YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Sıranın kendisine geleceğinden mi korkuyor?
Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, BUGÜN'e çok özel açıklamalar yaptı. Ertuğrul Özkök'le ilgili soruları da cevaplayan Çelik, Özkök'e ağır göndermeler yaptı...
Sıranın kendisine geleceğinden mi korkuyor?
02 Mayıs 2011 / 07:32 Güncelleme: 02 Mayıs 2011 / 07:35

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik yıllardır Van Milletvekili olarak TBMM'de görev yapıyordu. 12 Haziran seçimlerinde Gaziantep'ten milletvekili adayı. AK Parti, bu seçimlerde farklı bir yöntem izleyerek, illeri ile özdeşleşmiş bazı isimleri başka illerden milletvekili adayı gösterdi. Hüseyin Çelik de o isimlerden. Partinin seçim beyannamesi onun başkanlığındaki bir heyet tarafından hazırlandı. Son olarak gazeteci Ertuğrul Özkök ile girdiği polemikle dikkatleri üzerinde topladı. Kendisine ve AK Parti'nin seçim stratejisine dair merak edilenleri sorduk, o da lafı hiç eğip bükmeden cevaplandırdı.

RÖPORTAJ: Seda ŞİMŞEK (sedasimsek@bugun.com.tr)

DEVLET ADINA SİYASET  YAPAN PARTİ DEĞİLİZ

*Bu seçimde partinin bazı önemli isimleri neden kendi illeri dışında başka illerden aday gösterildi, illerin lokomotifi mi olacak bu isimler?

Biz lokomotif filan değiliz. Biliyorsunuz totaliter yapılarda 1 numara lokomotiftir. Ama, onun peşinde olan vagonların bir ruhu yoktur. Onlar meyyittirler, ancak birileri çektiği veya ittiği zaman hareket ederler. Demokratik yapılarda ise lider konumunda veya ön planda olan kişi orkestra şefidir. Orkestra şefleri çıkan farklı sesleri armoniye dönüştürmek üzere vardır. Ben Gaziantep'te lokomotif değilim, olsa olsa orada bir ekibin orkestra şefiyim.

*Bu illerden, Gaziantep'ten, Bursa'dan, Şanlıurfa'dan bir orkestra şefi çıkamadı mı ki dışarıdan orkestra şefleri transfer ediliyor?

Orkestraya birinin şef olması, orada başka birinin bu orkestraya şef olamayacağı anlamına gelmez. Siyasette böyle tercihler vardır, Ahmet de Mehmet de Hüseyin de vardır, ama sonuçta parti Ahmet'i seçmiştir.

KAPIM HEMŞEHRİLERİME AÇIK

*Van'dan aday olmamanıza tepki var mı?

Parti zaman zaman gerekli gördüğü hallerde bazı kişileri alır başka illerde görevlendirir. Bu AK Parti'ye mahsus bir şey de değildir. Benim Van'dan milletvekili olmamam benim Van'ın meselelerine sırtımı döndüğüm, Van halkıyla ilgilenmeyeceğim anlamına gelmez. Benim yüreğim de kapım da her zaman hemşehrilerime açık olacaktır.

* Son zamanlarda merkez söylemi ile kastedilen nedir?

İngiliz siyaset bilimcisi  Shills, toplumsal merkez ve siyasi merkez olmak üzere iki tür merkez olduğunu söylüyor. Toplumsal merkez o ülkedeki genel iradeyi temsil eden kitledir, Türkiye'de bu yüzde 70-75 oranındaki sağ kitledir.  Bu irade eğer siyasetin merkezinde kendisine karşılık bulamazsa, kendisini göremezse kenarda yeni merkezler kurar ve gelir siyasetin merkezine yerleşir. AK Parti'yi bundan daha iyi anlatan bir siyasi teori yoktur. AK Parti, kenara bırakılmış, kenara itilmiş insanları toplamıştır, toplumsal merkezi siyasetin merkezine getirip oturtmuştur, tanıştırmıştır. Siyasi merkezin içindeki aktörler de bunu benimsemiştir.

AKILLI AVUKAT KAVGA ETMEZ

*Geçmişte bütün sağ iktidarlar da bu iddiayı taşıyordu.

Biz devlet adına millet üzerinde siyaset yapan bir parti değiliz, biz millet adına devlet nezdinde siyaset yapan bir partiyiz. Onlar millet tarafından el üstünde tutuldukları halde tercihlerini genellikle devletin bürokratik mekanizması lehine kullanmışlardır. Ben sizi avukat tayin ediyorum,  para da veriyorum,"git mahkemede beni müdafaa et" diyorum, ertesi gün mahkemeye çıkıyoruz bir bakıyorum hakimin, savcının safına geçmiş beni yargılıyorsunuz. Ne yaparsanız bu durumda? Avukatı azledersiniz.  Millet de bu partileri azletti. Biz milletin vekiliyiz,  milletin müdafaa edilmesi gereken yerde mahkeme heyetini savunmayız, ama mahkeme heyeti ile kavga ederek de bir yere varamazsınız. Hiçbir akıllı avukat mahkeme ile kavga ederek müvekkilli adına olumlu sonuç almaz.

HALKIN İRADESİ İLE HAREKET EDİYORUZ

*Son zamanlarda AK Parti'nin Adalet Partilileştiği iddiaları gündeme getiriliyor, böyle bir benzeşme var mı?

AK Parti böyle bir şey yaparsa zaten onların akıbetine uğrar. AP'nin Genel Başkanı Süleyman Demirel'di, askerler namluyu gösterince şapkayı alıp gidiyordu, ama AK Parti'nin Genel Başkanı ve kadroları böyle bir şey yapmıyor. Halkın iradesi ne diyorsa AK Parti o paralelde hareket ediyor. Halk bunu yapmadığımızı hissederse bizi de nadasa bırakır. AK Parti'nin böyle bir yanlış yapma lüksü olamaz.

VATANPERVERİZ

* AK Parti seçim döneminde milliyetçi bir söylemle, milliyetçi damarın oylarını mı almaya çalışıyor?

AK Parti asla böyle bir damara oynamadı. Milliyetçilikten anlaşılan bu ülkeyi sevmek, Türk bayrağının, parasının itibarını yukarılara çekmekse o manada milliyetçinin, vatanperverin hası biziz. Ama, bizim Türkçü bir söylemimiz yok, bizim Kürtçü bir söylemimiz de yok. Türkçülük yapacaksa MHP yapsın, Kürtçülük yapacaksa BDP yapsın. Bütün taklitler aslına hizmet eder, biz demokrat muhafazakâr kimliği olan bir partiyiz.

BU ÜLKEDE NE VARSA BİZDE DE O VAR

*Milliyetçi tabandan oy almak gibi bir hedefiniz yoksa Ahmet Türkeş'i neden milletvekili adayı gösterdiniz?

Biz Galip Ensarioğlu'nu da Ahmet Türkeş'i de aday gösterdik. Biz kitle partisiyiz, ideoloji partisi, uçların partisi değiliz. Bu ülkede ne varsa AK Parti'de de o var.

 

28 ŞUBAT'IN DA BİR GÜN HESABI SORULACAK

*AK Parti'de tanıtım ve medyadan sorumlusunuz. Ertuğrul Özkök'ü hedef alarak bir açıklama yaptınız.

"Hedef alarak" demeyelim, "muhatap alarak" diyelim. "Gazeteciler politikacıları eleştirir, ama politikacılar da her zaman buna boyun eğer" diye bir kural yok. Gazetecilerin bizi eleştirme hakkı olduğu kadar politikacıların da gazetecileri eleştirme hakkı vardır. Bizim aleyhimizde yazılar yazmalarına rağmen ben hiçbir gazeteciyi muhatap alarak bir basın toplantısı yapmamıştım.

*Şimdi niye yaptınız?

Ertuğrul Özkök bizim en hassas olduğumuz ve bizim mücadele ettiğimiz bir alanı bizimle ilişkilendirdi ve bizi bununla vasıflandırmaya kalktı. Ara rejimle.

*Onun öyle düşünme hakkı yok mu?

Ertuğrul Özkök'ün sıkıntısı şudur: Geçmişte merkez medya bakan azlettirir, bakan tayin eder, hükümet kurar, hükümet devirir, cumhurbaşkanının kim olması gerektiğine kim olmaması gerektiğine karar verirdi. Askeri darbeler yapılacağı zaman bunun zeminini hazırlar, bunun şakşakçılığını yapardı. Biz geçmişte bunların hepsini, bu tabloyu gördük. Sayın Ertuğrul Özkök bütün bu dönemlerde önemli bir figür olarak karşımıza çıkıyor. "Ara rejim" denildiği zaman, "ara rejimlerin desteklenmesi, pohpohlanması, ara rejimlere zemin hazırlanması" denildiği zaman akla gelen ilk kişilerden birisi olmasına rağmen, şimdi bizi ara rejim oluşturmakla suçluyor, dinime dahleden bari müselman olsa.

*İktidarın gazeteciler üzerinde baskı oluşturduğu iddiaları varken, böyle bir gazeteciye yönelik basın toplantısı düzenlemek doğru mu?

Eğer iktidardaki insanların devlet adamlığı anlayışından kaynaklanan, iktidar sorumluluğundan kaynaklanan nezaketini onların zaafı olarak değerlendirirseniz yanılırsınız. Biz toleranslı olalım,  hazımlı olalım, ama biz kimsenin şamar oğlanı filan da değiliz.

*İktidarın en güçlü isimlerinden birisi olarak böyle bir basın toplantısı düzenleyerek Ertuğrul Özkök'e aba altından sopa mı gösterdiniz?

Asla. Ben Sayın Ertuğrul Özkök'e yönelik bir tehdit ifadesi asla kullanmadım. 28 Şubat sürecinde andıçlar, hazırlayanların imzasıyla gönderilirdi ve kime hitap ediliyorsa onun da adına gönderilirdi. Sonra andıçlardan isimleri kaldırdılar. 12 Eylül dönemi yargılanmamıştı bugüne kadar, bugün artık 12 Eylül artık soruşturulmaya başlandı. Günün birinde bu ülkede, eğer burası bir hukuk devletiyse 28 Şubat'ın da hesabı sorulacak. Ben de "28 Şubat'ın hesabı sorulduğu zaman acaba Sayın Özkök sıranın kendisine geleceğinden mi korkuyor" dedim.

*Bugüne kadar hiçbir savcı 28 Şubat'la ilgili bir dava açmadı. 

Bu tip davalarda vicdanınız mahkum edebilir, ama delil de önemli. Minareyi çalanlar genellikle kılıfını da hazırlar. 28 Şubat fiili bir askeri darbe olarak yapılmadı, hükümetin istifa ettirilmesi yazılı bir muhtıra ile olmamıştır. Belki birilerinin şikayet etmesi gerekiyor.

ADALETİN KİMYASI BOZUK

*Seçim beyannamesinde "ileri demokrasi" deniliyor, AK Parti'nin "ileri demokrasi"den anladığı nedir?

Biz eğer demokrat ve medeni dünyanın bir parçası olacaksak, bize yarım yamalak demokrasi yetmez, bize tam demokrasi lazım. Vesayet altında bir demokrasiden, halkın iradesi yansıyormuş gibi yapan bir demokrasiden gerçek demokrasiye geçmekten söz ediyoruz. Bizim cumhuriyetimiz demokratik bir cumhuriyetten ziyade bürokratik bir cumhuriyet görünümü veriyor. Statükocular, vesayetçiler bu konumlarını, statükolarını muhafaza etmek istiyorlar. Biz de "hayır kardeşim" diyoruz. Bize has, Türkiye'nin kendine özgü şartlarına göre bir demokrasi değil, AB ülkelerinin kavuşmuş olduğu demokratik standartlara ulaşmaya çalışıyoruz, bu da ileri demokrasidir.

*Bu ileri demokraside yargı- yürütme ilişkisi nasıl konumlandırılıyor?

Yargı millet iradesine dayalı bir yargı olacak.

*Yargı nasıl millet iradesine dayanacak?

Mahkemeler karar verirken Türk Milleti adına karar verir.  Özellikle yüksek yargı, bizim yargımız Türk Milleti'nin vicdanında yansıma bulmayan, ma'şeri vicdanı rahatsız eden onlarca karara imza atmıştır. Biz güven veren bir adaletten bahsediyoruz. Adalet, gecikmeyen adalet ve herkes için adalet.

*Zihniyet ile ilgili bir problem yok mu?

Adaletin kimyasında bir bozukluk var. Bu kimyanın düzeltilmesi gerekiyor. Bunun ilk basamağı HSYK idi. Binanın çatısından su akarken duvarlarını boyamanızın bir anlamı yok. HSYK demokratik bir yapıya kavuşturulmuştur. Kürsü hakimlerinin iradesinin de yansıyacağı bir yapı oluşturulmuştur. Yargıtay ve Danıştay, daire sayıları artırılarak takviye edilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin yapısı yeniden düzenlenmiştir.

*Yargıdaki  düzenlemeler "yandaş yargı" yaratmak için mi yapıldı?

Herkes şundan çok emin olmalıdır, AK Parti kendi arka bahçesi olacak bir yargı sistemine talip değil. Bizim böyle bir derdimiz yok. CHP'nin itirazı "Bizim arka bahçemizi niye ele geçiriyorsunuz" diyeydi. Biz , "Yargı ne CHP'nin arka bahçesi olsun ne de AK Parti'nin ön bahçesi olsun. Milletin mesire bahçesi, milletin adalet bahçesi olsun. Halkın bahçesi olsun" diyoruz. Bizim yargıda gerçekleştirmeye çalıştığımız budur.

BAŞKANLIK  SİSTEMİ TARTIŞILMALI

* Bu ileri demokrasinin arka planında başkanlık sistemi düşüncesi var mı?

Sayın Başbakan defalarca başkanlık sisteminin tartışılmasını istemiştir. Başkanlık sistemi tartışılmaz, tartışılması teklif dahi edilemez bir konu mudur? Bunu tabu haline getirmemeliyiz, bırakalım insanlar tartışsın. Bizim hazırlayacağımız anayasada esas eksen başkanlık sistemi olmayacak. Başkanlık sistemi tartışma konularından birisidir, ama AK Parti'nin öncelikli, olmazsa olmaz bir hedefi değildir.

KÜRT MESELESİNİ BDP'NİN ANLADIĞI GİBİ ANLAMIYORUZ

* Başbakan'ın "Kürt meselesi artık yoktur, benim Kürt vatandaşlarımın meseleleri vardır" demesi ile demokratik açılım sürecinin bittiği mi ilan edildi?

Birisi  çıkıp "Bağımsız Kürdistan oluncaya kadar kavgamız sürecek", bir başkası "Özerk Kürdistan olana kadar kavgamız sürecek" diyor. Biz Kürt meselesini BDP'nin anladığı gibi anlamak zorunda değiliz, zaten öyle de anlamıyoruz. Biz ilk günden beri "tek millet, tek vatan, tek devlet, tek bayrak" diyoruz. Başbakan Hakkari'de de bunu söylüyor, Trabzon'da da, Edirne'de de bunu söylüyor. Ana dilde eğitimin dışında Kürt vatandaşların her sorunu halledilmiştir. BDP'liler, KCK'lılar, PKK'lılar mutlu olsunlar diye biz bunları yapmıyoruz, halkımız buna layık olduğu için, demokratik olan bu olduğu için bunları yapıyoruz. Bugün eğer Doğu'da, Güneydoğu'da BDP'liler rahatlıkla çıkıp kendilerini ifade edebiliyorlarsa bu bizim getirdiğimiz demokratik ortamın bir sonucudur.

*YSK bir karar aldı, 3 gün Türkiye gerildi, demek ki halledilmeyen bir şey var, o ne?

Ben Türkiye'de oldum olası toprak bölünmesi olacağına inanmıyorum. Gönüllerdeki bölünme, kafalardaki çatlama çok daha vahimdir. Bu ülkede on yıllar boyunca yapılan bir tahribat var ve biz bu tahribatı tamir etmeye çalışıyoruz. (Bugün)

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler