YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Şırnak faciasında müthiş iddia
Şırnak faciasında müthiş iddia
30 Aralık 2011 07:23
Şırnak’ta 36 vatandaşın öldüğü facianın istihbarat hatasından kaynaklandığı öne sürüldü

Şırnak'ta sınır ötesi kaçakçılık yapan köylüler F-16'lar tarafından bombalandı. Çoğu genç ve aynı aileden 35 kişi hayatını kaybetti. TSK, olayla ilgili 'çeşitli kaynaklardan alınan istihbarat' diyerek ilginç bir göndermede bulundu. Gözler MİT'e çevrildi

Şırnak Uludere'de 35 vatandaşın hayatını kaybettiği olaya istihbarat skandalının neden olduğu öne sürüldü. Genelkurmay'ın konuyla ilgili yaptığı açıklamada yer alan "Çeşitli kaynaklardan alınan istihbarat" ifadesinin de olayın perde arkasına ilişkin önemli ipuçlarını içerdiği belirtildi.

Genelkurmay'ın internet sitesinde yer alan açıklamada "Çeşitli kaynaklardan alınan istihbarat ve yapılan teknik analizler sonucunda, içlerinde örgüt elebaşılarının da bulunduğu terörist grupların bölgede bir araya geldikleri ve sınır hattındaki karakol ve üs bölgelerimize yönelik saldırı hazırlığı içinde oldukları anlaşılmış ve ilgili birlikler ikaz edilmiştir" vurgusu yapıldı

ÇİFT TARAFLI AJANLAR

Genelkurmay'ın doğrudan askeri istihbarat yerine 'çeşitli kaynaklar' vurgusunu yapmasının söz konusu grupla ilgili istihbaratta gözleri TSK dışındaki diğer birimlere çevirdi. Sınır ötesinden gelen bir grupla ilgili istihbaratı verebilecek tek kurumun Milli İstihbarat Teşkilatı olduğu kaydedilirken, olayın farklı boyutları gündeme geldi.

Bölücü örgüt içinde istihbarat birimlerinin kullandığı çok sayıda elaman olduğuna dikkat çekilirken, bunlardan bazılarının çift taraflı olarak PKK'ya çalıştığına işaret edildi. PKK'nın son dönemde operasyonları yavaşlatmak için çift taraflı çalışan elemanları aracılığı ile çok sayıda asılsız ihbar ve yoğun istihbaratla bilgi kirliliği oluşturduğuna vurgu yapıldı.  Son günlerde güvenlik birimlerinin terörle etkili mücadelesi terör ve örgütten beslenen devlet içindeki yapıları rahatsız ettiğine dikkat çekilirken, orduyu ve güvenlik birimlerini zorda bırakacak ve terörle mücadeleyi zaafa uğratıp sorgulatacak girişimlerde bulunulduğu kaydedildi.
 
SURİYELİ İLE YANILTILDI   

İstihbarat notunda yer alan 'örgüt elebaşlarının bulunduğu' bilgisinin de TSK'yı çok hızlı karar verip hareket etmeye zorladığı ifade edildi. İstihbarat notunda yer alan örgüt elebaşının PKK'nın askeri kanat sorumlusu Fehman Hüseyin olduğu öne sürüldü. Hüseyin'e odaklanmış güvenlik birimlerinin bir şekilde yanıltılmış olabileceği belirtildi.

Ayrıca bu tür operasyonlarda ABD'nin bile çok hassas teknoloji kullanmasına rağmen, sivil ve terörist grupları ayırt etmekte zorlandığına dikkat çeken güvenlik uzmanları,  Afganistan ve Irak gibi yerlerde ülkelerde yanlış istihbarat sonucu yaşanan hatalı operasyonları örnek gösterdi. ABD, geçtiğimiz aylarda Afganistan'da bir düğün alayını El Kaide militanları sanarak bombalamış ve onlarca kişi hayatını kaybetmişti.

PKK'NIN GELİR KAYNAĞI

Türkiyeyi sarsan olayda kaçakçılık yapan vatandaşların hedef olması başka bir ayrıntıyı gündeme getirdi. Kaçakçılık yapan grupların arasına PKK'nın sızdığının bilinen bir durum olduğuna dikkat çekildi. Ayrıca PKK'nın en önemli gelir kaynaklarından birinin de kaçakçılardan alınan vergiler olduğuna işaret edildi. Terör örgütünden mühürlü kağıtlar alan kaçakçıların bir sonraki PKK kontrolünden bu kağıtlar sayesinde sınırı geçebildiği ifade edildi. Dolayısıyla kaçakçılar ve PKK'lıların pek çok noktada yollarının kesiştiği belirtilirken, yasak olan kaçakçılık konusunda daha önce acil olarak düzenleme yapılması gündeme geldiği halde somut bir adım adımladığına vurgu yapıldı. Bu durumun da güvenlik güçlerinin kaçakçı ile örgüt militanlarını ayırmakta zorlandığına dikkat çekildi. Ayrıca kaçakçıların vurulduğu bölgenin PKK kampına yakın olması ve sivil yerleşim yeri olmamasının acı tablonun yaşanmasındaki bir başka neden olduğu kaydedildi.

HABER:SERBEST ÖZDEN-BUGÜN GAZETESİ

--------------------------------------------------------------------------------

--------------------------------------------------------------------------------
BU YAPIYLA DAHA ÇOK 'KAZA' OLUR

35 sivilin öldüğü olay terörle mücadelede koordinasyonun en az istihbarat kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koydu. 'Hantal ve karmaşık yapı' nedeniyle bu tip 'kazalar'ın tekrarlanması mümkün. Mücadeleye hava desteği sağlayan Taktik Hava Kuvveti Diyarbakır'da, İHA üsleri Batman'da. Jandarma birlikleri ise Kara Kuvvetleri'ne bağlı..

Şırnak Uludere'de meydana gelen ve 35 sivilin öldüğü olay bir kez daha gösterdi ki, terörle mücadelede koordinasyon en az istihbarat kadar önemli. Çünkü birlikler arasındaki iletişimsizlik yüzünden kazalar meydana gelebiliyor. Nitekim İHA'lardan alınan görüntüler üzerine yapılan hava harekatı sonucu 35 sivil hayatını kaybetti. Bu durum bile başlı başına terörle mücadelenin ne kadar zor olduğunun delili. Çünkü bölge insansız, PKK'nın kamplarına yakın ve gecenin bir vakti. Kimin kaçakçı kimin terörist olduğunu tespit etmek kolay değil.

Ancak müstafi Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner'in ses kaydında da itiraf ettiği 'hantal ve karmaşık yapı' nedeniyle bu tip 'kazalar' tekrarlanabilir. Hem PKK ile mücadele de zaaf oluşuyor hem de ciddi zaman ve emek kaybı söz konusu. İşte bütün boyutlarıyla bölgedeki yanlış yapılanmanın boyutları ve yapılması gerekenler.

TEMEL KURAL İHLAL EDİLİYOR

Askerlikte temel prensiplerden birisi sadelik diğeri emir komuta birliğidir. Sadelik, muharebe unsurlarının teşkili, teşkilatı ve her türlü yapısal fonksiyonlarının sade, birbirine benzer unsurlardan oluşması anlamına geliyor.
 Emir komuta birliği ise bir birliğin her şeyiyle aynı komuta altında olmasını gerektirir. Fakat bu iki temel prensip yıllardır ihmal ediliyor. Terörle mücadele esas itibariyle 2. Ordu tarafından yürütülüyor. Bu Ordu'ya Mardin, Batman ve Diyarbakır'ı içine alan 7. Kolordu, Elazığ, Muş,Tunceli ve Bingöl'ü kapsayan 8. Kolordu ve Hakkari, Şırnak ve Siirt'in bağlı olduğu Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı bağlı.

Doğu Anadolu'dan yani Erzurum, Erzincan, Ağrı, Kars ve Bitlis'ten 3. Ordu sorumlu. Bu bölgelerin dışında kalan Adana, K.Maraş, Antep, Adıyaman, Tokat, Kastamonu ve Karadeniz bölgelerinde ise Jandarma Genel Komutanlığı  terörle mücadeleden sorumlu.

Mücadeleye hava desteği sağlayan Taktik Hava Kuvveti Diyarbakır'da, İHA üsleri de Batman'da. Helikopter filosu ise muhtelif yerlerde konuşlu.  Jandarma birlikleri en büyüğünden en küçüğüne kadar KKK'na bağlı.
Mesela bir ilin ilçe jandarma komutanlığı orada bulunan Kara Kuvvetleri Tugayı'nın komutasında. İller Tümen'e, bölgeler Kolordulara bağlı.

Jandarmanın ikmal, iaşe ve personel ilişkileri kendi illerine bağlı. Adli yönden adliyelere, mülki yönden mülki makamlara.. Fakat bütün bu görevlerini Tugay Komutanları'nın müsaadesi ölçüsünde yapabilir.
Aslında terörle mücadelenin kırsalda yaşanan aktif bölümü jandarma tarafından yerine getiriliyor. İstihbaratın toplanması, değerlendirilip operasyona dönüştürülmesi ve kırsalda sonuç alıcı operasyonların icra edilmesi yine jandarmanın eliyle oluyor.

Ama karmaşık yapı yüzünden bazı durumlarda bir istihbaratın operasyona dönüşmesi haftalar alabiliyor.
Mesela Mardin Nusaybin ilçe Jandarma Komutanlığı'nın aldığı bir istihbarat önce İl Jandarma'ya oradan bağlı bulunduğu Tugay Komutanı'na, oradan bağlı Kolordu Komutanlığı'na oradan da Ordu Komutanlığı'na gönderiliyor.
Hazırlanan operasyon planı da aynı yolla geri dönmekte.

Tüm ara kademelerde ise durum değerlendirmesi yapılıyor. Farklı yorumlar ve önerilerle operasyon planı şekil değiştirebiliyor. Bu aşamada 'şu şöyle olsun, burada bu yapılsın' türü müdahaleler geliyor.

Hatta 'iş yapmış görünmek için' müdahale edildiği izlenimi de doğuyor. Tabi bütün bunlar ciddi bir zaman kaybı. Aynı durum Tunceli, Hakkari, Şırnak ve diğer iller için geçerli. Tunceli'nin bir ilçesinin bir beldesinden alınan istihbarat ilçe jandarma, il jandarma, bölge jandarma, 8. Kolordu ve 2. Ordu silsilesini takip ediyor.

Tunceli bölge komutanlığı bizzat Tunceli'de bulunmasına rağmen Elazığ'da bulunan Kolordu'ya planlarını onaylatmada adım atamıyor. Helikopter uçuramıyor. Eğer Tunceli'de ki güvenlik bürokrasisini dinlerseniz Kolordu'yu gereksiz ve zaman kaybı olarak görürler.

Hele hele bir de operasyon iki Kolordu veya İki Ordu arasında bir bölgede ise o zaman bütün prosedürleri iki ile çarpmanız gerekiyor. Mesela Batman ve Bingöl, Diyarbakır ve Elazığ, Tunceli ve Erzincan arasında bir operasyonun planlaması günler süren toplantıları gerektiriyor. Uçak ve helikopter kullanımları ise daha da karmaşık.

İHA'ların kullanımı ise BUGÜN okurlarının hatırlayacağı skandallarla anılıyor. Uçak kullanımı Genelkurmay ve Hava Kuvvetleri'nin müsaadesi, helikopter veya İHA'nın başka bir bölgede kullanımı Ordu komutanının yetkisinde. Son dönemde prosedür de ki hantallıkların medyaya yansıması sonucu bir takım iyileştirmeler yapıldı.

Tabi bunda Org. Necdet Özel'in sahayı iyi bilmesi ve göreve başlar başlamaz bölge illerinde yaptığı toplantılar etkili oldu. Nitekim Diyarbakır Hani, Lice, Kulp, Silvan,Dicle ve Ergani ilçelerinde 1995'ten bu yana süren yapı iki ay önce değiştirildi. İlçe jandarma komutanlıkları il jandarma'ya yeniden bağlandı. Fakat bölgenin kalanın da durum eskisi gibi.

Van'da Jandarmaya bağlı gözüken fakat başında karacı bir korg. olduğu Jandarma  Asayiş Kolordu Komutanlığı var. Van, Hakkari, Şırnak ve Siirt'te konuşlu yaklaşık 80 bin kişiyi komuta ediyor gözüküyor. Aslında bu Kolordu 1987'de OHAL kanunu ile OHAL valiliğine bağlı olarak Jandarma Asayiş Komutanlığı adıyla kurulmuştu. Fakat 2002'de OHAL'in kalkmasıyla adı Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı oldu. Lağvedilmesi beklenirken kulislere göre KKK'nın bir korgenerale makam tahsis etmek için devam yönünde karar aldı. Röle görevi dışında bir işlevi yok. Çünkü organik kuruluşunda bağlı birliği yok, illerdeki birlikler de idari ve lojistik işlerini bağlı bulundukları kuvvetler vasıtasıyla yapıyor.

Mesela, Van'da ki 6.Hudut Alayı Diyarbakır'daki 7.Kolordu üzerinden işlerini yapıyor. Fiiliyatta da 2. Ordu'yu dikkate alıyor. Şemdinli'den sorumlu 34.Hudut Tugayı, Çukurca'dan sorumlu 20.Jandarma Sınır Tugayı, Hakkari merkezden sorumlu Hakkari Dağ Komando Tugayı(  İl jandarma da kısmi sorumlu) ve bahar dönemlerinde gelen Kayseri komando tugayı.

Hakkari'de ki tüm birlikler her türlü faaliyetini Tümen Komutanı'nın onayına sunuyor. O da Asayiş Komutanı'nın onayını alıp 2.Ordu'dan onay alıyor. Bu esnada Hakkari Valisi usulen ve çoğunlukla da sonradan haberdar oluyor.
Bazen de izin alınamıyor. Mesela Kavaklı Kampı ile ilgili Hakkari'de ki birlikler tarafından hazırlanan operasyon planları 'onaydan geçemediği' için bölge yıllardır PKK için 'kurtarılmış' haldeydi.

NELER YAPILMALI?

Son aylarda terörle mücadele de ciddi bir başarı elde edildi. Fakat bunun devamı için mücadelenin hızını ve şiddetini engelleyen hantal yapının değişmesi şart. 2012 bahar ayları gelmeden yeni bir yapıya süratle geçilmesi, birliklerin teşkilatlanmasında sadelik ve emir komuta birliğinin sağlanması gerekiyor. Bu konuda uzmanların önerisi şu: Terörle mücadelenin İçişleri Bakanlığı ve Jandarma tarafından yürütülmesi. JÖP ve PÖH'lerin sayıca arttırılması.

Ordu ve Kolorduların bu mücadeleden çekilerek Jandarma Genel Komutanlığı'na bağlı Jandarma Asayiş Kolordu ve Jandarma Bölge Komutanlıkları'nın yeniden yapılandırılması gerekli. İhtiyaç duyulan karacı komando birlikleri, Jandarma Bölge ya da İl Jandarma Komutanlıklarına verilebilir. İHA ve Hava Kuvvetleri unsurlarına emir verme yetkisi de bu birimlere  tanınabilir. Valilerin de bu mücadelenin içine dahil olmasıyla terörle mücadele yasal zeminde, koordineli ve süratli olarak yürütülebilir.

Terörün bugün geldiği bu nokta zaman kaybına, koordine eksikliğine ve hantal yapıya tahammül etmez. Çünkü şehir ve kırsal yapılar artık iç içe.. Örgüt kısa zamanda karar alıyor ve hemen uygulamaya geçiyor. Aynı şeyi hükümetin de yapması gerekiyor. Ak Parti iktidarının 'ustalık dönemi' olması ve ilgili bakanların da konuya hassasiyeti herkesin malumu. Yani ikna edilmesi gereken bir koalisyon ortağı ya da bakan yok.

İŞTE O YAPI VE BİRLİKLERİN DURUMU


 


Şema'daki yeşil kuvvetler her yıl batı'dan geçici görevle gelen komando tugayları. Kırmızı Jandarma, Mavi Hakkari'de sabit karacı birlikler. Jandarma sınıra yakın görev yapıyor. Karacılar sınırı takviye için jandarma arasında yerleştiriliyor. Bu yüzden Karacı emrinde jandarma, jandarma emrinde karacı var. Prensip olarak karacı birlikler general seviyesi altında jandarma emrine verilmiyor. Ancak jandarma birlikleri tabur komutanı dahil karacı birliğe verilebiliyor.

Hakkari'ye sürekli geçici birlik gönderilmesi olayı çözmeden çok içinden çıkılmaz hale getiriyor. Ayrıca her yıl değişen sıralı komutanların (kuvvet,ordu,kolordu,tümen ve tugay)halka yaklaşımları ve uygulamalar tamamen bireysel kazanımlar üzerine yoğunlaşıyor. Ast kademeler ise mutlak itaat mantığı ile yıpratılıyorlar. Bir yandan zaiyat verilmemesi için operasyonların azaltılması, net istihbarat olmayan yere operasyon yapılmaması emredilirken bir yandan da yetki karmaşası ile gereksiz riskler alınıyor. Nitekim Balkaya'da şehit olan 4 JÖH yanlış bölgeye Tugay komutanının şahsi talimatı ile gönderildiler. Olay daha sonra şehit olan askerlerin hatası gösterilip dosya kapatıldı. Bölgede sivil otoritenin hakim olması, valilerin daha fazla inisiyatif alması şart. Eğer bölgede görev yapan güvenlik bürokrasisinin raporları dikkate alınırsa PKK için önümüzdeki bahar zor geçecek demektir. (Bugün)
 

kimse müneccimlik yapamaz...
 // ibrahim çelikoğlu
Herşey bir teknik ile yaradılıp,insanların emrine verilmiştir.Kimse gayptan haber alamaz.Yaradılış kurallarına aykırıdır..TSK'leri görev yaparken,takip altında tuttukları varsa,kimliklerini biliyor olmasından takip altına almıştır.Takip altında tutamadığı,kaçırdıkları varsa ,dağda kimlik belirlemesi zordur.Medyanın içinde hain olanların varlığı taraması buradan meydana çıkarılmalıdır..TSK'leri kötü niyet taşıyorsa,sivilleri bilerek öldürmüştür....
30 Aralık 2011 09:25
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler