YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Şimdi de Kürtçe ezan çıkardılar"
Başbakan Erdoğan, bir radyo programında soruları yanıtladı. Ezanın Kürtçe okunmasına sert çıkan Erdoğan"Şimdi de Kürtçe ezan çıkardılar. Dünyada böyle bir şey yok. Ezan evrenseldir."dedi.
"Şimdi de Kürtçe ezan çıkardılar"
09 Haziran 2011 / 15:30 Güncelleme: 09 Haziran 2011 / 15:59

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Şimdi bir de Kürtçe ezan çıkardılar. Hatta içlerinden, bağımsızlardan bir tanesi, 'Gerekirse bu camileri işgal edeceğiz, ele geçireceğiz' diye bir ifade kullandı. Kimsin sen ya, nereyi ele geçiriyorsun  Böyle bir yola tevessül ettiklerinde gereken cevabı kesinlikle alırlar. Bu işin hiç affı yoktur'' dedi.

Erdoğan, Kral FM'de Gezegen Mehmet'in, 150 yerel ve bölgesel televizyon ile 160 yerel, 12 ulusal radyo kanalında aynı anda yayımlanan programında soruları yanıtladı.

''Kılıçdaroğlu, 'AK Parti'nin ve Başbakanın rejim tehdidi olduğunu düşünüyor musunuz ' diye sorduğumda 'Böyle bir şey söz konusu değil' dedi. Ancak seçmen üzerinde böyle bir korku var. Bu korkuyu ortadan kaldırmak için bir çabanız olacak mı '' sorusunu yanıtlayan Erdoğan, ''Neyin çabası olsun. 8,5 yıldır hizmet veriyoruz, daha neyi söyleyeceğiz. Çaba diye bir şey yok. 8,5 yıl yaptıklarımızla zaten teminatız. 8,5 yılda ne yaptıysak biz oyuz. Bizden ne istiyorlar, daha ne '' dedi.

Başbakan Erdoğan, cuma namazı meselesinin çok önemli olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

''Şimdi tutuştular. Cuma namazında, Ulucami'de Diyarbakır'da farklı cuma namazı kılınıyor diye kampanya yapıyorlar. 'Burada devletin imamı var, devletin camisidir, burada gidip namaz kılmayacaksınız' diye tehdit ediyorlar. Başka yerde namaza duruyorlar, kendi imamlarıyla cuma namazı kılıyorlar. Cuma namazında birlik esastır. Cuma namazında asla ayrılık düşünülemez. Anadolu'muzda, köylerimizde mescitlerde cuma kılınmaz, kasabaya, ilçeye, kente inerler, oralarda kılarlar. Genel bir mesaj verilir cumada. Bunlar ise bu işe bir ayrılıkçılık getirmek suretiyle, kadın-erkek harman... Şimdi toparlamaya başladılar, bir kısmı tribünde, orada cuma namazı kılıyorlar.

Şimdi bir de Kürtçe ezan çıkardılar. Hatta içlerinden, bağımsızlardan bir tanesi 'Gerekirse bu camileri işgal edeceğiz, ele geçireceğiz' diye bir ifade kullandı. Kimsin sen ya, nereyi ele geçiriyorsun  Böyle bir yola tevessül ettiklerinde gereken cevabı kesinlikle alırlar. Bu işin hiç affı yoktur. Bir diğer adım Kürtçe ezan. Bu ülkede bunun uygulamasını CHP yapmıştır, 18 Temmuz 1932'de yaptı. 18 Temmuz 1932'de bu ülkede Türkçe ezan okudular, 18 yıl bu ülkede Türkçe ezan okundu, merhum Menderes'e gelene kadar. Üstat Necip Fazıl Kısakürek'e sorarlar, 'Kur'an Arapça mı ' diye. 'Kur'an Arapça değil, Kuran Rab'cedir' der. Yani, Allah'ın diliyle yazılmıştır. Aslına uygun olarak, Peygamberimizin sünnetine uygun ezan... Bunlar ne yaptı, kalkıp bunu Kürtçe okumaya yeltendi, aynen CHP zihniyeti gibi. Bizi 1932'ye götürmek istiyor, kim BDP. Ayıp, aynı zihniyet, değişen bir şey yok. Halbuki ezan evrenseldir. Dünyada böyle bir şey yok, hiçbir yerde böyle bir şey yok, olmaz. İngiltere'ye git aynıdır, Almanya'ya git aynıdır, nerede Müslüman varsa ezanı bu şekilde okur, 'Allahu Ekber' diye.''

İTTİFAK İDDİALARI

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''CHP, MHP ve BDP arasında ittifak olduğunu'' belirterek, ''Bizzat Eşbaşkan Hanım ile Elazığ İl Başkanı arasında geçen internet, bunların ses kayıtları vs hepsi tespit edildi. Bu tespitte 'CHP'nin kazanma şansı varsa CHP'yi destekleyelim. Yoksa MHP'ye destek verelim.' Kendi aralarında konuşuyorlar. Bu düşünce bu sefer inkara yönelmeye başladılar. Ama şu andaki tespitlerde de görüyoruz ki müşterek bir çalışmanın içerisine girmiş vaziyetteler'' dedi.

AK Parti'ye oy vermeyenlerin olacağının belirtilmesi üzerine Başbakan Erdoğan, ''Türkiye'de herkesin AK Parti'ye oy verme mecburiyeti yok. Herkesin kendi iradesi vardır. O milli iradesini istediği istikamette kullanacaktır ve hepsi de saygındır. Ama bu anlattıklarım farklı bir şeydir. 'Kürtlere savaş ilan etmiştir' ifadesi çok çok çirkin, yakışıksız bir yaklaşımdır. Asla böyle bir şey söz konusu değildir. Bir defa Kürtler, onlardan çok benim kardeşimdir ve onların hizmetkarı biz olduk, onlar olamadılar'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, ''Son zamanlarda BDP, CHP ve MHP arasında ittifak iddiası var. Onun dışında da MHP'lilerin şu iddiasına cevap vermediniz: 'AK Parti güzel çalışıyor, yol yapıyor, hastane yapıyor, Türkiye çok iyi yere doğru gidiyor ama PKK'ya taviz veriyor' diyorlar. PKK'lıların şehre inmesi ve söylemleri, MHP'li seçmenleri rahatsız ediyor'' ifadeleri üzerine, şunları söyledi:

''MHP'ye gönül vermiş kardeşlerime ben şunu söylüyorum; Bir defa biz bir hukuk devletinde yaşıyoruz. Hukuk devletinin içerisinde yürütmenin görevleri bellidir. Bunun yanında yargının görevleri vardır. Biz tabii, hukuk devletinin içerisinde yürütme olarak çerçeve ne ise bu çerçeve içerisinde hareket etmeye mecburuz. Şimdi kendileri bu ülkede 3,5 sene iktidarda bulundular. Ne yaptıkları ortada. Bizim de burada atılacak adımlarda her şeyi yoğun gerilim politikaları içerisinde değil... İşlerine geldiği zaman ne diyorlar  'Gerilimi AK Parti yapıyor'. Şimdi olayı çözerken gerilim yaratmadan çözmek de gerilim yaratarak çözmek de mümkün. Ama biz bunu en başarılı şekilde neticelendirmek, en az zayiatla neticelendirmek, bunun da gayreti içerisindeyiz. Güvenlik teşkilatlarımız bu noktada hiçbir dönemde olmadığı kadar şu anda birlik beraberlik içerisinde bu adımı atıyorlar. Buna benzer şeyler oluyor mu, oluyor. Siz şimdi bir anda olağanüstü açılan bir pankartı hemen görmeyebilirsin. Görüldüğü anda da buna tabii ki müdahale edilmesi gerekir. Bu da güvenlik güçlerimizini görevidir. Bunu bazı istisnalar dışında geneli itibariyle hep yapmışlardır, yapmaktadırlar.''

Bunun dışında yargının üzerine düşen görevler de bulunduğunu ve bunu genel olarak yerine getirdiğini ifade eden Erdoğan, ''Bunun 'PKK'ya müsaade' olarak dillendirilmesi yanlıştır. Bizim Meclis'te de söylediğimiz hep şu olmuştur: 'Çözüm için öneriniz ne ' Bize MHP bir öneri getirememiştir. 'Gelin şunu, şunu, şunu yapın' yok. 'Biz geldiğimizde bunu göreceksiniz.' Sizin geldiğinizi gördük zaten, böyle bir şey yok.''

''AÇIK AÇIK SÖYLÜYORLAR (AK PARTİ BURADA TEKRAR 5-0 OLMASIN)''

Erdoğan, ''CHP, MHP ve BDP arasında ittifak bulunduğu'' iddialarına ilişkin olarak da ''Dün ben Elazığ'daydım. Orada da yine dinledim. Ama daha önce zaten olay cereyan etti. Bizzat Eşbaşkan Hanım ile Elazığ İl Başkanı arasında geçen internet, bunların ses kayıtları vs hepsi tespit edildi. Bu tespitte 'CHP'nin kazanma şansı varsa CHP'yi destekleyelim. Yoksa MHP'ye destek verelim.' Kendi aralarında konuşuyorlar. Bu düşünce bu sefer inkara yönelmeye başladılar. Ama şu andaki tespitlerde de görüyoruz ki müşterek bir çalışmanın içerisine girmiş vaziyetteler. Çünkü açık açık söylüyorlar 'AK Parti burada tekrar 5-0 olmasın'' ifadelerini kullandı.

Başbakan Erdoğan, ''Diyelim ki seçimlere yeterli oyu alamadınız. CHP, MHP ve BDP koalisyonu mu bekliyor Türkiye'yi '' sorusuna karşılık ''Onu ben bilemiyorum. O sayı meselesi. Tabloyu görmeden bunları konuşmak çok çok yanlış'' dedi.

Bu durumun mümkün olup olamayacağına yönelik soruya da Erdoğan, ''Ben milletimin şu andaki teveccühünü kamuoyu araştırmalarında filan inşallah isabetli olacağını, çok iyi olacağını görüyorum'' yanıtını verdi.

''Sürekli koalisyonlar konusunda vatandaşları uyarıyorsunuz. Onun dışında muhaliflerin de 'biz de bunun içinde olalım' talepleri var'' ifadeleri üzerine Başbakan Erdoğan, tek parti iktidarları ile koalisyon hükümetlerinin başarısı arasında ciddi bir fark olduğunu söyledi.

İktidarı DSP-MHP-ANAP hükümetinden aldıklarını, bu koalisyonun milli geliri 230 milyar dolar olarak AK Parti'ye devrettiğini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

''Ama şu anda dikkat edin 740 milyar dolardayız. Nereden nereye çıktık  Milli gelir ekonomisini belirleyen adeta şu anda barometredir. Bu çok açık, net ortada. Şimdi neyin peşinde koşuyoruz  Başarının peşinde. Kişi başına milli gelir ne olacak, bunun peşinde mi koşuyoruz, yoksa bu ülke, dünya ülkeleri arasında tekrar 26. sıralara mı düşsün, bunu mu bekliyoruz  Şu anda 17. sıradayız. Bizim hedefimiz 10. sıraya çıkmak. En azından, ilk onun içerisinde yer almak. Bunu da başaralım istiyoruz.''

''CHP VE MHP SİVAS'IN DOĞUSUNA GEÇTİLER''

Başbakan Erdoğan, CHP ve MHP'nin Sivas'ın doğusuna gitmediklerini belirterek, ''Kaç yıldır bunu söyledim. İlk defa şimdi CHP de MHP de Sivas'ın doğusuna geçtiler. Bundan mutluyum. Demekki başardık bu işi'' dedi.

Demokratikleşmenin oralara da yayılmasını istediğini ifade eden Erdoğan, ''İleri demokrasi bu. Demokrasi mücadelesini 780 bin kilometrenin tamamında verelim'' diye konuştu.

Hakkari'ye 4. kez gitmesinin ve açılışlar yapmasının nedeni olduğunu dile getiren Erdoğan, şehre gittiğinde kepenklerin kapattırıldığını, ancak MHP'nin Diyarbakır'da sağlıklı bir miting yapabilmesi için kapattırılmadığını söyledi.

''Bu sağduyuya yönelik bir mesaj olabilir mi, yoksa bir destek mesajı mı '' şeklindeki soruya Erdoğan, ''Aynı şeyi niye AK Parti mitinginde yapmadılar  Daha önceki gidişimde Diyarbakır'da aynı şeyi niye yapmadılar  Niye belediye sokaklarda çöpleri bıraktı  Belediye, Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı geliyor, çöpleri almıyor, temizlemiyor'' yanıtını verdi.

Başbakan Erdoğan, ''MHP ile BDP'yi yan yana görmek bizim mantığımız biraz zorluyor'' ifadeleri üzerine, ''Siyasi rant her şeyi bir araya getiriyor. Bu, bir siyasi ranttır. Bayrak konusundaki hassasiyetimiz hiçbir parti de yok. CHP'ye gönül veren kardeşimin eline Türk bayrağı almaması mümkün mü  Değil. Ama sen kalkar da BDP'lilerle bir kapı arkası anlaşmayı yapar, onların eline CHP bayraklarını tutuşturursan, onlarla böyle bir anlaşmaya girersen, 'hadi bir Türk bayrağı ver eline' dediğin zaman Türk bayrağını BDP'li eline almaz. Bakın Hakkari mitinginde, elinde bir tane Türk bayrağı olan vatandaş yoktu, Kılıçdaroğlu onlara hitap etti. Olay, bu kadar açık, net ortada.''

Kılıçdaroğlu'nun, bayrak üzerinden siyaset yaptığını iddia ettiğinin anımsatılması üzerine Erdoğan, şunları söyledi:

''Bu bayrak hepimizin değil mi  Meydanlarda Türk bayrağı olmasın mı  Bunu mu istiyor Sayın Kılıçdaroğlu  Demek ki Sayın Kılıçdaroğlu da bunu savunuyor. Meydanları bugüne kadar Türk bayraklarıyla her siyasi seçimlerde, mitinglerde süslemişizdir. Onun olmadığı miting mi oldu, bugüne kadar  'Onun üzerinden siyaset yapıyor' diyeceğine, 'burada bir yanlışımız, bir eksiğimiz var. Bunu gözden kaçırdık' diyebilirdi. Ama tabii asıl kapı arkasında verdiği sözü yerine getiriyor. Çünkü onların eline Türk bayrağını tutuşturamazdı. 'Belediyenin kapısında Türk bayrağı olsun mu, olmasın mı' tartışmasını yapan zihniyetle siz masaya oturursanız bu duruma gelirsiniz. CHP ne yazık ki Hakkari'de bunu yapmıştır, bu açığı vermiştir. Ama Batı'ya gittiği zaman farklı konuşur, Ardahan'a gittiği zaman farklı konuşur. CHP budur''

AA

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler