YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Sivil Düşünce Kars'a konuk oldu
2.Uluslararası Harakani Sempozyumu kapsamında, Sivil Düşünce ekibi Kars'a konuk oldu. Programda, Ebul Hasan Harakani Hazretleri'nin ve kaybolmaya yüz tutan diğer manevi duyguların nasıl harekete geçirileceği tartışıldı.
Sivil Düşünce Kars'a konuk oldu
18 Ekim 2014 / 02:50 Güncelleme: 18 Ekim 2014 / 07:19

Kanal A'da yayınlanan ve Kanal A Genel Yayın Yönetmeni Alper Tan'ın moderatörlüğünde sunulan Sivil Düşünce'nin bu haftaki konukları; Prof. Dr. Ruhi Ayangil, Doç. Dr. İbrahim Çiftçi, Ahmet Yesevi Kültür Derneği Başkanı Dr. Fatma Sönmez ve daimi konuklar; Orhan Miroğlu ve Celal Kazdağlı idi.

Ebul Hasan Harakani Hazretleri'nin çizgisinden, davasından, mefkuresinden yola çıkarak Yeni Türkiye'nin inşasında neler yapılabilir, Yeni Türkiye'nin manevi boşlukları nasıl doldudurulabilir gibi konular tartışıldı.

Türkiye'de yaşanan darbe girişimleri ve izinsiz gösterilerin ne amaçla ve neden yapıldığını sorgulayarak programa başlayan Alper Tan, şöyle konuştu:

"Neyimiz eksik de bunlar oldu?"

Geçen sene bir Gezi kalkışması yaşandı. Bir ay boyunca şehirlerin altı üstüne getirildi. Zamanına baktığımızda Türkiye'nin tarihinin en büyük yatırımlarını yaptığı, 3. Boğaz Köprüsü, 3. Havalimanı, Kanal İstanbul gibi devasa projelerin hayata geçirildiği bir dönemde, IMF'e olan borçlarımızın tamamen kapatıldığı ve IMF'e borç vermeye başladığımız bir dönemde, bütün göstergelerin ekonomik düzeyi üstte gösterdiği bir dönemde Gezi kalkışması yaşandı. Neredeyse darbe olacaktı.

Onu geçtik. 17 Aralık'ta manevi olarak kendisine çok güvenilen, inanılan bir kesim bu defa başka bir darbe girişiminde bulundu. Onu savuşturuyoruz derken Suriyeli başka bir kesim, Irak'taki IŞİD gibi, Esad gibi hadiselere nasıl bir çözüm bulabiliriz diye konuşulurken, Kobani'de olan hadiselere Türkiye el atmaya çalışırken, Kurban Bayramı sırasında 35 şehirde Gezi olaylarına benzer hadiseler yaşandı ve Kurban dağıtan çocuklar vuruldular, üçüncü kattan atıldılar, ezildiler, üzerinden arabayla geçildi, sonra hançerlendiler. Yani insanlığa sığmayan işkencelerle katledildiler.

Daha da acısı bu katliamı balkonlarından seyreden bayanların zılgıt çalarak o eylemleri desteklediği söyleniyor. Şunu demek istiyorum biz paraya kavuşabiliyoruz, güzel binalar yapabiliyoruz, lüks araçlara binebiliyoruz, artık uçaklara belediye otobüsü kullanmaya başladık, her tarafta çift yol var, her türlü hayat konforu yerinde. Ama işte bu bayramdaki hadiselerde 70-80 bin genç insanın sokağa çıktıklarını, molotof kokteyllilerle saldırdılar. Ne eksik? Bütün maddi imkanlar, en azından geçmişe nazaran çok iyi olmasına rağmen, daha da iyiye gideceğine dair işaretler olmasına rağmen bizim neyimiz eksik ki bütün bu canice işleri yapabiliyoruz?

Dr. Fatma Sönmez ise soruya şu şekilde cevap verdi:

"Bedenler var ama ruhlar yok"

Ebul Hasan Harakani Hazretleri'ni ve onun fütüvvet yolundan gidenleri anlamamızdan kaynaklandığını düşünüyorum. İyi anlatamamış olmamamızdan kaynaklandığını, toplumumuzun planlı şekilde içi boşaltılmış bir toplum olmasından kaynaklandığını düşünüyorum. Yani bedenler var ama maalesef ruhlar yok.

Biraz önce bahsedildiği üzere bütün olaylarda, eğer biraz Allah korkusu olsaydı onlarda, kamu mallarına zarar vermezlerdi.

Ebul Hasan Harakani Hazretleri'nin yolundan gelenler hem alp hem eren olabilmeyi başarmış insanlardır. Bu manada onları çok iyi anlamamız ve topluma çok iyi anlatmamız gerek. Birlik beraberlik yolunda birleştirici bir yol izlenmesi gerektiğine inanıyorum.

"Anadolu'nun fetih düşüncesinin önemli isimlerinden biri Harakani Hazretleri'dir"

Orhan Miroğlu:

Bu bin yıllık bir süreç. Anadolu kültürü var, buraya gelen insanların başka insanlarla halklarla karşılaşmaları var, o kültürlerle temas etmeleri var.

Cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte bu halkların birbirlerini tanımadan, keşfetmeden zaman zaman büyük yaralar aldığını biliyoruz. Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren buraya ait kültürler, eserler çok fazla hatırlanmadı. Bu cumhuriyetin kuruluş felsefesi ile ilgili jakoben bir anlayışına dayanıyordu. Toplumu yukarıdan aşağıya kurma düşüncesi.

Bugün IŞİD'in Ortadoğu'da fazla da anlayamadığımız şekilde yapmak istediği şey bu. birdenbire bu şekilde uyuyan bir güç gibi yeni bir dönem başlattı aslında. Tartışıyoruz ama aslında her şeyden önce bu tarihin ve kültürün bir parçası. Bunu normalleştirme yolunda bir yere koymak uzun zaman alacak. Kendimizi bu dehşet durumdan da korumaya çalışıyoruz.

Anadolu aslında 1071'de fethedilmiş bir yer değil. Bundan önce düşünsel hareketi var. Bu düşünsel hareketin en önemli isimlerinden biri Hasan Harakani Hazretleri. Dolayısıyla bu yeni bir dönem ve çok sancılı bir dönem.

Yeni Türkiye'nin inşasında manevi duyguların yeniden harekete geçirilmesi

Alper Tan:

Başbakan Davutoğlu, Başbakan olmadan birkaç gün önce buraya geldi Hasan Harakani'den bir nevi manevi destek istedi. Konya'da Mevlana'yı ziyaret etti. Cumrhubaşkanı da seçildiği gün Hacı Bayram'ı ziyaret etti. Baktığınızda siyasette ciddi bir dönüşüm var.

Eleştirilen, laikliğe aykırı, modernliğe aykırı gibi eleştiriler şimdi normalleşmeye ve doğal halini almaya başladı.

Yeni Türkiye'nin inşasında bu manevi duygular tekrar nasıl harekete geçirilebilir?

"Sykes Picot'un sonlanması, Yeni Türkiye'nin kurulması"

Celal Kazdağlı:

Bu ziyaretler zaten bu harekete geçtiğinin göstergesi. Türkiye ileri gitmek için geriden hız alması gerekiyor. Belki, o ileriye gidiş öncesi o tarihi ve manevi mirasıyla buluşuyor. Şu anda yapılan o buluşmanın tamamlanması sürecidir.

Burada bulunduğumuz medeniyet, 200 yıl boyunca büyük zafiyet yaşadı. Kırılma noktası, 1916 Sykes Picot Anlaşması gizli olarak imzalandığı tarihtir. 1923'te resmen kamuoyuna ilan edilmiştir. 1916'da bu topraklarda geçmişle olan bütün bağ kopartılacak şekilde bir haritalar oluşturulmuştu.

Onun üzerine 17 Ekim'de Rus Devrim'i geldi. Önce Rus Devrimi yıkıldı. 1990'lardan bu yana da Sykes Picot dönemi yıkılmaya ve değişmeye başladı. Bunun tamamen sonlanması gerek. Bu ne demek? Bu aslında yeni bir Türkiye'nin doğuşu anlamına geliyor.

Bunun inşası için geçmişi, onun manevi değerlerini yeniden devralmak gerekiyor. Bu yıl ikincisi yapılan Harakani Hazretleri Sempozyumu en önemli adımlardan birisi.

 Alper Tan:

Buralarda ve birçok yerde Anadolu Selçukları'nın liderlerinin izleri, mühürleri var. Günümüz şartlarında bu nasıl yapılabilir?

"Hasan Harakani Hazretleri kendisi bizzat fütüvvet ehlinin temsilcisidir"

 Prof. Dr. Ruhi Ayangil:

Bugünün şartlarında ferdi olarak bir fayda umuyorsak bunu yapmaya niyet edebiliriz. Yoksa başka bir imkan veya fayda zihniyeti bizi bu yoldan çevirebilir. Bundan yüzyıllarca önce iletişim ve ulaşımın kısıtlı olduğu bir düzlemde, ilim erbabı, dervişler, alimler vd bütün o yolları ilim, irfan ve Hak aşkına, bir hak fethini murat ederek o yollara düşüp yürüyorlardı ve onları sadece yönlendiren Hak aşkı idi. Bugün bu düşünceden yoksunuz.

Horasan eylemleri de aynı şekilde beklenti içinde olmadan Hak arayışı için yollara düşmedir. Hasan Harakani Hazretleri kendisi bizzat fütüvvet ehlinin temsilcisidir, civan, merttir. Bu yollara düşüşleri o Hak'kın adaletini, birliğini, düzenini, ahlakını insanlara yaygınlaştırmak içindir.

Alper Tan:

Sivil toplum olarak bizim yapmamız gereken nedir? MEB'in, Diyanet İşleri Başkanı'nın yapması gereken şeyler var mı? Sivil toplum kuruluşları, üniversiteler, hükümetler ne yapabilirler?

"Sivil toplum olarak yapılacak çok şey var"

İbrahim Çiftçi:

Var. Hz. Ali'nin çok önemli bir düsturu var. diyor ki; "Çocuklarınızı kendi yaşadığınız çağın, medeniyetin kültürüne göre değil, onların içinde yaşayacağı çağın kültürün, medeniyetin kültürüne göre yetiştirin" diyor.

Türkiye'de dindar kesimin malul olduğu bir şey var; sağcılık ve tutuculuk. Yani bir günü bir güne uymaması gereken, İslam'ı benimseyenlerin hiç yanından geçmemeleri gereken şey tutuculuktur, sağcılıktır. Muhafazakarlık ayrı bir şeydir.

Tarih de içine saplanıp kalacağımız bir şey değil. Bu tıpkı yay gibidir. Ne kadar geriye çekerseniz o kadar ileriye fırlar. Tarih, bakıp, görüp, geçeceğimiz bir şeydir. Oysa biz dönüp tarih üzerinden tartışıyoruz ve tarih üzerinden saçma sapan şekilde geleceği inşa etmeye çalışıyoruz. Bu doğru bir görüş değil. 'Dününü bilmeyen geleceğini bilmez' diye bir şey yok. Dünle biz geleceği inşa edemeyiz.

"Hiçbir şey tekrar etmez"

Bunun için de bütün bunlara Hz. Mevlana gibi bakmak lazım. Yani biz Harakani Hazretleri'nden feyiz alabiliriz ama Harakani'nin formülasyonlarına bakarak bugün bir dünya inşa edemeyiz. Yeniden Osmanlı inşa olmaz, yok, olamaz. Yani hiçbir şey tekrar etmez. Bu anlamda, Türkiye'nin de içerisinde bulunduğu tüm İslam dünyası ciddi tutuculuklar içinde. Bir kere bunlardan kurtulmamız lazım.

Bakın batı oryantalizmine, hep eski zenginlik ve güzelliklerden bahsediyorlar. Ama şimdi bugün bir sürü 'İslami' ya da 'muhafazakar' müzikler diye orgla ilahi çalıyorlar. Ruhi Ayangil'i dinlemiyorlar.

Bütün kültürlerin,sanatların, kafalarda çözülmesi lazım. Bugün hala 'Sanat günah mıydı? Resim var mıydı? Tiyatro var mıydı? Müzik günah mıdır?' gibi konular tartışılıyor. Farabi nota yazmış. Ama biz bugün o kadar primitif bir duruma düşmüşüz ki bu her konuda böyle.

Kürtlere özerklik çare midir?

Orhan Miroğlu:

Kürtlere özerklik çare midir diye tartışıyoruz. O zaman herkesi bir arada tutacak bir anayasaya ihtiyaç var. Bu anayasada herkes eşit olduğunu hissedecek. Çünkü devlet bu eşitlik ve adalet prensibini o kadar çok ihlal etti ki insanların güven duygusu azaldı. Devlet o kadar büyük bir baskı politikası uyguladı ki...

Üç kurban dağıtan gencin, onlar yaşındaki gençler tarafından linç edilerek öldürülmesi çok zalimane bir davranış. Bundan da önemli olan şey, Diyarbakır halkının bu zalimane davranışı balkonlardan alkışlamasıdır. Yani o evin içine giren o gruba iyi gelebilecek bir şeyler yapabilirsiniz. Ama halk eğer ait olduğu bu vahşeti onaylıyorsa, burada çok büyük bir problem var. Bizi bir arada tutabilecek şey işte budur deyip sorunu çözemeyiz. İşin içine çok başka şeyler giriyor.

Alper Tan:

Üniversiteler bu manevi duyguları harekete geçirmek için bilimsel anlamda ne yapabilir?

"Üniversitelerde rektörler seçimle gelmemeli"

Celal Kazdağlı:

Çok şey yapabilir. İçinde bulundukları atmosferi değiştirmeleri gerekiyor. Yönetim anlayışlarından hayat bakışlarına kadar çalışma düzenlerinde birçok şeyi değiştirmeleri gerekiyor. Belki geçmişten bu o kadar kolay değildi ama önümüzdeki dönemde bunu mutlaka yapmaları gerekiyor.

Üniversitelerde seçim olmamalı. Mütevelli heyeti seçimle seçilebilir ama akademik kadronun üniversite rektörünü seçmemeleri gerekiyor.

"Türkiye'de dilemma var"

Prof. Dr. Ruhi Ayangil:

Bilimsel çalışmalar için maddi sıkıntı var, bilimsel çalışma yöntemlerine hakim değiliz. Hükümetlerin değiştiremeyecekleri eğitim yapılanmaları var. Bunlar süngerin zifti emmesi kadar zor görülüyor. Bunun başlıcası konservatuarlardır. Yıllardır neler yazılıyor söyleniyor ama bu Türkiye'deki dilemma (iki başlılık), laiklik, anti laiklik kadar önemli. Bunlar bir dağın görünmeyen kısımları. Dilemma dediğimiz şey doğuculuk ve batıcılık meselesidir.

Mesela Türk müziği söylemek fundamentalist anlayıştır yani gericiliktir. Batı müziği ile meşgul olmak çağdaşlıktır. Bunu kültürleri savaş unsuru olarak karşılaştırmak bakımından söylemiyorum.

 

KANALAHABER.COM/ÖZEL İÇERİK

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler