişimde bulunduklarını hatırlatan Davutoğlu, şunları kaydetti:

''Bunun iki boyutu var. Birisi, Türkiye, Irak, Lübnan gibi komşu ülkelere sığınmış olan mültecilerin durumu. Türkiye olarak biz bunu şimdiye kadar, onları hep dostlarımız, komşularımız, kardeşlerimiz olarak gördük ve tek başımıza bu sorumluluğu üstlendik. Ancak mülteci sayısında artış olması ve doğabilecek diğer yan unsurları hep beraber ele almak lazım.

İkincisi daha zor olanı. O da şu an alandaki insani durum. Yani, Humus, Zabadani ve diğer şehirlerdeki insani durum. Buraya ulaşabilmemiz için BM'nin devrede olması lazım. Biz, hem BM mekanizmaları hem de komşu ülkeler olarak bu konularda neler yapabileceğimizi konuşmaya devam edeceğiz.

Ümit ederiz bu insani yardım koridoru, insani yardımın ulaşması konusunda olabilecek engeller kalkar. Bu bir siyasi konu değil, bu bir müdahale konusu da değil, mesele rejim yanlısı, karşıtı olmasına bakmaksızın Suriyelilere bu insani yardımların ulaştırılması.''
  
Bakan Davutoğlu, Tunus'ta 24 Şubat'ta yapılacak ''Suriye'nin Dostları'' toplantısıyla ilgili olarak, ''BM Güvenlik Konseyi, Suriye ve bölgeye dönük atılması gereken adımlarda üzerine düşen ahlaki ve siyasi sorumlulukları yerine getirmiş olsaydı, böyle bir platforma ihtiyaç hissedilmezdi. BM'de çıkmayan bir mesaj, Tunus'da çıkmalıdır'' dedi. 

Davutoğlu, bir gazetecinin ''BM Güvenlik Konseyi'nin performansıyla ilgili rahatsızlığınızı sürekli dile getirdiniz ve daha çok bir alternatif platformu sürekli vurguladınız. Amerikalı muhataplarınız bu konuda size katılıyor mu '' sorusu üzerine, şunları kaydetti:

''Tabii, Tunus'a sayın (ABD Dışişleri Bakanı) Clinton da gidecek, ben de gideceğim. Tunus'ta oluşacak platform, Güvenlik Konseyi'ndeki tıkanma sebebiyle ortaya çıkan bir ihtiyaçtan kaynaklanıyor. Güvenlik Konseyi, Suriye ve bölgeye dönük atılması gereken adımlar bağlamında üzerine düşen ahlaki ve siyasi sorumlulukları yerine getirmiş olsaydı, böyle bir platforma ihtiyaç hissedilmezdi. Güvenlik Konseyi'nde bir tıkanma oldu ve ortada da sivil kayıplar devam ediyor. Daha önce 10'larla ifade edilen günlük kayıplar yüzlerce kişiyle ifade edilir hale geldi. Bizim komşu ülke olarak, Arap Ligi'nin bir üye ülke ile ilgili olarak atıl kalması söz konusu değildi.

Zaten bu platform, hatırlarsınız, daha ABD ziyaretimiz gerçekleşmeden sayın Başbakanımız geçtiğimiz hafta grup toplantısında 'yeni bir diplomatik inisiyatif başlatıyoruz' dedi. Ben bu diplomatik inisiyatifle ilgili detayları ertesi gün kamuoyuyla paylaştım. Çünkü aynı gün Arap Ligi ile yoğun temaslar gerçekleştirmiştik ve bu, birlikte yürüttüğümüz bir çalışma. Şimdi bu çalışmayı ilgili diğer taraflarla paylaşıyoruz. ABD de bu çalışmaya mutlak destek veriyor. Bu konuda hiçbir tereddüt yok.''

Davutoğlu, ''(insani yardımlarla ilgili olarak) Amerikalılar, bu konuda size ve Arap Ligi'ne hazır görünüyor mu '' sorusuna da, ''İnsani yardım konusundaki her girişimi destekleyeceklerini vurguladılar'' şeklinde yanıt verdi.

İnsani yardım konusundaki ortak tutumlarının, BM Güvenlik Konseyi kararı olmaksızın da bazı insani yardım çalışmaları yapılabilmesi yönünde olduğunu belirten Davutoğlu, ''Suriye yönetimi bunu da engellemeye kalkarsa, bir başka büyük hatanın, suçun içine girer. Bu insani yardım çünkü'' dedi.
 
''BM'de çıkmayan bir mesaj, Tunus'da çıkmalıdır''

 
Davutoğlu, ''Çin ve Rusya'nın bu sürece katılmasını sağlamak için çabalarınız devam edecek mi '' sorusu üzerine de sözlerini şöyle sürdürdü:

''Tunus toplantısına katılım konusunda istişarelerimiz sürüyor. Gönül isterdi ki BM Güvenlik Konseyi'nde özellikle veto yetkisine sahip daimi üyeler, her yetki bir sorumluluk da gerektirir, o sorumluluğun gereği olarak Suriye yönetiminin bu baskıcı yöntemine dur diyebilseydi. O denmediği için buna ihtiyaç var. Şimdi burada uluslararası toplumun en geniş katılımıyla güçlü bir mesaj Tunus'da verilmek durumunda. Bu mesaja katılan herkesi memnuniyetle karşılarız. Ama bu mesaj, BM'de çıkmayan bir mesaj, Tunus'da çıkmalıdır. Dolayısıyla katılım esası da budur.''

Davutoğlu, ''Suriye'deki muhaliflere yardımın gündemlerinde olup olmadığına'' yönelik soru üzerine, şunları söyledi:

''Suriye muhalefetine katkımız, bize sığınan kardeşlerimize kucak açmakla ilgilidir. Bu, şu anda sınırımızda bulunan kardeşlerimiz için söylüyorum: hangi ırktan, hangi etnisiteden, hangi mezhepten olursa olsun komşu ülkeden kimler bize sığınırsa, biz onlara kucak açmalıyız. Bunu her zaman söyledim, bir daha söylüyorum. Biz hiçbir ülkenin iç işlerine bu anlamda müdahil olmadık ama zulümden kaçan olursa da ister Jivkov döneminde Bulgaristan kaçan Türkler olsun, İster Miloseviç baskısı karşısında Bosna'dan, Kosova'dan kaçan Boşnaklar, Arnavutlar olsun, ister Saddam'ın zulmü karşısında Irak'tan kaçan Kürtler olsun, isterse şimdi Suriye'den kaçan Araplar, hepsi bizim kardeşimizdir. Yaptığımız yardım da bu çerçevededir.''
 
ABD'deki Ermeni meselesi

 
Bakan Davutoğlu, bir soru üzerine, Kongre'de 1915 yılı olaylarına ilişkin Ermeni meselesinin hiç gündeme gelmediğini söyledi.

''Bunu Türk-Amerikan ilişkileri üzerinde Demokles'in kılıcı gibi tutmanın bir anlamı yok, kimseye de faydası yok'' diyen Davutoğlu, şunları kaydetti:

''Zaten sayın Clinton'ın Fransa'daki karar sonrasındaki tutumu dolayısıyla da kendisine o zaman teşekkür etmiştim. Bu da açık şekilde Amerika'nın fikir özgürlüğü konusunda ne kadar doğru bir yerde durduğunu gösterdi. Kongre'de de bu konu özel olarak ele alınmış değil. Biz bunu bir kriz günü, 'bahar migreni' gibi sürekli sürekli gündemde tutulmasının da, Türk-Amerikan ilişkilerine de Türk-Ermeni ilişkilerine de Kafkasya'daki barışa da katkı getireceğini düşünmüyoruz. Bu anlamda bir sıkıntı gündemimizde yok.''
 
''Terörle mücadelede hiçbir aksama olmayacak''
 
ABD Savunma Bakanlığı Pentagon'daki görüşmelerinde terör örgütü PKK konusunun nasıl gündeme geldiğine yönelik soru üzerine Davutoğlu, terör örgütü PKK ve teröre karşı mücadele konusunda zaten Türkiye ile ABD arasında yürüyen bir işbirliği bulunduğunu söyledi.

Davutoğlu, ''ABD Savunma Bakanı Leon Panetta ile de özellikle ABD'nin Irak'tan çekilmesi sonrasında terörle mücadelede işbirliğinin hiçbir aksama gösterilmeden sürdürülmesi noktasında mutabık kaldıklarını'' kaydetti.

Bundan sonra da gerekli temasları sürdürmeye devam edeceklerini belirten Davutoğlu, ''Ama terörle mücadele konusunda hiç bir şekilde bir aksama sözkonusu olmayacak. Bu konuda bütün yetkililerle mutabıkız'' dedi.
 
''Türkiye'nin gücünün doğal yansıması...''
 
Davutoğlu, bir soru üzerine, ''Türk-Amerikan ilişkilerinin her zaman özel olduğunu'' belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Ama son dönemde Türkiye'nin bölgesinde, dünyada artan etkisiyle, sadece Washington'da değil, Moskova'ya, Brüksel'e, Tahran'a, Kahire'ye gittiğimizde de görüşme trafiklerimiz yoğun oluyor. Bu konuda herkes Türkiye ile istişareye büyük bir önem veriyor. Washington'da da bunun görülmesinden daha doğal bir durum yok. Bu çerçevede de görüşmelerimize yansıdı. Görüşmelerin süresinden muhtevasına, Kongre'deki havadan yönetimdeki atmosfere, sivil toplum kuruluşlarındaki gelen sorulardan basına yansımasına kadar, bu konuda artan etkimizin ne düzeye geldiği konusunda birçok unsur bulunabilir. Bu Türkiye'nin gücünün doğal yansımasıdır, bu yansıma her geçen yıl daha da artacak.''

Davutoğlu, ''Türkiye'deki tutuklu gazetecilerin durumlarının görüşmelerinde gündeme getirilip getirilmediği'' sorusuna ''Hayır'' yanıtını verdi. Görüşmelerinin Türk-Amerikan ilişkileri ile bölgesel ve küresel konular çerçevesinde kaldığını ifade eden Davutoğlu, ''Türkiye içindeki gelişmelerle ilgili olarak dini azınlıklara yönelik son dönemdeki adımlarına dair takdir ifadeleri dışında bir konunun gündeme gelmediğini'' kaydetti.

Türkiye ile ABD arasındaki ticari ilişkilere dair soru üzerine Davutoğlu, ''ABD Başkanı Barack Obama'nın Türkiye'ye ilk ziyaretinde ifade edilen model ortaklığın alt yapısını dokurken üzerinde durdukları en temel hususun, ilişkilerin güvenlik dışındaki alanlarda geliştirilmesi olduğunu ve ekonomik alanda bir mekanizma kurulduğunu'' hatırlattı.

''Bu mekanizmanın daha çok işlerlik kazanması hususunda tekrar mutabık kaldık'' diyen Davutoğlu, son dönemde iki ülkenin ticaret hacminde ''ciddi iyileşme'' olduğunu anımsattı.

Davutoğlu, ancak bu iyileşmenin aradaki dış ticaret açığını kapatacak şekilde Türkiye lehine gelişmesine de önem verdiklerini ve görüşmelerinde bunları da ele aldıklarını kaydetti. (AA)

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler